TÜRK EDEBİYATI-EDEBİ AKIMLAR VE EDEBİ TÜRLER İÇİN TIKLAYINIZ

NOT: YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ

 

"Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri Türk kültürüyle ne çok dolu olursa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar güçlü olur."         K. Atatürk

 

ÇEŞİTLİ YÖNLERİYLE DİL

Bu bölüm,dilin tanımı ile birlikte bir dilin ulus yaşamındaki yerine ve dil kültür ilişkisi içinde Türkçe’nin tarihi gelişimine kısaca bir bakışı kapsamaktadır.

Filozof Konfüçyus’a sormuşlar;

“Sizi devletin en üst makamına getirseler,ne yaparsınız?”

Konfüçyus;

‘’Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar,dili gözden geçirmelerini isterdim’’, demiş.

Bu cevaba şaşıran insanlar;

‘’Sağlık,ekonomi,eğitim gibi sorunlar dururken neden dil?’’ diye sormuşlar.

Konfüçyus;

“Bir ulus dilini doğru bilmiyor ve kullanmıyor, kullanamıyorsa hiçbir kurum görevini yerine getiremez!...
Hasta derdini,öğretmen dersini anlatamaz, sanık koltuğunda oturan insan savunmasını yapamaz. İnsanlar birbirlerini anlamayınca da kargaşa doğar. Bunu önlemek için dili iyi öğretmeliyiz. Çünkü dil insanlar arasında anlaşmayı sağlar.”

Konfüçyus’un bu sözlerini düşünüp değerlendirmek lazım!

A- DİL NEDİR ? DİLİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Konfüçyus, dilin anlaşmayı sağlayan bir araç olduğunu belirtmekte fakat biz anlaşmayı sağlayan araçların hepsine birden DİL diyemeyiz.

Mutluluk içten bir gülüşle anlatılabilir. Kızgınlık, çatık kaşlarla ifade edilebilir fakat DİL, konuşmanın ötesinde yazı ile anlaşmayı sağladığı kadar geçmişi geleceğe de taşıyabildiği için samimi bir gülüşle çatık bir kaştan ayrılmaktadır.

Kendi aramızda şifrelerle anlaşmayı sağlayabiliriz. Bu tür bir anlaşma da dil değildir. Çünkü dilin kendine özgü kuralları vardır. Dil nasıl doğmuş, nerede doğmuştur ? Kuralları ne zaman kimler tarafından belirlenmiştir ? Bu tür soruların cevapları da hala kesin olarak bilinmiyor. Ancak kesin olarak bilinen bir gerçek şu ki, dil insanla birlikte var olmuştur.

İlk çağlarda taşları yontarak silah yapan insan, günümüzde uzaya uydular göndermektedir. Çağlar boyunca insanın gösterdiği gelişimi dil de kendi kurallarını geliştirerek göstermiştir. Bu kurallara bağlanarak gelişimini sürdüren ve sürdürmekte olan DİL insan gibi YAŞAYAN CANLI BİR VARLIKTIR.

Dil öncelikle toplumları birleştirerek ulus (millet) basamağına çıkartan ve bir ulusun kültürünü gelecek nesillere taşıyan bir köprüdür.

Kısaca DİL ; yazı ve konuşma ile insanların anlaşmasını sağlayan,ses işaretlerinden oluşan bir SİSTEM dir.


DİLİN ÖZELLİKLERİ

Dil, ses işaretleriyle insanlar arasında karşılıklı anlaşmayı sağlar.
Dil, toplumlara ulus (millet) olma bilincini vererek, o ulusun kültürünü gelecek nesillere taşır.
Dilin, kendine ait kuralları vardır; dil bu kurallar çerçevesinde gelişen canlı bir varlıktır.



B- DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ

Sabah erken kalktım sütü pişirdim
Sütün kaymağını yere taşırdım
Burçak tarlasında aklım şaşırdım

Ah ne yaman zormuş burçak yolması
Burçak tarlasında gelin olması

(Burçak Tarlası-anonim türkü)

Ana başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş

(Mani-anonim)

Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.

Dadaloğlu

Yukarıdaki dizeleri Türkleri hiç tanımayan, fakat Türkçe bilen bir yabancıya okutsak; Türklerin tarımla uğraştığını, kadınların tarlada çalıştığını, annenin Türk kültürü içinde çok önemli bir yerinin olduğunu belirterek, bir dönem padişahlıkla yönetildiğini söyleyebilir bize. Okuduğu şiirlerden bu sonuca ulaşması hiç de zor olmasa gerek.

Görülüyor ki, bir ulusun (millet) yaşam biçimini,dünya görüşünü, yaşadığı toplumsal çalkantılarını, özlemlerini gelenek ve göreneklerini DİL aracalığıyla meydana getirilen eserlerden öğrenebiliriz .

Bu da demektir ki ; DİL,TOPLUMUN AYNASIDIR.TOPLUMLAR KÜLTÜRLERİNİ ANCAK DİL İLE GELECEK NESİLLERE AKTARABİLİRLER.


C- DİLİN BİR ULUSUN (milletin) HAYATINDAKİ YERİ ve ÖNEMİ

Yabancı bir ülkede olduğumuzu düşünelim ve çevremizde de hiç anlamadığımız bir dille konuşan yığınla insan olduğunu. Kesinlikle yalnız, yapayalnız olduğunu düşünür herhalde insan. Hem de öyle bir yalnızlık ki ! Etrafınızda yüzlerce insan var fakat siz hiçbirisi ile konuşamıyor ve birisine olsun derdinizi anlatamıyorsunuz. Konuşamıyor, kendinizi ifade edemiyorsunuz. Sizi anlayabilecek hiçbir kimse yok. Bu bir felakettir herhalde!

İşte önce insanı boşlukta asılı kalakalmış gibi bir yalnızlıktan kurtaran ve gittikçe bir ulus (millet) olma haline getiren DİL’ in özellikle de ANADİL in önemi !

Anlaşılıyor ki ; toplumları ulus haline getiren en önemli öğedir DİL.

Dil ile meydana getirdiğimiz ninniler,şarkılar,türküler,fıkralar,masallar değil midir bizi birbirimize bağlayan? Ve yine ;

‘’Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Gençliğim eyvah!...’’

diyen o hüzünlü sesi, DİL değil midir geçmişten bize taşıyarak bizden de geleceğe götürecek olan ?

D- BAŞLICA DİL GRUPLARI ve TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
(Kısaca Bakış)


Dünyada 3000’e yakın DİL olduğu bilinmekte. Bu dillerin pek çoğunun da birbirine yakın, benzerlikler taşımakta olduğu.

Örneklemek gerekirse ; Türkçe-Kazakça-Özbekçe-Türkmence benzerliği gibi... Hatta bu benzerliğin Almanca Fransızca-İngilizce ve İtalyanca arasında da olduğu gözlemlenebilir.

Dil bilginleri, dillerin hangi özellikleriyle birbirlerine benzediğini araştırmışlar ve bu araştırmaların sonunda da dilleri ikiye ayırmışlar.

Yapı Bakımından Diller
Köken Bakımından Diller

Şimdi YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ e örnekle bakacak olursak ;

Örneğin; Türkçe ve İngilizce’de ayni anlama gelen iki fiil çekimine bakalım.

TÜRKÇE İNGİLİZCE
görmek to see

Şimdiki zamanda görüyor see
Di’li geçmiş zamanda gördü saw
Miş’li geçmiş zamanda görmüş seen


Türkçede GÖR kökü değişmedi sadece ek aldı. İngilizce’de ise see kökü değişerek saw ve seen şekline dönüştü.

- İngilizce’de olduğu gibi köklerden değişik şekillere girerek sözcük türeten dillere ÇEKİMLİ DİLLER
- Türkçe’de olduğu gibi köklere ekler getirilerek sözcük türeten dillere ise EKLEMELİ ya da BİTİŞKEN DİLLER
- Japonca’da olduğu gibi tek heceden oluşan sözcüklerin cümle içinde yerini değiştirerek yeni sözcükler türeten dillere ise TEK HECELİ DİLLERdenilmektedir.

Yukarıdaki örneği, YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ in daha iyi anlaşılması için verildiği malumunuzdur. Bu örneğin amacını kısaca açıkladıktan sonra, Yapısına Göre Dilleri sıralayabiliriz artık.

1-) YAPI BAKIMINDAN DİLLER

1-a) Çekimli Diller (İngilizce-Arapça vb.)
1-b) Eklemeli Diller (Türkçe vb.)
1-c) Tek Heceli Diller (Japonca vb)


Not : Türkçe’de ekler, sözcüğün sonuna geldiği için Türkçe Son Eklemeli bir dildir.



2-) KÖKEN BAKIMINDAN DİLLER

Kardeşine benzediğini düşünenler olduğu gibi hiç benzemediğini düşünenler varsa bile ağzının,gözünün ya da saçının olsun, bir yerlerinin benzediğini gizli gizli de olsa mutlaka düşünüyordur .

Örneğin; Ana Türkçe’den ayrılan Macarca ile bugünkü dilimiz arasında benzerlikler çok azdır. Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesinin ortak özelliği çok fazladır.

Yani Dünyada aynı kökten türeyen pek çok dil vardır. Bu nedenle dil bilimciler köken bakımından da dilleri sınıflandırmışlardır.

2-a) Sami Dil Ailesi
Hami-Sami-İbranice

2-b) Bantu Dil Ailesi
Afrika’nın güney bölgesinde ve Ümit Burnu çevresinde konuşulan diller

2-c) Ural-Altay Dil Ailesi
Türkçe-Macarca vb.

2-d) Çin-Tibet Dilleri

2-e) Hint-Avrupa Dil Ailesi
İngilizce-İtalyanca-Fransızca vb.


