Yrd.Doç.Dr.Lütfi SEZEN - Blogcu

 

200'e yakın Erzurumlu şair, 100 civarında seçme Erzurum şiiri ve sadece kendi konusunda çalışan bir web sitesi. Öneri ve eleştirilerinizle çalışmamızda yer alması gerekenleri bize ulaştırmanızı temenni ediyoruz. Her şey kültürümüz için

Yani :

 

" HEPÎMÎZ BÎR TÜRKÜYÜZ"

 

Not: Şairler-Karma kısmında, hakkında fazla bir bilgiye ulaşamadığımız şâirler mevcut.

 

Bütün Hakları Saklıdır

Copyright © 2006 şahinkaçar

 

* Sitemizdeki eserlerin yayın hakkı ve sorumluluğu şair ve yazarların kendisine aittir.


**********

 

Sitemizde Neler Var?

» Ana Sayfa
» Erzurumlu Âşıklar
» Erzurumlu Şairler
» Erzurum Şiirleri
» Erzurumlu Şairler-Karma

 


 

Kaynaklar:

-Erzurum Şairleri

Hasan Ali KASIR,
-Geleneksel Türkiye Aşıklar Yarışması,Erz. Halk Ozanları Kült. Derneği Yay: 1,
-İran Türk Ed. Antolojisi 2, Yard. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI,
-Resimli Türk Edebiyatı Tarihi 2, Nihad Sami BANARLI,
-Erzurum Töresi Dergisi, Sayı: 1-2,
-Yenileşme Dönemi Türk Şiiri Ve Antolojisi, Prof.Dr. Şerif AKTAŞ,
-Aşıklık Geleneği Ve Aşık Edebiyatı, Erman ARTUN,
-Erzurum'un Manevî Mimarları,M.Sıtkı ARAS,
-Son Asır Türk Şairleri 1,2,3, Mahmud Kemal İNAL,MEB,İst.1969,
-Erzurum Türküleri, Nabi BELEKOĞLU,
-antoloji.com ve erzurumlu.net ve ihya.org adlı web siteleri,
-Cumhuriyet'in 75.Yılında Erzurum adlı yıllık,
-Erzurum Türküleri Ve Nazariyatı, Kenan TUNA, Ankara,
-Tanzimat Dön. Türk Ed. Antolojisi,Şemsettin KUTLU,İst.,1981,
-Aşık Yaşar Reyhani, Basılmamış Tez, Cavit ÇOLAK,


 

 

ERZURUMLU ŞAİRLER-DERLEME

 

Not:

 

Bu kısımda

 

biyografi ve eserlerine fazlaca ulaşamadığımız şairlerimizi aldık.

 

 

1330 – 1914   HARBİ BAŞINDA İSLAMLAR’IN HALİ

 

Ey ağalar size tarif eyleyim:

Pek perişan oldu hali İslam’ın

Derdim çoktur, hangi birin söyleyim,

Küffar’a pay oldu, mali İslam’ın.

 

Kiminin dağıldı dolu bohçası,

Kiminin virandır gülşan bahçası,

İşlenmez gümüşü, altın akçası,

İncisi, mercanı, la’li İslam’ın.

 

Urus’un zulümü ol Arşa yetti,

Ermeni’yi azdırdı, kılavuz etti,

Çok İslam kırıldı, talandı, gitti,

Yağmalanan kilim, halı İslam’ın.

 

Belli ki bizimdir, her külli kusur,

Şeriat olmuştur yerlerde hasır,

İslamlar, Küffar’ın elinde esir,

Kayd ü bend bağlıdır kolu İslam’ın.

 

Yetiş bu imdada Ali – Murtaza,

Küffar’ın elinden çok çektik ceza,

Şefaat kılıcı Muhammed bize,

Doğrudur erkanı, yolu İslam’ın.

 

Bazı ah çekende, artar kederim,

Kimi der: kardaşım, kimi pederim’

Ben bir edna YETİM, yoktur medarım,

Arkası Mevla’dır, dalı İslam’ın.  

