Bu bölüm,dilin tanımı ile birlikte bir dilin ulus
yaşamındaki yerine ve dil kültür ilişkisi içinde
Türkçe’nin tarihi gelişimine kısaca bir bakışı
kapsamaktadır.
Filozof Konfüçyus’a sormuşlar;
“Sizi devletin en üst makamına getirseler,ne
yaparsınız?”
Konfüçyus;
‘’Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar,dili gözden
geçirmelerini isterdim’’, demiş.
Bu cevaba şaşıran insanlar;
‘’Sağlık,ekonomi,eğitim gibi sorunlar dururken neden
dil?’’ diye sormuşlar.
Konfüçyus;
“Bir ulus dilini doğru bilmiyor ve kullanmıyor,
kullanamıyorsa hiçbir kurum görevini yerine
getiremez!...
Hasta derdini,öğretmen dersini anlatamaz, sanık
koltuğunda oturan insan savunmasını yapamaz.
İnsanlar birbirlerini anlamayınca da kargaşa doğar.
Bunu önlemek için dili iyi öğretmeliyiz. Çünkü dil
insanlar arasında anlaşmayı sağlar.”
Konfüçyus’un bu sözlerini düşünüp değerlendirmek
lazım!
A- DİL NEDİR ? DİLİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?
Konfüçyus, dilin anlaşmayı sağlayan bir araç
olduğunu belirtmekte fakat biz anlaşmayı sağlayan
araçların hepsine birden DİL
diyemeyiz.
Mutluluk içten bir gülüşle anlatılabilir. Kızgınlık,
çatık kaşlarla ifade edilebilir fakat DİL,
konuşmanın ötesinde yazı ile anlaşmayı sağladığı
kadar geçmişi geleceğe de taşıyabildiği için samimi
bir gülüşle çatık bir kaştan ayrılmaktadır.
Kendi aramızda şifrelerle anlaşmayı sağlayabiliriz.
Bu tür bir anlaşma da dil değildir. Çünkü dilin
kendine özgü kuralları vardır. Dil nasıl doğmuş,
nerede doğmuştur ? Kuralları ne zaman kimler
tarafından belirlenmiştir ? Bu tür soruların
cevapları da hala kesin olarak bilinmiyor. Ancak
kesin olarak bilinen bir gerçek şu ki, dil insanla
birlikte var olmuştur.
İlk çağlarda taşları yontarak silah yapan insan,
günümüzde uzaya uydular göndermektedir. Çağlar
boyunca insanın gösterdiği gelişimi dil de kendi
kurallarını geliştirerek göstermiştir. Bu kurallara
bağlanarak gelişimini sürdüren ve sürdürmekte olan
DİL insan gibi YAŞAYAN CANLI BİR VARLIKTIR.
Dil öncelikle toplumları birleştirerek ulus (millet)
basamağına çıkartan ve bir ulusun kültürünü gelecek
nesillere taşıyan bir köprüdür.
Kısaca DİL ; yazı ve konuşma ile insanların
anlaşmasını sağlayan,ses işaretlerinden oluşan bir
SİSTEM dir.
DİLİN ÖZELLİKLERİ
Dil, ses işaretleriyle insanlar arasında karşılıklı
anlaşmayı sağlar.
Dil, toplumlara ulus (millet) olma bilincini
vererek, o ulusun kültürünü gelecek nesillere taşır.
Dilin, kendine ait kuralları vardır; dil bu kurallar
çerçevesinde gelişen canlı bir varlıktır.
B- DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ
Sabah erken kalktım sütü pişirdim
Sütün kaymağını yere taşırdım
Burçak tarlasında aklım şaşırdım
Ah ne yaman zormuş burçak yolması
Burçak tarlasında gelin olması
(Burçak Tarlası-anonim türkü)
Ana başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş
(Mani-anonim)
Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Dadaloğlu
Yukarıdaki dizeleri Türkleri hiç tanımayan, fakat
Türkçe bilen bir yabancıya okutsak; Türklerin
tarımla uğraştığını, kadınların tarlada çalıştığını,
annenin Türk kültürü içinde çok önemli bir yerinin
olduğunu belirterek, bir dönem padişahlıkla
yönetildiğini söyleyebilir bize. Okuduğu şiirlerden
bu sonuca ulaşması hiç de zor olmasa gerek.
Görülüyor ki, bir ulusun (millet) yaşam
biçimini,dünya görüşünü, yaşadığı toplumsal
çalkantılarını, özlemlerini gelenek ve göreneklerini
DİL aracalığıyla meydana getirilen eserlerden
öğrenebiliriz .
Bu da demektir ki ; DİL,TOPLUMUN
AYNASIDIR.TOPLUMLAR KÜLTÜRLERİNİ ANCAK DİL İLE
GELECEK NESİLLERE AKTARABİLİRLER.
C- DİLİN BİR ULUSUN (milletin) HAYATINDAKİ
YERİ ve ÖNEMİ
Yabancı bir ülkede olduğumuzu düşünelim ve
çevremizde de hiç anlamadığımız bir dille konuşan
yığınla insan olduğunu. Kesinlikle yalnız,
yapayalnız olduğunu düşünür herhalde insan. Hem de
öyle bir yalnızlık ki ! Etrafınızda yüzlerce insan
var fakat siz hiçbirisi ile konuşamıyor ve birisine
olsun derdinizi anlatamıyorsunuz. Konuşamıyor,
kendinizi ifade edemiyorsunuz. Sizi anlayabilecek
hiçbir kimse yok. Bu bir felakettir herhalde!
İşte önce insanı boşlukta asılı kalakalmış gibi bir
yalnızlıktan kurtaran ve gittikçe bir ulus (millet)
olma haline getiren DİL’ in özellikle de ANADİL in
önemi !
Anlaşılıyor ki ; toplumları ulus haline
getiren en önemli öğedir DİL.
Dil ile meydana getirdiğimiz
ninniler,şarkılar,türküler,fıkralar,masallar değil
midir bizi birbirimize bağlayan? Ve yine ;
‘’Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Gençliğim eyvah!...’’
diyen o hüzünlü sesi, DİL değil midir geçmişten bize
taşıyarak bizden de geleceğe götürecek olan ?
D- BAŞLICA DİL GRUPLARI ve TÜRKÇENİN DÜNYA
DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ (Kısaca Bakış)
Dünyada 3000’e yakın DİL olduğu bilinmekte. Bu
dillerin pek çoğunun da birbirine yakın,
benzerlikler taşımakta olduğu.
Örneklemek gerekirse ;
Türkçe-Kazakça-Özbekçe-Türkmence benzerliği gibi...
Hatta bu benzerliğin Almanca Fransızca-İngilizce ve
İtalyanca arasında da olduğu gözlemlenebilir.
Dil bilginleri, dillerin hangi özellikleriyle
birbirlerine benzediğini araştırmışlar ve bu
araştırmaların sonunda da dilleri ikiye ayırmışlar.
Yapı Bakımından Diller Köken Bakımından Diller
Şimdi YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ e
örnekle bakacak olursak ;
Örneğin; Türkçe ve İngilizce’de ayni anlama gelen
iki fiil çekimine bakalım.
TÜRKÇE İNGİLİZCE görmek to see
Şimdiki zamanda görüyor see
Di’li geçmiş zamanda gördü saw
Miş’li geçmiş zamanda görmüş seen
Türkçede GÖR kökü değişmedi sadece ek
aldı. İngilizce’de ise see kökü değişerek saw
ve seen şekline dönüştü.
- İngilizce’de olduğu gibi köklerden değişik
şekillere girerek sözcük türeten dillere
ÇEKİMLİ DİLLER
- Türkçe’de olduğu gibi köklere ekler
getirilerek sözcük türeten dillere ise
EKLEMELİ ya da BİTİŞKEN DİLLER
- Japonca’da olduğu gibi tek heceden oluşan
sözcüklerin cümle içinde yerini değiştirerek yeni
sözcükler türeten dillere ise TEK HECELİ
DİLLERdenilmektedir.
Yukarıdaki örneği, YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ in daha
iyi anlaşılması için verildiği malumunuzdur. Bu
örneğin amacını kısaca açıkladıktan sonra, Yapısına
Göre Dilleri sıralayabiliriz artık.
1-) YAPI BAKIMINDAN DİLLER
1-a) Çekimli Diller (İngilizce-Arapça vb.)
1-b) Eklemeli Diller (Türkçe vb.)
1-c) Tek Heceli Diller (Japonca vb)
Not : Türkçe’de ekler, sözcüğün sonuna geldiği için
Türkçe Son Eklemeli bir dildir.
2-) KÖKEN BAKIMINDAN DİLLER
Kardeşine benzediğini düşünenler olduğu gibi hiç
benzemediğini düşünenler varsa bile ağzının,gözünün
ya da saçının olsun, bir yerlerinin benzediğini
gizli gizli de olsa mutlaka düşünüyordur .
Örneğin; Ana Türkçe’den ayrılan Macarca ile bugünkü
dilimiz arasında benzerlikler çok azdır. Azeri
Türkçesi ile Türkiye Türkçesinin ortak özelliği çok
fazladır.
Yani Dünyada aynı kökten türeyen pek çok dil vardır.
Bu nedenle dil bilimciler köken bakımından da
dilleri sınıflandırmışlardır.
2-a) Sami Dil Ailesi
Hami-Sami-İbranice
2-b) Bantu Dil Ailesi
Afrika’nın güney bölgesinde ve Ümit Burnu çevresinde
konuşulan diller
2-c) Ural-Altay Dil Ailesi
Türkçe-Macarca vb.
2-d) Çin-Tibet Dilleri
2-e) Hint-Avrupa Dil Ailesi
İngilizce-İtalyanca-Fransızca vb.
Görüldüğü gibi ve sanırım anlaşıldığı üzere,Türkçe
son eklemeli bir dil olduğu gibi Ural-Altay Dil
Ailesinin de bir üyesidir:
E- TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHİ GELİŞİMİ (KISA BİR
BAKIŞLA)
Geçmişten günümüze,Türkçe pek çok aşamalardan
geçmiş,pek çok lehçelere ayrılmıştır. Bunun en
önemli nedeni ise Orta Asya Göçleridir.
Türklerin Orta Asya’da kullandıkları Türkçe, Eski
Türkçe’dir. Göktürk Yazıtları ve Uygurca’dan kalan
eserler bu döneme aittir.
Eski Türkçe bilinmeyen bir tarihten başlar ve
11.yy.a kadar sürer. 11.yüzyıldan sonra farklı
coğrafyalarda yaşayan Türkler arasında,Türkçe’nin
lehçelere ayrılmaya başladığı görülür. Bu döneme
‘’ORTA TÜRKÇE’’ denir. 11. yy’ dan 19. yy’ a kadar
devam eden bu dönemde Türkçe, Kuzey Doğu Türkçesi ve
Batı Türkçesi olarak ikiye ayrılır.
19. yy’ da ise Modern Türkçe (Yeni yazı dilleri
devresi) dediğimiz dönem başlar. Bu dönemlere de
topluca bakacak olursak ;
1- ESKİ TÜRKÇE
Göktürkçe
Uygurca
2- ORTA TÜRKÇE (11. yy – 19. yy)
a) Kuzey – Doğu Türkçesi
Kuzey = Kıpçakça
Doğu = Hakaniye (11. yy – 15. yy) – Çağatayca (15.
yy)
b) Batı Türkçesi
Azeri Türkçesi (Azerice)
Anadolu Türkçesi (Oğuzca-Osmanlıca –13. yy – 20. yy
)
Türkiye Türkçesi (20. yy)
NOT : Modern Türkçe döneminde Türkçe
20 yazı diline ayrılmıştır. Bu yazı dillerinin hepsi
burada gösterilmemiştir.
Karaçayca – Nogayca – Başkutça gibi.
F – TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER
Yukarıda dili tanımlarken,anlaşmayı sağladığını ve
ses işaretlerinden meydana gelen bir sistem olduğunu
vurgulamıştık.
ALFABE de,işte bu ses işaretlerinin yazıdaki
şeklidir ve toplumlar yazıyı kullanırken değişik
alfabeler de kullanmışlardır.
Türkler de tarih boyunca değişik alfabeler
kullanmışlardır. İlk alfabenin GÖKTÜRK
alfabesi olduğu bilinmektedir. Orhun Kitabeleri
(Anıtları ya da Göktürk Yazıtları) bu alfabe ile
yazılmıştır. Bu alfabe 38 harften meydana
gelmiş,yukarıdan aşağıya doğru yazılarak
kullanılmıştır.
Türklerin kullandığı ikinci alfabe ise 18 harften
oluşan UYGUR Alfabesidir.
Türkler müslüman olduktan sonra 32 harften oluşan
ARAP Alfabesini kullanmışlardır.
Cumhuriyet döneminde ise LATİN Alfabesine
geçilmiştir. Bu alfabe bilindiği gibi 29 sesten
oluşmuştur.
Toparlarsak ; Türkler tarih boyunca dört değişik
alfabe kullanmışlardır.
Göktürk Alfabesi - 38 Harf
Uygur Alfabesi - 18 Harf
Arap Alfabesi - 32 Harf
Latin Alfabesi - 29 Harf
Sovyetler Birliği kurulduktan sonra, orada yaşayan
Türkler KİRİL alfabesini kullanmışlardır. Ancak Türk
boylarını birbirinden ayırmak için 20 değişik KİRİL
Alfabesi hazırlanmıştır. Günümüzde,Türk
Cumhuriyetlerinde de LATİN Alfabesine geçilmektedir.
G – DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ
Türk Dilini yani GÜZEL TÜRKÇEMİZİ doğru ve
düzgün kullanmak onun cümle kuruluşunu,sözcük
yapısını iyi ve doğru bilmek, tanımakla mümkündür.
Öyle ise ‘’Türkçemizi doğru ve güzel kullanmak için
ne yapmalı nelere dikkat etmeliyiz?’’ ‘’Dilimizin
cümle yapısı nedir,nasıldır?’’ gibi soruların
cevabını araştıran bilim dalıdır da diyebiliriz
DİLBİLGİSİ ne.
Daha derli toplu tanımlamak gerekirse ;
DİLİN YAZMADA ve KONUŞMADA UYULMASI GEREKEN
KURALLARINI ARAŞTIRAN, ÖĞRETEN BİLİM DALINA
DİLBİLGİSİ DENİR.
DİLBİLGİSİNİN AMACI ; Bir ulusu ulus
yapan temel öğelerden biri olan DİL KURALLARINI
gelecek nesillere de taşınacak biçimde öğreterek,
güzel ve doğru kullanımını sağlamaktır.
DİLBİLGİSİ dilin kurallarını araştırırken çeşitli
bölümlere ayrılır. Biz bunu TÜRKİYE TÜRKÇESİ
kısmında Bölüm bölüm ele alarak haftalık
periyodlarla işleyeceğiz.
Bu bölümü, DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ ile şimdilik
sonlayacağız.
DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ
1- SES BİLGİSİ - Fonetik
Dilin ses özelliklerini ve sesle ilgili kurallarını
inceler. Türkçe de 8 ünlü,21 ünsüz vardır.
2- SÖZ DİZİMİ - Sentaks
Dilin cümle kuruluşu ile ilgili kurallarını,sözcük
gruplarını bir araya getiren kalıpları araştırır.
Cümlenin öğeleri gibi
3- YAPI BİLGİSİ - Morfoloji
Dilin sözcük türetme yollarını inceler. Yapısına
göre sözcükler gibi.
4- ANLAM BİLİM - Semantik
Sözcüklerin anlam özelliklerini inceler. Deyim,mecaz
gibi.
5- KÖKEN BİLİM - Etimoloji
Sözcüklerin kökünü araştıran bilim dalıdır.
SÖZCÜKTE ANLAM
SÖZCÜKLERİN ANLAM ÇEŞİTLERİ
a) GERÇEK ANLAM
Sözcüğün tek başına ele alındığında düşündürdüğü
anlam, uyandırdığı izlenim, o sözcüğün gerçek
anlamıdır.
Kimi sözcüklerde tek bir gerçek anlam varken
kimilerinin birden fazla gerçek anlamı vardır. Bu
özellik nedeni ile GERÇEK anlam, TEMEL ve YAN
ANLAM olmak üzere ikiye ayrılır.
Duyunca köpürmek
Boş yere incitmek
Keskin bir bakış atmak
Kirli düşüncelerden kurtulamamak
Elleri uyuşmak
a-1) TEMEL ANLAM
Sözcüğün belirttiği ilk ve asıl anlamdır. Çekirdek
anlam, asıl anlam adı da verilir. Sözcüklerde,
sözcük açıklanırken birinci sırada verilen
anlamdır.
Boğaz : Boynun ön kısmı
Diş : Çene kemiklerine dizilmiş çiğnemeye yarayan
beyaz sert organlardan her biri
Adamcağız çok acı çekti
Söylediği sözler çok acı verdi
Düştüğü durum çok acıydı
Acı günlerini geride bırakmak istiyordu
Biberin tadı diğerlerine göre acı
a-2) YAN ANLAM
Sözcüğün temel anlamına bağlı olarak uyandırdığı
izlenimlerin her biridir. Kullanılış anlamı da
denilir. Anlamı bir kavramlar zincirine benzetecek
olursak, ilk halka temel, diğer halkalar yan
anlamdır.
Boğaz; Bazı nesnelerin ağzına
yakın dar kısmı Diş ; Çark, testere gibi
nesnelerdeki çıkıntılardan her biri
Uzun zamandır orada durmak
Kapının önünde durmak
Söylenen yerde durmak
Saatlerdir lokanta önünde durmak
Gittiği yerde çok durmak
b) MECAZ ANLAM
Sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak, başka
bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla
kazandığı anlamdır.
Boğaz tokluğuna çalışmak
Nedensiz diş bilemek
b) TERİMSEL ANLAM
Sözcüklerin bir bilim, meslek, spor ve sanat
dalında özel ve belirli bir kavramı karşılayan
anlamlarıdır.
Faul-ofsayt-penaltı (spor)
Çıkarma-üçgen-açıortay (matematik)
c) ARGO ANLAM
Aynı meslek veya topluluktan kişilerin kullandığı,
özel anlamlar kazanmış sözcüklerin oluşturduğu
dildir.
Sakız ; Yapışkan Matiz Olmak ; Sarhoş olmak
d) ANLAMDAŞ SÖZCÜKLER
Anlam yönünden birbirinin yerini tutabilecek
sözcüklerdir.
NOT. Gerçek anlamdaşı olan
bazı sözcükler aynı cümlede birbirlerinin yerine
kullanılmayabilir.
Gür ve siyah/kara saçları vardı.
Ak/beyaz saçlar yaşlılığın kanıtı mıdır
Alnı ak/beyaz neden utansın
e) SESTEŞ SÖZCÜKLER
Anlamları farklı, sesleri aynı olan sözcüklerdir.
Sesteş sözcükler yalnızca ad anlamlı
olabilecekleri gibi hem ad, hem de eylem anlamlı
olabilir.