Görüldüğü gibi ve sanırım anlaşıldığı üzere,Türkçe son eklemeli bir dil olduğu gibi Ural-Altay Dil Ailesinin de bir üyesidir:

E- TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHİ GELİŞİMİ (KISA BİR BAKIŞLA)


Geçmişten günümüze,Türkçe pek çok aşamalardan geçmiş,pek çok lehçelere ayrılmıştır. Bunun en önemli nedeni ise Orta Asya Göçleridir.

Türklerin Orta Asya’da kullandıkları Türkçe, Eski Türkçe’dir. Göktürk Yazıtları ve Uygurca’dan kalan eserler bu döneme aittir.

Eski Türkçe bilinmeyen bir tarihten başlar ve 11.yy.a kadar sürer. 11.yüzyıldan sonra farklı coğrafyalarda yaşayan Türkler arasında,Türkçe’nin lehçelere ayrılmaya başladığı görülür. Bu döneme ‘’ORTA TÜRKÇE’’ denir. 11. yy’ dan 19. yy’ a kadar devam eden bu dönemde Türkçe, Kuzey Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olarak ikiye ayrılır.

19. yy’ da ise Modern Türkçe (Yeni yazı dilleri devresi) dediğimiz dönem başlar. Bu dönemlere de topluca bakacak olursak ;

1- ESKİ TÜRKÇE

Göktürkçe
Uygurca


2- ORTA TÜRKÇE (11. yy – 19. yy)

a) Kuzey – Doğu Türkçesi

Kuzey = Kıpçakça
Doğu = Hakaniye (11. yy – 15. yy) – Çağatayca (15. yy)

b) Batı Türkçesi
Azeri Türkçesi (Azerice)
Anadolu Türkçesi (Oğuzca-Osmanlıca –13. yy – 20. yy )
Türkiye Türkçesi (20. yy)

NOT : Modern Türkçe döneminde Türkçe 20 yazı diline ayrılmıştır. Bu yazı dillerinin hepsi burada gösterilmemiştir.

Karaçayca – Nogayca – Başkutça gibi.


F – TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER

Yukarıda dili tanımlarken,anlaşmayı sağladığını ve ses işaretlerinden meydana gelen bir sistem olduğunu vurgulamıştık.

ALFABE de,işte bu ses işaretlerinin yazıdaki şeklidir ve toplumlar yazıyı kullanırken değişik alfabeler de kullanmışlardır.

Türkler de tarih boyunca değişik alfabeler kullanmışlardır. İlk alfabenin GÖKTÜRK alfabesi olduğu bilinmektedir. Orhun Kitabeleri (Anıtları ya da Göktürk Yazıtları) bu alfabe ile yazılmıştır. Bu alfabe 38 harften meydana gelmiş,yukarıdan aşağıya doğru yazılarak kullanılmıştır.

Türklerin kullandığı ikinci alfabe ise 18 harften oluşan UYGUR Alfabesidir.

Türkler müslüman olduktan sonra 32 harften oluşan ARAP Alfabesini kullanmışlardır.

Cumhuriyet döneminde ise LATİN Alfabesine geçilmiştir. Bu alfabe bilindiği gibi 29 sesten oluşmuştur.

Toparlarsak ; Türkler tarih boyunca dört değişik alfabe kullanmışlardır.

Göktürk Alfabesi - 38 Harf
Uygur Alfabesi - 18 Harf
Arap Alfabesi - 32 Harf
Latin Alfabesi - 29 Harf


Sovyetler Birliği kurulduktan sonra, orada yaşayan Türkler KİRİL alfabesini kullanmışlardır. Ancak Türk boylarını birbirinden ayırmak için 20 değişik KİRİL Alfabesi hazırlanmıştır. Günümüzde,Türk Cumhuriyetlerinde de LATİN Alfabesine geçilmektedir.


G – DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ

Türk Dilini yani GÜZEL TÜRKÇEMİZİ doğru ve düzgün kullanmak onun cümle kuruluşunu,sözcük yapısını iyi ve doğru bilmek, tanımakla mümkündür.

Öyle ise ‘’Türkçemizi doğru ve güzel kullanmak için ne yapmalı nelere dikkat etmeliyiz?’’ ‘’Dilimizin cümle yapısı nedir,nasıldır?’’ gibi soruların cevabını araştıran bilim dalıdır da diyebiliriz DİLBİLGİSİ ne.

Daha derli toplu tanımlamak gerekirse ;

DİLİN YAZMADA ve KONUŞMADA UYULMASI GEREKEN KURALLARINI ARAŞTIRAN, ÖĞRETEN BİLİM DALINA DİLBİLGİSİ DENİR.

DİLBİLGİSİNİN AMACI ; Bir ulusu ulus yapan temel öğelerden biri olan DİL KURALLARINI gelecek nesillere de taşınacak biçimde öğreterek, güzel ve doğru kullanımını sağlamaktır.

DİLBİLGİSİ dilin kurallarını araştırırken çeşitli bölümlere ayrılır. Biz bunu TÜRKİYE TÜRKÇESİ kısmında Bölüm bölüm ele alarak haftalık periyodlarla işleyeceğiz.

Bu bölümü, DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ ile şimdilik sonlayacağız.


DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ

1- SES BİLGİSİ - Fonetik
Dilin ses özelliklerini ve sesle ilgili kurallarını inceler. Türkçe de 8 ünlü,21 ünsüz vardır.

2- SÖZ DİZİMİ - Sentaks
Dilin cümle kuruluşu ile ilgili kurallarını,sözcük gruplarını bir araya getiren kalıpları araştırır. Cümlenin öğeleri gibi

3- YAPI BİLGİSİ - Morfoloji
Dilin sözcük türetme yollarını inceler. Yapısına göre sözcükler gibi.

4- ANLAM BİLİM - Semantik
Sözcüklerin anlam özelliklerini inceler. Deyim,mecaz gibi.

5- KÖKEN BİLİM - Etimoloji
Sözcüklerin kökünü araştıran bilim dalıdır.


 
SÖZCÜKTE ANLAM


SÖZCÜKLERİN ANLAM ÇEŞİTLERİ

a) GERÇEK ANLAM


Sözcüğün tek başına ele alındığında düşündürdüğü anlam, uyandırdığı izlenim, o sözcüğün gerçek anlamıdır.
Kimi sözcüklerde tek bir gerçek anlam varken kimilerinin birden fazla gerçek anlamı vardır. Bu özellik nedeni ile GERÇEK anlam, TEMEL ve YAN ANLAM olmak üzere ikiye ayrılır.

Duyunca köpürmek
Boş yere incitmek
Keskin bir bakış atmak
Kirli düşüncelerden kurtulamamak
Elleri uyuşmak

a-1) TEMEL ANLAM


Sözcüğün belirttiği ilk ve asıl anlamdır. Çekirdek anlam, asıl anlam adı da verilir. Sözcüklerde, sözcük açıklanırken birinci sırada verilen anlamdır.

Boğaz : Boynun ön kısmı
Diş : Çene kemiklerine dizilmiş çiğnemeye yarayan beyaz sert organlardan her biri

Adamcağız çok acı çekti
Söylediği sözler çok acı verdi
Düştüğü durum çok acıydı
Acı günlerini geride bırakmak istiyordu
Biberin tadı diğerlerine göre acı

a-2) YAN ANLAM


Sözcüğün temel anlamına bağlı olarak uyandırdığı izlenimlerin her biridir. Kullanılış anlamı da denilir. Anlamı bir kavramlar zincirine benzetecek olursak, ilk halka temel, diğer halkalar yan anlamdır.

Boğaz; Bazı nesnelerin ağzına yakın dar kısmı
Diş ; Çark, testere gibi nesnelerdeki çıkıntılardan her biri

Uzun zamandır orada durmak
Kapının önünde durmak
Söylenen yerde durmak
Saatlerdir lokanta önünde durmak
Gittiği yerde çok durmak

b) MECAZ ANLAM


Sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak, başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlamdır.

Boğaz tokluğuna çalışmak
Nedensiz diş bilemek


b) TERİMSEL ANLAM


Sözcüklerin bir bilim, meslek, spor ve sanat dalında özel ve belirli bir kavramı karşılayan anlamlarıdır.

Faul-ofsayt-penaltı (spor)
Çıkarma-üçgen-açıortay (matematik)

c) ARGO ANLAM


Aynı meslek veya topluluktan kişilerin kullandığı, özel anlamlar kazanmış sözcüklerin oluşturduğu dildir.


Sakız ; Yapışkan
Matiz Olmak ; Sarhoş olmak

d) ANLAMDAŞ SÖZCÜKLER


Anlam yönünden birbirinin yerini tutabilecek sözcüklerdir.

Hür-özgür/misafir-konuk/misal-örnek/bina-yapı/taviz-ödün

NOT. Gerçek anlamdaşı olan bazı sözcükler aynı cümlede birbirlerinin yerine kullanılmayabilir.

Gür ve siyah/kara saçları vardı.
Ak/beyaz saçlar yaşlılığın kanıtı mıdır
Alnı ak/beyaz neden utansın

e) SESTEŞ SÖZCÜKLER


Anlamları farklı, sesleri aynı olan sözcüklerdir. Sesteş sözcükler yalnızca ad anlamlı olabilecekleri gibi hem ad, hem de eylem anlamlı olabilir.

Gül : Çiçek adı
Gül : Eylem
Dik : Yatık veya eğik olmayan
Dik : Eylem
Ak : Renk adı
Ak : Eylem

f) KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLER


Anlamca birbirinin tam tersi kavramları anlatan sözcüklerdir.

Dost-düşman/İyi-kötü/Uzak-yakın/Karanlık-aydınlık

NOT . Anlamca ters yönde olup da karşıt olmayan sözcükler uzak anlamlıdır.