 

Şenkayalı Aşık Hasan YETİMOĞLU

 

Kaynak : Fahrettin KIRZIOĞLU; Şenkaya’nın En Yaşlı Halk Şairi Hasan Yetimoğlu;

   Türk Folklor Araştırmaları Dergisi; Nu : 270; Cilt : 13;

               Halk Matbaası; İstanbul, 1972; s. 6190-6191.  

 

DUMLU

Pek haşmetli kurulmuşsun,
Taşmış taşmış durulmuşsun,
Sen de hakka vurulmuşsun,
Nazlı nazlı akan Dumlu.

Koşup gidersin akçaya,
Bazan atlı bazan yaya,
Buzlu sular saya saya.
Gizli gizli akan Dumlu.

Kevserin saf suyu sende,
Türkün asil huyu sende,
En güzel, en iyi sende,
Hızlı hızlı akan Dumlu.

Şeref dolu adın senin,
Dillerdedir yâdın senin.
Baldan üstün tadın senin.
Buzlu buzlu akan Dumlu.

YANIK her gün seni anar.
Kara bağrı durmaz kanar,
Gurbet elden selam sunar,
Der hasretin yaman dumlu

Erzurumlu YANIK

 

LEYLA İLE MECNUN *

 

----------

 

Bu bir efsane ki yıllarca avutmuş güzeli,

İçe bir katre düşen sevgiyi sezdik sezeli

Gönül aldanmada ruhun tutuşan busesine

----------

 

O ses akseyleyerek (Tur’daki TEVRAT) sesine

Beni bir kul gibi görsen diye yalvardığı gün

 

Dedi: Mecnun bana, Rabbim gibi Sina’da görün.

Ve nazar eyle ki, dolsun bu saadetle içim.

 

Böyle divane dolaştıkça perişan ve hiç'im.

Nerdedir Meryem’i, İsa’yı saran sırlı nefes?

Nerde Musa’yı bayıltan o tecellideki ses,

Beni küfrüm ile mizana vurup hâk etsin.

 

 Bu kader, başladığından daha korkunç; yetsin,

 Diye bir hayli konuşmuştu Kays hatifle,

----------

 

Sen de kulsun, eğer alnında yazıldıysa çile

O mukadder çekilir, emri ilahim uludur,

 

Bunu tebliğe edilmişti Davut, memur.

Dedi bir vahy ile gizlendi çıkıp arşa Hüdâ

 

Bu sesin geçtiği yerden doğarak aksi seda

Çöle baştan başa bir sır gibi doğruldu dönüp,

 

Bu tecelli ile nurdan ona Leyla görünüp,

Dedi bahtın karadır saçlarımın rengi kadar,

 

Bu firakın, öbür alemde uzun vuslatı var.

Hüzınü sardıkça geçer hasretin içten kokusu

 

Ruhu söyler, yüze her çehrenin aksettiği su.

Bir teveccüh ederek Habil’e rahman gemide,

 

Geçecek toprağa ram etmedi mi Adem’i de.

Kudretin hükmüne cennetteki bir elma dalı.

 

Buna bir başka misaldir şu Zeliha masalı

Zemzemi KEVSER edip Bağ-ı iremden geçiren,

 

Aşk-ı memnu yerine meyve-i tubayı veren,

Kudretullah’a sığın ki, bu karar Rabbin(in)’dir.

 

Dedi: Bir sır gibi kayboldu güzeller güzeli,

Levh-i mahfuz denilen emri ilahi ezeli

 

Nice Leyla ile Mecnun’u çamurdan yaratıp,

Dedi: (Kevn) eylediğin varlığı bilsin mahbup.

 

Kapanıp (Kabe) de Miraç yolunun mermerine,

Bir avuç ömrü takup, gözlerinin son ferine.

 

Arş-ı alaya uzandıkça o aşkın piri

Adem oğlundan alup iğreti şeytan, sihiri.