Gül : Çiçek adı
Gül : Eylem
Dik : Yatık veya eğik olmayan
Dik : Eylem
Ak : Renk adı
Ak : Eylem
f) KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Anlamca birbirinin tam tersi kavramları anlatan
sözcüklerdir.
Dost-düşman/İyi-kötü/Uzak-yakın/Karanlık-aydınlık
NOT . Anlamca ters yönde olup
da karşıt olmayan sözcükler uzak anlamlıdır.
Zayıf sözcüğünün karşıt anlamlısı şişman
sözcüğüdür. Dolgun sözcüğü ise zayıf sözcüğünün
uzak anlamlısıdır.
g) SOYUT ve SOMUT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Duyu organlarının en az biriyle algılanabilen,
zihinde belli bir imgeyi kesin olarak canlandıran
kavramları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır.
Varlığı kabul edilen ancak duyu organlarıyla
algılanamayan kavramları karşılayan sözcükler ise
soyut anlamlıdır.
Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden
çok sözcükle anlatılmasıdır.
Derya kuzuları taze mi / Yazarın romanı beyaz
perdeye aktarıldı. / Kaleci meşin yuvarlağı son
anda yakalar.
I DEĞİŞMECE – Mecaz-ı Mürsel
Bir kavramın, benzetme amacı güdülmeden,
bağıntılı, ilgili olduğu başka bir kavramı
karşılayan sözcükle anlatılmasıdır. Bu duruma AD
AKTARIMI da denir ve kavramlar arasında çeşitli
ilişkilere dayanır.
* PARÇA – BÜTÜN İLİŞKİSİ
Saçlarını kestirince gözlerinin ortaya çıkması
(Bir bölümünü)
Atalarımız canlarını hilal uğruna feda ettiler. (
Bayrak)
* İÇ – DIŞ İLİŞKİSİ
Reçeli dolaba koymayı unutmuş (Reçel kavanozunu)
Tencereyi çöpe dökmelisin (Tenceredeki yemeği)
* NEDEN – SONUÇ İLŞKİSİ
Orhan PAMUK’ u daha evvel okudum (Romanlarını)
Mozart’ ı dinlerken kendimden geçiyorum.
(Bestelerini)
* SOYUT – SOMUT İLİŞKİSİ
Bu konu kafamda netleşince söylerim. (Zihnimde)
Türk gençliği ilkelerinden ödün vermez (Genç
insanlar)
i) YAKIŞTIRMA
Öz adı olmayan ya da bilinmeyen varlıkların,
çeşitli yönlerden yakışan sözcüklerle
adlandırılmasıdır. Sözcüklerin yan anlam kazanması
bu yolla gerçekleşir.
Uçağın kanadı kuleye çarptı
Masanın ayağı kırılmış
Makinenin kolunu hızlı çevirmeli
j) EYLEM ve DUYU AKTARIMI
Bir varlığa ilişkin bir eylemin,başka bir varlığa;
duyuya ilişkin kavramın,başka bir duyuya
aktarılmasıdır.
Tatlı sözleri ile gönlümüzü kazandı. (Tatmadan
işitmeye)
Soğuk bakışları sorun olduğunu anlatıyordu.
(Dokunmadan görmeye)
Buraya gelmek aklına nereden esti (Eylem aktarımı)
Onurumu kimsenin ayakları altına sermem (Eylem
aktarımı)
k) GÜZEL ADLANDIRMA
Söylenmesi sakıncalı, ürkütücü ya da hoş olmayan
sözcüklerin yerine onlardan daha güzel olduğu
varsayılan sözcüklerin kullanılmasıdır.
Korkunç bir kazada yaşamını yitirdi. (Öldü)
Gelecekte kötü hastalığın çaresinin bulunacağına
inanıyorum. (Kanser)
İki gün sonra toprağa verilecek. (Gömülecek)
l) GENEL ANLAM ve ÖZELLİKLERİ
Nesneler sınıfının tüm özeliklerini yansıtan
kavramlar, genel; tek bir nesnenin özelliklerini
yansıtan kavramlar özel anlamlıdır. Ancak sözcüğün
genel bir anlam mı, özel bir anlam mı taşıdığı
cümledeki kullanımıyla belirlenir.
Bütün canlıları, hayvanları, köpekleri çok
severim. (Genelden özele)
Menekşeye, çiçeklere, bütün bitkilere ışık ve su
hayat verir. (Özelden genele)
Dağa tırmanmayı seviyor. (Genel)
Bizim köyün yolunu kısaltmak için dağa tünel
yapılacak. (Özel)
m) SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK
Bir sözcüğün temel anlamını yitirmeden, temel
anlamıyla ilgili yeni kavramları anlatacak biçimde
kullanılmasıdır. Çok anlamlılık, soyut kavramları
anlatan sözcüklerde görülür. Yan anlamları olan
bütün sözcüklerde çok anlamlılık vardır.
Göz
Temel anlamı ; Görme organı
Yan anlamları ; Suyun gözü (Kaynak), İğnenin gözü
(Delik), Masanın gözü (Çekmece)
n) BENZETME
Bir varlığın herhangi bir niteliğini
belirginleştirmek amacıyla başka bir varlığın
örnek gösterilmesidir. Varlıklar arasında ortak
yön ilişkisiyle söz, etkili ve güçlü kılınır.
Nefret, kezzap gibidir. Ondan uzak durmalısın.
Oturduğu ev sanki mağaraydı.
o) EĞRETİLEME
Bir sözcüğün benzetme ilişkisiyle başka bir sözcük
yerine kullanılmasıdır.
Babam yine kükrüyor (Aslan gibi)
Haberi duyunca uçarak geldim (Kuş gibi)
Meşin eldivenlerimiz üç madalya kazandı
(Boksörlerimiz)
ö) ABARTMA
Bir sözcüğün etkisini güçlendirmek amacıyla ya
olmayacağı biçimde, ya da olduğundan az veya çok
gösterilmesidir.
Bu işin de üstesinden gelir, gözünü budaktan
sakınmaz.
Sesleri duyunca yüreğim ağzıma geldi.
p) DEĞİNMECE - DEĞİŞMECE
Bir sözcüğün hem gerçek, hem de değişmece anlamını
çağrıştıracak biçimde kullanılmasıdır.
Bir günde dört kapı yaptı. - (Dört kapı imal etti,
gerçek anlamı
(Dört yere gitti – Değişmece)
Adamın yüzü kızardı. – (Yüzünün rengi değişti ,
gerçek anlamı)
(Utandı – Değişmece anlamı)
q) YANSIMA SÖZCÜKLER
Ses taklidi yoluyla doğadaki seslerden türetilen
sözcüklerdir.
Anlatımın gücünü arttırmak, anlamı pekiştirmek
amacıyla aynı sözcüğün yinelenmesi, aralarında ses
veya anlam ilgisi bulunan iki sözcüğün yan yana
kullanılmasıdır. İkilemeyi oluşturan sözcükler
arasında çeşitli ilgiler vardır.
* Ayni sözcüğün yinelenmesiyle
Buzlu buzlu sulardan doya doya içti
* Yakın anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
İlacı içince ağrı sızı kalmadı
* Karşıt anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
Onunla iyi kötü günler yaşadık
* Bir sözcüğü anlamlı olan ikilemeler
Eski püskü arabayla oraya gidemezsiniz
* İki sözcüğü de tek başına anlamlı olmayan
ikilemeler
Bunun da ıcığını cıcığını çıkardın
r) DEYİMLER
En az iki sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak
bir varlığı, bir durumu daha etkili ve güçlü
biçimde anlatmasını sağlayan kalıplaşmış
sözlerdir.
Deyimlerin biçimsel ve anlamsal özellikleri
vardır. Bu özellikler onların diğer kalıplaşmış
sözlerle karşılaştırılmasını engeller.
Kısa ve öz anlatımlıdırlar. Yol gösterici veya
öğüt verici özellikleri yoktur.
GÖZE GELMEK
Deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri
değiştirilemez, sözcükler anlamdaşlarıyla yer
değiştiremez.
Kafa tutmak – Baş tutmak olmaz.
Deyimler çoğunlukla mastar halinde bulunur. Zaman
ekleriyle kişilere göre çekimlenebilirler.
Dönmesini dört gözle bekliyorum.
Deyimi oluşturan sözcükler az veya çok gerçek
anlamlarından sıyrılmıştır.
Bu iş gerçekleşirse köşeyi döneriz.
s) ATASÖZLERİ
Uzun denemeler ve gözlemler sonucu söylenmiş,
toplumun malı olmuş, söyleyeni belli olmayan,
genel kural niteliği taşıyan, kalıplaşmış
sözlerdir.
Derdini söylemeyen derman bulamaz.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Kardeş kardeşi atar, yar başında tutar.
* Atasözlerinin biçimsel ve anlamsal özellikleri,
onların – özellikle – deyimlerle karıştırılmasını
önler.
* Deyimler gibi kalıplaşmış sözlerdir.
* Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, hiçbir
sözcüğün yerine anlamdaşı kullanılmaz.
* Kısa ve özlü sözlerdir.
* Yol gösterici, öğüt verici; gelenekleri,
inançları, doğa olaylarını anlatan, genel kural
özelliği taşıyan sözlerdir. Deyimler gibi anlık
değildir.
* Deyimlerde olduğu gibi sözcükler gerçek
anlamlarıyla kullanılmazlar. Ancak çok az sayıdaki
atasözünün kalıplaşmış anlamı sözcüklerin gerçek
anlamıyla aynı doğrultudadır.
ANLAM ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ TAMAMLAYICI
BİLGİLER
* Anlam Daralması
Sözcüğün önceden pek çok kavramı karşılarken
zamanla birini karşılayacak şekilde
kullanılmasıdır.
YEMİŞ ; Bütün meyveler – Geniş
İNCİR ; Dar anlamlı
* Anlam Genişlemesi
Sözcüğün zamanla yeni anlamlar kazanmasıdır.
ÖDÜL ; Güreşçilere verilen armağanlar – Dar –
Özendirici bütün armağanlar – Geniş –
* Anlam Kayması
Yeni bir kavramı karşılayacak şekilde sözcüklerin
gerçek anlamlarından sıyrılarak kalıplaşmasıdır.
Bileşik sözcüklerde genellikle bu özellikler
vardır.
İmambayıldı ; Sözcükler gerçek anlamlarından
sıyrılmış bir yemeğin adı olmuştur.
* Öznel ve Nesnel Anlam
Sözcüğün anlamları kişiden kişiye değişiyorsa,
öznel; değişmiyorsa, nesneldir.
Çekiç ; nesnel / Utanç ; öznel
SES BİLGİSİ ve
YAZIM KURALLARI
A) Ünlü Uyumları
B) Ünsüz Değişmeleri
C) Ses Olayları
D) Yazım Kuralları
Bir dilin seslerini ve seslerle ilgili
özelliklerini inceleyen dilbilgisi dalına
SES BİLGİSİ (Fonetik) denir.
Dilimizde sesleri karşılayan 8 ünlü
(sesli), 21 ünsüz (sessiz) harf vardır.
Sesler heceleri, heceler de sözcükleri
oluşturur. Ünlülerin hece değeri vardır.
Ünsüzlerin hece değeri yoktur. Sözcükteki
ünlü sayısı hece sayısını belirler.
ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ
DÜZ
YUVARLAK
Geniş
Dar
Geniş
Dar
KALIN
a
ı
o
u
_0 NCE
e
i
ö
ü
ÜNSÜZLERİN ÖZELLİKLERİ
SERT
YUMUŞAK
SÜREKLİ
f, h, s, ş
ğ, j , l , m , n , r , v , y , z
SÜREKSİZ
ç, k, p, t
b , c , d , g
ÜNLÜ UYUMLARI
1- Büyük Ünlü Uyumu : Türkçe
bir sözcüğün ilk hecesinde ince ünlü varsa,
diğer hecelerinde de ince; kalın ünlü varsa,
diğer hecelerinde de kalın ünlü
bulunmasıdır.
İlk Hece Sonraki Hece
Kalın Kalın
(a, ı, o, u) (a, ı, u)
İnce İnce
(e, i, ö, ü) (e, i, ü)
2- Küçük Ünlü Uyumu : Türkçe
sözcüklerde, her düz ünlüyü düz ünlüler;
yuvarlak ünlüleri de ya düz geniş (a, e) ya
da dar yuvarlak (u, ü) ünlüler izler. Küçük
ünlü uyumuna ‘’Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu’’ da
denebilir.
İlk Hece Sonraki Hece
Düz Düz
(a, e, ı, i) (a, e, ı, i)
Yuvarlak Dar-Yuvarlak, Düz-Geniş
(o, ö, u, ü) (a, e, u, ü)
* ‘’O, ö’’ sesi yalnızca ilk hecede bulunur;
sonraki hecelerde bulunmaz.
* ‘’-yor’’ ekindeki ‘’o’’ sesi bu kuralı
bozar. (Bilmiyor – Gülmüyor...)
* Kamyon , radyo, doktor, horoz, motor,
sözcükleri Türkçe değildir.
* Çamur, yağmur, tavuk, kabuk, kavun, gibi
sözcükler Türkçe olmalarına karşın küçük
ünlü kuralına uymaz.
DİKKAT ; Bileşik sözcüklerde
ünlü uyumu aranmaz; gerekirse her sözcükte
ayrı ayrı aranır.
* Ünlü Uyumları Türkçe Sözcüklerde Aranır.
‘’ Kalem, cihan, adalet, şükran, insan,
mecmua....’’ sözcükleri yabancı kökenli
olduğu için bu kuralın dışındadır.
* Anne, elma, kardeş, hangi sözcükleri
(ana-alma-kardaş-kangı) gerçek biçimlerinden
uzaklaştıkları için büyük ünlü uyumuna
aykırı gibi görünürler. Bu sözcükler
Türkçedir.
BÜYÜK ÜNLÜ UYUMUNA UYMAYAN EKLER
- yor = geliyor, seviyor, gülüyor
- ken = koşarken, ağlarken, bakarken
- ki = yukarıdaki, ondaki, dosyadaki
- leyin= akşamleyin, sabahleyin
- imtrak=yeşilimtrak, ekşimtrak
- daş = gönüldaş, ülküdaş
ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ
1- Ünsüz Yumuşaması : Sözcüğün
sonundaki p, ç, t, k, ünsüzlerinin, ünlü ile
başlayan ek aldıklarında b, c, d, g, ğ
ünsüzlerine dönüşmesidir.
Kürek + i = Küreği Umut + u = umudu
Çorap + ı = Çorabı Sevinç + i = Sevinci
* Tek hecelilerin ve –t ekiyle türemiş
sözcüklerin çoğu bu kurala uymaz.
Sırt + ı = Sırtı Sap + ı = Sapı
Anıt + a = Anıta Yakıt + ın = Yakıtın
* Yabancı sözcüklerin çoğunda da aynı durum
vardır.
Millet + in = Milletin Saat + e = Saate
1- Ünsüz Sertleşmesi :
Dilimizdeki ; c, d, g, ünsüzleriyle başlayan
eklerin sert ünsüzlerle biten sözcüklere
eklendiklerinde ; ç, t, k ünsüzlerine
dönüşmesidir.
çiçek + ci = çiçekçi sert + ce = sertçe
beş + de = beşte sus + gun = suskun
hafif + dir = hafiftir dolap + dan =
dolaptan
ağaç + da = ağaçta külah + cı = külahçı
* Bileşik sözcüklerde diğer kuralların yanı
sıra bu kuralın da aranmaması gerekir ;
Akdeniz, üçgen, akciğer
SES DÜŞMESİ
1- Ünlü Düşmesi : İki heceli
olup ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü)
bulunan sözcüklere ünlüyle başlayan
A- Akıl-ı = Aklı
Şehir-i = Şehri
Beyin-imiz = Beynimiz
1- Cümlelerin ilk sözcüğünün başında
kullanılır
2- Dizelerin ilk sözcüğü de büyük harfle
başlar.
3- Her türlü özel adın başında kullanılır
4- Özel adlarla kullanılan lakaplar ve
unvanlar, büyük harfle başlar
5- Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları
büyük harfle başlar
6- Ulusal ve dinsel bayramlarda, bayram
niteliği kazanmış günlerin adları büyük
harfle başlar
7- Dünya,güneş,ay sözcükleriyle gezegen
adları gökbilim ve coğrafya terimi olarak
kullanıldıklarında büyük harfle başlar.
8- Gazete,dergi,kitap adlarının ve yazı
başlıklarının her sözcüğü büyük harfle
başlar
9- Yazışmalarda hitaplar ve adresler büyük
harfle başlar
10- Yön bildiren adlar ve ‘’aşağı, orta,
uzak, iç, eski’’ gibi sözcükler özel adlarla
kullanıldıklarında büyük harfle başlar. Orta
Anadolu / Güney Avrupa / Aşağı Ayrancı /
Küçük Menderes / Eski Kızılelma
11- Levhalar ve açıklama yazıları
12- Özel adlardan türetilen sözcükler
13- Bir tür adıyla oluşan özel adların ilk
harfi büyük olur. Lozan Anlaşması / Kurtuluş
Savaşı gibi.
ÖZEL ADLARIN YAZIMI
* Özel adlar büyük harfle başlar ve çekim
ekleri kesme işaretiyle ayrılarak yazılır
Belediye Atatkule’yi satacakmış.
* Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme
işaretiyle ayrılmaz.
On bir yıldan sonra artık Ankaralı
sayılmalıyım.
* Eklendiği sözcüğe ulus veya aile anlamı
katan ‘’-ler’’ eki kesme işaretiyle
ayrılmaz.
İngilizler 1. Dünya Savaşı’nda gerçek
yüzlerini gösterdiler.
Leylalar yarın dönecek mi?
BİLEŞİK EYLEMLERİN YAZIMI
1. Yardımcı eylemle bir ad soylu sözcükten
kurulan bileşik eylemler bazen bitişik,
bazen de ayrı yazılır.
Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi
olursa, bitişik yazılır.
Kendini günlerce eve (hapsetti)
Onu görünce sevineceğini (zannediyorum)
Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi
olmazsa, ayrı yazılır.
Hiçbir şey onu (teselli etmedi)
Herkes bu olaydan (söz ediyor)
2. İki eylemden oluşan özel bileşik eylemler
bitişik yazılır ;
1- Bağlaç olan ‘’Kİ’’ , ayrı yazılır ; Ağır
git ki yol alasın
Ki bağlacı birkaç sözcükte kalıplaşmış
olarak bitişik yazılır ; mademki / sanki /
halbuki / oysaki
2- -Ki eki sözcüğe bitişik yazılır ve ünlü
uyumlarına uymaz
Geçmişteki hatalardan ders almalıyız.
Onunki buluttan nem kapmak
* Birkaç sözcükte –ki eki küçük ünlü uyumuna
uyar ;
O günkü , dünkü , öbürkü
‘’DE’’ BAĞLACININ VE ‘’-DE’’ EKİNİN
YAZIMI
1- Bağlaç olan DE, ayrı yazılır; kendinden
önceki sözcüğün son ünlüsüne göre büyük ünlü
uyumuna uyar.