Zayıf sözcüğünün karşıt anlamlısı şişman sözcüğüdür. Dolgun sözcüğü ise zayıf sözcüğünün uzak anlamlısıdır.

g) SOYUT ve SOMUT ANLAMLI SÖZCÜKLER


Duyu organlarının en az biriyle algılanabilen, zihinde belli bir imgeyi kesin olarak canlandıran kavramları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır. Varlığı kabul edilen ancak duyu organlarıyla algılanamayan kavramları karşılayan sözcükler ise soyut anlamlıdır.

Ses-ışık-kitap-uçak somut anlamlı
Dostluk-Özgürlük-Aşk-Özlem soyut anlamlıdır.

h) DOLAYLAMA


Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır.

Derya kuzuları taze mi / Yazarın romanı beyaz perdeye aktarıldı. / Kaleci meşin yuvarlağı son anda yakalar.

I DEĞİŞMECE – Mecaz-ı Mürsel


Bir kavramın, benzetme amacı güdülmeden, bağıntılı, ilgili olduğu başka bir kavramı karşılayan sözcükle anlatılmasıdır. Bu duruma AD AKTARIMI da denir ve kavramlar arasında çeşitli ilişkilere dayanır.

* PARÇA – BÜTÜN İLİŞKİSİ


Saçlarını kestirince gözlerinin ortaya çıkması (Bir bölümünü)
Atalarımız canlarını hilal uğruna feda ettiler. ( Bayrak)

* İÇ – DIŞ İLİŞKİSİ


Reçeli dolaba koymayı unutmuş (Reçel kavanozunu)
Tencereyi çöpe dökmelisin (Tenceredeki yemeği)

* NEDEN – SONUÇ İLŞKİSİ


Bereketin yağması köylüyü güldürdü (Yağmur)
Tatilin yağmasına hepimiz sevindik (Kar)

* SANATÇI – YAPIT İLİŞKİSİ


Orhan PAMUK’ u daha evvel okudum (Romanlarını)
Mozart’ ı dinlerken kendimden geçiyorum. (Bestelerini)

* SOYUT – SOMUT İLİŞKİSİ


Bu konu kafamda netleşince söylerim. (Zihnimde)
Türk gençliği ilkelerinden ödün vermez (Genç insanlar)

i) YAKIŞTIRMA

Öz adı olmayan ya da bilinmeyen varlıkların, çeşitli yönlerden yakışan sözcüklerle adlandırılmasıdır. Sözcüklerin yan anlam kazanması bu yolla gerçekleşir.

Uçağın kanadı kuleye çarptı
Masanın ayağı kırılmış
Makinenin kolunu hızlı çevirmeli

j) EYLEM ve DUYU AKTARIMI


Bir varlığa ilişkin bir eylemin,başka bir varlığa; duyuya ilişkin kavramın,başka bir duyuya aktarılmasıdır.

Tatlı sözleri ile gönlümüzü kazandı. (Tatmadan işitmeye)
Soğuk bakışları sorun olduğunu anlatıyordu. (Dokunmadan görmeye)
Buraya gelmek aklına nereden esti (Eylem aktarımı)
Onurumu kimsenin ayakları altına sermem (Eylem aktarımı)

k) GÜZEL ADLANDIRMA


Söylenmesi sakıncalı, ürkütücü ya da hoş olmayan sözcüklerin yerine onlardan daha güzel olduğu varsayılan sözcüklerin kullanılmasıdır.

Korkunç bir kazada yaşamını yitirdi. (Öldü)
Gelecekte kötü hastalığın çaresinin bulunacağına inanıyorum. (Kanser)
İki gün sonra toprağa verilecek. (Gömülecek)


l) GENEL ANLAM ve ÖZELLİKLERİ


Nesneler sınıfının tüm özeliklerini yansıtan kavramlar, genel; tek bir nesnenin özelliklerini yansıtan kavramlar özel anlamlıdır. Ancak sözcüğün genel bir anlam mı, özel bir anlam mı taşıdığı cümledeki kullanımıyla belirlenir.

Bütün canlıları, hayvanları, köpekleri çok severim. (Genelden özele)
Menekşeye, çiçeklere, bütün bitkilere ışık ve su hayat verir. (Özelden genele)
Dağa tırmanmayı seviyor. (Genel)
Bizim köyün yolunu kısaltmak için dağa tünel yapılacak. (Özel)

m) SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK


Bir sözcüğün temel anlamını yitirmeden, temel anlamıyla ilgili yeni kavramları anlatacak biçimde kullanılmasıdır. Çok anlamlılık, soyut kavramları anlatan sözcüklerde görülür. Yan anlamları olan bütün sözcüklerde çok anlamlılık vardır.

Göz
Temel anlamı ; Görme organı
Yan anlamları ; Suyun gözü (Kaynak), İğnenin gözü (Delik), Masanın gözü (Çekmece)

n) BENZETME


Bir varlığın herhangi bir niteliğini belirginleştirmek amacıyla başka bir varlığın örnek gösterilmesidir. Varlıklar arasında ortak yön ilişkisiyle söz, etkili ve güçlü kılınır.

Nefret, kezzap gibidir. Ondan uzak durmalısın.
Oturduğu ev sanki mağaraydı.

o) EĞRETİLEME


Bir sözcüğün benzetme ilişkisiyle başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.

Babam yine kükrüyor (Aslan gibi)
Haberi duyunca uçarak geldim (Kuş gibi)
Meşin eldivenlerimiz üç madalya kazandı (Boksörlerimiz)


ö) ABARTMA


Bir sözcüğün etkisini güçlendirmek amacıyla ya olmayacağı biçimde, ya da olduğundan az veya çok gösterilmesidir.

Bu işin de üstesinden gelir, gözünü budaktan sakınmaz.
Sesleri duyunca yüreğim ağzıma geldi.

p) DEĞİNMECE - DEĞİŞMECE


Bir sözcüğün hem gerçek, hem de değişmece anlamını çağrıştıracak biçimde kullanılmasıdır.

Bir günde dört kapı yaptı. - (Dört kapı imal etti, gerçek anlamı
(Dört yere gitti – Değişmece)

Adamın yüzü kızardı. – (Yüzünün rengi değişti , gerçek anlamı)
(Utandı – Değişmece anlamı)


q) YANSIMA SÖZCÜKLER


Ses taklidi yoluyla doğadaki seslerden türetilen sözcüklerdir.

Horultu – mırıltı – cızırtı – fısıltı

q) İKİLEMELER


Anlatımın gücünü arttırmak, anlamı pekiştirmek amacıyla aynı sözcüğün yinelenmesi, aralarında ses veya anlam ilgisi bulunan iki sözcüğün yan yana kullanılmasıdır. İkilemeyi oluşturan sözcükler arasında çeşitli ilgiler vardır.

* Ayni sözcüğün yinelenmesiyle
Buzlu buzlu sulardan doya doya içti

* Anlamdaşı sözcüklerin kullanılmasıyla
Herkeslerden köşe bucak kaçıyor

* Yakın anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
İlacı içince ağrı sızı kalmadı

* Karşıt anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
Onunla iyi kötü günler yaşadık

* Bir sözcüğü anlamlı olan ikilemeler
Eski püskü arabayla oraya gidemezsiniz

* İki sözcüğü de tek başına anlamlı olmayan ikilemeler
Bunun da ıcığını cıcığını çıkardın

r) DEYİMLER


En az iki sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak bir varlığı, bir durumu daha etkili ve güçlü biçimde anlatmasını sağlayan kalıplaşmış sözlerdir.

Deyimlerin biçimsel ve anlamsal özellikleri vardır. Bu özellikler onların diğer kalıplaşmış sözlerle karşılaştırılmasını engeller.

Kısa ve öz anlatımlıdırlar. Yol gösterici veya öğüt verici özellikleri yoktur.
GÖZE GELMEK

Deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez, sözcükler anlamdaşlarıyla yer değiştiremez.
Kafa tutmak – Baş tutmak olmaz.

Deyimler çoğunlukla mastar halinde bulunur. Zaman ekleriyle kişilere göre çekimlenebilirler.
Dönmesini dört gözle bekliyorum.

Deyimi oluşturan sözcükler az veya çok gerçek anlamlarından sıyrılmıştır.
Bu iş gerçekleşirse köşeyi döneriz.

s) ATASÖZLERİ


Uzun denemeler ve gözlemler sonucu söylenmiş, toplumun malı olmuş, söyleyeni belli olmayan, genel kural niteliği taşıyan, kalıplaşmış sözlerdir.

Derdini söylemeyen derman bulamaz.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Kardeş kardeşi atar, yar başında tutar.

* Atasözlerinin biçimsel ve anlamsal özellikleri, onların – özellikle – deyimlerle karıştırılmasını önler.
* Deyimler gibi kalıplaşmış sözlerdir.
* Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, hiçbir sözcüğün yerine anlamdaşı kullanılmaz.
* Kısa ve özlü sözlerdir.
* Yol gösterici, öğüt verici; gelenekleri, inançları, doğa olaylarını anlatan, genel kural özelliği taşıyan sözlerdir. Deyimler gibi anlık değildir.
* Deyimlerde olduğu gibi sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmazlar. Ancak çok az sayıdaki atasözünün kalıplaşmış anlamı sözcüklerin gerçek anlamıyla aynı doğrultudadır.


ANLAM ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ TAMAMLAYICI BİLGİLER


* Anlam Daralması

Sözcüğün önceden pek çok kavramı karşılarken zamanla birini karşılayacak şekilde kullanılmasıdır.

YEMİŞ ; Bütün meyveler – Geniş
İNCİR ; Dar anlamlı

* Anlam Genişlemesi

Sözcüğün zamanla yeni anlamlar kazanmasıdır.

