200'e yakın Erzurumlu şair, 100 civarında seçme Erzurum şiiri ve
sadece kendi
konusunda çalışan bir web sitesi. Öneri ve eleştirilerinizle çalışmamızda yer
alması gerekenleri bize ulaştırmanızı temenni ediyoruz. Her şey kültürümüz için
Yani :
" HEPÎMÎZ BÎR TÜRKÜYÜZ"
Not: Şairler-Karma kısmında, hakkında fazla bir bilgiye ulaşamadığımız
şâirler mevcut.
Hasan Ali KASIR,
-Geleneksel Türkiye Aşıklar Yarışması,Erz. Halk Ozanları Kült. Derneği Yay: 1,
-İran Türk Ed. Antolojisi 2, Yard. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI,
-Resimli Türk Edebiyatı Tarihi 2, Nihad Sami BANARLI,
-Erzurum Töresi Dergisi, Sayı: 1-2,
-Yenileşme Dönemi Türk Şiiri Ve Antolojisi, Prof.Dr. Şerif AKTAŞ,
-Aşıklık Geleneği Ve Aşık Edebiyatı, Erman ARTUN,
-Erzurum'un Manevî Mimarları,M.Sıtkı ARAS,
-Son Asır Türk Şairleri 1,2,3, Mahmud Kemal İNAL,MEB,İst.1969,
-Erzurum Türküleri, Nabi BELEKOĞLU,
-antoloji.com ve erzurumlu.net ve ihya.org adlı web siteleri,
-Cumhuriyet'in 75.Yılında Erzurum adlı yıllık,
-Erzurum Türküleri Ve Nazariyatı, Kenan TUNA, Ankara,
-Tanzimat Dön. Türk Ed. Antolojisi,Şemsettin KUTLU,İst.,1981,
-Aşık Yaşar Reyhani, Basılmamış Tez, Cavit ÇOLAK,
-
AYDIN Oğuzhan , ERZİNCAN’DA YAŞAYAN ÇAĞDAŞ
ÂŞIKLAR, BİTİRME TEZİ, ERZURUM–2006
ERZURUM ŞİİRLERİ
* Bu
sayfa, şair adlarına göre alfabetik olarak
düzenlenmiştir.
Erzurum
(Salim
AKÇA'ya)
Erzurum'un dağı duman gönlü hoş,
Seherlerde öter türlü çeşit kuş,
Yazı azdır tatlı serin olur kış,
Dua almış velilerden Erzurum,
Serhat şehir şehitlerle doludur,
Doğu illerinin bir tek gülüdür,
Hafızlar kuran okuyor camii doludur,
Binbir hatim okutuyor Erzurum,
Ramazanı güzel her gün vaazlar,
Vaaz coşmuş yaş döküyor hep gözler,
Bir ok gibi tesir eder o sözler,
Alimi çok dervişi bol Erzurum,
Manevi bir nazar vardır özünde,
Kışı soğuk sefa vardır yazında,
Abdurrahman Gazi yatar yüzünde,
Velilerin durağıdır Erzurum,
Palandöken Dumlu Baba çevresi,
Yüreğinde vardır düşman yaresi,
Türkiye'nin kilit nokta kalası,
Dağı taşı dolu asker Erzurum,
Ismarladım beni yazla kışına,
Gezme kardeş bu kem terin peşine,
Okudum destanın baksan yaşıma,
Gözüm ağlar gönül ağlar Erzurum,
Meftuni'den teşekkürler Salim'e
Sadık dostum vakıf olur halime,
Size karşı söz bilemem kelime,
İşte böyle dostum vardır Erzurum
Abdullah Odabaş / Meftunî
Erzurum da Bile Sen
Oltu çayı kızıl akıyor yine
Senden gidiyorum yar bilmiyorsun
Burası Erzurum yazında bile
Dağlarına yağar kar bilmiyorsun
Bulanık gururum şimdi paklaştı
Omuzlarım çöktü,saçlar aklaştı
Senden uzaklaştım ölüm yaklaştı
Gel artık zamanım dar bilmiyorsun
İçimde sensizlik bir volkan olmuş
Yanmak için ateş gerekmiyormuş
Bir kere aşık ol o yetiyormuş
Sensizken yüreğim har bilmiyorsun
Güneşim kayboldu,hadi sende bat
Kalbim delik deşik birde sen kanat