 

Etti insan denilen ilk kula tekrar oyunu,

Bir tutam buğdaya, cennetle değiştirdi onu·

 

Bu masal böyle asırlarla geçerken nesile.

Nice sultanları bir kul gibi ram etti dile.

 

Ne vefa etti cihanın o azım saltanatı,

Ne o (Belkis )daki satvet, ne Süleyman tahtı.

 

Gemirüp kalbini ömrünce bu derdin kurdu,

Ona bir hayli (Fuzuli) de giriftar oldu.

 

Yazdı yıllarca döküp fer, o fisun alemini

Geçti, Leyla ile Mecnun’daki vuslat demini

 

Ve bu efsane de miras gibi devretti dönüp,

İblisi, sırtının üstündeki posttan geçirip,

 

Ne o aşık, ne de aşktan bir eser kalmadı hiç.

Sevenin hep sevmeyeni etmede linç.

 

Bu zaman öyle ki; Mecnun denilen sevgili (Bed),

Çünkü (LEYLA) diye her gördüğümüz kul afet....

 

Cemil Cahit KOTAN

 

* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:74-75

 

================================

 

ERZURUM’DA ÇAYHÂNE *

 

Güzel yurt Erzurum’da, Erzincan Çarşısı’nda,

Şirin bir çayhanedir, dükkânlar karşısında

 

Basamakla çıkılır, çift kapudan geçilir

Tertemiz bardaklarda taze çaylar içilir

İlhan usta demlerse değişir zevki çayın,

Öyle bir tılsım var ki içileni saymayın.

 

Kahve sahibi bile günde kırk bardak içer

Çayların sihri ile insan kendinden geçer

 

Ne kadar lezzetli ki, doyum olmaz tadına,

Benzer Şark’ın can yakan, sıcacık kadınına

Kimi kıtlama ister, kimi şekerli sever

Teklif yoktur burada, herkes keyfince içer.

 

Plaktan yükselirken memleketin havası,

Dilden dile dolaşır, zaferin hatırası.

 

Tazelenir muttasıl çayların sıcak demi

 Diyarın garipleri düşünür gurbet éli

 

Nasıl meftunsa millet DADAŞ’ların barına

 İşte öyle doyulmaz Erzurum’un çayına.

 

H.Şinasi

 

* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:80

 

 

ERZURUM’U GEZERKEN

 

Yıpranmış çehresinde asırların izi var,

Çökmüş harabelerle, dile gelse bu diyor.

 

Bize neler anlatır, burada olup bitenden

Çürümüş bir iskelet ayrılır gibi tenden.

 

Zamanın kahredici pençesinde yıpranmış,

Her adımda bir eser, içinden sönüp yanmış

 

Eski kubbeler ile bu gün hâlâ yaşıyor,

Ölmez Türk sanatının şerefini taşıyor.

 

Şimdi bu eserlerin önlerinde duralım,

Titizlikle işlenen Türk işine bakalım.

 

Çifte Minareler’e takılıyor gözümüz,

Burada bizim olan, bu bizim özümüz.

 

Sanatın harikası yeşil çinide bile,

Maziden akislerle, sanki geliyor dile.

 

Burda mermer yerine işlenmiş yeşil çini,

Görenlerin her zaman aydınlatır içini.

 

Çöken hamamlarının kurnasında, tasında,

Yosun tutmuş duvarlar, buğulanır pasında.

 

Mecal kalmamış artık şadırvan ortasında,

Eriyerek dökülmüş zamanın potasında.

 

Camilerin içinde saklıdır hatıralar,

Sanki kulağımızda, onların sesleri var.

 

Bu anda, kafanızda binbir macera yaşar,

Bu ölmez hatıralar, benliğinizden taşar.

 

Ey bu mısralarımı okuyan Türk gençliği,

Anlatılmakla bitmez, Türk’ün sanat benliği.