Geleceğimi biliyordu da beklememiş.
Çiçek de çocuk gibidir.
2- Ek olan –de, sözcüğe bitişik yazılır;
büyük ünlü uyumuna uyar.
Sobada pişirilen güvecin tadına doyum olmaz.
Törende konuşmak istemiyormuş
* Sert ünsüzle biten sözcüklere eklenen –de
ekinin ünsüzü sertleşir.
Bu saatte kimseyi bulamayız
Güneşte fazla kalınca bayılmış.
‘’Mİ’’ NİN YAZIMI
* Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı
yazılan ‘’mi’’, büyük ve küçük ünlü
uyumlarına uyar.
Annenin söylediklerini duydun mu ?
Gazete aldın mı ?
İlaçlarını içtin mi?
* Cümleye soru anlamı katılmadığında da Mİ ,
kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılmaz;
cümlenin sonuna da soru işareti konulmaz.
Bebek annesini gördü mü gülüyor.
İnsan direndi mi her güçlüğü yener.
KISALTMALARIN YAZIMI
1- Kurum ve kuruluş adları, her sözcüğün ilk
harfi alınarak ve büyük yazılarak
kısaltılır.
Türk Dil Kurumu / TDK Devlet Su İşleri / DSİ
Bu kısaltmaların sonuna nokta koymak
yanlıştır.
Kısaltmaya getirilen ek, son harfle
uyumludur ve kesme işareti ile ayrılır.
Sonunda ODTÜ’yü kazandı
2- Bileşik sözcükler, ilk sözcüğün ilk üç
harfiyle ikinci sözcüğün ilk harfi alınarak
ve sonuna nokta konularak
kısaltılır.
Anlambilim = anlb.
Dilbilim = dilb.
3- Diğer sözcükler, ilk harfleri, ilk iki
veya ilk üç harfleri alınarak ve sonuna
nokta konularak kısaltılır. Özel adların
kısaltması büyük harfle başlar.
Cilt = c. Sayfa = s. İstanbul = İst. Ankara
= Ank.
* Makam ve san bildiren sözcüklerin
kısaltmaları da büyük harfle başlar.
Dr. Ayhan DEMİR
Binb. Yücel ÖZDEN
SAYILARIN YAZIMI
Sayılar yazıyla ya da rakamla yazılır.
Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla
yazılacağı, uygulamadaki ilkelerle
belirlenmiştir.
* Bilimsel olmayan, kesinlik aranmayan
yazılarda sayılar yazıyla gösterilir.
Ayni okulda iki yıl birlikte çalıştık.
* İki ya da daha çok rakamlı sayılar yazıyla
gösterildiklerinde birbirinden ayrı yazılır.
Yemeğe on beş kişi katıldık.
* Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan
konularda sayılar rakamlarla yazılır.
Ankara-İstanbul arası 486 Km.dir.
* Rakamlarla yazılan sayılardan sonra gelen
ekler, kesme işaretiyle ayrılır.
Ankara’ya 1980’de geldi.
* Çok basamaklı büyük sayıların ana
basamaktan sonraki basamakları sayıyla
gösterilebilir.
Bu evler 5 Milyara satılıyor.
* Parayla ilgili işlemlerde – araya ekleme
yapılmasını önlemek amacıyla – sayılar,
yazıyla yazılırken bütün basamakların
bitişik yazılması yaygın bir kuraldır.
Beşyüzbin – üçyüzellimilyon
TARİHLERİN YAZIMI
Yıl bildiren sayılarda yalnızca Arap
rakamları kullanılır. Ayları göstermede Arap
veya Romen rakamları kullanılır.
Günlerde yalnızca Arap rakamları kullanılır.
Gün, ay, yıl bildiren rakamların arasında
nokta kullanılır.
20. 12. 1995 / 27. VI. 1984
* Aylar yazı ile de gösterilebilir. Böyle
yazılan tarihlerde gün, ay, yıl arasında
nokta kullanılmaz.
27 Mart 1996
* Tarihlere gelen ekler kesme işaretiyle
ayrılır.
Arabası 20 Nisan 1996’da teslim edilecek.
YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZIMI
* Yabancı sözcükler, Türkçede söylendikleri
gibi yazılır. Ancak şu özelliklere dikkat
edilir.
1- Başında iki ünsüz bulunan yabancı
sözcüklerin ya da sonunda iki ünsüz bulunan
kimi yabancı sözcüklerin yazımında
ünsüzlerin arasına ünlü konulmaz. ; fren,
kristal, program, staj, lüks, film,
militarizm, şart, mest
* Sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı
sözcüklerin bu ünsüzleri arasında ünlü
vardır.
Ritim, cisim, ilim
2- Yabancı sözcüklerin iç sesindeki ‘’g’’
ler, ‘’ğ’’ ye çevrilmez; biyografi,
daktilografi, dogmatizm, diyagram,
kardiyografi , magma, paragraf, program, (Proğram
değil)
Bununla birlikte yerleşmiş kimi eski
sözcüklerde iç sesteki g’lerin ğ’ye
dönüştüğü görülür. Coğrafya, fotoğraf gibi.
* Yabancı sözcüklerin sonunda bulunan ‘’g’’
ler de , yukarıdaki örneklerde olduğu gibi
korunur.
Arkeolog, biyolog, diyalog, katalog, jeolog,
pedagog, Türkolog
3- Yabancı sözcüklerde, yan yana bulunan
ünlüler arasına genellikle, v, y, ünsüzleri
girmez; Arkeolog, ideal, realizm, jeolog,
meteoroloji...
YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI
* Özel adların, kendilerine özgü
yazılımlarını korumak gerekir. Ancak, bütün
dünya ayni yazıyı kullanmadığı için , her
ulusun dilinde geçen özel adları kendi
abcmizle yazma olanağı yoktur.
1- Latin abecesi kullanan uluslarla ilgili
özel adların özgün yazımları, gerekli
görülen durumlarda korunur.
Shakespeare, New Orleans, Newton, Edward,
Chateaubriand, Greenwich, Bordeaux,
Descartes, Mary...
* Yabancı adların yazımında harfler
üzerindeki işaretler, olanaklar ölçüsünde
korunur. ; Moliere, Merimiee
* Ancak, bu özel adların okunuşları, metinde
geçtiği ilk yerde ayraç içinde gösterilir.
Shakespeare (Şekspir) gibi. Bu harflerin
okunuşlarını gösteren sözcüklerin baş
harfleri de büyük yazılır.
2- Latin harfleri kullanan ülkelerden
dilimize, asıllarından başka türlü
söylenişle girmiş olan özel adlar,bu
söylenişe göre yazılır. Marsilya (aslı
Marseille) Londra (aslı London)
3- Latin abecesinden başka bir abece
kullanan uluslardan alınan özel adlar
Türkçede söylendiği gibi yazılır. Konfüçyus,
Bağdat, Rimski, Korsakof, Tolstoy, Pekin....
4- Yabancı adlardan gelip anlamca
genelleşerek terim niteliği kazanmış adlar,
Türkçede söylendiği gibi ve küçük harflerle
yazılır. Amper, giyotin, volt, vat, kolonyo,
röntgen, jilet, kanarya....
BİLEŞİK YA DA BİRKAÇ SÖZCÜKLÜ ÖZEL
ADLARIN YAZIMI
1- Birkaç sözcükten oluşan adlar ve
soyadları bitişik yazılır.
Ad ve soyadları ayrı yazılır. Adların ve
soyadların yazımı nüfus cüzdanındaki
biçimlerine bağlıdır.
2- İl, ilçe, bucak ve köy adlarının
yazımında, devletçe belirlenmiş biçimlere
uyulur. Bunlarda da uygulanan yöntem, birkaç
sözcükten oluşan adların bitişik yazılması
yöntemidir.
3- Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak
bir tür adı ile tamamlanan özel yer
adlarından tür adı ayrı olmak üzere, her iki
sözcük de büyük harfle başlatılır.
Ağrı Dağı – Eğridir Gölü – Van Gölü – Gülek
Geçidi – Konya Ovası – Manavgat Çayı
4- Bunlar gibi, deniz, dağ, köy, göl, su,
ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve
ileriden beri bitişik yazılagelmiş özel yer
adları da vardır.
Akdeniz – Karadeniz – Kızılırmak – Göksu –
Uludağ – Kavaklıdere – Halıdere – Pamukova –
Sivrihisar
5- Bir tür adı ile oluşan tarihsel olay
adlarının her sözcüğü ayrı yazılır ve her
sözcük büyük harfle başlatılır.
Kurtuluş Savaşı – Lozan Antlaşması –
Başkumandanlık Meydan Savaşı – Kavimler Göçü
- Haçlı Seferleri
6- Bir özel adla tür adından kurulan devlet,
kurum adları da ayrı yazılır ve her sözcüğü
büyük harfle başlatılır.
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Barajı ,
Osmanlı İmparatorluğu
7- Bir özel ad ve bir tür adı ile yapılmış
olan tür adlarında, tür gösteren ikinci
sözcük küçük harfle yazılır.
Ankara keçisi – Van kedisi – Amasya elması –
Oltu taşı – Mustafabey Armudu
8- Bir olayı, bir kişiyi yaşatmak için bir
yere , kuruma verilmiş olan özel adlar ,
aslına uygun olarak ve büyük
Harflerle başlatılarak yazılır.
Namık Kemal Okulu – Gazi Osman Paşa
Mahallesi – Şehit Adem Yavuz Sokağı – İsmet
İnönü Meydanı
1- Özel
adlara
getirilen
çekim
eklerini
ayırmada
kullanılır:
Dün
Handan’ ı
aradım ve
buldum.
2-
Sayılara,
kısaltmalara,
harflere,
eklere
getirilen
ekleri
ayırmada
kullanılır:
Toplantı
10.30’ da
başlayacakmış.
Özel
televizyonlar
RTÜK’ ten
açıklama
bekliyor.
Kaynaştırma
harfi y’
nin,
ünlüleri
daraltma
özelliği
yoktur.
Bu cümlede
–de’ nin
görevi
farklıdır.
3-
Sözcükteki
ünlünün
düştüğünü
belirtmek
için
kullanılır.
Kızılırmak
n’ ettin
allı
gelini?
4- Biçimce
birbirine
benzeyen
sözcükler
arasında
doğacak
anlam
karışıklığını
önlemede
kullanılır.:
Kadının
sözlerine
kadı’ nın
ne
dediğini
yazmışlar
mı?
* Özel
adlara
getirilen
çekim eki
alt
satırda
kaldığında
birleştirme
çizgisi
kullanılmaz.
Yalnız
kesme
işareti
kullanılır
: Yıllar
önce
okuduğum
Suyu
Arayan
Adam’ dan
çok şey
öğrendim.
5- Gazete
ve dergi
başlıklarına
getirilen
ekleri
ayırmada
kullanılır:
Yasa,
Resmi
Gazete’ de
yayımlanarak
yürürlüğe
girmiş.
1- Soru
anlamlı
cümlelerin
ya da
cümle
değerindeki
sözlerin
sonunda
kullanılır:
-
Olayların
böyle
olduğunu
biliyor
mu?
- Kim ?
* Gerçekte
soru
anlamı
taşımayan
cümlelerin
sonunda
soru
işareti
kullanılmaz:
Kimler
gelecekmiş,
anlamadım.
2- Verilen
bilginin
kesin
olmadığını,
bilgiye
inanılmadığını
anlatmakta
kullanılır:
Evliya
Çelebi’
nin Mısır’
da (?)
öldüğü
sanılıyor.
SÖZCÜK
TÜRLERİ
1. KONU – AD
ve AD TAMLAMALARI
Sözcük türleri; sözcüğün
sözcükle olan ilişkisinden doğar.
Yaptığı işlevlere göre şöyle
bölümlenir;
1-Adlandırılmak suretiyle nesneleri
karşılayanlar ; ADLAR
2-Bir adın niteliğini ya da niceliğini
bildirenler ; SIFATLAR
3-Bir eylemi, eylemsiyi, sıfatı,
belirteci belirtmek işini yapanlar;
BELİRTEÇLER
4-İsim olmadıkları halde onların
yerine geçme işini yapanlar;
ADILLAR (Zamirler)
5-Sözcükler ya da cümleler arasında
bağ kuranlar; BAĞLAÇLAR
6-Sözcükler arasında ilgi kuranlar;
İLGEÇLER
7-Duygularımızı bildirme işi yapanlar;
ÜNLEMLER
8-Hareketi karşılayanlar;EYLEMLER
NOT : Bir sözcük ilişki
kurduğu sözcüklere göre AD, SIFAT ya
da BELİRTEÇ olabilir. Bir sözcük tek
başına SIFATTIR ya da BELİRTEÇ-tir
diyemeyiz.
AD (İsim)
Canlı, cansız bütün varlıkları,
kavramları tanıtmaya yarayan
sözcüklere İSİM (Ad) denir.
1.OLARAK VAR OLUŞLARINA GÖRE
ADLAR (MADDELERİNE)
A-Somut Adlar: Var
olduğunu beş duyu ya da geliştirilmiş
araçlarla algıladığımız varlıkların
adlarıdır. Hava, su ışık, nem, insan,
bitki, koku, mavi gibi...
B-Soyut Adlar: Var
olduğunu duyularımızla
algılayamadığımız; ancak zihnimizde
tasarlayıp varsaydığımız varlıkların
adlarıdır. Düşünce, özgürlük, aşk,
sevgi, hüzün, güzellik, iyilik, peri,
gibi...
2.OLARAK VARLIKLARA
VERİLİŞLERİNE GÖRE ADLAR
A-Özel Adlar: Evrende
tek olan, benzeri bulunmayan
varlıkların adlarıdır.
B-Tür Adları (Cins
Adlar) : Aynı türden pek çok varlığı
belirten adlar. Örneğin; Ağaç, kuş,
maşa, kalem, kağıt.
3.OLARAK SAYISAL DURUMLARINA
GÖRE ADLAR
A-Tekil Adlar: Çoğul eki
almamış, aynı türden bir tek varlığı
gösteren adlardır. Çocuk gülüyordu.
Kuş uçuyor.
B-Çoğul Adlar: Aynı
türden iki ya da daha çok varlığı
gösteren adlardır. Çoğul anlamı ‘’-ler-
lar’’ ekiyle yapılır. Çocuklar gülüyor
– Kuşlar uçuyor – Kitapları okudum....
gibi
C-Topluluk Adları :
Söylenişi tekil, oluşumu çoğul olan
varlıkların adlarıdır. Bu varlıklar
teklerin biraraya gelip niteliksel bir
dönüşüme uğramasıyla oluşur. Ordu –
tabur – takım – orman – sürü – demet –
deste – aile.... gibi
U Y A R I
‘’Öğretmen içeri girince sınıf ayağa
kalktı.’’ Cümlesindeki ‘’sınıf’’
sözcüğü topluluk adıdır. ‘’Sınıf her
yıl boyanır.’’ Cümlesindeki ‘’Sınıf’’
sözcüğü ise tekil addır.
Topluluk adları çoğullanabilir.
Ormanlar – Sürüler – Aileler..... gibi
4.OLARAK YAPISAL AÇIDAN AD
EKLERİ
A.Basit (Kök) Adlar :
Kök halinde bulunan adlardır.
B-Türemiş (Gövde) Adlar:
Yapım eki almış, biçimli adlardır.
C-Bileşik adlar: Birden
çok sözcükten oluşur.
AD DURUMU EKLERİ
1-Belirtme durum eki : ‘’ –i –ı’’
nesne yapar / Örnek ; Ev-i sattım.
2-Yönelme durum eki : ‘’ –e –a’’
dolaylı tümleç yapar / Örnek; Okul-a
gitti.
3-Bulunma durum eki : ‘’ –de –da’’
dolaylı tümleç yapar / Örnek; Dünya
–da bir tek dostu yoktu.
4-Çıkma (uzaklaşma) durum eki; ‘’-den
–dan’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek;
İnsanın güzelliği topraktan gelir.
AD (İSİM) TAMLAMALARI
A-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI
Tamlayan Tamlanan
Ad + İlgi Durum Eki Ad + III. Tekil
İyelik eki
Tamlayan eki Tamlayan eki
*Belirtili Ad Tamlamasında tamlayan
ad, tamlanan adın NEYE ve KİME ait
olduğunu bildirir.
‘’(?) yol – u (neyin yolu – kimin
yolu?) sorusunu ‘’Okul–un yol-u
biçiminde tamamlarsak yolun neye ait
olduğu belirginleşir. Bir başka
deyişle bu tür tamlamayı ‘’x’in y’si’’
biçiminde de düşünebiliriz.
*Belirtili ad tamlamasında tamlayan
tamlananın özel bir durumda
bulunduğunu belirtir.
*Belirtili ad tamlamalarında,
tamlayandan önce veya sonra gelen
sıfat, zarf, zamir, edat gibi
sözcükler çekim
eki aldıklarında tamlananın türünü
değiştirmezler.
* O – n – un gibi
– s – i
Kişi zamiri Edat
* Güzel – liğ – in büyü
– sü
Sıfat
* Birkaçı – n – ın kalem
– i
Belgisiz zamir
* Kalemler – in kaç
- ı
Ad Soru zamiri
* Güzeller – in cefa
– s – ı
Adlaştırılmış sıfat Ad
* Gece – n – in sabah
- ı
Ad Ad
* Herkes – in derd
– i
Belgisiz Zamir
* Onlar – ın birkaç–
ı
Kişi Zamiri Belgisiz
Zamir
* Tembel – in üzüntü
– s - ü
Adlaşmış Sıfat Ad
* Kimi zaman tamlayan takıların
belirtilmediği görülür.
Yaseminlerin okul
biraz ilerdedir.
(okul-u)
Sizin çocuk kaçıncı
sınıfta okuyor?
(çocuğunuz)
Çoban kulübe mi
yapıyor ?
(kulübesi mi)
* Ben – im kalem – im
Tamlayan eki Tamlanan eki
İyelik zamirleriyle kurulan söz
grupları belirtili isim tamlamasıdır.
Örneğin ; Evimizin bahçesi
A-BELİRTİSİZ AD TAMLAMASI
Tamlayan Tamlanan
Ad Ad + III. Tekil
Ek yok İyelik yok
X Y’si
*Belirtisiz isim tamlamasında
tamlayan, tamlananın genel bir durumda
olduğunu bildirir. ‘’Okul yol – u’’
tamlamasında ‘’okul’’
sözcüğünün ‘’yol’’ la ilgisi
belirtisizdir; geneldir.
*Belirtisiz ad tamlamalarında
tamlayanla tamlanan arasına başka
sözcük giremez; okul yeni yol-u
(yanlış)
*Belirtisiz ad tamlamalarında ,
tamlayanla tamlanan arasında birçok
anlam ilişkisi vardır.
1- Yolcu treni – Elma ağacı –
Gül fidanı – Yemek masası
Tamlananın türünü gösterir
2- Vatan sevgisi – Bela çiçeği –
Yağmur kaçağı – Çimen yeşili
Tamlananın niteliğini
bildirir
3- Sinir hastalığı – Sel
felaketi – Alkol koması – Güneş yanığı
Tamlananın sebebini bildirir
*Bazı belirtisiz isim tamlamaları
eylem adlarından oluşabilir.
