RZURUMLU
ŞAİRLER-DERLEME
|
Not:
Bu kısımda
biyografi ve eserlerine fazlaca
ulaşamadığımız
şairlerimizi aldık.
|
1330 – 1914 HARBİ BAŞINDA İSLAMLAR’IN HALİ
Ey ağalar size tarif eyleyim:
Pek perişan oldu hali İslam’ın
Derdim çoktur, hangi birin söyleyim,
Küffar’a pay oldu, mali İslam’ın.
Kiminin dağıldı dolu bohçası,
Kiminin virandır gülşan bahçası,
İşlenmez gümüşü, altın akçası,
İncisi, mercanı, la’li İslam’ın.
Urus’un zulümü ol Arşa yetti,
Ermeni’yi azdırdı, kılavuz etti,
Çok İslam kırıldı, talandı, gitti,
Yağmalanan kilim, halı İslam’ın.
Belli ki bizimdir, her külli kusur,
Şeriat olmuştur yerlerde hasır,
İslamlar, Küffar’ın elinde esir,
Kayd ü bend bağlıdır kolu İslam’ın.
Yetiş bu imdada Ali – Murtaza,
Küffar’ın elinden çok çektik ceza,
Şefaat kılıcı Muhammed bize,
Doğrudur erkanı, yolu İslam’ın.
Bazı ah çekende, artar kederim,
Kimi der: kardaşım, kimi pederim’
Ben bir edna YETİM, yoktur medarım,
Arkası Mevla’dır, dalı İslam’ın.
Şenkayalı Aşık Hasan YETİMOĞLU
Kaynak :
Fahrettin KIRZIOĞLU; Şenkaya’nın En Yaşlı Halk Şairi Hasan Yetimoğlu;
Türk Folklor Araştırmaları Dergisi; Nu : 270;
Cilt : 13;
Halk Matbaası; İstanbul, 1972; s.
6190-6191.
DUMLU
Pek haşmetli kurulmuşsun,
Taşmış taşmış durulmuşsun,
Sen de hakka vurulmuşsun,
Nazlı nazlı akan Dumlu.
Koşup gidersin akçaya,
Bazan atlı bazan yaya,
Buzlu sular saya saya.
Gizli gizli akan Dumlu.
Kevserin saf suyu sende,
Türkün asil huyu sende,
En güzel, en iyi sende,
Hızlı hızlı akan Dumlu.
Şeref dolu adın senin,
Dillerdedir yâdın senin.
Baldan üstün tadın senin.
Buzlu buzlu akan Dumlu.
YANIK her gün seni anar.
Kara bağrı durmaz kanar,
Gurbet elden selam sunar,
Der hasretin yaman dumlu
Erzurumlu YANIK
LEYLA İLE MECNUN *
----------
Bu bir efsane ki yıllarca avutmuş güzeli,
İçe bir katre düşen sevgiyi sezdik sezeli
Gönül aldanmada ruhun tutuşan busesine
----------
O ses akseyleyerek (Tur’daki TEVRAT) sesine
Beni
bir
kul gibi görsen diye yalvardığı gün
Dedi: Mecnun bana, Rabbim gibi Sina’da görün.
Ve nazar eyle ki, dolsun bu saadetle içim.
Böyle
divane dolaştıkça perişan ve hiç'im.
Nerdedir Meryem’i, İsa’yı
saran
sırlı nefes?
Nerde Musa’yı bayıltan o tecellideki ses,
Beni küfrüm ile mizana vurup hâk etsin.
Bu kader, başladığından daha korkunç; yetsin,
Diye bir hayli konuşmuştu Kays hatifle,
----------
Sen de kulsun, eğer alnında yazıldıysa çile
O mukadder çekilir, emri ilahim uludur,
Bunu tebliğe edilmişti Davut, memur.
Dedi bir vahy ile gizlendi çıkıp arşa Hüdâ
Bu sesin geçtiği yerden doğarak aksi seda
Çöle baştan başa bir sır gibi doğruldu dönüp,
Bu tecelli ile nurdan ona Leyla görünüp,
Dedi bahtın karadır saçlarımın rengi kadar,
Bu firakın,
öbür
alemde uzun vuslatı var.
Hüzınü sardıkça geçer hasretin içten kokusu
Ruhu söyler, yüze her çehrenin aksettiği su.