ÖDÜL ; Güreşçilere verilen armağanlar – Dar –
Özendirici bütün armağanlar – Geniş –

* Anlam Kayması

Yeni bir kavramı karşılayacak şekilde sözcüklerin gerçek anlamlarından sıyrılarak kalıplaşmasıdır. Bileşik sözcüklerde genellikle bu özellikler vardır.

İmambayıldı ; Sözcükler gerçek anlamlarından sıyrılmış bir yemeğin adı olmuştur.

* Öznel ve Nesnel Anlam

Sözcüğün anlamları kişiden kişiye değişiyorsa, öznel; değişmiyorsa, nesneldir.

Çekiç ; nesnel / Utanç ; öznel

 
SES BİLGİSİ ve YAZIM KURALLARI

A) Ünlü Uyumları
B) Ünsüz Değişmeleri
C) Ses Olayları
D) Yazım Kuralları

Bir dilin seslerini ve seslerle ilgili özelliklerini inceleyen dilbilgisi dalına SES BİLGİSİ (Fonetik) denir.
Dilimizde sesleri karşılayan 8 ünlü (sesli), 21 ünsüz (sessiz) harf vardır. Sesler heceleri, heceler de sözcükleri oluşturur. Ünlülerin hece değeri vardır. Ünsüzlerin hece değeri yoktur. Sözcükteki ünlü sayısı hece sayısını belirler.
 

 

ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ


 
 

DÜZ

YUVARLAK

 

Geniş

Dar

Geniş

Dar

KALIN

a

ı

o

u

_0 NCE

e

i

ö

ü


 



 


 

ÜNSÜZLERİN ÖZELLİKLERİ

 

SERT

YUMUŞAK

SÜREKLİ

f, h, s, ş

ğ, j , l , m , n , r , v , y , z

SÜREKSİZ

ç, k, p, t

b , c , d , g



ÜNLÜ UYUMLARI

1- Büyük Ünlü Uyumu : Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde ince ünlü varsa, diğer hecelerinde de ince; kalın ünlü varsa, diğer hecelerinde de kalın ünlü bulunmasıdır.

İlk Hece Sonraki Hece

Kalın Kalın
(a, ı, o, u) (a, ı, u)

İnce İnce
(e, i, ö, ü) (e, i, ü)

2- Küçük Ünlü Uyumu : Türkçe sözcüklerde, her düz ünlüyü düz ünlüler; yuvarlak ünlüleri de ya düz geniş (a, e) ya da dar yuvarlak (u, ü) ünlüler izler. Küçük ünlü uyumuna ‘’Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu’’ da denebilir.

İlk Hece Sonraki Hece

Düz Düz
(a, e, ı, i) (a, e, ı, i)

Yuvarlak Dar-Yuvarlak, Düz-Geniş
(o, ö, u, ü) (a, e, u, ü)



* ‘’O, ö’’ sesi yalnızca ilk hecede bulunur; sonraki hecelerde bulunmaz.

* ‘’-yor’’ ekindeki ‘’o’’ sesi bu kuralı bozar. (Bilmiyor – Gülmüyor...)

* Kamyon , radyo, doktor, horoz, motor, sözcükleri Türkçe değildir.

* Çamur, yağmur, tavuk, kabuk, kavun, gibi sözcükler Türkçe olmalarına karşın küçük ünlü kuralına uymaz.

DİKKAT ; Bileşik sözcüklerde ünlü uyumu aranmaz; gerekirse her sözcükte ayrı ayrı aranır.

* Ünlü Uyumları Türkçe Sözcüklerde Aranır.
‘’ Kalem, cihan, adalet, şükran, insan, mecmua....’’ sözcükleri yabancı kökenli olduğu için bu kuralın dışındadır.

* Anne, elma, kardeş, hangi sözcükleri (ana-alma-kardaş-kangı) gerçek biçimlerinden uzaklaştıkları için büyük ünlü uyumuna aykırı gibi görünürler. Bu sözcükler Türkçedir.

BÜYÜK ÜNLÜ UYUMUNA UYMAYAN EKLER

- yor = geliyor, seviyor, gülüyor
- ken = koşarken, ağlarken, bakarken
- ki = yukarıdaki, ondaki, dosyadaki
- leyin= akşamleyin, sabahleyin
- imtrak=yeşilimtrak, ekşimtrak
- daş = gönüldaş, ülküdaş

ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ

1- Ünsüz Yumuşaması : Sözcüğün sonundaki p, ç, t, k, ünsüzlerinin, ünlü ile başlayan ek aldıklarında b, c, d, g, ğ ünsüzlerine dönüşmesidir.

Kürek + i = Küreği Umut + u = umudu
Çorap + ı = Çorabı Sevinç + i = Sevinci

* Tek hecelilerin ve –t ekiyle türemiş sözcüklerin çoğu bu kurala uymaz.

Sırt + ı = Sırtı Sap + ı = Sapı
Anıt + a = Anıta Yakıt + ın = Yakıtın

* Yabancı sözcüklerin çoğunda da aynı durum vardır.

Millet + in = Milletin Saat + e = Saate

1- Ünsüz Sertleşmesi : Dilimizdeki ; c, d, g, ünsüzleriyle başlayan eklerin sert ünsüzlerle biten sözcüklere eklendiklerinde ; ç, t, k ünsüzlerine dönüşmesidir.

çiçek + ci = çiçekçi sert + ce = sertçe
beş + de = beşte sus + gun = suskun
hafif + dir = hafiftir dolap + dan = dolaptan
ağaç + da = ağaçta külah + cı = külahçı

* Bileşik sözcüklerde diğer kuralların yanı sıra bu kuralın da aranmaması gerekir ; Akdeniz, üçgen, akciğer



SES DÜŞMESİ

1- Ünlü Düşmesi : İki heceli olup ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü) bulunan sözcüklere ünlüyle başlayan


A- Akıl-ı = Aklı
Şehir-i = Şehri
Beyin-imiz = Beynimiz

B- Sızı-la-mak = Sızlamak
Koku-la-mak = Kokmak
Yumurta-la-mak = Yumurtlamak

C- Sarı-ar-mak = Sararmak
Yeşil-er-mek = Yeşermek
Kara-ar-mak = Kararmak

D- Kimi eylemlerden ad yapılırken ünlü düşmesi görülebilir ;

Ayır-mak = Ayrım
Kıvır-mak = Kıvrım
Sıyır-mak = Sıyrık

E- Söyleyiş kolaylığından kaynaklanan ünlü düşmesi görülebilir.

Orada = Orda
Burada = Burda
Şurada = Şurda

F- Kimi bitişik yazılan bileşik eylemlerde ünlü düşmesi görülebilir.

Kayıp-olmak = Kaybolmak
Zehir-olmak = Zehrolmak
Hapis-etmek = Hapsetmek

2. Ünsüz Düşmesi

Bazı sözcüklerin yapım eki alırken sonlarındaki ‘’k’’ sesini kullanmamalarıdır.

Alçak-al-mak = alçalmak
Ufak-cık = ufacık

SES AŞINMASI

Bileşik sözcüklerde ilk sözcüğün son hecesi ile ikinci sözcüğün ilk hecesindeki ses benzerliğinin kaynaşması sonucu oluşur.

Pazar-ertesi = Pazartesi
Ne-için = niçin
Ne-asıl = nasıl
Bu-ara = bura

Bazı sözcüklerin de başındaki veya sonundaki ses zamanla aşınmıştır.

Isıcak = sıcak
Isıtma = sıtma
Kışlak = kışla
Kadıköyü = kadıköy



SES TÜREMESİ (Ünlü türemesi)

Bazı sözcüklerde sözcük yapım eki alırken,pekiştirilirken veya bileşik sözcük oluşturulurken bir, ya da
Birden fazla sesin türemesidir.

Genç+cik = gencecik
Düp+düz = düpedüz
Bir+cik = biricik
Sırsıklam = sırılsıklam

ÜNSÜZ TÜREMESİ

Bitişik yazılan bileşik eylemlerde görülür.

Af etmek = affetmek
His etmek = hissetmek
Hal etmek = halletmek
Zan etmek = zannetmek
Ret etmek = reddetmek
Haz etmek = hazzetmek

ÜNLÜ DARALMASI

A ve E ünlüleri ile biten eylemlere şimdiki zaman eki ‘’-yor’’ getirildiğinde eylemin ünlüsü ‘’ı, i, u, ü’’ ye
Dönüşür.

Bekle-yor = bekliyor
Özle-yor = özlüyor
Kokla-yor = kokluyor

* Kaynaştırma harfi ‘’y’’ nin daraltıcı özelliği yoktur.

Söyle-ecek = söyleyecek
Gözle-en = gözleyen


U L A M A

Ünsüzle biten sözcükten sonra ünlüyle başlayan sözcük geldiğinde sözcüklerin birbirlerine eklenerek
Söylenmeleridir.

Sizden + aldığım + elmalar + ekşiymiş

Sözcükler arasında noktalama işareti varsa eklenerek okunmaz, yani ulama yapılmaz. ;

Annem, onu hiç beğenmemiş.

KAYNAŞMA

Ünlüyle biten sözcük ünlüyle başlayan bir ek aldığında arada ‘’y, ş, s ,n’’ ünsüzlerinden birinin kullanılmasıdır.

Sevgi + in = sevginin
Etki + i = etkisi
Başla + an = başlayan
İki + er = ikişer



* Ünlüyle biten bazı sözcüklere ‘’-de, den’’ eki getirildiğinde de kaynaştırma harfi kullanılır.