Ardından ağlayan ayvaya inat
Benim o hep gülen nar bilmiyorsun
Çile olmamalı senin sanatın
Ey bütün insanlık vurun kanatın
Bana merhem senin elin kanadın
Kapanmıyor yaram sar bilmiyorsun
İçimde dünyalar savaştı durdu
En son batı yanım doğuyu vurdu
Beynim şah,gözlerim kör sultan oldu
Yüreğim ortada çar bilmiyorsun
Bu kaçış kadere bile ters olur
Bu gidişten belki gönlüm ders alır
Bir gün acın biter bende hırs kalır
O gün bana güler zar bilmiyorsun
Ağlarken hep seni güldüren bendim
Bir sızın oldu mu dindiren bendim
Senin için beni öldüren bendim
İçimde bir umut var bilmiyorsun
Eğer ecel gelmez döner gelirsen
Eskisi gibiysen hala benimsen
Erzurum'a bahar olur sinersen
Burada oynanır bar bilmiyorsun
Abdülkadir Karaca
Erzurum'da Bir Çayhane Günlüğü
Külrengi, kırımızı ve sarı bir fırça
Gezinmiş gibidir; şimdi Erzurum
Çarşısı; pazarı, çayhaneleri...
Velhasıl sonbahar.. arkasında kar!
Yüreklerde çarpan, bir titrek hüzün
Ufuklara dalan gözlerde sevinç
Çaylara bulaşmış, bir avuç efkar! ..
Söylemesi ayıp, bir köşesinde
Her yüreğin; bir bilinmez sevda var..
Vilayete bakan çayhanede gün
Nerdeyse gençlerin elinde tutsak
Fikrin kırbacıyla dövülüp durur:
'..Niye müçtehit az, halbuki herkes
Hak bilir, yanılır… doğruyu bulur! .”
Çayı yudumlayan aksakallı can
Fikrin kırbacını sarar eline..
Gün'ü okşar, sarar, bağrına basar..
Gözleriyle toplar genç yürekleri
Bir buse kondurur titreyen An’a..
Bir çift söz mü, karanfil mi? ..bilinmez
Hediye ettiği, akla izan'a..
'Kanatlarda akan havayla uçmak
Bil ki kartalda da sinekte de var!
Ama bir sinekten bir kartala yol
Fezayı kat eden uzaklık kadar..”
Ufuklara dalan gözlerde sevinç..
Çaylara bulaşmış bir avuç efkâr! ..
Bir Sevda Ki
Şükrüne bin secdedir, Yarabbi; Erzurum’un
Bir bahar havasında, yeşil-beyaz halısı..
Kar ve çiçek yan yana; işte, ölüm ve hayat! ..
Ve gariptir, hepsinin topraktır sevdalısı...
Ahmet Tevfik Ozan
Erzurum
Dağında
erimez karların gördüm
Nice mert yiğit erlerin gördüm
Depreşti yine sana hasretim
Gözüm açtım Erzurum seni gördüm.
Abdurrahman Gazi'de okunur ezan
Sazının teline dokunur ozan
Azizye'de durduruldu ermeni kızan
Erzurum'dur kurtuluş destanı yazan.
Hasretin bağrımı yaktı kul eyledi
Dadaşlar Hakka yol eyledi
Abdurrahman Gazi, İbrahim Hakkı niceleri
Güzel Erzurum'a hal eyledi.
İlim kokar Çifte Minareli Medresen
Üç Kümbetler, Rüstem Paşa bedesten
Tarih yatar toprağında taşında
İçtin mi suyunu Kırk Çeşmenin başında.
Unuttum sanma Yakudiye seni
Lala Paşa,Ulu Cami cezbeder beni
Kalen Erzurum'un orta yeri
Özledim Erzurum özledim seni.
Alaaddin Taşkın
ERZURUM'DAN ÖZETLER
Bu gün kurtuluş ,günü,
Hepimiz ettik bayram,
Şu cesur Dadaşlara,
Dünya kalmıştır hayran.
Yediden yetmişine,
Düşmana göğüs gerdi,
Namus ve vatan için,
Nice şehitler verdi.