Düşünme payı –Şiir okuyuşu –
Kazanma hırsı – Konuşma hevesi – Bakış
açısı
*Bazı belirtisiz ad tamlamalarında
tamlanan ekinin söylenmediği görülür.
Cami sokak (sokağı)
Kestane kebap (kebabı)
İzmir köfte (köftesi)
*Kimi sıfat tamlamaları, ters
çevrilerek (tamlananla tamlayanın yeri
değiştirilerek) belirtisiz isim
tamlaması
biçimine sokulur.
Vefasız Ayşe / Ayşe vefasızı
Yaramaz Ali / Ali yaramazı
Hırsız Ahmet / Ahmet hırsızı
Tembel Hasan / Hasan tembeli
Güzel dünya / Dünya güzeli
Sıfat tamlaması Belirtisiz
isim tamlaması
B-TAKISIZ AD TAMLAMASI
*Tamlayan ve tamlanan öğeleri ek almaz
Altın yüzük
Ad Ad
Tamlayan Tamlanan
x y
*Tamlayanla tamlanan arasına başka
sözcük giremez
*Sıfat tamlamaları ile takısız ad
tamlaması birbirine benzer. Çünkü iki
tamlamada da sözcükler tamlama
eklerini almaz.
K A R Ş I L A Ş T I R M A
A
B
C
TAKISIZ AD TAMLAMASI
S I F A T TAMLAMASI
AD (-den AD yapılmış)
A D A D
Sıfat + Ad
- G İ B İ -
Hammaddeden yapılan şey
Yün kazak
Taş köprü
Sünger yatak
İpek mendil
Neden yapıldığını gösterir
Gül yanak
Kiraz dudak
Çelik irade
İnci diş
Bu tür tamlamalar yapısal açıdan
‘’Takısız isim tamlaması’’
anlamsal açıdan sıfat
tamlamasıdır.
Mavi göl
Bazı insanlar
Küçük ev
Üç kardeş
‘’Maviden yapılmış göl’’ veya
‘’Mavi gibi göl’’ diyemeyiz.
C-ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI
*En az üç addan oluşur.
*Tamlama içinde bir başka tamlama daha
bulunur.
*Bu tamlamada tamlayan tamlananın kime
ve neye ait olduğunu bildirir.
1- (ad + ad) – ın (ad) – ı
Tamlayan Tamlanan
Belirtisiz ad tamlaması + ad
Çınar ağacı – n – ın gölge – s – i
Bahar rüzgarının nefesi
Devlet bakanının görevi
Deniz sularının serinliği
Halı saçağının rengi
Batı dünyasının inancı
2- (ad) – ın (ad + ad) –
ın
Tamlayan Tamlanan
Ad + Belirtisiz ad tamlaması
Okul –un bahçe kapı – s – ı
Öğrencilerin beslenme saati
Şehrin su kanalları
Öğrencilerin sınav sonuçları
3- (ad + ad) ın (ad + ad)
– ı
Tamlayan Tamlanan
BELİRTİSİZ AD TAM. + BELİRTİSİZ
AD TAM.
Televizyon kanalının haber yorumcusu
Müzik programının sanat danışmanı
Filiz’ in kardeşinin okul çantası
Edebiyat öğretmeninin şiir kitabı
4-TAKISIZ AD TAMLAMASI + AD
İpek gömleğin düğmesi
Kerpiç duvarın sıvası
5-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI +
TAKISIZ AD TAMLAMASI
*Patronun gömleğinin altın
düğmesi
Tamlayan Tamlanan
Belirtili Ad Taml. Takısız Ad
Taml.
Bir varlığın niteliğini,
niceliğini ve yerini belirten
sözcüklerin genel adıdır
SIFAT.
ÖZELLİKLERİ
1- Tek başına SIFAT
diye bir sözcük türü yoktur.
Adların önüne gelip onu
nitelediğinde ya da
belirttiğinde sıfat olur. MAVİ
GÖMLEK dediğimizde, MAVİ
göleğin niteliğini bildirir;
ama MAVİ tek başına
kullanıldığında sadece bir
renk adı olur. BEŞ GÜN
dediğimizde, BEŞ sayı
sıfatıdır; ancak BEŞ tek
başına kullanıldığında da
sadece sayı adıdır.
3- Sıfatlar ; varlığa yapışık
olan nitelikleri bildirenler
(niteleme sıfatları) , varlığa yapışık olmayan
nitelikleri bildirenler
(belirtme sıfatları)
diye ikiye ayrılır.
Hareket Niteliğini
Bildirenler ; Konuşan
çocuk - Gülen bebek Varlığın Kalıcı
Niteliğini Bildirenler ; Çalışkan insan - Mavi
kazak - Kısa yol
BELİRTME SIFATLARI
Nesneleri belirten
sıfatlardır. Bu sıfatlar
nesnenin ya da kavramın
bünyesinde bulunan nitelikleri
göstermez. İşlevlerine göre
dörde ayrılır.
1- GÖSTERME (İşaret)
SIFATLARI :
Varlıkların, nesnelerin
yerlerini göstermek suretiyle
belirten sözcüklerdir. Bu
sözcükler tek başlarına
kullanıldığında İŞARET ZAMİRİ
olur.
Bu adam
Şu çocuk
O ev gibi...
2- BELGİSİZ SIFATLAR
: Varlıkları, kavramları kesin
olarak değil de şöyle böyle
belirten sıfatlardır.
Hiçbir olay
Herhangi sıra
Birçok neden
Bütün insanlar
Başka örnek
Bazı filmler
Çok para
Fazla iş
3- SAYI SIFATLARI
: Sayı adlarının sıfat olarak
kullanılmasıdır. İşlevlerine
göre dörde ayrılır.
a) Asıl Sayı Sıfatları
: Bir hariç diğer sayılar
çokluk bildirdiği için bu
sıfat tamlamalarında, tamlanan
yani isim çoğul eki almaz.
İki iş
İki işler (yanlış)
Dört çocuk
Dört çocuklar (yanlış)
NOT : Ancak kural dışı
kullanımlar vardır.
Beşevler
Üç silahşörler
b) Sıra Sayı Sıfatları
İlk çocuk
Sonuncu ev
İkinci sınıf
c) Üleştirme Sayı
Sıfatları : Bu
sıfatlar ; bölme, ayırma,
paylaştırma anlamını verir.
İkişer ev
Birer milyon
d) Kesir Sayı Sıfatları
:
Yarım elma
Yüzde altmış enflasyon
Çeyrek ekmek
Dörtte bir hisse
4- SORU SIFATLARI
: Sıfatları bulmak amacıyla
ada yönelttiğimiz sorulardır.
Kaç
Ne
Kaçıncı +
A d
Nasıl
Hangi
Neredeki
SIFATLARDA KÜÇÜLTME
Sıfatlara -ce, -cik, -cık
ekleri getirilerek yapılır.
Büyükçe salon – İncecik tül
vb. gibi
SIFATLARDA PEKİŞTİRME
A- ‘’m, p, r, s’’ sesleriyle
yapılır ;
mor – mosmor güz
sarı – sapsarı yüz
mavi – masmavi gökyüzü
boş – bomboş ev
temiz – tertemiz mutfak
sağlam – sapasağlam
televizyon
B- Tekrarlarla yapılan
pekiştirme;
Kara kara gözler
Yüksek yüksek tepeler
Deli deli taylar
Diri diri balıklar
C- Soru eki ile
yapılanlar;
Küçük mü küçük oda
Yeşil mi yeşil deniz
SIFATLARIN ADLAŞMASI
Sıfat tamlamalarında,
tamlananın düşüp; tamlayanın
isim çekim eki alması, ya da
yalın durumda olmasıdır.
Yaralı adam – Yaralı
Genç insanlar – Gençler
BİLEŞİK SIFATLAR
İki sözcüğün birleşmesiyle
oluşan sıfatlardır.
Ağırbaşlı çocuk
Yurtsever insan
Büyük boy elbise
Kurallı bileşik
sıfatlar;
Uzun saç – Saçı uzun delikanlı
Mavi gömlek – Göleği mavi
çocuk
Kimi zaman bir sıfat
tamlaması bir başka adın
sıfatı olur.
Bir sıfat tamlamasına ‘’-lı’’
eki getirilerek bu durum
görülür.
Uzun saç – Uzun saçlı kız
Mavi gömlek – Mavi gömlekli
çocuk
UNVAN SIFATLARI
İnsanların rütbe, derece ve
sosyal seviyelerine göre
adlarına takılan saygı ve
tanıtım sözcükleridir. Kimi
zaman
İnsan dışı özel isimlere de
takılır.
Aziz İstanbul
Ebedi Şef Atatürk
Şehzade Mehmet
Doktor Ahmet
Ali Dayı
Hamdullah Efendi
SIFAT TAMLAMALARI
Sıfat veya sıfat öbeği +
Ad
Niteleme, belirtme
x
y
Tamlayan
Tamlanan
· Tamlayan, tamlanan adın
niteliğini ya da niceliğini
belirtir.
· Tamlama ekleri yoktur
· Sıfat tamlamalarında birden
çok sıfat bir adı
niteleyebilir.
Yüksek, yalçın, geçit
vermez, karlı dağ
Nitelem sıfatları
Ad
· Sıfat tamlamalarında bir
sıfat birden çok adı niteleyip
belirtebilir.
Özgür
toplumlar, bireyler,
sanatçılar.......
Sıfat Ad Ad Ad
· Sıfat tamlamalarında kimi
zaman niteleme veya belirtme
görevli tamlayan kısmı, söz
öbeğinden oluşabilir.
AD + AD Milyonların sevgilisi
/ sanatçı
(B.li Ad Tamlaması)
Ad
Sıfat Öbeği Dünya güzeli / kız
B.siz ad tamlaması Ad
Karma Tamlamalar
Karma tamlamalar en az iki
isim, bir sıfattan oluşur.
Tamlama içinde bir başka
tamlama bulunmaz
SÖZCÜK
TÜRLERİ - 3. KONU
Z A M İ R L E
R ( ADILLAR)
• ZAMİRİN TANIMI
• ZAMİR ÇEŞİTLERİ
Z A M İ R
İsim olmadıkları halde ismin yerini
tutan sözcüklerdir.
ÖZELLİKLERİ
1- Anlam kapsamı bakımından en geniş
sözcüklerdir. Bu nedenle sayıları çok
az olan zamirler, bütün kavramları ve
varlıkları karşılayabilir.
2- Çekim sırasında kök değiştirebilir.
Ben – Bana
Sen – Sana
3- Adlar gibi çekimlenirler.
KİŞİ ZAMİRLERİ
Kişilerin adlarının yerine kullanılan
sözcüklerdir.
Ben – Sözü söyleyen – I. Tekil
kişi
Sen – Kendisine söz söylenen –
II. Tekil kişi
O – Sözü edilen – III. Tekil
kişi
Biz – I. Çoğul
Siz – II. Çoğul
Onlar – III. Çoğul
Dönüşlülük Zamirleri:
Kendi – öz
Bu kişi zamirleri; I. Tekil, II.
Tekil, III. Tekil, I. Çoğul, II.
Çoğul, III. Çoğul kişinin yerine
kullanılabilir.
İŞARET ZAMİRLERİ
Nesnelerin adının yerini işaret
yoluyla belirten sözcüklerdir. ‘’bu
– şu – o’’ tek başlarına bir
kavramın, nesnenin yerini tuttuğunda
işaret zamiri olur. Bunlar, şunlar,
onlar da, işaret zamiri
olarak kullanılır.
Varlıkların adlarının
yerini işaret yoluyla tutar.
* Tamlama biçimindedirler, addan
önce gelirler
Niteleme durumu yoktur
* Çekim eki almamış sözcüklerdir
Çekim eki alabilirler;
kendilerinden sonra virgül
kullanılabilir.
Bu – Bu adama güvenilmez
Yakına bulunan varlığı gösterir.
Buna güvenilmez.
Şu – Şu adama güvenilmez
Biraz uzaktaki varlığı gösterir
Şuna güvenilmez
O – O adama
Güvenilmez.
Ona güvenilmez
Beriki – Beriki adama
güvenilmez
Berikilere
güvenilmez.
Böyle – Böyle insanlara
güvenilir mi?
Böylelerine
güvenilmez.
Öyle – Öyle insanlara
güvenilir mi?
Öylelerine güvenilir
mi?
UYARI : Kimi durumlarda
işaret zamirinden sonra çekim eki veya
virgül kullanılmamış olabilir. Bu tür
cümlelerde işaret sözcüğünün sıfat mı
yoksa zamir mi olduğunu anlamak için
şu yöntem kullanılabilir.
YÖNTEM
İşaret (ŞEY) + Ad
Anlam bozulursa
SIFAT
Sözcüğü KİŞİ
Anlam bozulmazsa
ZAMİR
‘’Bu kalemi ben aldım.’’
Cümlesini ‘’Bu ŞEY kalemi ben
aldım.’’ Biçiminde okursak anlam
bozulur. ‘’BU’’ sözcüğü burada
İŞARET SIFATIDIR.
‘’Bu kalemdir diye mi aldın?’’
cümlesini ‘’Bu ŞEY kalemdir
diye mi aldın?’’ biçiminde okursak
anlam bozulmaz. ‘’BU’’ sözcüğü
İŞARET ZAMİRİDİR.
• Bu insanı iyi tanıyın.
Bu kişi insanı iyi tanıyın. (İşaret
sıfatı)
• Bu insana güven vermiyor.
Bu kişi insana güven vermiyor.
(İşaret zamiri)
• Varlıkların nitelik ve
niceliklerinin belli belirsiz bildiren
sıfatlardır.
• Tamlama kurup adı nitelerler.
BİR
Bir insan önce dürüst
olmalı.
HER
Her insana güvenilmez.
ÇOK
Çok soru çözmelisiniz.
AZ
Az parayla olmuyor bu
işler.
FAZLA
Fazla kalemin var mı?
FALAN
Falan insanla karşılaştım.
HİÇBİR
Hiçbir insan mükemmel
değildir.
BİRÇOK
Birçok arkadaşıma
rastladım.
BİRKAÇ
Birkaç soruyu hiç yoktan
kaçırdım.
BİRAZ
Biraz zor bir soruydu.
BELGİSİZ ZAMİRLER
• Varlıkların adlarını yerini belli
belirsiz tutan sözcüklerdir.
• Belgisiz zamirlerin niteleme görevi
yoktur.
• Çekim eklerini alırlar.
Birini tanıyamadım. Tümüne güvenimi
yitirdim. Çoğunu şimdi çözdüm. Fazlası göz mü çıkarır. Falancayla takışmış. Hiçbiri mükemmel
değildir. Birçoğuyla ilişkimi
estim. Birkaçını hiç yoktan
kaçırdım. Birazıyla idare etmeye
çalış.
SORU SIFATI, SORU ZARFI VE SORU
ZAMİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
SORU SIFATI
Soru sözcüğü sıfat tamlaması
oluşturur.
Soru sözcüğünün yanıtı da bir sıfat
tamlamasıdır.
NASIL
HANGİ
NEREDEKİ + AD
KAÇINCI
KAÇTA KAÇ
NE KADAR
• Nasıl bir kitap
istiyorsun?
• İyi bir kitap.
• Hangi evde
oturuyorsun?
• Şu evde
• Neredeki okulda
okuyorsun?
• Karşıki okulda.
• ÖYS’de kaç Türkçe
yaptın?
• Ellisekiz Türkçe
SORU ZARFI
Bir soru sözcüğünün soru zarfı
sayılabilmesi için yanıtının da zarf
veya zarf öbeği olması gerekir.
Soru sözcüğü eylem veya eylemsiyi
niteler.
NASIL
NE ZAMAN
NE + EYLEM
NEDEN
NİYE
NİÇİN
• Buraya nasıl geldin?
• Koşarak.
• Erzurum’a ne zaman
gidiyorsun?
• Üç ay sonra.
• Neden düşman görünürsünüz,
yıllar yılı dost bildiğim aynalar.
• Yaşlandığım için.
• Ne sırıtıp duruyorsun?
(Niçin)
• İçimden öyle geldiği için.
SORU ZAMİRİ
Bir soru sözcüğünün zamir
sayılabilmesi için yanıtının ad
veya zamir olması
gerekir.
Soru sözcüğü adın yerini tutar.
KİM
NE + Durum Ekleri
HANGİSİ
KAÇ + çekim eki
• Beni kim aradı?
• Ayşe (o)
• Çarşıdan ne aldın?
• Kalem
• Seni hangisi dövdü?
• Şu (bu, o, öteki)
• Bu saate kadar neredeydiniz?
• Dersanedeydik.
• Sınavı kaçınız
kazandı?
• Üçümüz.
D İ K K A T
‘’Neden?’’ soru sözcüğünün
yanıtı kimi zaman zamir, kimi zaman
zarf olabilir.
Türü belirleyen verilen
yanıttır.
Çocuklar neden
korkarlar?
Çocuklar iğneden korkarlar. (Zamir)
Çocuklar yalnız kaldıkları için
korkmuşlar. (Zarf)
B E L İ R
T E Ç (ZARF)
Eylemlerin, eylemsilerin,
sıfatların ya da görevce kendisine
benzeyen sözcüklerin anlamını
etkileyen, kimi zaman güçlendirip
kimi zaman kısıtlayan sözcüklere
denir.
Ö Z E L L İ K L E R İ
Sözcük, eylemi etkilediği
zaman ‘’belirteç’’ olur.
Böyle
çalışmalısın (‘’böyle’’ belirteç
olur.)
Bir adı etkilediği zaman
‘’sıfat’’ olur.
Böyle insanlarla
konuşmamalısın.
Bir adın yerine kullanıldığı
zaman ‘’adıl’’ olur.
O, her zaman böyledir.
Tek başına belirteç yoktur. Yalnız
durumdadırlar. İsim çekim eki
almazlar. Belirteçlere gelen isim
çekim eki işlevini kaybeder.
YAPILARINA GÖRE BELİRTEÇLER
Basit Belirteçler :
Kök halindeki belirteçlerdir.
HEMEN – SABAH – DAHA – DÜN –
GEÇ
Türemiş Belirteçler :
Kök ya da gövdelerine ek
getirilerek yapılan
belirteçlerdir.
- ce Yiğitce seslendi. - leyin Sabahleyin
yola çıktı. - leri Akşamları
erken yatıyor. - e Sabaha
biter. - de Sözde
çalışıyor. - den Erkenden
gel. - lerde Şimdilerde
çok moda oldu.
Bileşik Belirteçler :
Belirteç görevinde bulunan
bileşik sözcüklerdir.
Bugün gelir. Biraz ayır. İlk önce gitti.
Öbeklenmiş Belirteçler :
Kimi sözcükler yan yana
getirilerek belirteç öbekleri
oluştururlar.