O + da = onda
Bu + dan = bundan

* ‘’İle’’ sözcüğü, ünlüyle biten sözcüğe ulandığında ‘’i’’ sesi ‘’y’’ sesine dönüşür

ünlü ile = ünlüyle
babası ile = babasıyla


BÜYÜK HARFLERİN KULLANILMASI

1- Cümlelerin ilk sözcüğünün başında kullanılır
2- Dizelerin ilk sözcüğü de büyük harfle başlar.
3- Her türlü özel adın başında kullanılır
4- Özel adlarla kullanılan lakaplar ve unvanlar, büyük harfle başlar
5- Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar
6- Ulusal ve dinsel bayramlarda, bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar
7- Dünya,güneş,ay sözcükleriyle gezegen adları gökbilim ve coğrafya terimi olarak kullanıldıklarında büyük harfle başlar.
8- Gazete,dergi,kitap adlarının ve yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar
9- Yazışmalarda hitaplar ve adresler büyük harfle başlar
10- Yön bildiren adlar ve ‘’aşağı, orta, uzak, iç, eski’’ gibi sözcükler özel adlarla kullanıldıklarında büyük harfle başlar. Orta Anadolu / Güney Avrupa / Aşağı Ayrancı / Küçük Menderes / Eski Kızılelma
11- Levhalar ve açıklama yazıları
12- Özel adlardan türetilen sözcükler
13- Bir tür adıyla oluşan özel adların ilk harfi büyük olur. Lozan Anlaşması / Kurtuluş Savaşı gibi.

ÖZEL ADLARIN YAZIMI

* Özel adlar büyük harfle başlar ve çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılarak yazılır
Belediye Atatkule’yi satacakmış.

* Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.
On bir yıldan sonra artık Ankaralı sayılmalıyım.

* Eklendiği sözcüğe ulus veya aile anlamı katan ‘’-ler’’ eki kesme işaretiyle ayrılmaz.
İngilizler 1. Dünya Savaşı’nda gerçek yüzlerini gösterdiler.
Leylalar yarın dönecek mi?

BİLEŞİK EYLEMLERİN YAZIMI

1. Yardımcı eylemle bir ad soylu sözcükten kurulan bileşik eylemler bazen bitişik, bazen de ayrı yazılır.
Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olursa, bitişik yazılır.

Kendini günlerce eve (hapsetti)
Onu görünce sevineceğini (zannediyorum)

Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olmazsa, ayrı yazılır.

Hiçbir şey onu (teselli etmedi)
Herkes bu olaydan (söz ediyor)

2. İki eylemden oluşan özel bileşik eylemler bitişik yazılır ;

Yazabilmek – uyuyakalmak – yıkayıvermek – süregelmek – bayılayazmak





EKEYLEMLERİN YAZIMI

* Ekeylemler bitişik veya ayrı yazılabilir. Genel eğilim bitişik yazma yönündedir.
* Ünsüzle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ünlü düşer.

Tuzsuz idi tuzsuzdu
Islak imiş ıslaktı
Açık ise açıktı

* Ünlüyle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür.

Silgi idi silgiydi
Ekşi imiş ekşiymiş
Sarı ise sarıysa

* Sert ünsüzle biten bir sözcüğe eklenen ‘’idi’’ ekeyleminin ünlüsü düşerken ünsüzü de sertleştirir ;

Çocuk idi çocuktu
Boş idi boştu

PEKİŞTİRİLMİŞ VE BİLEŞİK SÖZCÜKLERİN, İKİLEMELERİN YAZIMI

1- Dilimizdeki bütün ikilemeler ayrı yazılır, aralarında noktalama işareti kullanılmaz ;

Konuşa konuşa / allak bullak / el ele / boşu boşuna / karış karış / konu komşu

2- Anlam kayması veya ses düşmesi yoluyla oluşan bileşik sözcükler bitişik yazılır.

Sütlü aş sütlaç
Ne için niçin
Katırtırnağı/devetabanı/danaburnu

* Terim olan bileşik sözcükler anlam kayması olmasa da bileşik yazılır.

Buzdağı / bezdoku / takımada / çanak yapraklılar

* Terimlerde niteleyici, belirtici sözcükler ayrı yazılır.

Doğru orantı / sabit çarpan / içbükey ayna / en küçük ortak kat

* Pekiştirilmiş sözcükler her zaman bitişik yazılır ;

Paramparça / yemyeşil / kupkuru / apaçık

‘’İ L E’’ SÖZCÜĞÜNÜN EK OLARAK YAZIMI

İle sözcüğü, sözcüklerden ayrı veya sözcüklere bitişik yazılabilir.

* Ünsüzle biten sözcüğe ek olarak getirildiğinde başındaki ünlü düşer, büyük ünlü uyumuna uyar ;

Çiçek ile çiçekle
Uçak ile uçakla

* Ünlüyle biten sözcüklere eklendiğinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür;

Sevgi ile sevgiyle
Tatlı ile tatlıyla


‘’ K İ’’ BAĞLACININ ve ‘’K İ’’ EKİNİN YAZIMI

1- Bağlaç olan ‘’Kİ’’ , ayrı yazılır ; Ağır git ki yol alasın
Ki bağlacı birkaç sözcükte kalıplaşmış olarak bitişik yazılır ; mademki / sanki / halbuki / oysaki

2- -Ki eki sözcüğe bitişik yazılır ve ünlü uyumlarına uymaz

Geçmişteki hatalardan ders almalıyız.
Onunki buluttan nem kapmak

* Birkaç sözcükte –ki eki küçük ünlü uyumuna uyar ;

O günkü , dünkü , öbürkü


‘’DE’’ BAĞLACININ VE ‘’-DE’’ EKİNİN YAZIMI

1- Bağlaç olan DE, ayrı yazılır; kendinden önceki sözcüğün son ünlüsüne göre büyük ünlü uyumuna uyar.

Geleceğimi biliyordu da beklememiş.
Çiçek de çocuk gibidir.

2- Ek olan –de, sözcüğe bitişik yazılır; büyük ünlü uyumuna uyar.

Sobada pişirilen güvecin tadına doyum olmaz.
Törende konuşmak istemiyormuş

* Sert ünsüzle biten sözcüklere eklenen –de ekinin ünsüzü sertleşir.

Bu saatte kimseyi bulamayız
Güneşte fazla kalınca bayılmış.

‘’Mİ’’ NİN YAZIMI

* Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılan ‘’mi’’, büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyar.

Annenin söylediklerini duydun mu ?
Gazete aldın mı ?
İlaçlarını içtin mi?

* Cümleye soru anlamı katılmadığında da Mİ , kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılmaz; cümlenin sonuna da soru işareti konulmaz.

Bebek annesini gördü mü gülüyor.
İnsan direndi mi her güçlüğü yener.

KISALTMALARIN YAZIMI

1- Kurum ve kuruluş adları, her sözcüğün ilk harfi alınarak ve büyük yazılarak kısaltılır.

Türk Dil Kurumu / TDK Devlet Su İşleri / DSİ

Bu kısaltmaların sonuna nokta koymak yanlıştır.
Kısaltmaya getirilen ek, son harfle uyumludur ve kesme işareti ile ayrılır.

Sonunda ODTÜ’yü kazandı


2- Bileşik sözcükler, ilk sözcüğün ilk üç harfiyle ikinci sözcüğün ilk harfi alınarak ve sonuna nokta konularak
kısaltılır.

Anlambilim = anlb.
Dilbilim = dilb.

3- Diğer sözcükler, ilk harfleri, ilk iki veya ilk üç harfleri alınarak ve sonuna nokta konularak kısaltılır. Özel adların kısaltması büyük harfle başlar.

Cilt = c. Sayfa = s. İstanbul = İst. Ankara = Ank.

* Makam ve san bildiren sözcüklerin kısaltmaları da büyük harfle başlar.

Dr. Ayhan DEMİR
Binb. Yücel ÖZDEN

SAYILARIN YAZIMI

Sayılar yazıyla ya da rakamla yazılır. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla yazılacağı, uygulamadaki ilkelerle belirlenmiştir.

* Bilimsel olmayan, kesinlik aranmayan yazılarda sayılar yazıyla gösterilir.

Ayni okulda iki yıl birlikte çalıştık.

* İki ya da daha çok rakamlı sayılar yazıyla gösterildiklerinde birbirinden ayrı yazılır.

Yemeğe on beş kişi katıldık.

* Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan konularda sayılar rakamlarla yazılır.

Ankara-İstanbul arası 486 Km.dir.

* Rakamlarla yazılan sayılardan sonra gelen ekler, kesme işaretiyle ayrılır.

Ankara’ya 1980’de geldi.

* Çok basamaklı büyük sayıların ana basamaktan sonraki basamakları sayıyla gösterilebilir.

Bu evler 5 Milyara satılıyor.

* Parayla ilgili işlemlerde – araya ekleme yapılmasını önlemek amacıyla – sayılar, yazıyla yazılırken bütün basamakların bitişik yazılması yaygın bir kuraldır.

Beşyüzbin – üçyüzellimilyon

TARİHLERİN YAZIMI

Yıl bildiren sayılarda yalnızca Arap rakamları kullanılır. Ayları göstermede Arap veya Romen rakamları kullanılır.
Günlerde yalnızca Arap rakamları kullanılır. Gün, ay, yıl bildiren rakamların arasında nokta kullanılır.

20. 12. 1995 / 27. VI. 1984

* Aylar yazı ile de gösterilebilir. Böyle yazılan tarihlerde gün, ay, yıl arasında nokta kullanılmaz.

27 Mart 1996

* Tarihlere gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.

Arabası 20 Nisan 1996’da teslim edilecek.


YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZIMI

* Yabancı sözcükler, Türkçede söylendikleri gibi yazılır. Ancak şu özelliklere dikkat edilir.