Gözü yıldı düşmanın,
Bu cesur dadaşlardan,
Kaçtı imdat istedi,
Gökte uçan kuşlardan
Eksik olmasın Dadaş,
Palandökenin kan,
Savaş harp oyunudur,
İşte meydanda Erzurum barı.
KAHRAMAN ERZURUM
Bu gün kurtuluş günü,
Her Türk bu günü bekler,
Erzurum'dan vereyim
Size kısa özetler.
Helal olsun Erzurum,
Sana verilen emek,
Atomu işittiniz.
Atom Erzurum demek..
Aşılmaz bir kaledir,
Şu dadaşla Erzurum,
Erzurum yaşadıkça
Tanrı vermiyecek zülüm .
Moskoflar hala tutar
O günkü kara yası,
Buna şahittir elbet
Erzurum tabyası..
Yırtmıştır Türk süngüsü
Makinalı ağları,
Dile gelse konuşsa
Palan döken dağları..
Çiğnemiş dadaş, geçmiş
Sivastopolla Batum,
Doksanüç fatihidir
Kahraman NENE HATUN.
Ali Temelli diyor
Sana ermez kelamlar,
Getirdik Sürmene'den
Size sevgi, selamlar..
Dünya tarihleri de
Hep Türkün hayranı,
Hepimize kutlu olsun
Bu kurtuluş bayramı..
Ali TEMELLİ (SÜRMENELİ HALK ŞAİRİ)
Dadaşın Türküsü
Bir türkü söyle bana,
Şu dadaş ellerinden.
Dadaş misali sert
Dadaş misali mert olsun.
Çınlasın kulaklarda,
Yüz değil bin yıl sonra
Öyle yürekten söyle ki,
Duymayan namert olsun…
Bir türkü söyle bana,
Şu karlı dağların doruğunda,
Kırmızı gülün demet demet olduğu
Yayla yolunda…
Dinlesin Palan seni,
Coşsun Aras sesinle,
Erisin buz tutan yürekler,
Senin “Mükerrem” nefesinle.
Halen daha göç göç olur yollar,
Humakuşu yine uçar başımda.
Ve halen daha ayakları yan basar
Sarhoşluk var dadaşımda.
Güzeller bezenmiş toya giderler,
Öyle bir güzellik ki akan su durur,
Dadaşımın yüzünde keskin hançerler,
Yiğitlik mührünü tarihe vurur.
Alp Aydın
PAZARYOLUM
Ey ana kucağı, ey Pazaryolu
Benliğini saran fistan gibisin
Zevk verir her yanın bereket dolu
Gönülden gönüle destan gibisin
Çoruh akar gider, serpilir suyu
Sen ona nisbetle, umman gibisin
Bıraktım gafleti, attım uykuyu
Kör geceme kandil, çıra gibisin
Anonim
OLTU TAŞI
Mücevherinin deterinde
Sayılıyor oltu taşı
Küpe tesbihi her yana
Yayılıyor oltu taşı
Dutlu Güllüceden gelir
İmalatcı onu alır
Pipo agızlık ondan olur
Oyuluyor oltu taşı
Camii yapmış gelip görsez
Sanatkara deyer versez
Vitirinde sazı sorsaz
Diyoliyor oltu taşı
Paha yok hükam taşına
Bak kolyanın nakışına
Eldeki yüzük kaşına
Koyuluyor oltu taşı
Hepsi oltu iş hanında
Merkez camisi yanında
PERVANİNİN destanında
Duyuluyor oltu taşı
Bir han köşesinde
kalmışım hasta
Gözlerim kapalı kulağım seste
Kendim gurbet ilde gönlüm heveste
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Erzurum dağları duman dildedir
Başım yastıktadır gözüm yoldadır
Aslı hayın yardır adam daldadır
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Erzurum dağları kardır geçilmez
Gizli sırlar her adama açılmaz
Ayrılık şerbeti zehir içilmez
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Felek sen mi kaldın bana gülecek
Akıttın göz yaşım kimler silecek
Kerem'e dediler Aslı'n gelecek
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Aşık Kerem
ERZURUM’UN KURTULUŞU
Vatanım, meskenim Erzurum İli,
Sizi tamir eden ellere kurban.
Mutlaka emretmiş büyükler dili,
Onların gezdiği yollara kurban.