Önce doğru git. Sabahtan beri bekliyor. Arada sırada uğrar. Şöyle böyle düzeldi.
GÖREV VE ANLAMLARINA GÖRE
BELİRTEÇLER
Zaman Belirteçleri :
Eylemin anlamını zaman ilgisiyle
tamamlayan sözlerdir.
Biraz önce gitti. Konuştukça
açılıyor. Gittiğinden beri
görmedim. Dün sözünü ettik. Bu gün aradı. Demincek
buradaydı. Sonra söylerim. Yazın havalar
ısınır. Şimdi gelir.
Yer yön belirteçleri :
Eylemin yerini ve yönünü
belirten belirteçlerdir.
Ne ileri
gidebiliyor ne de geri. İçeri girmeyiniz,
dışarı çıkınız. Aşağı tükürse
sakal, yukarı
tükürse bıyık.
NOT : Yalın durumda
kullanılır. İsim çekime eki alırsa
adlaşır.
Dışarı-y-a .çıkınız
Durum Belirteçleri :
Eylemin nasıl yapıldığını,
ne durumda olduğunu
belirten sözcüklerdir.
Anlam ayrıntılarına göre
başlıcaları :
A- Niteleme Belirteçleri :
Güzel düşün iyi
hisset yanılma, aldanma.
Bütün gün kapı kapı
dolaştı. Yer yer kesintilere
rastladı. Güle oynaya gittiler. Diyar diyar gezdik.
Akşam ıpıssız
bastırdı. Sımsıcak gülümsedi.
B- Kesinlik belirteçleri
:
Elbette gelir. Mutlaka çalışmalısın. Asla arama. Hiç görünmedi. Ne olursa olsun ara.
C- Yineleme Anlamlı
Belirteçler :
Gene uyudu. Tekrar düşünmelisin. Bir daha sormuş. İkide bir düşüyor.
D- Diğer Durum
Belirteçleri :
Peki, evet, hay hay,
artık, yalnız, ancak, bari....
Azlık – Çokluk Belirteçleri
:
Sıfatları, eylemleri ve kendi
türünden sözcükleri azlık – çokluk
bakımından kısan ya da güçlendiren
belirteçlerdir.
A- Eşitlik Belirteçleri :
‘’kadar’’ Kuş kadar
küçük beyin. Peri kadar
güzel kız. Onun kadar
düşüncesiz insan yoktur.
B- Üstünlük Belirteçleri
:
‘’daha’’ Daha temiz ve güzel
bir dünya. Daha rahat koltuklar.
C- En Üstünlü Belirteci :
‘’en’’ En sıcak
günleri geride bıraktık.
D- Aşırılık Belirteci :
‘’Çok, gayet, pek fazla’’ Çok verimli
topraklar göz alabildiğine
uzanıyor. Pek şirin bir
ev kiralamışlar.
Günlerimiz gayet
sakin geçiyor. Fazla şişman
ve hareketsiz bir çocuktu.
E- Öbeklenmiş Belirteçler :
‘’daha çok, en çok, daha
fazla, en fazla, daha az, en az,
çok az....’’
F- Diğerleri :
‘’Çokça, fazla, ta,
aşağı, yukarı’’
Soru Belirteçleri :
Eylemleri, eylemsileri ya da
cümlenin yüklemini soru yoluyla
belirleyen sözcüklerdir.
Ne bağırıp
duruyorsun ? Nasıl konuşursun ? Niçin geciktin ? Hani gelecektin ? Ne kadar alacaksın
? Ne biçim boyadın ? Niye düşünüyorsun
?
EDAT –
BAĞLAÇ – ÜNLEM
E D A T (İlgeç)
Görev ve anlamları daha çok ,
cümle içinde birlikte bulunduğu
sözlerle beliren, sözcükler
arasında ilgi kurmaya yarayan,
anlamları ancak bu görevleriyle
beliren sözcüklere denir.
Düzenli çalıştığı İÇİN
sınavı kazandı.
Okulu İÇİN her şeye
katlandı
‘’İÇİN’’ sözcüğü ilk cümlede
‘’-den dolayı’’ anlamındadır.
İkinci cümlede ise ‘’uğruna’’
anlamını kazandırmıştır.
Tek başına belirgin anlamı olmayan
edatların cümle içinde anlam
kazandıklarını görmekteyiz.
Asıl görevleri ilişkide
bulundukları sözcüklerle ilgi
kurmak olan edatların cümle
içindeki görevleri de kullanımları
sırasında değişiklik
göstermektedir.
Babası İLE okula gitti
Annesi İLE babası okula
gitti.
Birinci cümlede ‘’birlikte’’
anlamıyla edat olan ‘’İLE’’,
ikinci cümlede görevdeş öğeleri
bağlamakta kullanılmış ; BAĞLAÇ
olmuştur.
Ö Z E L L İ K L E R İ :
1-Sözcük türetmeye uygun değildir.
2-Ad, durum ve iyelik eklerini
alamazlar. Alırlarsa isimleşirler.
ÖRNEK :
Temel gibisini zor bulurlar
3-Kalıplaşmış sözlerdir.
ÇOK KULLANILAN EDATLAR
İ Ç İ N
Örnek :
Kitabı çalışması İÇİN
verdim. (‘’Amacıyla’’ anlamında
kullanılmış.)
Araba bozulduğu İÇİN okula
geç kalmış . (Neden-sonuç
ilişkisi. )
Senin İÇİN hazırlık
yapıyor. (‘’Özgü’’ anlamında.)
Onur İÇİN deli dolu
diyorlar. (‘’Hakkında’’
anlamında.)
Disketi bir hafta İÇİN
aldım. (‘’Süre’’ bildirmiş)
İÇİN edatının başka
anlamlarda da kullanıldığı
görülür.
G İ B İ
Benzetme ve karşılaştırma ilgisi
kurar.
Örnek; Çiçek GİBİ
çocuk. - ‘’benzer’’ anlamda
Sana insan GİBİ
davrandık. – ‘e’ yakışır’’
anlamında kullanılmış.
Sınavı kendi kazanmış GİBİ
seviniyor. – ‘’imişçesine’’
anlamında kullanılmış.
K A D A R
Karşılaştırma ilgisi kurar.
Örnek :
Kuş KADAR beyin.
Çalıştığı KADAR
para.
Boyu KADAR çanta.
Belirsizlik bildirir.
Örnek :
Yüz KADAR çocuk.
GİBİ Anlamı katar.
Örnek :
Dayak yemiş KADAR
oldum.
G Ö R E
Kurallara GÖRE kaydınız silindi.
‘’UYARINCA’’ – ‘’GEREĞİNCE’’
anlamında.
Sana GÖRE bu mantıklı mı ? ‘’CE’’
eki anlamında.
B A Ş K A
Benden BAŞKA kimsesi yok –
‘’DIŞINDA’’ anlamında.
Evinden BAŞKA arabası da var.
‘’AYRICA’’ anlamında.
A N C A K
Bu araba ANCAK yüz milyon eder. –
‘’EN FAZLA’’ anlamında.
ANCAK birinci sınıfı geçebildi. –
‘’GÜÇLÜKLE’’ anlamında.
D O Ğ R U
Okula DOĞRU gitti.
Kırkına DOĞRU dağıttı.
Sabaha DOĞRU geldi.
K A R Ş I
Sana KARŞI çok duyarlı davrandı.
Kente sabaha KARŞI girdik.
İ L E
Baltayla kesmiş.
Arkadaşlarıyla konuştum.
Arabayla geldi.
Onun karışmasıyla işler bozuldu.
M İ
Soru edatıdır.
Bu da yapılır MI – Şaşırma
anlamında.
Köşede durur MU-sunuz? Rica
anlamında.
Güzel Mİ güzel kız! Pekiştirme
anlamında.
Mektubu okudun MU anlarsın.
Y A L N I Z
Bu soruyu YALNIZ Uğur çözebilir.
S A D E C E
Konuyu SADECE Öykü biliyor.
B İ L E
Sen BİLE şaşarsın.
B A Ğ A Ç
Anlamca ilgili cümleleri, görevdeş
öğeleri bağlamaya yarayan
sözcüklere BAĞLAÇ denir.
İŞLEVLERİ :
Tamlayanları bağlar. ; Suyun ve
elektriğin parasını ödedik.
Küçük ve şirin bir ev aldık
Tamlananları bağlar
; Güneşin sıcaklığı ve rengi
insanı etkiler.
Kırık tabakları ve bardakları
topladı.
Cümleleri bağlar ;
Geldim, gördüm ve yendim.
Özneleri bağlar ;
Şafak ve Özgür bize geldi.
Nesneleri bağlar ;
Gökyüzünü ve yüreğinin atışını
hissetmelisin.
BAŞLICA BAĞLAÇLAR
DE – DA
Sen DE itiraz ettin. (-DEN başka
anlamında.)
Kitap DA aldık (- DEN başka
anlamında.)
Zamanında gel DE yemeğini ye.
(Azarlama.)
Büyümüş DE adam olmuş. (Alay etme)
Gitmem DE gitmem diye tutturdu.
(Direnme.)
Glese DE konuşmam.
Aldı DA çalışmadı. (Ama, fakat)
V E
Sen VE ben koşuyoruz kırlarda.
Baktı ve kaçtı.
A M A
Yattım ; AMA uyuyamadım. (Buna
rağmen, karşıtlık.)
Gidelim diyorsun, AMA hava
yağmurlu. (Uyarı.)
Gelebilirsiniz; AMA bulaşık
yıkarsanız. (Koşul.)
Y A L N I Z
Gidebilirsiniz ; YALNIZ erken gel.
(Koşul.)
F A K A T
Aradım FAKAT sizi bulamadım.
Ü S T E L İ K
Dersler iyi ; ÜSTELİK spor da
yapıyor.
Ç Ü N K Ü
İyileştim ; ÇÜNKÜ yemeklerimi
düzenli yedim.
N E... N E.
Genellikle yüklemi olumlu
cümlelere olumsuzluk anlamı katar.
NE aradı, NE sordu.
Y A...Y A...
Tercih etme anlamını katar.
YA annem YA ben!
H E M ..... H E M...
Her ikisi de anlamını katar.
HEM ağlarım HAM giderim.
Görevdeş öğeleri bağlarsa bağlaç
olur. Diğer kullanımlarda edat
olarak kalır.
Öykü ile Uğur bu işi başarır.
Z İ R A
Geldim; ZİRA seni çok özlemiştim.
Y O K S A
Onlar iyi anlaşıyorlardı; YOKSA
darıldılar mı?
H E L E
Havasına, suyuna HELE yemeklerine
hiç doyum olmaz.
K A H ..... K A H .....
KAH eserim yeller gibi.
KAH tozarım beller gibi.
Ü N L E M L E R
Duygulanımların etkisiyle ortaya
çıkan SEVİNÇ, KORKU, ACI, ŞAŞMA
gibi durumları yansıtan
sözcüklerdir.
A!...
A kuzum nerede kaldın?
Olur a! Kim karışabilir?
A... sen de mi geldin?
E!... Ne olacak
bunun sonu?
Ha!;
Ha!Şimdi anladım.
Saçmalamaya başladın ha!
Ey!...
Ey! İstanbul
Ay!...
Ay bunu da sen mi yaptın?
Vay!...
Vay anam vay!...
E Y L E M
L E R (FİİLLER)
1-Eylemle,
iş-kılış, duruş, durum ve oluş
bildiren sözcüklerdir.
2-Bir sözcüğün eylem sayılabilmesi
için, çekim ekleri atıldıktan
sonra kalan bölüme ‘’mek-mak’’
ekinin getirilebilmesi gerekir.
3-Eylemde 3 temel öğe vardır. ;
-Hareket
-Kişi
-Zaman
H A R E K E T (Eylemin
Anlamı)
A) İş ve Kılış Eylemleri ;
Bir nesneyi olumlu ya da olumsuz
yönde etkileyen eylemlerdir.
Bilinçli yapılan eylemlerdir.
İnsanlara özgüdür. (Kırmak- Neyi
KIRMAK-Bir şeyi KIRMAK-Çocuk camı
kırdı)
İş ve kılış eylemleriyle kurulan
cümlelerin eylemleri çatı
bakımından GEÇİŞLİDİR.
Süreklilik gösterir.
Durağanlık vardır.
İnsanlara özgüdür; bilinçli veya
bilinçsiz olabilir.
Nesneye bağlı değildir.
Sona ermesi için başka eylemler
gereklidir.
Çatı bakımından eylemi
GEÇİŞSİZDİR. (Uyumak-Neyi
uyumak?-Ne uyumak?
YANITSIZDIR. Yatmak –Uzanmak –
Bakmak – Dikilmek eylemleri durum
bildirir.
C) Oluş Eylemleri;
Doğa eylemleridir.
Eylemi gerçekleştiren gizli bir
güç vardır. Bu gizli güç, dilbilim
açısından kişi sayılır.
Bilinç gerektirmez.
Kendi kendine olma anlamı vardır.
Nesneye bağlı olmadığı için eylemi
çatı bakımından geçişsizdir.
Rüzgar esiyor
Çiçekler açtı
Güneş doğdu
Ağaçlar yeşerdi
Yapraklar sarardı
KİŞİ
Gel-di-m / Gel-di-k
Gel-di-n / Gel-di-niz
Gel-di / Gel-di-ler
Zaman ekinden sonra ulanır.
ZAMAN (Eylemlerde Kip)
Eylem bildiren sözcüklerin zaman
ve kişi eki alarak biçimlenmesine
KİP denir. Kipler
İkiye ayrılır.
D) BİLDİRME KİPLERİ (Haber
kipleri)
1.-di’li geçmiş zaman;
-dı, -di, -du, -dü
-tı, -ti, -tu, -tü
(Görülen geçmiş zaman)
İş önce, söz sonra
2.-miş’li geçmiş zaman;
-miş, -mış, -muş, -müş
(Duyulan geçmiş zaman)
İş önce, söz sonra
Eylem, geçmişte yapılmıştır,
eylemin yapıldığını başkasından
duyma durumu vardır.
3.Şimdiki zaman; -yor
Bu kip, eylemin yapılmakta
olduğunu bildirir. Eylem
yapılırken kullanılır.
İş, söz ayni zamanda
4.Gelecek zaman; -ecek, -acak
Eylemin gelecekte yapılacağını
anlatır.
Söz önce, iş sonra.
5.Geniş zaman; -r, (i)r
Eylemin her zaman yapılabileceğini
bildirir.
Söz, iş her zaman
E) DİLEK KİPLERİ
Bu kiplerde zaman kavramından çok,
eylemin yapılışıyla ilgili bir
duygu, bir düşünce, bir istek, bir
dilek anlamı vardır.
1.İstek kipi; -e, -a
Eylemin yapılması için istek
bildiren kiptir.
2.Dilek – koşul kipi; -sa,
-se
................................ +
-sa, se .........dilek
Sınavı bir kazansa.......
Bu akşam bize gelseniz....
.................................
+ -sa, -se................ koşul
Çalışırsa kazanır.
Bu akşam bize gelseniz, seviniriz
3.Gereklik kipi; -malı, -meli
Eylemin yapılmasının gerekli,
zorunlu olduğunu bildiren kiptir.
4.Buyruk (emir) kipi;
Eylemin yapılmasını emir yoluyla
ister. İnsan kendisine buyrukta
bulunamayacağı için, yalnız
ikinci, üçüncü ytekil ve çoğul
kişiler için kullanılır.
BİLEŞİK ZAMANLI EYLEMLER
1.Hikaye (öyküleme) bileşik
zamanı;
.............+I. Zaman + II. Zaman
Eylem Diğer - di
Kökü Zaman
Ekleri
Örnek ; Al-mış-tı
Duyulan geçmiş zamanın hikayesi
biçiminde okunur.
Al-ır-dı Al-a-y-dı
Al-acak-tı Al-malı-y-dı
Al-(ı)-yor-du Al-sa-y-dı
2.Rivayet bileşik zamanı;
...............+I. Zaman +II.
Zaman
Eylem Diğer -miş
Kökü Zaman
Ekleri
Örnek ; Al-acak-mış, Al-ır-mış,
Al-sa-y-mış
Geniş zamanın rivayeti biçiminde
okunur.
3.Koşul bileşik zamanı;
................+I. Zaman +II.
Zaman
Eylem Diğer - se
Kökü Zaman
Ekleri
Örnek; Al-malı-y-sa,
Al-(ı)-yor-sa, Al-dı-y-sa
Şimdiki zamanın koşulu biçiminde
okunur.
EYLEM KİPLERİNDE ANLAM
(ZAMAN) KAYMASI
A) Şimdiki zaman
Yöntem; ‘’yor’’ ekini gördüğümüzde
eyleme ŞU AN, ŞİMDİ’’ sözcüklerini
getirip cümleyi okumalıyız.
Anlamsız olursa zaman kayması
vardır.
Yusuf, bütün zamanını televizyon
seyretmekle geçiriyor.
Şimdi
Şu an
Yüklem ‘’geçirir’’ biçiminde
olmalıydı.
‘’-yor’’ eki geniş zaman yerine
kullanılmıştır.
; Yusuf, yarın İstanbul’a
gidiyor.
; Şimdi
Şu an
Yüklem ‘’gidecek’’ biçiminde
olmalıydı. Gelecek zaman yerine
kullanılmıştır
Onunla iddiaya giriyor, on dakika
sonra kazanıyorum.
Girdim
kazandım
- di’li geçmiş zaman yerine
kullanılmıştır.
Cumartesi ölüyor, Pazar günü
gömüyorlar
Ölmüş
gömmüşler
-miş’li geçmiş zaman yerine
kullanılmıştır.
B) Geniş Zaman
Yöntem; ‘’-r’’ ekini gördüğümüzde
eyleme ‘’DEVAMLI,SÜREKLİ, HER
ZAMAN’’
Sözcüklerini getirip cümleyi
okuduğumuzda cümle anlamsızlaşırsa
zaman kayması vardır. Çocuk,
bakkala gider çikolata alır.
(gitti ve gitmiş – aldı veya
almış) olmalıdır.
Geçmiş zaman yerine
kullanılmıştır. Çocuk, devamlı,
sürekli, her zaman bakkala gidip
çikolata alamaz. Dünya malı,
dünyada kalır, öldüğün gün.
Kalacak olmalıdır.
Güzel günler de gelir elbet.
Gelecek olmalıdır.
Bunun hesabını onlardan sorarım.
Soracağım olmalıdır.
Gelecek zaman yerine
kullanılmıştır.
C) Gelecek Zaman;
Dün beni arayan arkadaşım olacak.
(olmalı)
Şimdi kapıyı çalan Ayşe olacak ki
... (olmalı ki...)
-Bir gürültü duyar gibi oldum.
-Üst kattaki adam olacak..
(olmalı...)
Gereklilik kipi yerine
kullanılmıştır. Başın derde
düştüğünde beni arayacaksın. (Ara)
İstanbul’a varır varmaz beni
arayacaksın.(Ara)
Bu cümlelerde de görüldüğü gibi
emir kipi yerine kullanılmıştır.