1- Başında iki ünsüz bulunan yabancı sözcüklerin ya da sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin yazımında ünsüzlerin arasına ünlü konulmaz. ; fren, kristal, program, staj, lüks, film, militarizm, şart, mest

* Sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin bu ünsüzleri arasında ünlü vardır.

Ritim, cisim, ilim

2- Yabancı sözcüklerin iç sesindeki ‘’g’’ ler, ‘’ğ’’ ye çevrilmez; biyografi, daktilografi, dogmatizm, diyagram, kardiyografi , magma, paragraf, program, (Proğram değil)

Bununla birlikte yerleşmiş kimi eski sözcüklerde iç sesteki g’lerin ğ’ye dönüştüğü görülür. Coğrafya, fotoğraf gibi.

* Yabancı sözcüklerin sonunda bulunan ‘’g’’ ler de , yukarıdaki örneklerde olduğu gibi korunur.

Arkeolog, biyolog, diyalog, katalog, jeolog, pedagog, Türkolog

3- Yabancı sözcüklerde, yan yana bulunan ünlüler arasına genellikle, v, y, ünsüzleri girmez; Arkeolog, ideal, realizm, jeolog, meteoroloji...

YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI

* Özel adların, kendilerine özgü yazılımlarını korumak gerekir. Ancak, bütün dünya ayni yazıyı kullanmadığı için , her ulusun dilinde geçen özel adları kendi abcmizle yazma olanağı yoktur.

1- Latin abecesi kullanan uluslarla ilgili özel adların özgün yazımları, gerekli görülen durumlarda korunur.

Shakespeare, New Orleans, Newton, Edward, Chateaubriand, Greenwich, Bordeaux, Descartes, Mary...

* Yabancı adların yazımında harfler üzerindeki işaretler, olanaklar ölçüsünde korunur. ; Moliere, Merimiee

* Ancak, bu özel adların okunuşları, metinde geçtiği ilk yerde ayraç içinde gösterilir. Shakespeare (Şekspir) gibi. Bu harflerin okunuşlarını gösteren sözcüklerin baş harfleri de büyük yazılır.

2- Latin harfleri kullanan ülkelerden dilimize, asıllarından başka türlü söylenişle girmiş olan özel adlar,bu söylenişe göre yazılır. Marsilya (aslı Marseille) Londra (aslı London)

3- Latin abecesinden başka bir abece kullanan uluslardan alınan özel adlar Türkçede söylendiği gibi yazılır. Konfüçyus, Bağdat, Rimski, Korsakof, Tolstoy, Pekin....

4- Yabancı adlardan gelip anlamca genelleşerek terim niteliği kazanmış adlar, Türkçede söylendiği gibi ve küçük harflerle yazılır. Amper, giyotin, volt, vat, kolonyo, röntgen, jilet, kanarya....

BİLEŞİK YA DA BİRKAÇ SÖZCÜKLÜ ÖZEL ADLARIN YAZIMI

1- Birkaç sözcükten oluşan adlar ve soyadları bitişik yazılır.

Adlar ; Gündoğdu -Gültekin – Hüdaverdi – İlknur – Yurdanur
Soyadlar ; Berker – Çetinkaya – Enginar – Ulucan – Karafakıoğlu

Ad ve soyadları ayrı yazılır. Adların ve soyadların yazımı nüfus cüzdanındaki biçimlerine bağlıdır.

2- İl, ilçe, bucak ve köy adlarının yazımında, devletçe belirlenmiş biçimlere uyulur. Bunlarda da uygulanan yöntem, birkaç sözcükten oluşan adların bitişik yazılması yöntemidir.

Acıpayam – Eskişehir – Gaziantep – Akdağmadeni – Kocamustafapaşa – Kadınhanı – Eskipazar

3- Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak bir tür adı ile tamamlanan özel yer adlarından tür adı ayrı olmak üzere, her iki sözcük de büyük harfle başlatılır.

Ağrı Dağı – Eğridir Gölü – Van Gölü – Gülek Geçidi – Konya Ovası – Manavgat Çayı

4- Bunlar gibi, deniz, dağ, köy, göl, su, ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve ileriden beri bitişik yazılagelmiş özel yer adları da vardır.

Akdeniz – Karadeniz – Kızılırmak – Göksu – Uludağ – Kavaklıdere – Halıdere – Pamukova – Sivrihisar

5- Bir tür adı ile oluşan tarihsel olay adlarının her sözcüğü ayrı yazılır ve her sözcük büyük harfle başlatılır.

Kurtuluş Savaşı – Lozan Antlaşması – Başkumandanlık Meydan Savaşı – Kavimler Göçü - Haçlı Seferleri

6- Bir özel adla tür adından kurulan devlet, kurum adları da ayrı yazılır ve her sözcüğü büyük harfle başlatılır.

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Barajı , Osmanlı İmparatorluğu

7- Bir özel ad ve bir tür adı ile yapılmış olan tür adlarında, tür gösteren ikinci sözcük küçük harfle yazılır.

Ankara keçisi – Van kedisi – Amasya elması – Oltu taşı – Mustafabey Armudu

8- Bir olayı, bir kişiyi yaşatmak için bir yere , kuruma verilmiş olan özel adlar , aslına uygun olarak ve büyük
Harflerle başlatılarak yazılır.

Namık Kemal Okulu – Gazi Osman Paşa Mahallesi – Şehit Adem Yavuz Sokağı – İsmet İnönü Meydanı

NOKTALAMA İŞARETLERİ
 

N O K T A


1- Bitmiş cümlelerin sonunda kullanılır ; Oyuncu uzun süre alkışlandı.

* Cümle değerindeki sözcüklerden sonra da kullanılır.

- Kitabı okudun mu ?
- Hayır.

2- Tarihlerde, gün-ay ve ay-yıl bildiren rakamların arasında kullanılır.

11.12.1996 - 06.X.1999

3- Saatlerde, saat ve dakika bildiren rakamların arasında kullanılır.

21.30’da gelecekmiş.
Film 00.25’te başlayacak.

4- ‘’-İnci’’ sıra, sayı, sıfat eki yerine rakamların sonunda kullanılır ;

Olaylar 17. Yüzyılda geçiyor.

5- Kısaltmalarda kullanılır ;

vb. (ve benzerleri / ve bunun gibi)
çev. (çeviren)

6- Bölümleri belirten harf ve rakamlardan sonra kullanılır ;

Sıfatlar ikiye ayrılır ;

1. Niteleme sıfatları
2. Belirtme sıfatları

7- Sayı basamaklarını ayırmada kullanılır ;

İlçenin nüfusu yazın 100.000’i aşıyor.

8- Rakamların arasında çarpı işareti yerine kullanılır;

15.15 = 225

V İ R G Ü L


1- Görevdeş öğelerin arasında kullanılır ; Sözlerine, ses tonuna dikkat etmelisin.

2- Ayrı sözlerin veya ara cümlelerin başında ve sonunda kullanılır. ;

Sözümüm, yemekle ilgili olanı, yanlış anlamış.
(ara cümle)
Leyla gelince, geleceğini sanmam, ona söyle.
(ara cümle)

3- Yazışmalarda hitaptan sonra kullanılır ; Sevgili kardeşim Ceyhun,

4- Yüklemden uzak kalmış özneden sonra kullanılır ; Okullar, geçenlerde duyurulan tarihten bir hafta önce açılacakmış.

5- Tırnak içine alınmamış alıntıların sonunda kullanılır ; Verdiğim sözü mutlaka tutarım diyordu.

6- Sıralı cümle kurmada kullanılır. ; Özür dilersin, seni bağışlar.

7- Ayni adla ilgili niteleme sıfatları arasında kullanılır ; Karanlık,sessiz sokaklardayım.

8- Parçalanmış tamlamalarda kullanılır ; Çocuğun, yetkililerden biri sorularını duymadı.

9- Anlama güç kazandırma amaçlı yinelemeler arasında kullanılır; Para,para,para; herkes bundan söz ediyor.

10- Onaylayıcı ve reddedici sözcüklerden sonra kullanılır; Evet, böyle yapmalısın.

11- Anlam karışıklığını önlemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır; Suçlu, avukata bağırıp çağırıyordu.

12- Ondalık sayılarda, kesirleri göstermek için kullanılır; 3,80 m.

İKİ NOKTA


1- Açıklama işaretidir. Açıklamalardan, örneklerden önce kullanılır;

Sıfat: Adları niteleme veya belirtme yoluyla tamamlayan sözcüklerdir.

* İki nokta işaretlerinden sonra cümle başlamıyorsa büyük harf, büyük harf kullanılmaz.

Zamirler adın yerini tutar: ben, hangisi...

2- Tırnak içerisinde gösterilen alıntılardan önce kullanılır :

Geothe demiş ki : ‘’En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmesini öğretendir.’’

3- Karşılıklı konuşmalarda, konuşma çizgisinden önce kullanılır:

Adam hırsla geriye döndü:

-Bunu yanına bırakmayacağım!

ÜÇ NOKTA


1- Bitmemiş cümlelerin sonunda kullanılır: Sana yardım edebilecek olsam...

2- Benzer örnek olduğunu belirtmek için kullanılır: Sosyal, ekonomik... sorunlar çoğalıyor.

3- Söylenmek istenmeyen veya çirkin sözcükleri belirtmekte kullanılır: İlk sayfaya..... diye yazmış.

4- Alıntılarda, atlanmış bölümler olduğunu belirtmekte kullanılır:

....Halkın kullandığı sözcükler dilden zorlamayla çıkarılamaz.

5- Karşılıklı konuşmalarda, suskunluğu belirtmekte kullanılır:

-Gidiyor musun?
-....
-Konuşmalıydık.