Etrafın hisardır, dört kapın vardır,
Düşmanın sokmazsın, bu sana ardır,
Bilirim yardımcın Perverdigardır,
Süngünle hücum et, kollara kurban.
Palandöken, Dumlu etrafın almış,
Kahraman dadaşın düşmana dalmış,
Bu yurdun onlardan hediye kalmış,
Vatana can veren kullara kurban.
On iki Mart günü düşmanı sürdük,
Her yerde kavuştuk, leşini serdik,
Biz bir ateş, o kar, onu erittik,
Boğarak götüren sellere kurban.
Ölürüm ben vermem yurdumu her an,
Göğsümüz kabarmış, doludur iman,
Sererim düşmanı, her yer olur kan,
Gözümü çıkaran millere kurban.
Şark ili miftahı, kilidi sensin,
Kahraman Mehmetçik senle güvensin,
Biz senin evladın, sen bir ninesin,
Başında ağarmış kıllara kurban.
Püryana bir nüsha yazın, gönderin,
Yalnız kalmışım, gitsin kederim,
Orada sakindir peder, maderim,
Hısım akrabaya, ellere kurban.
Aşık Mansur
Kaynak : Saim SAKAOĞLU; Doğu Anadolu’daki
Mezalimin Aşık Edebiyatına Yansıması;
Türk Kültürü Dergisi; Kasım
1996; Sayı : 403; s. 682-683
HASANKALE'NİN
Muhteşem Kalesi göğe ser çekmiş
Çelikten her yanı Hasankale'nin
Etrafında yüce dağlar set çekmiş
Kudretten planı Hasankale'nin
İç Kale'de bülbülleri ötüşür
Ovasında türlü mahsul yetişir
Çiçek, çimen birbirine karışır
Hoş kokar Gülşanı Hasankale'nin
Güneyinde Kıble Dağı yükselir
Batısında Karga pazarı gelir
Kuzeyinde Hasan Dağı yükselir
Pasinler tabanı Hasankale'nin
Bahçeler yeşillik, tertemiz hava
Övmüş halk eylemiş Hazreti Mevla
Kaplıcaları var, her derde deva
Suyunda Lokman'ı Hasankale'nin.
Her yerde tanınır güreşten yana
Sahne olmuş nice çok pehlivana
Her yaz güreş başlar bütün her yana
Açıktır meydanı Hasankale'nin
Türkiye'de şampiyondu bir zaman
Çok pehlivan yola vurdu o meydan
Ethem, Bahşi, Mevlit, Muhis Pehlivan
Geçmişte arslanı Hasankale'nin
Şehit mezarıdır yeşilyamaçlar
Yapmış nice muhabere savaşlar
Osmanlı Devleti oradan başlar
Tarihte var şanı Hasankale'nin
Büyük Efe Muhammed Lütfi'si var
Tanınmış evliya, üleması var
Dünya tarihinde hülasası var
Öyküsü destanı Hasankale'nin
Ezelden meşhurdur bülbülü şaki
Şakir'in mescidi Zakir'e saki
Büyük Mütefekkir İBRAHİM HAKKI
Payidar Sultanı Hasankale'nin
Güzelim sedası turnanın teli
Aşkın rüzigarı, Aşık'ın seli
Bülbülü öğretmen Faruk KALELİ
Müzikte şöleni Hasankale'nin
Aşık ruhlu yoktur insanı gibi
Koca Şair NEF'Î destanı gibi
Yetişmiş bağrına GÜLHANİ gibi
Nice aşikanı Hasankale'nin
KALE SENSİN
Layıkın var methedeyim Kale senin
Baştan başa seyran ettim her yanın Kale senin
Minareler ser çekmiştir hâfızlar ezan okur
Her camide hoş okunur Kur'anın kale senin
Evliyalar dolaşmıştır yolların isbat eder
Şeyh meşaik doludur illerin isbat eder
Misafirperveri gördüm güllerin isbat eder
Hakkı İbrahim Hazreti sultanın Kale senin
Şifalı suların vardır derman olur yaraya
Bir kalem var Zakir Şakir ayak bastı oraya
Her bir yerden gelen şair şiir yazdı buraya
Çobanoğlu'ndan yadigar destanın Kale senin
Aşık Murat Çobanoğlu
Erzurum
Methiyesi
Sana canım kurban Dadaş diyarı,
Açıktır er meydanın Erzurum
Senin namın dağılmıştır dünyaya,
Şerefin, şöhretin, şanın Erzurum.