 

Bu kudretin önünde saygıyla eğilelim,

Bu ölmez eserleri korumayı bilelim.

 

Kemal ÇORUH

 

* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:78

 

 

ERZURUMDA KIŞ

 

Don, kar, soğuk, bu beldede hiç bitmiyor hızı,

Kış günlerinde Erzurum, ev yoksa bir sızı.

 

Şark’ın çan sesli zangası başta bu ildedir.

Bahçe, çiçek tahassürü, her günkü dildedir.

 

Bambaşkadır bu bölgede mevsim dönüşleri,

Ne hoş Palandöken’in de kar örtünüşleri.

 

Tek renge gözler usanmış, aylar beyazdadır,

Uzunca bir yaza kalpler, her dem niyazdadır.

 

Etrafta bir sınır çizen tarihi kapular,

Bir anda şehri süsleyen, muhteşem yapılar.

 

Evlerde zevk, semaverin safalı tütmesi,

Çaylar gider, alışılmış, kışın üşütmesi.

 

Kış ortasında fırtına, hem olmasın tipi

Dayanılmaz, insan değil, donduruyor jipi.

 

Kaytan bıyık, kara kaşlı haber diyor dadaş,

Bir yolcu var, dokunmasın, yol ver, hey arkadaş,

 

Unutulmaz bu bölgenin başta Dadaş Barı,

Elmas, gece yaşatırsa Erzurum’un karı.

 

Dr. Fazıl Güven

 

YAYLA ÇOÇUKLARlYIZ

 

 

Kökümüz Doğu’dadır. Yayla çocuklarıyız.

Onurunu taç yapmış bir ulusun arıyız.

Vatan sınırlarının çelik hisarlarıyız,

Yayla çocuklarıyız, yayla çocuklarıyız

 

Yayla yeli füsunkâr, babarı eşsiz olur,

Kuzu anasız, belki, yavru kardeşsiz olur,

Sarp yamaçlar ardında ümit güneşsiz olur,

Lakin, imanı sağlam yayla çocuklarıyız.

 

Gönlümüzde yavuklu, gözümüzde VATAN var

Ceddimizde: tarihler, asırlar yaratan var,  

Toprağımız altında ,toprak için yatan var.

Biz bu yurda kul olan yayla çocuklarıyız.

 

Neriman ALTUĞ

 

* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:79

 

 

 

ATTILAR
 
GIŞ BİREZ UZANDİ BENDE DİRENDİM,
EYMEGE ZAM GELMİŞ ÇOH SİNİRLENDİM
AÇ GARIN ESNEDİM ÇOH SİNEKLENDİM
BİR HAMURLUH UN YOH EVDEN ATTILAR
 
CİGARA İSTETDİ GALAĞAN SARDIH
ENFLASYON ÇOH YÜKSEK ATEŞSİZ YANDIH
UŞAH SÜT İSTEDİ EŞŞEGİ SAĞDIH
ABES GARŞİLENDİ KÖYDEN ATDİLER
 
NİYET ETTIH ŞEHERE GİDAH
ARABA BOZULDİ DEDIH YÜRİYAH
TRAFİK RASTLADİ BUNA NE DİYAH
KASGOMUZ YOĞUMUŞ YOLDAN ATTILAR
 
O GÜN ÇOH DOLAŞTIM ÇOHDA ACIHTIM
BEŞ GURUŞ PARAM YOH CEKETİ SATTIM
BİR PARKIN İÇİNDE UZANDIM YATTIM
DEMEK HORLAMIŞAM PARKTAN ATTILAR
 
OKULA GETTIH AZ ADAM OLAH
KRAVAT TAHTIH ÇOH RÜŞVET ALAH
HALILAR SERDIH BİR İŞE GİRAH
YALAĞAN DEDİ ORDAN ATTILAR
 
ASKERE GETTIHKİ TAM ADAM OLAH
KOMUTAN SAĞ DEDİ BEN ATTIM SOLAH