NOKTALI VİRGÜL

1- İçinde virgül bulunan, sıralı cümlelerde kullanılır:

Düşüncelerini, duygularını anlatıyor; bazı şeyleri sakladığı da belli oluyor.

2- Farklı türden örnekler arasında kullanılır:

Meyvelerden üzüm, kavun; sebzelerden patlıcan, lahana pahalıydı.

3- Cümleleri bağlayan ‘’fakat, ama, ancak, çünkü’’ gibi bağlaçlardan önce kullanılır:

Üzgün olmanı anlıyorum; ama kendini bırakmamalısın.

KESME İŞARETİ

1- Özel adlara getirilen çekim eklerini ayırmada kullanılır:

Dün Handan’ ı aradım ve buldum.

2- Sayılara, kısaltmalara, harflere, eklere getirilen ekleri ayırmada kullanılır:

Toplantı 10.30’ da başlayacakmış.
Özel televizyonlar RTÜK’ ten açıklama bekliyor.
Kaynaştırma harfi y’ nin, ünlüleri daraltma özelliği yoktur.
Bu cümlede –de’ nin görevi farklıdır.

3- Sözcükteki ünlünün düştüğünü belirtmek için kullanılır.

Kızılırmak n’ ettin allı gelini?

4- Biçimce birbirine benzeyen sözcükler arasında doğacak anlam karışıklığını önlemede kullanılır.:

Kadının sözlerine kadı’ nın ne dediğini yazmışlar mı?

* Özel adlara getirilen çekim eki alt satırda kaldığında birleştirme çizgisi kullanılmaz. Yalnız kesme
işareti kullanılır : Yıllar önce okuduğum Suyu Arayan Adam’ dan çok şey öğrendim.

5- Gazete ve dergi başlıklarına getirilen ekleri ayırmada kullanılır:

Yasa, Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiş.
 

BİRLEŞTİRME ÇİZGİSİ

1- Satır sonunda bitmeyen sözcüklerin bölündüğünü göstermede kullanılır:

Sevmenin başkaldırmak olduğunu da biliyor-
duk.

2- Cümledeki ara söz veya ara cümleleri ayırmak için kullanılır:

Çiçeklerim – Kuşadası’ ndan almıştım – kurumuş.

3- Aralarında bağ bulunan sözcükler arasında kullanılır:
Sis nedeniyle Ankara – Van uçak seferleri iptal edildi.

4- Başlangıç ve bitiş ilgisini belirtmek amacıyla kullanılır:

Sınav 11.30 – 12.30 arasında yapılacak.

5- Ekleri ve kökleri belirtmek için kullanılır.

Bilgi sözcüğü, bil – eyleminden – gi ekiyle türemiştir.


6- Arapça, Farsça tamlamalarda kullanılır:

Mekteb – i Mülkiye’ den mezunmuş.
 

TIRNAK İŞARETİ


1- Başka bir kişiden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözleri belirtmede kullanılır:

Byron demiş ki: ‘’Gece kadınlarla yıldızları güzel gösterir.’’

2- Metin içinde yapıt adlarından söz edilirken kullanılır:

‘’Pencereden Bakmak’’ öyküsünü oku.

* Tırnak içindeki sözlere ek getirilirken kesme işareti kullanılmaz.

3- Vurgulanmak istenen sözleri belirtmede kullanılır:

Sen ‘’yadsıma’’ sözünü hiç duydun mu ?

YAY AYRAÇ

1- Cümle içindeki anlamdaşları, örnekleri ya da açıklamaları belirtmekte kullanılır:

Kanun (yasa) çerçevesinde düşünmelisin.
Temel öğeleri (özne, yüklem) bulamamış.
Tanzimat Edebiyatı (1860 – 1896) öğretilmişti.

2- Sahne yapıtlarında, konuşma dışındaki açıklamaların belirtilmesi amacıyla kullanılır:

Nesrin: -(Sinirden titreyerek) Ne demek bu?

3- Maddelemede, yay ayracın kapatma biçimi kullanılır :

Fiilin çatısı nesnesine göre ikiye ayrılı:

a) Geçişli fiil
b) Geçişsiz fiil
 

ÜNLEM İŞARETİ

1- Duyguları anlatan söz veya cümlelerin sonunda kullanılır:

Aman! Sakın geldiğimi duymasın!

2- Söylev ve seslenişlerde kullanılır:

Ey Türk Gençliği! (Atatürk)

3- Cümlede, ayraç içinde; alayı, inanılmazlığı anlatmakta kullanılır:
4-
Dillere destan bir güzelliği (!) varmış
 

SORU İŞARETİ

1- Soru anlamlı cümlelerin ya da cümle değerindeki sözlerin sonunda kullanılır:

- Olayların böyle olduğunu biliyor mu?
- Kim ?

* Gerçekte soru anlamı taşımayan cümlelerin sonunda soru işareti kullanılmaz:

Kimler gelecekmiş, anlamadım.

2- Verilen bilginin kesin olmadığını, bilgiye inanılmadığını anlatmakta kullanılır:

Evliya Çelebi’ nin Mısır’ da (?) öldüğü sanılıyor.

SÖZCÜK TÜRLERİ  

 
1. KONU – AD ve AD TAMLAMALARI


Sözcük türleri; sözcüğün sözcükle olan ilişkisinden doğar. Yaptığı işlevlere göre şöyle bölümlenir;

1-Adlandırılmak suretiyle nesneleri karşılayanlar ; ADLAR
2-Bir adın niteliğini ya da niceliğini bildirenler ; SIFATLAR
3-Bir eylemi, eylemsiyi, sıfatı, belirteci belirtmek işini yapanlar; BELİRTEÇLER
4-İsim olmadıkları halde onların yerine geçme işini yapanlar; ADILLAR (Zamirler)
5-Sözcükler ya da cümleler arasında bağ kuranlar; BAĞLAÇLAR
6-Sözcükler arasında ilgi kuranlar; İLGEÇLER
7-Duygularımızı bildirme işi yapanlar; ÜNLEMLER
8-Hareketi karşılayanlar;EYLEMLER

NOT : Bir sözcük ilişki kurduğu sözcüklere göre AD, SIFAT ya da BELİRTEÇ olabilir. Bir sözcük tek başına SIFATTIR ya da BELİRTEÇ-tir diyemeyiz.

AD (İsim)

Canlı, cansız bütün varlıkları, kavramları tanıtmaya yarayan sözcüklere İSİM (Ad) denir.

1.OLARAK VAR OLUŞLARINA GÖRE ADLAR (MADDELERİNE)

A-Somut Adlar: Var olduğunu beş duyu ya da geliştirilmiş araçlarla algıladığımız varlıkların adlarıdır. Hava, su ışık, nem, insan, bitki, koku, mavi gibi...
B-Soyut Adlar: Var olduğunu duyularımızla algılayamadığımız; ancak zihnimizde tasarlayıp varsaydığımız varlıkların adlarıdır. Düşünce, özgürlük, aşk, sevgi, hüzün, güzellik, iyilik, peri, gibi...

2.OLARAK VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE ADLAR

A-Özel Adlar: Evrende tek olan, benzeri bulunmayan varlıkların adlarıdır.
B-Tür Adları (Cins Adlar) : Aynı türden pek çok varlığı belirten adlar. Örneğin; Ağaç, kuş, maşa, kalem, kağıt.

3.OLARAK SAYISAL DURUMLARINA GÖRE ADLAR

A-Tekil Adlar: Çoğul eki almamış, aynı türden bir tek varlığı gösteren adlardır. Çocuk gülüyordu. Kuş uçuyor.
B-Çoğul Adlar: Aynı türden iki ya da daha çok varlığı gösteren adlardır. Çoğul anlamı ‘’-ler- lar’’ ekiyle yapılır. Çocuklar gülüyor – Kuşlar uçuyor – Kitapları okudum.... gibi
C-Topluluk Adları : Söylenişi tekil, oluşumu çoğul olan varlıkların adlarıdır. Bu varlıklar teklerin biraraya gelip niteliksel bir dönüşüme uğramasıyla oluşur. Ordu – tabur – takım – orman – sürü – demet – deste – aile.... gibi

U Y A R I

‘’Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.’’ Cümlesindeki ‘’sınıf’’ sözcüğü topluluk adıdır. ‘’Sınıf her yıl boyanır.’’ Cümlesindeki ‘’Sınıf’’ sözcüğü ise tekil addır.

Topluluk adları çoğullanabilir. Ormanlar – Sürüler – Aileler..... gibi



4.OLARAK YAPISAL AÇIDAN AD EKLERİ

A.Basit (Kök) Adlar : Kök halinde bulunan adlardır.
B-Türemiş (Gövde) Adlar: Yapım eki almış, biçimli adlardır.
C-Bileşik adlar: Birden çok sözcükten oluşur.


AD DURUMU EKLERİ

1-Belirtme durum eki : ‘’ –i –ı’’ nesne yapar / Örnek ; Ev-i sattım.
2-Yönelme durum eki : ‘’ –e –a’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; Okul-a gitti.
3-Bulunma durum eki : ‘’ –de –da’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; Dünya –da bir tek dostu yoktu.
4-Çıkma (uzaklaşma) durum eki; ‘’-den –dan’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; İnsanın güzelliği topraktan gelir.

AD (İSİM) TAMLAMALARI

A-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI

Tamlayan                     Tamlanan
Ad + İlgi Durum Eki    Ad + III. Tekil İyelik eki
Tamlayan eki              Tamlayan eki

*Belirtili Ad Tamlamasında tamlayan ad, tamlanan adın NEYE ve KİME ait olduğunu bildirir.

‘’(?) yol – u (neyin yolu – kimin yolu?) sorusunu ‘’Okul–un yol-u biçiminde tamamlarsak yolun neye ait olduğu belirginleşir. Bir başka deyişle bu tür tamlamayı ‘’x’in y’si’’ biçiminde de düşünebiliriz.