Yüce Palandöken almış yanını,
Herkes görmek ister aç arslanını.
Ilıca'da fabrikanın dumanı,
Önünde kalkandır Kanın Erzurum.
Gören var mı Erzurum'un dengini?
Dağlar kanımızdan almış rengini,
Yâd edelim doksan üçün cengini,
MoskofJarı boğdu kanın Erzurum.
Nene Hatun satır ile kavgada,
Tekbir nidaları döner havada.
Kan leşi kaldırdı Aziziye'de,
Şimdi belli bir nişanın Erzurum.
Dadaşları müpteladır savaşa,
Düşmanın bağrını yakar ateşe,
Hücum emri verdi, ol Muhtar Paşa,
Dili polat kumandanın Erzurum.
Bütün dünya seni görmek arzular,
Kan, ile yuğrulmuş, dağlar, yazılar.
Vatan için cenge girer gaziler,
Nurda yatar şehidanın Erzurum.
Dadaşların göğsü zincir, gümüştür,
Eli kanlı kılıç, yumruğu taştır.
Gözü şimşek, damarları ateştir.
Meşhur olur kahramanın Erzurum.
Alimlerin uygun ilmi Arapça,
Müminlerin, camide döner mihraba,
Abdürrahman Gazi, Nur Habip Baba,
Yatağısın evliyanın Erzurum.
Senin vasfın eder Erbabı diller,
Sende sürur duyar gamlı gönüller,
Yazın yaylalara çıkar güzeller,
Huri soylu nevcivanın Erzurum.
İlahi, dilerim senden niyazı,
Keremler kânısın, kabul et nazı,
Gösterme yurduma istila yüzü,
Serhaddıdır Türkiye'nin Erzurum.
Tanrı bu devranın etsin berkarar,
Dadaşlar beldesi bu eşsiz diyar,
Ben gitsem dünyadan kalsın yadigâr,
Ruhani'den bu destanın Erzurum.
Aşık Ruhani
VURGUNUM
Ne güzel toplantı, ne güzel alem
Pasinler'in seyranına vurgunu
Çekilir Ezanlar okunur kelam
Hem bayramı kurbanına vurgunum.
Sorsan bile dile gelir hem toprağı hem taşı
Erenlerin sofra açmış gözden dökmüşler yaşı
Akkoyunlu Uzun Hasan sende yapmış savaşı
Neşe ile alkışlanan başramına vurgunum
Alyanoğlu kadar çekip asla düşme sen yasa
Şakir Zakir Hakkı Sultan ellerinde bak asa
Destanım Kulüp Başkanı hem Hocamız Halis'e
Böyle gelip böyle geçen devranına vurgunum.
Aşık Rüstem Alyansoğlu-Selim Kars
HASANKALESİ
Ben aşıkım seni gördüm şad oldum
Yazdım bu destanı HASANKALESİ
İçime aşk doğdu hem abad oldum.
Bahşettim ünvanı HASANKALESİ
Asla tükenir mi aşıkın derdi
Şairler üstadı Nef'inin yurdu
Hakkı Sultan sende divanlar kurdu
Erenler meydanı HASANKALESİ
Seyrangâhtır her tarafı sefadır
Halkın halim suyun derde devadır.
Çermiklerin hastalara şifadır
Dertlerin Dermanı HASANKALESİ
Kerpiçler yer verecek ürperip devrilecek,
Oynatacak her mezar taşını bir zemberek,
Hayat silkip atacak şu ölüm denen yası
Ve raksa kalkacaktır Aziziye Tabyası...
Tarihin sinesinde yatmış, uzanmış şehir,
Temur Ağa Barı'nın uzun vakfesindedir.
iki davul gümbürtüsü onu yerden olacak
Dikliğine dik bağlar bile hayran kalacak!
Kalk Dumlu'dan aş artık, kalk Kop'a doğru şahlan
Ey kapaklanmış yatan toprak renkli küheylan.
Kimse bilmez durgunluk hızlanışa alamet
Bekleme kıyameti,malul gazi, kıyam et!
Toprak kümelerine baktıkça ey Erzurum;
Topraktan yoğrulan ilk ceddini anıyorum.