EK – EYLEM
Ad soylu sözcüklere eklenerek
onları yüklem görevine sokan,
basit zamanlı eylemlere ulanarak
onları bileşik zamanlı eylem
durumuna getiren eklere EK-EYLEM
denir.
‘’idi, imiş, ise’’ sözcükleri,
‘’-im, -sin, -dir’’; -iz, -siniz,
-dirler’’ ekleri
EK EYLEMLERDE ZAMANLAR
1.Geniş Zaman
Ben yeni öğretmen-im.
Sen yeni öğretmen-sin.
O yeni öğretmen-dir.
Biz yeni öğretmen-iz.
Siz yeni öğretmen-siniz.
Onlar yeni öğretmen-dirler.
Anlamı;
a)Ad soylu sözcükleri geniş zaman
anlamıyla yüklem yapar.
b)Cümleye kesinlik ve gereklilik
anlamı katar.
Sınav süresi bitmiştir.
Her canlı ölümü tadacaktır.
Kazanmak için çalışılmalıdır.
c)Cümleye olasılık anlamı katar.
O, şimdi beni düşünüyordur.
2.Ek-Eylemin Hikayesi;
Okuldaki en yakın arkadaşımdı.
Çocukken daha mutluyduk.
3.Ek-Eylemin Rivayeti;
Onların evleri Adana’daymış.
Mevsimlerin en güzeli sonbaharmış.
4.Ek-Eylemin Koşulu;
O, ONURLU BİR İNSANSA SUSSUN.
Hastaysa hemen doktara gitsin.
(Ek eylemlere olumsuzluk anlamını
‘’değil’’ sözcüğü katar.)
Çocuk çok güzeldi. (Olumlu)
Çocuk çok güzel değildi. (Olumsuz)
Bir addan ya da eylemden yapım eki
yardımıyla türetilmiş eylemlerdir.
Baş-la-dı------Addan eylem
Gör-ün-dü-----Eylemden eylem
3.BİLEŞİK EYLEMLER
Özellikleri;
YAZIM AÇISINDAN
1.Ad bileşiklerinde, bileşiği
oluşturan sözcükler,her zaman
bitişik yazılırken; eylem
bileşiklerinin kimi bitişik kimi
de ayrı yazılır.
Hanımeli
Zeytinyağı
Gecekondu
Uyurgezer
Mutlu olmak
Rica etmek
Hissetmek
Sabretmek
Yapısal Açıdan
a.Bir ad +Bir yardımcı eylem
hasta ol-mak
hisset-möek
b.İki eylem
ölebil-mek
giriver-mek
bakakal-mak
düşeyaz-mak
c.Bir eylem + Bir eylemsi
göreceği gel-mek
gideceği tut-mak
d.Bir eylemsi + Bir yardımcı
eylem
anlatacak ol-mak
dinlemez ol-mak
e.Deyimleşme
Bir ad + Bir eylem
Kafa tut-mak
Göze gir-mek
f.Deyimleşme
Birden fazla ad + Eylem
Etekleri zil çal-mak
Ağzının payını ver-mek
Anlam Açısından
a.Gerçek + Gerçek
Hasta olmak, rica etmek,
sabretmek,
Mutlu olmak, kabul etmek, affetmek
b.Mecaz + Mecaz (Deyimleşme)
Kulak asmamak
Küplere binmek
ANLAMCA KAYNAŞMIŞ BİLEŞİK
EYLEMLER
Sonu eylemle biten deyimler,
anlamca kaynaşmış bileşik eylem
sayılır.
YAPI
Ad + Eylem
Bileğine güvenmek
Gözünü korkutmak
Ad (Bazen birden çok) + Eylem
Etekleri zil çalmak
Kırkından sonra saz çalmak
Ağzının payını vermek
ANLAM
Mecaz + Gerçek
Bileğine güvenmek
Gözünü korkutmak
Gerçek + Mecaz
Deniz tutmak
Derdine yanmak
Mecaz + Mecaz
Burnundan solumak
Ağzını bozmak
Gözden düşmek
Göze girmek
İkiden fazla sözcükle kurulan
deyimlerde tüm sözcükler mecaz
anlamlıdır.
Etekleri zil çalmak
Ağzının payını vermek
Kulağına küpe olmak
KURALLI BİLEŞİK EYLEMLER
1.Eylem + Eylem
(Değişken) (Ayni)
1.Yeterlilik Eylemi
Yöntem
Eylem kökü + (-e)(-a) bil - mek
Cümleye kazandırdığı anlamlar
Gücü yetme
-Başarma anlamı
İnsanlarla iletişim kurabiliyorum
-Olasılık anlamı
Seni bir daha görebilirim +
(olumlu)
Seni bir daha gör-me-y-e-bilirim
(olumsuz)
Geniş zaman kipinin soru biçimi
belli bir istekle ilgili rica
bildirir.
Kitabınızı ödünç alabilir miyim?
Yeterlik Eyleminin Olumsuzu
Eylem kökü + (-e)(-a) + (-me)(-ma)
2.Tezlik Eylemi
Eylem kökü + -i ver –mek
Cümleye kazandırdığı anlamlar
Tezlik
Öğretmen zili çaldığı anda içeri
giriverdi.
Hakemin düdüğüyle maç
başlayıverdi.
Beklenmezlik
Koca ağaç tepemize yıkılıverdi.
Önemsemezlik
Çocukları yalınayak dışarı
salıvermişler.
Saçını, sakalını gelişigüzel
bırakıvermiş.
Kolaylık + Tezlik
Soruları on dakikada çözüverdim.
Problemi, kalem kullanmadan
çözüverdi.
Olumsuzu
Fiil kökü + (-me)(-ma) + i (-maz)(mez)
Gitmeyiver
Almayıver
Görmeyiver
Eylem kökü + i + ver + (-maz)(-mez)
Bakı-ver-mez-sin
3.Sürerlik Eylemi
Sen düşünedur...
Sen şu çocuğa bakadur, ben
geliyorum.
Fiyatları görünce donakaldı.
Boğaz Köprüsü’nde intihar girişimi
alışılageldi.
Olumsuzu kullanılmaz.
Bazı ikilemeler cümleye sürerlik
anlamı katar.
Pop müziğini oldum olası
sevemedim.
O takım, bildim bileli ikinci
ligdedir.
Bu kente, oldu bitti ısınamadım.
Eylemlerin Yardımcı
Eylemlerle Oluşturduğu Bileşik
Eylemler
Başlama Eylemi; Biz, bu yerden
gider olduk
Bitirme Eylemi; İstemezdim ama
bağırmış oldum
Yeltenme (Davranma)Anlamı;
Sorulara matematikten başlayacak
oldu ama....
Sanma (Olasılık) Anlamı; Şu anda
sınavda terliyor olmalı.
YARDIMCI EYLEMLİ BİLEŞİK
EYLEMLER
Ad ol – mak
et - mek
Ses artması VARSA ------ Bitişik
yazılır
Ses düşmesi YOKSA------ Ayrı
yazılır
Örnekler ;
Ünlü düşmesiyle bitişenler ;
Hapis-ol-mak / Hapsolmak
Ünsüz türemesiyle bitişenler ; His
etmek / Hissetmek
Ayrı yazılanlar ; Orada olmak /
Kızı olmak / Ayağına oldu / Alay
etmek
E Y L E M S İ
Eylemsiler, eylemden türeyen ancak
eylemin tüm özelliklerini
göstermeyen sözcüklerdir. Eylem
gibi çekimleri yapılmadığı için
eylemden ayrılırlar.
Gel – di – m / Gel – ip / Gel – iş
Uyarı ; ‘’Mavimsi’’ derken rengin
tam mavi olmadığını maviye yakın
olduğunu anlatmak isteriz.
‘’Eylemsi’’ derken de sözcüğün tam
eylem olmadığını, eyleme yakın
olduğunu söylemek isteriz.
O R T A Ç (Sıfat Fiil)
1 2 3 4 5
6 7
AN ASI MEZ AR DİK ECEK MİŞ
Gerçek ortaç Zaman
anlamlı ortaç
U L A Ç (zarf fiil)
1.-ıp Işıklar sön- üp
film başladı. Bağ eylem
2.-ken Söner-ken ‘’ ‘’ Zaman
ulacı
3.-ınca Sön-ünce ‘’ ‘’ Zaman
ulacı
4.-eli Sön-eli ‘’ ‘’ ‘’
‘’
5.-r, -mez Sön-er ‘’ ‘’ ‘’ ‘’
sön-mez
6.-diğinde Zaman ulacı
7.-meden Durum ulacı
8.-erek ‘’ ‘’
9.-cesine ‘’ ‘’
10.-meksizin ‘’ ‘’
11.-e, -e ‘’ ‘’
12.-dıkça ‘’ ‘’
AD EYLEM
-ma, -me
-mak, -mek
-ış, -iş, -üş
Eylemsiler bileşik cümlelerde
‘’Yan Cümle’’ kurabilirler.
Konuşmaya / başladı.
Yan cümle Temel cümle
Tanı (-dık) adam
Eylem ORTA+Ç Ad
Eylemle adın ortasına gelerek
eylemi sıfat yapar. Tanıdık adam
sıfat tamlamasıdır.
ORTAÇ EKİ
- dık
Tanıdık adam
Çalmadık kapı
Beklenmedik misafir
-ecek
Akacak kan
Gelecek yıl
Okunacak şiir
-miş
Susamış çocuk
Küflenmiş peynir
Sararmış yaprak
-ar, -er
Güler yüz
Koşar adım
Okur yazar adam
-mez, -maz
Utanmaz adam
Bitmez iş
Okunmaz yazı
** Adı niteler, tamlama kurar.
** Yapım ekidir.
ZAMAN EKİ
Adamı tanıdık
Kapıyı çalmadık
Misafir beklemedik
Çok kan akacak
Yıllar sonra gelecek
Şiir okunacak
Çocuk susamış
Peynir küflenmiş
Yapraklar sararmış
Onun yüzü hep güler
Hızlı adımlarla koşar
O sürekli okur ve yazar
O adam hiç utanmaz
Onun işi bitmez
Onun yazısı okunmaz
** Cümlenin yükleminde bulunur
** Çekim ekidir.
2- ULAÇ (Zarf fiil)
Bu eklere niçin ‘’Ulaç’’
denildiğini açıklayalım.
Sev (+erek) çalıştı
Eylem ULA+Ç Eylem
Birinci eyleme ulanan (eklenen)
‘’-erek’’ eki eylemi zarf
yapmıştır.
Eylemin adı olma dışında somut ya
da soyut varlık adı olamaz.
Sigara içen çakmak taşır. (Somut
ad)
Duvarlara çivi çakmak yasaktır.(Ad
eylem)
Eve ekmek almayı unutma.(Somut ad)
Bu bahçeye çiçek ekmek
gerekiyor.(Somut ad)
Adın ‘’-de’’ ve ‘’-den’’
durumlarına girebilir.
Çalışmaktan kimseye zarar gelmez.
Ne varsa çalışmakta var.
B-‘’-me’’ Yapılı Adeylemler
Elindeki kazmayla toprağı kazmaya
başladı.
Somut ad adeylem
Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
Somut ad
Ben yarimden ayrılmam
Götürseler asmaya
Adeylem
Adın durumlarına girebilir; Çocuk,
okumaya başladı.
Okumayı bilmiyor
Kitabı okumadan derse girmeyin
Ulaç eki
Bu örnekte adeylem söz konusu
değildir.
Sıfat göreviyle kullanılan adlar,
adeylem değildir.
Asma köprü
Burma bıyık
Çoğul eki alabilir;
Konuşmazlar, gülüşmezler...
C.’’-iş’’ Yapılı Adeylemler
Görüş bildirmek de bir
sorumluluktur.
Ad
Bakış açısı çok farklıydı.
Ad
Ortalığa sıcak bakışı bizi
sevindirdi.
Adeylem
Görüş farkı, olması gereken bir
tavırdır.
Ad
Onun gülüşünü unutamıyorum.
Adeylem
Bu eki alan eylemler, ad
anlamlarını yitirmemişlerse,
adeylem olarak, eylem anlamlarını
yitirmişlerse doğrudan doğruya ad
olarak kullanılabilir.
Dolma (biber)
Dikiş (dikme) AD
Yemek (yemek)
EYLEMİN ÇATISI
Eylemler, cümle içinde yüklem
görevinde bulunurlar. Yüklem
görevindeki eylemler, öznelerine
ve nesnelerine göre bazı
özellikler gösterirler.
İşte bu özelliklere ‘’EYLEM
ÇATISI’’ denir.
ÖZNELERİNE GÖRE EYLEMLER
1.Etken Eylemler
Eylem cümlelerinde yüklemin
bildirdiği işi yapan (özne)
belliyse, bu tür eylemlere ETKEN
EYLEM denir. Yani öznesi bilinen
eylemlerdir.
Türkçedeki tüm eylemler, ilk
biçimleriyle etken eylemdir.
Gizli özne, gerçek öznedir.
Çocuk , ağladı. (Ağlama işini
yapan ‘’Çocuk’’ tur. Gerçek özne.)
Ağladı. (Ağlama işi yapan ‘’O’’
dur. Gerçek özne)
Düşündü, yazdı. (O)
Etken eylem.
Şair düşündü, yazdı.
Etken eylem.
2.Edilgen Eylemler:
Gerçek öznesi belli olmayan
eylemlerdir. Bu eylemlerde özne,
ya bilinmediği ya da söylenmek
istenilmediği için söylenmez.
Edilgen eylemlerde özneyi bulmak
için sorulan ‘’ne’’, ‘’kim’’
sorularına yanıt veren sözcük ya
da sözcük öbeklerine SÖZDE ÖZNE
denir. Sözde öznenin asıl görevi
nesnedir.
Özge, kitap okudu------Etken
Kitap okudu.------Etken
Kitap oku-n-du.-----Edilgen
Sözde özne
B.siz nesne.
Asker kolundan vuruldu
Sözde özne
B.siz nesne
3.Dönüşlü Eylemler:
Yüklemin bildirdiği eylemi özne
yapar ve yaptığı işten yine özne
etkilenir.
Edilgen eylemler ‘’L’’, ‘’N’’
Kahve, silahlı kişilerce tarandı.
Önemli evraklar saklandı
Kuralar dün çekildi.
Kurbanlıklar süslendi.
Odunlar kömürlüğe çekildi.
Eşyalar, odaya taşındı.
Ölü yıkandı.
Eylemleri yapan özneler belli
değildir.
Dönüşlü Eylemler ‘’L’’, ‘’N’’
Ayşe, sokağa çıkmadan
tarandı.(Kendisini taradı)
Çocuk, bir köşeye saklandı.
(Kendisini sakladı)
Genç kız, süslendi. (Kendisini
süsledi.)
Düşman, cephe gerisine çekildi.
4.İşteş Eylemler:
Eylemin gösterdiği işi birden çok
özne (öznedeki birden çok kişi)
ortaklaşa ya da karşılıklı
Yapıyorsa, bu tür eylemlere işteş
eylem denir.
UYARILAR
Bazı sözcükler, kendiliğinden
işteştir. ; Savaş, barış, yarış,
güreş....
Öznedeki kişi tek olduğu zaman
eylemde işteşlik aranmaz.;
Ayhan, kavgaya tutuştu.
Yaşlı adam, ağlayınca sakinleşti.
Kadın, trene zor yetişti.
Karşılıklı işteşlik;
Şairler, ara sıra dövüşür.
Çok geçmeden barışırlar.
Eleştirmenler, boşuna tartışır.
Birlikte işteşlik;
Düşman askerleri kaçıştı.
(Karşılıklı kaçışılmaz)
Gecenin karanlığına karıştılar.
(Karşılıklı karışılmaz)
NESNELERİNE GÖRE EYLEMLER
1-GEÇİŞLİ EYLEMLER;
Nesne alan,nesneyle kullanılan
eylemlerdir. İş ve kılış eylemleri
geçişlidir. ; Pencereyi açtı.
Sözünü dinlemedi. Vb.
UYARI: İş-kılış
eylemleriyle kurulan cümleler
nesne almasa da geçişli sayılır.
Kök, sözcüğün anlamı ve yapısı
bozulmadan daha küçük
ayrılamayan bölümüdür. Bir
başka deyişle kök, sözcüğün
bölünemeyen, anlamlı en küçük
birimidir. ‘’Kök’ ten tek bir
ses çıkarılamaz, çıkarılırsa
anlam kaybolur.
Kökler, önceden var olan söz
birlikleridir.
Kökler, türleri açısından
ikiye ayrılır.
1- AD KÖKLER
EYLEM KÖKLERİ
Ortak kök (İKİLİ KÖK) ; Hem
ad, hem eylem olarak
kullanılabilen, sınırlı sayıda
sözcük kökleridir.
AD KÖKLERİ
Varlıkların, kavramların adı
olan köklere AD KÖKÜ denir.
Ad, zamir, sıfat, zarf, edat,
bağlaç, ünlem gibi sözcükler
sözcük türetmede AD köküne
girer. Kalem, biz, güzel,
gibi, fakat,vah....
EYLEM KÖKLERİ
Varlıkların hareketlerini (iş,
kılış, durum, oluş) tanıtan
sözcüklere EYLEM KÖKÜ denir.
Ad kökü tek başına bir
varlığı,bir kavramı
düşündürebilir; ancak eylem
kökleri bir varlığa
bağlanmadan, tek başlarına
düşünülemezler; Oku, çöz,
gel.....
ORTAK KÖK (İKİLİ KÖK)
Kimi sözcükler dilimizde hem
AD, hem de EYLEM KÖKÜ olarak
kullanılır; Güreş, güreş...
DİKKAT; Ortak
kökte anlam ilgisi mutlaka
bulunmalıdır.
Boya
Boya su istiyor.
Duvarı boyadık.
Kuru
Kuru odunları yak.
Çamaşır kurumuş mu?
Eski
Eski giyisiyi yama.
Giyisiler eskiyecek.
Güven
Sana güveni yok.
Sana güvenmez.
AD KÖKÜ
EYLEM KÖKÜ
Anlam İlgisi ;
KÖKTEŞLİK
Koyu yazılan sözcüklerden ilk
cümlelerdekiler ad soylu (ad
veya sıfat), ikinci
cümlelerdekiler ise eylemdir
ve aralarında anlam ilgisi
vardır.
Sesteş sözcükler ortak kök
sayılmaz. Ortak kökle sesteş
sözcükleri birbirine
karıştırmamalı.
EK ; Sözcüklerin kök ya da
gövdelerine eklenen anlamsız
parçacıklara EK denir.
Dilimizde tüm ekler sona
eklenir. Öne eklenen yalnızca
pekiştirme ekleridir.
Ekler, eklendikleri sözcüklere
ya yeni anlamlar katar ya da
onların anlamını değiştirmeden
cümledeki görevlerini
belirler.
Tanımlardan ve açıklamalardan
da anlaşılacağı gibi ekler
genel olarak ikiye ayrılır.