Bir teveccüh ederek Habil’e rahman gemide,
Geçecek
toprağa ram etmedi mi Adem’i de.
Kudretin hükmüne cennetteki bir elma dalı.
Buna bir başka misaldir şu Zeliha masalı
Zemzemi KEVSER edip Bağ-ı iremden geçiren,
Aşk-ı memnu yerine meyve-i tubayı veren,
Kudretullah’a sığın ki, bu karar Rabbin(in)’dir.
Dedi: Bir
sır
gibi kayboldu güzeller güzeli,
Levh-i mahfuz denilen
emri
ilahi
ezeli
Nice Leyla ile Mecnun’u çamurdan yaratıp,
Dedi: (Kevn) eylediğin varlığı bilsin mahbup.
Kapanıp (Kabe) de Miraç yolunun mermerine,
Bir avuç
ömrü
takup, gözlerinin son ferine.
Arş-ı alaya uzandıkça o aşkın piri
Adem
oğlundan alup iğreti şeytan,
sihiri.
Etti insan denilen ilk kula tekrar oyunu,
Bir tutam buğdaya, cennetle değiştirdi onu·
Bu masal böyle asırlarla
geçerken
nesile.
Nice sultanları bir kul gibi ram etti dile.
Ne vefa etti cihanın o azım saltanatı,
Ne o (Belkis )daki satvet, ne Süleyman tahtı.
Gemirüp kalbini ömrünce bu derdin kurdu,
Ona bir hayli (Fuzuli) de giriftar oldu.
Yazdı yıllarca döküp fer, o fisun alemini
Geçti, Leyla ile Mecnun’daki vuslat demini
Ve bu efsane de miras gibi devretti dönüp,
İblisi, sırtının üstündeki posttan geçirip,
Ne o aşık, ne de aşktan bir eser kalmadı hiç.
Sevenin hep sevmeyeni etmede linç.
Bu zaman öyle ki; Mecnun denilen sevgili (Bed),
Çünkü (LEYLA) diye her gördüğümüz kul afet....
Cemil Cahit
KOTAN
* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:74-75
================================
ERZURUM’DA ÇAYHÂNE *
Güzel yurt Erzurum’da, Erzincan Çarşısı’nda,
Şirin bir çayhanedir, dükkânlar karşısında
Basamakla çıkılır, çift kapudan geçilir
Tertemiz bardaklarda taze çaylar içilir
İlhan usta demlerse değişir zevki çayın,
Öyle bir tılsım var ki içileni saymayın.
Kahve sahibi bile günde kırk bardak içer
Çayların sihri ile insan kendinden geçer
Ne kadar lezzetli ki, doyum olmaz tadına,
Benzer Şark’ın can yakan, sıcacık kadınına
Kimi kıtlama ister, kimi şekerli sever
Teklif yoktur burada, herkes keyfince içer.
Plaktan yükselirken memleketin havası,
Dilden dile dolaşır, zaferin hatırası.
Tazelenir muttasıl çayların sıcak demi
Diyarın
garipleri düşünür gurbet éli
Nasıl meftunsa millet DADAŞ’ların barına
İşte
öyle doyulmaz Erzurum’un çayına.
H.Şinasi
* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:80
ERZURUM’U GEZERKEN
Yıpranmış
çehresinde
asırların izi
var,
Çökmüş harabelerle, dile gelse
bu diyor.
Bize neler anlatır,
burada
olup
bitenden
Çürümüş
bir iskelet
ayrılır
gibi tenden.
Zamanın kahredici pençesinde yıpranmış,
Her
adımda
bir eser,
içinden sönüp yanmış
Eski kubbeler ile
bu gün
hâlâ yaşıyor,
Ölmez Türk sanatının şerefini taşıyor.
Şimdi
bu eserlerin önlerinde
duralım,
Titizlikle işlenen
Türk
işine bakalım.
Çifte
Minareler’e takılıyor gözümüz,
Burada bizim olan,
bu
bizim
iç
özümüz.
Sanatın harikası yeşil
çinide
bile,
Maziden
akislerle, sanki
geliyor
dile.
Burda
mermer
yerine işlenmiş yeşil
çini,
Görenlerin her
zaman
aydınlatır içini.
Çöken hamamlarının
kurnasında, tasında,
Yosun
tutmuş
duvarlar,
buğulanır pasında.
Mecal kalmamış artık şadırvan ortasında,
Eriyerek dökülmüş zamanın
potasında.