Bil ki, ilmi irfanı garpli olan bu başın;
Kanı bir Dadaşındır,yüreği bir Dadaşın.
Tek devadır bu yanan anlıma Kop'taki kar
Hislerim sürü sürü Pasin Ovasındalar.
ERZURUM
Minareler oynayıp kubbeler dursalar,
Kerpiçler yer verecek ürperip devrilecek,
Oynatacak her mezar taşını bir zemberek,
Hayat silkip atacak şu ölüm denen yası,
Ve raksa kalkacaktır Aziziye Tabyası.
Renkten merdivenlerle, tarhlarla Palandöken,
Bir mücessem tılsım, Allah'a doğru çeken
Bütün tarih boyunca ayakta duran şehir,
Temirağa Barı'nın uzun vakfesindedir.
İlk davul gümbürtüsü onu yerden alacak,
Dikliğine dik dağlar bile hayran kalacak.
Kalk (Dumlu'dan) aş artık, kalk Kop'a doğru
şahlan,
Ey kapaklanmış yatan toprak renkli küheylan.
Bilmezler bu durgunluğu, hızlanışa alamet,
Bekleme kıyameti, malûl gazi kıyam et.
Toprak kümelerine baktıkça ey Erzurum
Topraktan yoğrulan ilk ceddimi anıyorum.
Belki ilmi, irfanı garplı olan bu başın,
Kanı bir Dadaşındır, yüreği bir Dadaşın.
Tek devadır bu yanan alnıma Kop'taki kar,
Hislerim sürü sürü Pasin Ovası'ndalar.
Behçet Kemal Çağlar
ERZURUM TABYALARINDAN
Bir şimşek çakıyor, yine bir şimşek
Çakıyor Erzurum Tabyalarından!
Dizilmiş Nâmeler, Nineler tek tek
Bakıyor Erzurum Tabyalarından
Yediden yetmişe tek vücut, tek can;
Erzurum bir sevda, Erzurum vatan!
Taptaze bir yara gibi hep o kan,
Akıyor Erzurum Tabyalarından
Bu sevda bir sel ki teşnedir kine,
Bir kez kabardı mı sığmaz bendine..
Bu sevda yıllardır bizi kendine
Çekiyor Erzurum Tabyalarından
Ahmet Muhtar Paşa’m, al bizi yürüt!
Küffarın kökünü yeniden kurut!
Dün bugün misali hâlâ kan barut,
Kokuyor Erzurum Tabyalarından
Dadaşıma artık, ha ateş ha kar,
Burada savaşın adı “Kanlı bar”
Ovaya sis değil mücahit ruhlar
Çöküyor Erzurum Tabyalarından
Gökler alev alev yer bayrak bayrak
Ya şu ufuklara, şu dağlara bak
Bu gece dünyaya başka bir şafak
Söküyor Erzurum Tabyalarından
Bekir Sıtkı’m şaşma nice bir tarih!
Gündüzü bir tarih gece bir tarih;
Destanı sen değil koca bir tarih
Okuyor Erzurum Tabyalarından.”
Nice hastalara şifadır suyun.
Hikmeti Hûda bilinmez sırrın.
Her halinle her şeyinle güzelsin.
Evliya diyarı Pasinim benim.
Dayamışsın sırtını Hasan Baba'ya.
Kalp karargah olmuş Nazlı Baba'ya.
Sitemkar eylemiş Kerem sılaya.
Asfiya diyarı Pasinim benim.
İlmi irfani keşfidü cihan
Hakkı Hazretleri takdire şayan.
Şöhret'ten uzak Lütfi'ye güman.
Asfıya diyarı Pasinim benim.
Ne hikmetse doyum olmaz çayına
Araştırma konusudur beyine
Deli çermik şifa Köprüköy'ünde
Kaplıca diyarı Pasinim benim.
Lavaş ekmek damga vurmuş çağlara
Yabancılar hayran olur bağlara
Alabalık türkü olmuş ağlara
Dadaşlar diyarı Pasinim benim.