1- YAPIM EKLERİ
2- ÇEKİM EKLERİ
YAPIM EKLERİ
Eklendikleri sözcüklerin
anlamlarını, bazı durumlarda
da türlerini değiştiren
eklerdir. Köklere eklenen
yapım ekleri türemiş sözcükler
oluşturur. Bu yolla oluşmuş
sözcüklere GÖVDE denir ve
yapım ekleri de bazı çeşitlere
ayrılır.
Sözcük kök ve gövdelerine
eklenerek onlara yeni bir
biçim kazandıran eklerdir.
Çekim ekleri sözcüklerin ne
anlamlarını ne de türlerini
değiştirmezler. Yalnızca
cümledeki görevlerini
belirlerler.
T Ü R L E R
1-Ad (isim) Durum (hal)
Ekleri ;
Bu ekler adın yalın durumunun
dışındaki durumlarının
ekleridir.
-i (-ı, -u, -ü)
: yol – u
-e(-a)
: yol – a
-de (-da)
: yol – da
-den (-dan)
: yol – dan
2-Çoğul Ekleri
Dilimizdeki tek çoğul eki ‘’-ler’’
dir. Görevi, sözcükleri
çoğullamaktır.
Öğrenci – ler, okul – lar
(Yapım eklerinden sonra diğer
kullanımlarına da
değinilecektir.
3-Belirten (tamlayan)
Eki;
Arkalarına eklendikleri
sözcükleri belirten ya da
tamlayan durumuna sokan
eklerdir. Bunlar ‘’-im, -in’’
ekleridir.
Eklendikleri sözcüklerin
karşıladıkları nesnelerin kime
ait olduğunu gösteren
eklerdir. Bunlar kişilere göre
‘’-(i)m, -(i)n, -i, -(i)miz,
-(i)niz, -leri’’ olarak
eklenir. Ünsüzle biten sözcüğe
getirilirken, ayraç içindeki
‘’i’’ yle kullanılır.
Eklendikleri sözcüklerin hangi
kişi veya varlıkla ilgili
olduğunu bildiren ‘’-ki’’
ekidir ve ‘’-im -in’’ i izler.
Serap’ın-ki (resim) güzel
olmuş.
Bizim-ki (düşüncemiz) kuruntu
galiba.
6-Eylemlerde Kip ve Kişi
Ekleri;
Eylemlere zaman ve kişi
kavramı kazandıran eklerdir.
Eylemleri çekimlemek için
kullandığımız tüm kip ve kişi
ekleri, eylem çekim ekleridir.
Ağla – dı - m
Kip eki kişi eki
Koş – malı - sınız
7-Olumsuzluk Eki ;
Eylemlere getirilerek onların
yapılmadığını, olmadığını
anlatan ‘’-me’’ ekidir.
8-Soru Eki
Sözcüklerden sürekli ayrı
yazılan bu ek, ad ve eylem
cümlelerini soru cümlesi
biçimine dönüştürür.
Bu gün kursa geldin mi?
O kız dediğin kadar güzel mi?
* Bu ek, diğer
kullanımlarda da ayrı yazılır
: Kış geldi mi giyersin onu.
* Cümlelere şaşma, alay
anlamları da katar. ; Bu mu
iyi dediğin ?
9-Ek Eylemler (Ek
Fiiller)
Adlara ve ad soylu sözcüklere
eklenerek onları eylem gibi
(yüklem olarak) kullanmamızı
sağlayan eklerdir. Ek eylemin
geniş zaman, hikaye, rivayet,
şart (koşul) çekimleri vardır.
Geniş Zamanın Ekleri ; -im,
-sin, -dir, -iz, -siniz, -dirler,
; mimar – ım
Hikaye Eki ; -di ; Pazar – dı,
hazır-dık, dostum-dun
Rivayet Ekleri ; -miş ; serin
– miş, iyi-y-mişsiniz, camdan
– mış
Şart (Koşul) Eki ; -se; sıcak
– sa, dayım – sınız, yakın –
sak
Sözcüklerin birden çok
olduğunu anlatan yani onları
çoğullayan ‘’-ler’’ ekinin
değişik kullanımları vardır.
1-Ayni adı taşıyanları bir
arada söylemek için
kullanılır. ; Sınıftaki
Ali’ler gelsinler.
2-Özel adların arkasına
gelerek onlara benzerleri
anlamını katar.
3-Eklendikleri adların değil
de sahiplerinin çokluğunu
anlatır. ; Tek evlerini de
sattılar.
4-Eklendiği sözcüğe aile, ulus
anlamı katar.; Seraplar bize
gelecek.
5-Eklendiği sözcüğe çokluk,
abartma anlamı katar. : Çocuk
ateşler içinde yatıyor.
6-Tekil öznenin yükleminde
saygı amacıyla kullanılır.:
Cumhurbaşkanı fabrikayı
açtılar.
7-Tekil öznenin yükleminde
alay amacıyla kullanılır.:
Çalışkan öğrencimiz soruyu bir
saatte çözdüler.
8-Eklendiği sözcüklere
aşağı-yukarı, ona yakın anlamı
katar. : Bu günlerde gelir.
9-Eklendiği sözcüğe ‘’her’’
anlamı katar. : Yazları Akçay’
a gidip iki ay kalır.
YAPILARINA GÖRE
SÖZCÜKLER
Türkçede sözcükler yapılarına
göre üçe ayrılır.
1- Basit sözcükler
2- Türemiş cözcükler
3- Bileşik sözcükler
BASİT SÖZCÜKLER (KÖK)
Yapım eki almamış, bir başka
deyişle kök anlamı değişikliğe
uğramamış sözcüklere denir. Bu
tür sözcüklere KÖK de denir. :
Ağaç, taş, çiçek, oku,
kadar....
Türkçe yapım eki almamış
yabancı sözcüklerde basit
sözcüklerdendir. ; Hürriyet,
asayiş, medeniyet.
TÜREMİŞ SÖZCÜKLER
(Gövde)
Kök durumundaki sözcüklerin
yapım ekleri alarak yeni
anlamlar kazanmış biçimidir.
Türeyen sözcüğün anlamının
yanı sıra türü de değişebilir.
Söz – lük
Top – çu
Kay – gan
Dilimizde bir kökten türetilen
yeni anlamdaki sözcüklere, o
kökün türevleri denir.
Yaz
Yaz-ı
Yaz-man
Yaz-ar
Yaz-ışma
Bir kökten türemiş sözcüklere
gövde denir. Kökten gövde
türetildiği gibi gövdeden de
türetilebilir.
Bil – gi (Kökten türedi)
Bilgi-siz (Gövdeden türedi)
Bilgisiz-lik (Gövdeden türedi)
Dilimizde sözcük türetmesi
genel olarak dört yolla
yapılır.
İki ya da daha çok sözcüğün
yeni bir anlamı karşılamak
için birleşip kaynaşmasıyla
oluşan sözcüklerdir. Bileşik
sözcükler de gövdedir.
Cumartesi – bakakalmak –
boşboğaz.....
Bileşik sözcükleri oluşturan
sözcükler iyice kaynaşmış
(bitişik) olabilecekleri gibi
gereği kadar kaynaşmamış
(ayrı) da olabilir.
Göz-at, mutlu-ol, göç-et
YAPILIŞLARI YÖNÜNDEN
BİLEŞİK SÖZCÜKLER
Bileşik sözcükler
oluşturulurken değişik sözcük
türleri kullanılır. Bileşik
adları buna göre inceleyelim.
İki yalın addan yapılanlar ;
anneanne, anayurt, demirbaş
Belirtisiz ad tamlaması
biçiminde yapılanlar ;
hanımeli, aslanağzı
Sıfat tamlaması biçiminde
yapılanlar ; Kızılırmak,
karaciğer
İki eylemden yapılanlar ;
gelgit, uyurgezer
Bir adla bir eylemden
yapılanlar ; söz vermek , adam
olmak
İki sıfattan yapılanlar ; uzun
boylu, tok gözlü
Bir adla bir çekimli eylemden
yapılanlar ; (cümle biçiminde)
güngörmüş, ayakbastı
Deyim biçiminde yapılanlar ;
gözü dönmüş, eli uzun
Ses değişikliği ile yapılanlar
; emretmek, hissetmek
Bir adla bir eylemsiden
yapılanlar ; başbakan,
cankurtaran
ANLAMSAL YÖNDEN BİLEŞİK
SÖZCÜKLER
Bileşik sözcük oluşturulurken
kullanılan sözcük her zaman
gerçek anlamını korumaz. Çoğu
zaman sözcükler anlamlarını
yitirirler. Böylece
anlamlarında bir kayma da
oluşabilir.
Anlamsal yönden bileşik
sözcükler dört biçimde oluşur.
1- İki sözcüğün de
anlamını yitirmesi ; demirbaş,
hanımeli
2- İki sözcüğün de
anlamını koruması ;
dilpeyniri, kolsaati
3- Birinci sözcüğün
anlamını yitirmesi ; ateş
böceği, deve kuşu
4- İkinci sözcüğün
anlamını yitirmesi ; cezaevi,
düzayak
Türleri yönünden bileşik
sözcüklere baktığımızda
değişik türlerle karşılaşırız.
Onbaşı
Ad
Boşboğaz
Sıfat
Birdenbire
Zarf
Veya
Bağlaç
Eyvah
Ünlem
Bakakalmak
Eylem
Bileşik sözcükler genellikle
ses kurallarına uymaz.
Özellikle büyük ve küçük ünlü
uyumu bu yüzden bileşik
sözcüklerde aranmaz.
Ceylanpınar
Otlukbeli
CÜMLENİN
ÖĞELERİ
ÖĞE
: Sözcüklerin cümlede tek
başlarına veya öbekleşerek eleman
olarak yaptıkları göreve öğe
denir. Öğeler ikiye ayrılır ;
1- Temel Öğeler
a) Yüklem
b) Özne
2- Yardımcı Öğeler
a) Düz tümleç (Belirtili ve
Belirtisiz Nesne)
b) Dolaylı Tümleç
c) Zarf Tümleci
d) Edat Tümleci
Y Ü K L E M
Yargı bildiren sözcük veya söz
öbeklerine yüklem denir. Yüklemsiz
cümle olmaz. Yüklem cümlenin temel
öğesidir. Cümlenin tümüne
‘’yapılan ne, olan ne’’sorularının
yöneltilmesi bize cevap olarak
yüklemi verir.
Örnek ; Güzel günler
bizi bekliyor.
Yüklem, daima cümlenin sonundadır
ve çekimlenmiş eylemler, ek eylem
almış ad soylu sözcükler ve söz
öbekleri yüklem görevi
üstlenirler.
Babadan kalma mirası har vurup
harman savurdu
Üzgün arkadaşını saatlerce teselli
etti
Benim sadık yarim kara topraktır.
Bu belge suçsuzluğumun kanıtıdır.
Burada sözü en çok dinlenen kişi
odur.
Mavi, en çok sevdiğim renktir.
O her zaman mutsuz ve yalnızdır.
Ö Z N E
Yüklemin bildirdiği eylemi yapan
veya kendisiyle ilgili bir durumu
üzerine alan öğeye özne denir.
Özne, cümlenin ikinci temel
öğesidir. Yükleme sorulan ‘’Yapan
kim, olan ne’’ sorularının yanıtı
öznedir. Özne görevindeki sözcük
ad durum eklerinin hiçbirini
almaz. Adların aldığı diğer çekim
eklerini alabilir.
Handan Salı günleri çok yoruluyor.
Yağmur üç gündür yağıyor.
Aklından geçenler beni korkuttu.
Türkçe dillerin en güzelidir.
Özne cümlede bulunabilir.
Sen, olayın önemini kavrayamadın
Sigara sağlığa zararlıdır.
Yüklemdeki kişi ekiyle
belirlenen, cümlede sözcük olarak
bulunmayan özne, gizli öznedir.
Herkese farklı davranıyor. (O-
Gizli özne)
Gecikmeden sorumlu değilim. (Ben-
Gizli özne)
Edilgen çatılı cümlelerde,
aslında nesne olup, özne görevini
üstlenmiş sözcük sözde öznedir.
Bu konu uzun süre tartışılacaktır.
Ben de oyuna getirildim.
Birden çok yüklemin
bağlandığı özne, ortak öznedir.
Sıralı ve bağlı cümlelerde
bulunur.
Şafak, olayı duymuş; bize söyledi.
Kitap, kafaları aydınlatır ve
yarınları güzelleştirir.
Özneyle beraber dönüşlülük
zamirinin kullanılmasıyla oluşan
özneye, pekiştirilmiş özne denir.
Evimi ben kendim temizledim.
Paranın hesabını sen kendin
tutmalısın.
Edilgen çatılı cümlelere
bazı ek ve sözcüklerle katılan
öznelere örtülü özne denir.
Bakanlığımızca bu olayın detayları
araştırılıyor.
Çiçekler, dershane tarafından
gönderilmiş.
Cümledeki ara söz özneye
yönelikse buna açıklamalı özne
denir.
Annem, evimizin direği, babamın
yokluğuna dayanamadı.
O adam, demin konuştuğum, babamın
eski bir dostudur.
DÜZ TÜMLEÇ (NESNE)
Yüklemin bildirdiği, öznenin
gerçekleştirdiği eylemden
etkilenen varlık nesnedir. Cümlede
gerçek anlamda nesnenin olabilmesi
için öznenin bulunması gerekir.
Yüklemdeki işi gerçekleştiren
gerçek öznenin bulunmadığı
cümlelerde nesne bulunmaz.
Günlerce su içmedi.
Üç çeşit yemeği bir saatte
pişirdi.
Ona güvendiğim için istediği
parayı verdim.
Yalın durumdaki, belirsiz,
genel bir varlığı veya kavramı
gösteren nesne belirtisiz
nesnedir.Yüklemle özneye, ikisine
birlikte, sorulan ‘’ne’’ sorusunun
yanıtıdır.
Yazar, üç yılda beş kitap yazdı.
Her gün gazete okur musunuz?
Eylemden etkilenen nesne,
bilinen bir varlığı veya kavramı
anlattığında belirtili nesnedir.
Bu durumdaki nesne ‘’-i’’ durum
ekini alır. Yükleme sorulan
‘’neyi, kimi’’ sorularının
yanıtıdır.
DİKKAT; Sözcüğün
sonundaki ‘’-i’’ ekinin belirtme
durum eki olması gerekir. Eğer
‘’-i’’ eki III. Tekil iyelik eki
görevindeyse sözcük veya sözcük
grubu ÖZNE olur.
Bu diziyi herkes seviyormuş.
Yaptıklarını biliyoruz,
destekliyoruz.
Özel adlar ve kişi
zamirleri, belirtili nesne
görevinde kullanılır; belirtisiz
nesne olmaz.
Ömer’i her yerde aradık.
Annen seni bekliyordu.
DOLAYLI TÜMLEÇ
Adın yönelme, bulunma ve ayrılma
durumlarındaki sözcüklerin
üstlendiği görevdir. Yüklemin
yöneldiği, bulunduğu, ayrıldığı
kavramı, varlığı veya yeri
anlatır.
Hepinize selam gönderdi.
Akşam evde yoktu.
Ankara’dan bir haftalığına
ayrıldım.
Yüklemin ‘’kime,
neye, nereye’’
yöneldiğini anlatan dolaylı tümleç
‘’-e’’ durum ekini alır.
Çiçekleri eve götürdüm.
Bu sonucu sana borçluyum
Kötü günlerin geçtiğine
inanıyorum.
Yönelme durum ekini alan
sözcük zaman anlatıyorsa, zarf
tümleci görevini üstlenir.
Sabaha sizi ararız.
Modül yarına yetiştirilecek.
Yüklemin
‘’nerede-kimde,nede’’ olduğunu
anlatan dolaylı tümleç ‘’-de’’
durum ekini alır.
Dostlukta yalana yer yoktur.
İstediğin kitabı, kitapçılarda
bulamadım.
Handan’ da gömleğim kalmış.
Bulunma durum ekini alan
sözcük, zaman anlatıyorsa, zarf
tümleci görevindedir.
Bayramda seni bekliyorum.
Yüklemin ‘’nerede, kimden,
neden’’ uzaklaştığını, ayrıldığını
anlatan dolaylı tümleç
‘’-den’’durum ekini alır.
Yalandan nefret ederim
Sizden bunu beklemezdim.
Didim’ den bir hafta önce geldim.
Ayrılma durum ekini alan
sözcük de zaman anlattığında zarf
tümleci görevindedir.
ZARF (BELİRTEÇ) TÜMLECİ
Yüklemi çeşitli yönlerden
tamamlayan ve genellikle zarf
görevli sözcüklerin üstlendiği öğe
özelliğidir. Yükleme sorulan
‘’nasıl’’, ‘’ne zaman’’, ‘’ne
yöne’’, ‘’ne kadar’’ sorularına
yanıt verir.
Kitabı bu gün bitirmeliyim.
Arkadaşlarından ağlaya ağlaya
ayrıldı.
Seni görünce içeri gelmedi
İstanbul’da fazla kalmam.
Yer yön anlamlı sözcükler ad durum
eklerini aldıklarında zarf tümleci
görevinde olmaz. Yer-durum zarfı
olmaları için yalın durumda
olmaları gerekir.
Saatlerce dışarıya baktı.
İşlerimi bitirince aşağı inerim.
İçeriyi sonra temizlerim.
EDAT (İLGEÇ) TÜMLECİ
Yüklemi ‘’ile, için, gibi’’
edatlarıyla birleşerek araç,
neden, birliktelik, benzerlik
yönlerinden tamamlayan söz
öbekleridir.
İzmir’e uçakla bir saatte
gidebilirsin.
Sinemaya Handan’ la gitmedim.
Bu şiiri oğlu için yazmış.
UYARI ; ‘’Gibi’’
edatı eylemi nitelerse cümlenin
zarf tümleci olur.
İyileştikten sonra çocuk gibi
yürüyordu.
Fiil cümlelerinde, yüklemden
önceki öğe, vurgulanan öğedir.
ÖZNE – YÜKLEM UYGUNLUĞU
Yüklemle özne arasında iki yönden
uygunluk aranır.
1-Tekillik Çoğulluk Yönünden
Uygunluk
a)Organ, eylem, cansız varlık,
bitki, hayvan, topluluk adı, soyut
ad ve zaman adları özne
olduklarında tekil de olsalar
çoğul da olsalar yüklem tekil
olur.
Saçları aklaşmış, dişleri
dökülmüş.
Sular mı yandı
Sallanıyor yapraklar ağaçlarda.
Köpekler kedinin etrafını sardı
Umut çiçekleri açacak bahçemizde.
Gençlerin düşünceleri değişiyor.
Kalabalık bir türlü dağılmıyordu.
Saatler geçmek bilmiyor.
b)Sayılar ve belgisiz
sözcüklerle kurulmuş öznelerin
yüklemleri genellikle tekil olur.
Sınavda yüz öğrenci ter döktü.
Herkes işlerin ters gittiğini
biliyordu.
Pek çok anne ayni konudan
yakınıyor.
c)Özne çoğul insan da olsa
‘’var’’, ‘’yok’’ sözcükleri yüklem
olduğunda tekil kullanılır.