Camilerin içinde saklıdır hatıralar,
Sanki kulağımızda, onların sesleri var.
Bu anda, kafanızda binbir
macera
yaşar,
Bu ölmez hatıralar, benliğinizden taşar.
Ey bu mısralarımı okuyan Türk gençliği,
Anlatılmakla bitmez,
Türk’ün
sanat
benliği.
Bu kudretin
önünde saygıyla eğilelim,
Bu
ölmez eserleri
korumayı
bilelim.
Kemal ÇORUH
* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:78
ERZURUMDA KIŞ
Don, kar, soğuk, bu beldede hiç bitmiyor hızı,
Kış
günlerinde Erzurum, ev yoksa bir sızı.
Şark’ın
çan sesli zangası başta
bu
ildedir.
Bahçe, çiçek tahassürü, her günkü dildedir.
Bambaşkadır
bu bölgede mevsim dönüşleri,
Ne
hoş Palandöken’in de kar örtünüşleri.
Tek renge gözler usanmış, aylar beyazdadır,
Uzunca bir yaza kalpler, her dem niyazdadır.
Etrafta bir sınır çizen tarihi kapular,
Bir anda şehri süsleyen, muhteşem yapılar.
Evlerde zevk, semaverin safalı tütmesi,
Çaylar gider, alışılmış, kışın üşütmesi.
Kış
ortasında fırtına, hem olmasın tipi
Dayanılmaz, insan değil, donduruyor jipi.
Kaytan bıyık, kara kaşlı haber diyor dadaş,
Bir yolcu var, dokunmasın, yol ver, hey arkadaş,
Unutulmaz bu bölgenin başta Dadaş Barı,
Elmas, gece yaşatırsa Erzurum’un karı.
Dr.
Fazıl Güven
YAYLA ÇOÇUKLARlYIZ
Kökümüz
Doğu’dadır.
Yayla çocuklarıyız.
Onurunu
taç yapmış bir ulusun arıyız.
Vatan sınırlarının çelik hisarlarıyız,
Yayla çocuklarıyız, yayla çocuklarıyız
Yayla yeli füsunkâr, babarı eşsiz olur,
Kuzu anasız, belki, yavru
kardeşsiz
olur,
Sarp
yamaçlar
ardında
ümit güneşsiz olur,
Lakin,
imanı
sağlam yayla
çocuklarıyız.
Gönlümüzde yavuklu, gözümüzde VATAN
var
Ceddimizde:
tarihler,
asırlar
yaratan
var,
Toprağımız altında ,toprak için yatan
var.
Biz bu
yurda
kul olan yayla çocuklarıyız.
Neriman ALTUĞ
* Erzurum Vilayeti İhsan ÜNÜVAR İst.1954 a.g.s:79
ATTILAR
GIŞ BİREZ UZANDİ BENDE DİRENDİM,
EYMEGE ZAM GELMİŞ ÇOH SİNİRLENDİM
AÇ GARIN ESNEDİM ÇOH SİNEKLENDİM
BİR HAMURLUH UN YOH EVDEN ATTILAR
CİGARA İSTETDİ GALAĞAN SARDIH
ENFLASYON ÇOH YÜKSEK ATEŞSİZ YANDIH
UŞAH SÜT İSTEDİ EŞŞEGİ SAĞDIH
ABES GARŞİLENDİ KÖYDEN ATDİLER
NİYET ETTIH ŞEHERE GİDAH
ARABA BOZULDİ DEDIH YÜRİYAH
TRAFİK RASTLADİ BUNA NE DİYAH
KASGOMUZ YOĞUMUŞ YOLDAN ATTILAR
O GÜN ÇOH DOLAŞTIM ÇOHDA ACIHTIM
BEŞ GURUŞ PARAM YOH CEKETİ SATTIM
BİR PARKIN İÇİNDE UZANDIM YATTIM
DEMEK HORLAMIŞAM PARKTAN ATTILAR
OKULA GETTIH AZ ADAM OLAH
KRAVAT TAHTIH ÇOH RÜŞVET ALAH
HALILAR SERDIH BİR İŞE GİRAH
YALAĞAN DEDİ ORDAN ATTILAR
ASKERE GETTIHKİ TAM ADAM OLAH
KOMUTAN SAĞ DEDİ BEN ATTIM SOLAH