KARA KIŞI
Erzurum'un kışı ağır
Sobalar yanmaz sağır
Al eline boru bağır
Erzurum'un kara kışı
Ne kömür dayanır buna
Üşüyoruz dona dona
Tipi değil herhal bora
Erzurum'un kara kışı
Sokaklar kar çıkılmıyor
Buzlar kaya çözülmüyor
Saçaklardan uzanıyor
Erzurum'un kara kışı
Çıkılmaz dağa bayıra
Allah gamımı kayıra
Gelini kızdan ayıra
Erzurum'un kara kışı
Dokuz ay baca kürürler
Şaldan kurşaklar giyerler
Nineler pattik örerler
Erzurum'un kara kışı
Çekilmez oldu yaşamak
Çoğu der ki üçü sağnak
Keten köynek şalvara bak
Erzurum'un kara kışı
EKREM BAKIRCI
KOŞMA
Sabahtan uğradım
ben bir fidana
Dedim mahmur musun, dedi ki yok yok
Ak elleri boğum boğum kınalı
Dedim bayram mıdır, dedi ki yok yok
Dedim inci nedir, dedi dişimdir
Dedim kalem nedir, dedi kaşımdır
Dedim on beş nedir, dedi yaşımdır
Dedim daha var mı, dedi ki yok yok
Dedim Erzurum nen, dedi ilimdir
Dedim gider misin, dedi yolumdur
Dedim Emrah nedir, dedi kulumdur
Dedim satar mısın, söyledi yok yok
Erzurumlu Emrah
YAŞANAN GERÇEK BİR
ANI : ERMENİ MEZALİMİ
Yaşar ÜNAL
Ermeni mezalimini o dönemde bizzat yasayan babasından ve babaannesinden
dinleyen, dinlediği zulümü şiir haline getirip yazan rahmetli büyüğümüz edip,
yazar, avukat Fahrettin Gülseven'in anısına okurlarımıza sunuyorum.
Bu
şiir son zamanlarda Türk tarihini karalamaya çalışarak, yanlış yorum yapan
kişilere sert bir tokat olacaktır.
Büyükannem Makbule Hanım'la, kardeşleri Tevfik ve Şükrü Beyler
ve babam Sabri GÜLSEVEN' in ruhlarına ithaf olunur..
Büyükanne, niçin böyle ağlarsın,
Her 12 Martta yasa batarsın?
İşgal felaketini bana anlatsan,
Derdime derdinden bir nebze katsan
Ah! Ciğerparem, dur anlatayım
Başımdan geçeni bir bir sayayım:
İstila etmişti buraya Ruslar
Olmuştu dünya hepimize dar,
Gönüller elemli, gözler kan ağlar
Esaret zinciri dadaşı bağlar.
Bir soysuz, düşmana ihbarlar etti,
Kardeşim Şükrü' yü zindana itti.
Türkler hesabına casus dediler,
Şükrü'nün başını böyle yediler.
Asılmadan önce ne metin idi
"Suçum yoktur, Allah için bilé dedi.
O, baş verirken millet uğruna
Düşmedik asla ye'sin ağına.
Niçin duruyorsun, ne oldu sana?
Başladığın şeyi hep anlatsana
Gözüm kararıyor, içim yanıyor
Kalbim o günleri bugün sanıyor.
İşte yavrum çile bitmediğinden,
Düşmanlar yurdumdan gitmediğinden,
Tebessüm kayboldu gül yanaklarda,
Dumanlar kesildi tüm ocaklarda.
Ermeni'nin zumlu saymakla bitmez,
İçimizdeki kin zamanla sinmez.
Kordan bir kıvılcım göğsünde sakla,
İnsanlık durdukça zumlu unutma.
Şükrü'nün acısı dinmeden daha
Kardeşim Tevfik'i verdim toprağa.
Acının üstüne acılar geldi
Babanın durumu kalbimi deldi.
Ermeniler hapsetti, halkı camilerde
Kardeşim Tevfik kaldı Köseömerde.
Sabri dayısını bulayım derken,
Yakayı ele verdi, bir sabah erken.
Erkekler camiden nakledildiler
Osman Ağanın evinde hapsedildiler.
Burada başladı; zulüm, işkence,
Şehrin üstüne çökmüştü gece.
Her öğün muntazam dayak yediler,
Bir yudum suyu rüyalarda gördüler.
Sabri'nin ateşi kızgın kor idi;
Yediği her yumruk bu ateşte eridi.
Burada mukaddesat çiğneniyordu,
Türklük gururu inciniyordu.