Evde kimseler yoktu.
d)Özne insan olduğunda
çoğulsa yüklem de çoğul, tekilse
yüklem de tekil olur.
Çocuklar güle oynaya geliyorlar.
Doktorlar ameliyat için
hazırlanıyorlar.
Bebek yatağında mışıl mışıl
uyuyor.
Çoğul öznelerin kişileri bir bütün
olarak düşündürülmek istendiğinde
yüklem tekil olur.
Bakanlar, Gümrük Birliğini
görüşüyor.
İnsan dışındaki çoğul
özneler teker teker düşündürülmek
istendiğinde yüklem çoğul
kullanılabilir.
Sazlar gizli figanlarla
titreştiler.
2-Kişi Yönünden Uygunluk
a)Cümlede tek özne varsa
yüklemdeki kişi eki ona uygundur.
Biz sizin düşüncelerinize
katılmıyoruz.
Siz çalışacaksınız, onlar
dinlenecekler.
b)Cümlede birden fazla özne
varsa;
Öznelerden biri birinci
tekil veya çoğul kişi zamiriyse,
yüklem birinci çoğul
kişi zamiri olur.
Handan, ben ve Ayşe tiyatroya
gideceğiz.
Mehtap ve ben öyle düşünmüyoruz.
Öznelerden biri ikinci tekil
veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem
ikinci çoğul kişi olur.
İnan’ la sen yaramazlık
yapmayacaksınız.
Avukatla siz erkenden
geleceksiniz.
Öznelerden biri üçüncü tekil
veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem
üçüncü çoğul kişi olur.
Emre, Özlem ve o seni bekliyorlar.
Teyzem ve onlar evi beğenmediler.
Kimi, bazı .... gibi
belgisiz zamirler, birinci çoğul
kişi ekini alıp özne olduklarında
yüklem üçüncü tekil kişi olabilir.
Bazılarımız ona hiçbir zaman
güvenmedi.
CÜMLEDE ANLAM
CÜMLE
: Bir duyguyu,bir düşünceyi,
isteği, durumu, olayı
anlatan-yargı değeri taşıyan-
sözcük veya sözcük dizisidir.
Cümleler, amacın
anlatılmasında en önemli yapı
taşlarıdır. Cümlelerin anlamı,
yüklemin bildirdiği özelliğe
bağlıdır. Yüklemlerin bildiriş
farklılıkları Cümlenin amacını
yansıtır.
Cümlenin amacı bazen bir işin
yapılması, bazen de
yapılmaması yönündedir; bir
durum ya da olayı soru yoluyla
öğrenmek, kimi kez de
duyguları dile getirmek ya da
bir isteği belirtmektir. Bu
özellikler cümlenin taşıdığı
anlamı belirler.
OLUMLU CÜMLE
Eylemin gerçekleştiğini veya
gerçekleşeceğini, yargının
doğruluğunu anlatan; içinde
‘’-me’’ ‘’siz’’, ‘’yok’’,
‘’değil’’ ek veya
sözcüklerinden herhangi
birinin bulunmadığı cümlelerin
anlam özelliğidir.
Yazdığım öyküler insanları
etkilediğinde mutlu oluyorum.
(Olumlu)
Okuma ile düşünme arasında
doğal ve çok sıkı bir bağ
vardır. (Olumlu)
Günümüz insanı, dünyayı ve
yaşamı iletişim araçlarıyla
algılamaktadır. (Olumlu)
OLUMSUZ CÜMLE
Eylemin gerçekleşmediğini veya
gerçekleşemeyeceğini, yargının
doğru olmadığını anlatan;
içinde ‘’-me’’, ‘’-siz’’,
‘’yok’’, ‘’değil’’ ek veya
sözcüklerinden herhangi
birinin bulunduğu cümlenin
anlam özelliğidir.
Davranışlarıyla düşünceleri
birbirini tutmuyor. (Olumsuz)
Bu olaydan haberi
yokmuş.(Olumsuz)
Söylemek istediğim bu
değildi.(Olumsuz)
BİÇİMCE OLUMSUZ, ANLAMCA
OLUMLU CÜMLELER
Bazı cümleler olumsuz yapıda
olmalarına karşın anlamca
olumlu özelliktedir. Cümlede
birden fazla olumsuzluk
taşıyan ek veya sözcük varsa
cümlenin anlamı olumluya
kayar.
Olumsuzluk eki almış eylemden
sonra ‘’değil’’ sözcüğü
kullanılarak;
- Onun durumunu anlamıyor
değilim.(Anlıyorum)
‘’Yok’’ sözcüğünden sonra
‘’değil’’ sözcüğü kullanılarak
;
- Evde kimse yok
değildi.(Vardır)
Olumsuzluk eki almış iki eylem
kullanılarak;
- Sizinle gelmem demedim.
(Gelirim)
Olumsuzluk taşıyan bazı soru
cümleleri de anlamca
olumludur.
- Onun ne dolaplar
çevirdiğini anlamaz mıyım?
(Anlarım)
- Bize ayıracak zamanı mı
yok? (Var)
‘’Yok’’ sözcüğü üst üste
kullanılarak ;
- Bu mağazada yok yok. (Her
şey var)
BİÇİMCE OLUMLU ANLAMCA
OLUMSUZ CÜMLELER
Kimi cümleler olumlu yapıda
olmalarına karşın -cümlede
olumsuzluk yaratan ek veya
sözcük yokken- anlamca olumsuz
özelliktedir.
Yüklemi olumlu cümlelere
‘’ne....ne’’ bağlacı
getirilerek..
- Ne beni ne de babasını
aradı.(Aramadı)
- Ne parası vardı ne de
gidecek yeri.(Yoktu)
‘’mez’’ ekiyle türetilmiş
ortaçlardan sonra olmak eylemi
kullanılarak;
- Eve barka uğramaz oldu.
(Uğramıyor)
- Hareketlerini kontrol
edemez oldu. (Edemiyor)
Ayni eylemin hem koşul, hem
yeterlilik biçiminde emirle
kullanılmasıyla;
- Gece tek başına sokağa
çıkabilirsen çık. (Çıkamazsın)
Cümleye ‘’de’’ bağlacının
getirilmesiyle.;
- Tüm olanlardan sonra gel
de ona inan.(İnanamazsın)
Emir kipiyle çekimlenmiş bazı
olumlu cümleler, anlamca
olumsuzdur.
- Cesaretin varsa gel!
(Gelemezsin)
Dilek kipiyle çekimlenmiş ve
‘’e’’ ünlemini almış bazı
cümleler de biçimce olumlu,
anlamca olumsuzdur.
- Kendine güveniyorsan
konuşsana! (Konuşamazsın)
Bazı olumlu soru cümleleri de
anlamca olumsuzdur.
- İnsan dostlarına kötülük
eder mi? (Etmez)
- Olayları saklamam iyi mi
oldu? (Olmadı)
SORU CÜMLELERİ
Bilgi almayı, bir kuşkuyu
gidermeyi, eylemin veya
yargının gerçekleşip
gerçekleşmediğini öğrenmeyi
amaçlayan cümlelerin anlam
özelliğidir. Soru cümleleri
‘’mi’’ veya soru anlamlı
sözcüklerle kurulur. Soru
sözcükleriyle kurulan
cümlelerde, soru sözcüğü hangi
öğenin yerine geçmişse onun
yanıtı; ‘’mi’’ ile kurulan
soru cümlelerinde ise ‘’mi’’
den önceki öğenin yanıtı
isteniyor demektir.
Yarınki toplantıya sen mi
katılacaksın ?
Bu romanı kim yazmış ?
(Özneyle ilgili)
İçeride kitap mı okuyor?
Sana ne getirmiş ? (Nesneyle
ilgili)
Planlarını ona anlattın mı ?
Akşamki yemek nasılsı
(Yüklemle ilgili)
Ankara’ya yarın mı dönecek?
Onu ne zaman gördün? (Zarf
tümleciyle ilgili)
İçinde ‘’mi’’ bulunan her
cümle, soru anlamı taşımaz.
Kış bastırdı mı bu yollar
kapanır. (Zaman anlamı)
Soğuk mu soğuk bir su
istiyorum. (Pekiştirme anlamı)
Yanıt gerektirmeyen soru
cümleleri biçimce soru
cümlesidir. Böyle cümleler pek
çok anlam özelliği taşır.
Bu işin başka çözümü var
mıydı? (Onaylatma)
Bunların sorumlusu ben miyim?
(Yalanlatma)
Beni de ara mı ki? (Olasılık)
Sen de mi gidiyorsun?
(Beklenmezlik)
Buraların eski tadı mı kaldı?
(Özlem)
Üç saat önce gelmeyecek
miydin? (Sitem)
Var mı bize karşı gelen?
(Böbürlenme)
Sizi tanımaz olur muyum?
(Kesinlik)
Artık sözlerinizi bitirir
misiniz? (Buyruk)
ÜNLEM CÜMLELERİ
Duyguları ve coşkuları
anlatan, ünlemlerle kurulan
cümlelerdir. Ünlem
cümlelerinde amaç duyguların
vurgulanmasıdır. Yüklemi
olmayan ünlem
cümlelerine;Yargısız Ünlem
Cümlesi denir. Ünlem cümleleri
– yargılı veya yargısız-
beğenme, korkma, üzülme,
sevinç, pişmanlık, tiksinme
gibi çeşitli duyguları
anlatır.
Senin için yaptıklarımıza
yazıklar olsun! (Pişmanlık)
Ne garip bir yer! (Şaşkınlık)
Ah, ne günlere kaldık!
(Üzüntü)
Öf, ne kötü koku! (Tiksinme)
Doğrusu sesi harikaydı!
(Beğenme)
Eyvah, perdeler tutuşacak!
(Korku)
Hey, buraya gel! (Seslenme)
BUYRUK CÜMLESİ
Eylemin gerçekleştirilmesini
veya gerçekleştirilememesini
buyruk biçiminde yargıya
bağlayan cümlelerin anlam
özelliğidir. Buyruk
cümlelerinin yüklemi
genellikle buyruk kipiyle
çekimlenmiş bir eylemdir.
Beni yalnız bırakın
Kitaplarıma dokunma
Bazı cümleler, yüklemi buyruk
kipiyle çekimlenmediği halde
buyruk anlamı taşıyabilir.
Hemen yatağına yatacaksın.
(Yat)
Bunun açıklamasını sen
yaparsın. (Yap)
Buyruk cümleleri bazen rica,
ilenme, uyarı, öğüt gibi
anlamlar taşır.
Bu konuyu bir daha açma.
(Uyarı)
Artık sus, onu dinle. (Azar)
İşiniz bitince beni arayın.
(Rica)
Beslenmene ve uykuna dikkat
et. (Öğüt)
DİLEK CÜMLELERİ
İstekleri, özlemleri dile
getiren cümlelerdir. Dilek
cümleleri, dilek, koşul, istek
ve bunların Bileşik
zamanlarıyla çekimlenmiş
eylemlerden kurulur. Dilek
cümleleri de sevinç, üzüntü,
Kuşku, umutsuzluk gibi anlam
özellikleri taşır.
Bir martı olsam Akdeniz’de
Ya zamanında gelmezse.
Onu görmeye ben de gideyim.
Bu sorunla sen ilgilenirsin.
KOŞULLU CÜMLELER
Bir eylemin gerçekleşmesinin,
bir yargının doğruluğunun
başka bir eyleme veya yargıya
bağlı Olduğunu bildiren
cümlelerdir. Bu cümleler,
‘’mi’’ koşul ekleri ve kimi
bağlaçlarla kurulur.
Soğuk su içmezse hasta olmaz.
Akıllı davranırsa başarılı
olur.
Kendi evine taşındın mı
oturmaya geliriz.
İyilik et ki iyilik
görebilesin.
Yemeğini ye de bulaşıkları
yıkayabileyim.
GEREKLİLİK CÜMLESİ
Eylemin yapılmasının veya
yapılmamasının gerekli
olduğunu bildiren cümlelerdir.
Gereklik cümleleri, gereklik
kipiyle, ‘’gerek’’ veya
‘’lazım’’ sözcükleriyle
kurulur.
Meclis, bu konuyu karara
bağlamalı.
Kimsesiz çocuklara yardım
etmemiz gerek.
CÜMLEDEN YARGI ÇIKARMA
Kimi cümleler tek yargı
içerirken kimileri birden
fazla yargı içerir. Bu cümle
kalıbı içindeki birden fazla
yargı birbirine çeşitli anlam
ilişkileriyle bağlıdır.
Özlemlerini şiirlerinde dile
getiriyor. (Tek yargı)
Birazdan gelecek adam, dün
kaybettiğim cüzdanı
getirecekmiş.(Üç yargı
taşıyor) Bir cüzdan kaybetmiş,
bir adam gelecek, bir cüzdan
getirecek.
CÜMLEYİ TAMAMLAMA
Cümlenin anlamına ve
bildirdiği yargıya göre bir
bölümü boş bırakılmış veya
tamamlanmamış cümleye uygun
sözcüklerin eklenmesidir.
Cümleyi tamamlayacak sözler
öznel veya nesnel olabileceği
gibi mecaz anlamlı kalıp
sözler de olabilir.
Olayı duyunca öyle sinirlendi,
öyle sinilendi ki....
Küplere bindi. (Mecaz anlamı)
Karşılaştığı herkese bağırdı,
çağırdı. (Nesnel anlamı),
KARŞIT ANLAMLI CÜMLELER
İçerdiği düşünce yönünden
birbirine zıt olan cümlelerin
anlam özelliğidir.
KESİN ANLAMLI CÜMLELER
Farklı yorumlamaların
yapılamadığı, iletilen
yargının kuşku yaratamadığı
cümlelerdir. Cümle
‘’kesinlik’’ anlamı taşır. Bu
özellik ‘’-dır’’ eki, buyruk
ve gereklilik kipi, ‘’mi’’ ve
‘’değil mi’ sözcüklerinin
kullanımıyla sağlanır.
Benim için konu kapanmıştır.
Bu çiçeği her gün sulamalısın.
ANLAMDAŞ CÜMLELER
Ayni anlamı içeren, ayni
yargıyı taşıyan birden fazla
cümlenin arasındaki anlam
ilişkisidir.
Anlamdaş cümlelerde biçimsel
özellikler belirleyici
değildir. Cümlelerin taşıdığı
anlam özellikleri
belirleyicidir. Yakın anlamlı
cümleler de anlamdaş cümle
kapsamındadır.
Evimi mavi ve siyah eşya ile
döşedim. (Evimi döşerken
sadece mavi ve siyah eşya
kullandım)
Bursa’ya her zaman yalnız
giderim.(Bursa’ya giderken
kimseyi götürmem.)
ANLATIM YÖNTEMLERİ VE
ÖZELLİKLERİ
T
A N I M L A M A
Bir varlığı, bir olayı
veya bir kavramı temel ve
ayrıca özellikleriyle
tanıtmaktır. Düşünceleri
doğrudan aktarabilmenin
bir yoludur. Yalın bir
anlatımla ve ayrıntılara
inilmeden, düşünce
doğrudan ortaya konur.
Tanımlama “Su nedir?”’
sorusunun yanıtıdır.
TANIMLAMA ÖRNEĞİ
Bir toplumda herkesçe
kullanılan dilden ayrı
olarak belirli kesimlerce
kullanılan, ancak genel
dilin içinde yer alan ve
ondan türemiş olan özel
dile “argo” denir. Kaba,
teklifsiz, senli benli
konuşma biçimlerini içeren
argo, genellikle
eğretilemelerden oluşur;
kendine özgü sözcük ve
deyimler üzerine kurulur.
Belirli çevrelerde
kullanılır.
Hırsız argosu, öğrenci
argosu, şoför argosu....
Ö R N E K L E M E
Soyut kavramların
anlaşılmasını
kolaylaştırmak ve
düşünceye inandırıcılık
kazandırmaktır. Örnekleme,
düşünceye sorumluluk
kazandırarak okuyucunun
belleğinde canlanmasını,
belirginleşmesini sağlar.
Örnek, okuyucuyu doğrudan
savunulan düşünceye
ulaştırır.
ÖRNEKLEME ÖRNEĞİ
Kuşkusuz her insanın belli
bir işi, uğraşısı yanında
yapması gereken başka
işleri de vardır. Önemli
olan; kişinin hem
mesleğini, hem de diğer
işlerini yapmasıdır. Söz
gelimi bir doktor
hastalarıyla uğraşmasının
yanı sıra bir mektubu
zamanında
yanıtlayabilmeli, günlük
gazeteleri zamanında
okuyabilmelidir. Böyle
davranmazsa belki yarın
daha önemli bir işle
uğraşacak, bu günkü
işlerini yapmaya zaman
bulamayacaktır.
TANIK GÖSTERME
Savunulan görüşle ilgili
olarak, o alanda yetkin
bir kişinin sözlerini
alıntılayarak
kullanmaktır. Düşünceyi
pekiştirmek, başkalarının
düşünceleriyle desteklemek
amacına yönelik bir
yoldur. Sözlerine tanık
olarak başvurulan kişinin
işlenen konuda tanınmış ve
güvenilir olması gerekir.
Sıradan tanıklar,
düşünceyi pekiştirmede ve
inandırıcı kılmada etkili
olamazlar.
TANIK GÖSTERME
ÖRNEĞİ
Yeryüzünde salt doğru
yoktur. Doğru bilinenlerin
hepsi de aklın ışığında
yeniden denenmelidir.
Belki de en doğru olanı;
deney sonucu bulgulara
varmak, neden sonuç
arasındaki bağı ortaya
koymaktır. Bu da bizi tek
güvenilecek doğrunun,
sonuçları tartışmaya açık
da olsa bilim olduğu
sonucuna götürür. Atatürk
boşuna ‚’Hayatta en hakiki
mürşid ilimdir, fendir.’’
Dememiş.
K A R Ş I L A Ş T I
R M A
İki varlık veya nesnenin
benzerlik ve karşıtlarını
ortaya koyarak düşüncenin
geliştirilmesidir.
Karşılaştırmayla düşünce,
daha net olarak ortaya
konmuş olur. Böylece
okuyucunun belleğinde
kolayca yer edinir. Oysa,
ise, oysaki, ne var ki,
ise gibi karşılaştırma
bağlaçları çokça
kullanılır.
KARŞILAŞTIRMA ÖRNEĞİ
Günlük de anı gibi bir
kişinin yaşamından
beslenen bir yazı türüdür.
Anılardan ayrılan yanı,
günlüklerin yaşarken
yazılmış olmasıdır. Oysa
anıları yazanlar gözlerini
geçmişe çevirirler.
Günlükler, günü gününe
tutulduğu halde, anılar
genellikle yaşlılık
döneminin ürünleridir.
B E N Z E T M E
Düşünceyi somutlaştırmak,
ona açıklık kazandırmak
için herhangi bir yönü
güçlü olanla, zayıf olanı
bir arada vermektir.
Benzetmede; gibi, sanki,
kadar, tıpkı gibi
sözcüklerden yararlanılır.