Haksızlık karşısında susmadı Sabri'm
Bu işkencelerde korudu O'nu Rabbim.
Üç günün sonunda bir grup insan
Evden ayrılarak götürüldüler
Kavak kapısında öldürüldüler.
Tevfik'le Sabri de bu grup ile
Birlikte gitmişti Kavakkapıya
Kapadılar hepsini bir tek odaya
Çağrıldı dışarıya iki masum Türk
Pencereden gördüler: silahlar Türk'e dönük.
Akıbet geldi başa iki Türk şehit oldu,
Bu zulüm karşısında yürekler gamla doldu.
İki kişi daha gelsin demişler,
Barakadakiler yemin etmişler,
Çağrılan çıkmayınca başlamış yalım ateş,
Kahramanlıkta her Türk birbirine olmuş eş.
Yere kapaklanarak hücumdan korunmuşlar,
Bir ok gibi gerilip düşmanları vurmuşlar.
İlk hücumda alınmış düşman elinden silah,
Yardım etti onlara ancak Hazreti Allah.
Birkaç tüfek önünde derhal panik başladı,
Kurşunlar bitince de düşman taşla haşlandı.
Türkler bu hücumda birkaç şehit verdiler,
Hakkın divanına şan şerefle erdiler.
Of! İşte o gün, Tevfik; elde tüfek giderken
Bir düşman kurşunu ile bacağından vurulmuş,
Tabyaların dibinde yarasını silerken,
Sabri'me öğüt verip, O'nu bağrına basmış,
"Din için, millet için ölüm şereftir elbet,
Benim nöbetim bitti, nöbet sendedir elbet"
Diye Tevfik orada ruhunu teslim etmiş,
Sabri yolu şaşırıp ateşe doğru gitmiş,
Kurşun yağmuru altında yavrum çaresiz kalmış,
Bulduğu bir çukurda kendisini saklamış.
Ertesi gün ordumuz şehri düşmandan aldı,
Sabri'm ikindiye dek karlar altında kaldı.
Türk askeri Sabri'mi bulup eve getirdi,
Acıklı hikâyeyi bu suretle bitirdi.
Uzun tedavilere rağmen ayağı sakat kaldı,
Ümidim, dayanağım yalnız Sabri'm vardı.
Şimdi anladın mı neden ağlarım,
12 Martlarda yasa batarım..
Av. Fahrettin GÜLSEVEN
Kaynak : Palandöken Gazetesi Arşivi - Erzurum
KÖYCÜ KİM
İşte bir sevdanın garip yolcusu
KÖYCÜ vatan millet dilin adıdır
Cenub ü garp Kafkas Oltu Şurası
KÖYCÜ bayrak tutan kolun adıdır.
Şehidin kefeni göklerin süsü
Örtüde başlar onun öyküsü
Bağımsız bir devlet kurma arzusu
KÖYCÜ bayraktaki alın adıdır
Vatanı kurtarmak Türk-ün çabası
Avukat savcının fikir babası
Gelinin duvağı ,deseni, süsü
KÖYCÜ dava yazan elin adıdır
Öğretmenin tezi, Aşığın sazı
Hatırıma gelir bak bazı bazı
Bardız'ın meşhurdur kilimi, bezi
KÖYCÜ ilmik ilmik telin adıdır
Dağların çiçeği bahçenin gülü
Bir sevda pınarı bir ümit gölü
Baharın coşarken dağların seli
KÖYCÜ ilme giden yolun adıdır
Dağlarında aslan bağda gonca gül
Hastaya neşterle uzanan bir el
Tanımak istersen örtülüye gel
KÖYCÜ kovandaki balın adıdır
Oğlumun hayali benim sevdalım
Mevla'dan dileğim, tek arzu halim
Bu cennet vatanda, çulsuzum kelim
KÖYCÜ tutunacak dalın adıdır
Fahrettin IŞILDAK
Erzurum Gelini
Erzurum dedikleri
dümdüz bir ova.
Karlar beyaz kuş olmuş, dağları yuva
Anam, adın dilimde sessiz bir dua.
İncinirsin, elinden tutamıyorum.
Bu odalar bir tek senin mi kaderin?
Yüreğine dert olmuş bütün kederin.
Ne kadardı bu yaran, ne kadar derin?