*Belirtili ad tamlamasında tamlayan tamlananın özel bir durumda bulunduğunu belirtir.
*Belirtili ad tamlamalarında, tamlayandan önce veya sonra gelen sıfat, zarf, zamir, edat gibi sözcükler çekim
eki aldıklarında tamlananın türünü değiştirmezler.

* O – n – un        gibi – s – i
   Kişi zamiri            Edat

* Güzel – liğ – in büyü – sü
   Sıfat

* Birkaçı – n – ın kalem – i
   Belgisiz zamir

* Kalemler – in    kaç - ı
   Ad                Soru zamiri

* Güzeller – in    cefa – s – ı
   Adlaştırılmış sıfat            Ad

* Gece – n – in sabah - ı
   Ad             Ad

* Herkes – in    derd – i
   Belgisiz Zamir

* Onlar – ın    birkaç– ı
   Kişi Zamiri             Belgisiz Zamir

* Tembel – in    üzüntü – s - ü
  Adlaşmış Sıfat            Ad

* Kimi zaman tamlayan takıların belirtilmediği görülür.

   Yaseminlerin okul biraz ilerdedir.
            (okul-u)

   Sizin çocuk kaçıncı sınıfta okuyor?
         (çocuğunuz)

   Çoban kulübe mi yapıyor ?
         (kulübesi mi)

* Ben – im             kalem – im
   Tamlayan eki          Tamlanan eki

İyelik zamirleriyle kurulan söz grupları belirtili isim tamlamasıdır. Örneğin ; Evimizin bahçesi

A-BELİRTİSİZ AD TAMLAMASI

Tamlayan             Tamlanan
Ad                  Ad + III. Tekil
Ek yok                İyelik yok
X                       Y’si

*Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan, tamlananın genel bir durumda olduğunu bildirir.
   ‘’Okul yol – u’’ tamlamasında ‘’okul’’ sözcüğünün ‘’yol’’ la ilgisi belirtisizdir; geneldir.

*Belirtisiz ad tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük giremez; okul yeni yol-u (yanlış)
*Belirtisiz ad tamlamalarında , tamlayanla tamlanan arasında birçok anlam ilişkisi vardır.

1- Yolcu treni – Elma ağacı – Gül fidanı – Yemek masası
         Tamlananın türünü gösterir

2- Vatan sevgisi – Bela çiçeği – Yağmur kaçağı – Çimen yeşili
         Tamlananın niteliğini bildirir

3- Sinir hastalığı – Sel felaketi – Alkol koması – Güneş yanığı
         Tamlananın sebebini bildirir

4- Vişne şurubu – Yaprak dolması – Domates çorbası – Çilek reçeli
         Tamlananın neden yapıldığını gösterir


YÖNTEM : Bu tür tamlamaları takısız isim tamlamalarıyla karıştırmamak gerekir.

‘’Çilek reçel – i’’ tamlamasındaki ‘’-i’’ tamlanan ekini çıkarıp okuyunuz. ‘’Çilek reçel’’ tamlaması yanlıştır.
Bu tamlama; ‘’Belirtisiz isim tamlamasıdır.’’

‘’Kerpiç duvar – ı’’ tamlamasındaki ‘’-ı’’ tamlanan ekini çıkarıp okuduğumuzda anlam bozulmaz. Bu tamlama
‘’Takısız isim tamlamasıdır.’’

5-Van Gölü – Yüksel Caddesi – Muş Ovası – Ağrı Dağı
         Yer adı bildirir.

6-Dil Kurumu – İş Bankası – Hukuk Fakultesi
         Kurum adı bildirir.

7-Edebiyat Öğretmeni – Okul Müdürü – Belediye Başkanı – Ankara Valisi
         Görev ve görevli anlamı verir.

8-Cuma Sabahı – 1995 yılı
         Zaman bildirir

9-Oyun Salonu – Savaş Alanı – Çiçek Bahçesi – Taş Ocağı
         Tamlanan,tamlayana özgü yerleri bildirir

10-Amasya elması – Ankara keçisi – Antep fıstığı
         Tamlanan,tamlayana özgü yerleri bildirir

11-Pisagor teoremi – Şeyh Galip Divanı – Latifi Tezkiresi
         Kişiye ait yapıtları,buluşları bildirir

12-Tren yolculuğu – Vapur gezisi – Otomobil yarışı
         Araç ilgisi kurara

13-Gönül oyunu – Umut ışığı – Hüzün yağmuru
         Mecazlı anlatıma yakınlık gösterir

*Bazı belirtisiz isim tamlamaları eylem adlarından oluşabilir.

  Düşünme payı –Şiir okuyuşu – Kazanma hırsı – Konuşma hevesi – Bakış açısı

*Bazı belirtisiz ad tamlamalarında tamlanan ekinin söylenmediği görülür.

  Cami sokak (sokağı)
  Kestane kebap (kebabı)
  İzmir köfte (köftesi)

*Kimi sıfat tamlamaları, ters çevrilerek (tamlananla tamlayanın yeri değiştirilerek) belirtisiz isim tamlaması
biçimine sokulur.

  Vefasız Ayşe    /   Ayşe vefasızı
  Yaramaz Ali    /    Ali yaramazı
  Hırsız Ahmet    /   Ahmet hırsızı
  Tembel Hasan    /    Hasan tembeli
  Güzel dünya    /    Dünya güzeli

  Sıfat tamlaması       Belirtisiz isim tamlaması

B-TAKISIZ AD TAMLAMASI

*Tamlayan ve tamlanan öğeleri ek almaz

  Altın             yüzük
   Ad               Ad
   Tamlayan          Tamlanan
   x                   y

*Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük giremez
*Sıfat tamlamaları ile takısız ad tamlaması birbirine benzer. Çünkü iki tamlamada da sözcükler tamlama eklerini almaz.



 

K A R Ş I L A Ş T I R M A



 

A

B

C

TAKISIZ AD TAMLAMASI

 

S I F A T TAMLAMASI


AD (-den AD yapılmış)

A D      A D

Sıfat + Ad

 

- G İ B İ -

 
Hammaddeden yapılan şey    
Yün kazak
Taş köprü
Sünger yatak
İpek mendil

Neden yapıldığını gösterir
Gül yanak
Kiraz dudak
Çelik irade
İnci diş

Bu tür tamlamalar yapısal açıdan ‘’Takısız isim tamlaması’’ anlamsal açıdan sıfat tamlamasıdır.

Mavi göl
Bazı insanlar
Küçük ev
Üç kardeş

‘’Maviden yapılmış göl’’ veya ‘’Mavi gibi göl’’ diyemeyiz.




C-ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI

*En az üç addan oluşur.
*Tamlama içinde bir başka tamlama daha bulunur.
*Bu tamlamada tamlayan tamlananın kime ve neye ait olduğunu bildirir.

1- (ad + ad) – ın       (ad) – ı
Tamlayan         Tamlanan

Belirtisiz ad tamlaması + ad

   Çınar ağacı – n – ın gölge – s – i
   Bahar rüzgarının nefesi
   Devlet bakanının görevi
   Deniz sularının serinliği
   Halı saçağının rengi
   Batı dünyasının inancı

2- (ad) – ın       (ad + ad) – ın
   Tamlayan       Tamlanan

   Ad + Belirtisiz ad tamlaması

   Okul –un bahçe kapı – s – ı
   Öğrencilerin beslenme saati
   Şehrin su kanalları
   Öğrencilerin sınav sonuçları

3- (ad + ad) ın       (ad + ad) – ı
   Tamlayan         Tamlanan

BELİRTİSİZ AD TAM. + BELİRTİSİZ AD TAM.

  Televizyon kanalının haber yorumcusu
  Müzik programının sanat danışmanı
  Filiz’ in kardeşinin okul çantası
  Edebiyat öğretmeninin şiir kitabı



4-TAKISIZ AD TAMLAMASI + AD

   İpek gömleğin düğmesi
   Kerpiç duvarın sıvası

5-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI + TAKISIZ AD TAMLAMASI

*Patronun gömleğinin altın düğmesi
  Tamlayan                   Tamlanan
  Belirtili Ad Taml.       Takısız Ad Taml.
 


 



SÖZCÜK TÜRLERİ - 2. KONU
 

 
S I F A T

· ÖZELLİKLERİ
· ÇEŞİTLERİ
· SIFATLARDA KÜÇÜLTME
· SIFATLARDA PEKİŞTİRME
· SIFATLARIN ADLAŞMASI
· BİLEŞİK SIFATLAR
· UNVAN SIFATLARI
· SIFAT TAMLAMASI


   Bir varlığın niteliğini, niceliğini ve yerini belirten sözcüklerin genel adıdır SIFAT.

ÖZELLİKLERİ

1- Tek başına SIFAT diye bir sözcük türü yoktur. Adların önüne gelip onu nitelediğinde ya da belirttiğinde sıfat olur. MAVİ GÖMLEK dediğimizde, MAVİ göleğin niteliğini bildirir; ama MAVİ tek başına kullanıldığında sadece bir renk adı olur. BEŞ GÜN dediğimizde, BEŞ sayı sıfatıdır; ancak BEŞ tek başına kullanıldığında da sadece sayı adıdır.

2- Sıfatlar, İSİM ÇEKİMİ EKİ almazlar. Alırlarsa adlaşırlar. Örnek; Çalışkan insanlar – Çalışkanlar

3- Sıfatlar ; varlığa yapışık olan nitelikleri bildirenler (niteleme sıfatları) , varlığa yapışık olmayan nitelikleri bildirenler (belirtme sıfatları) diye ikiye ayrılır.

NİTELEME SIFATLARI

Kavramların, nesnelerin niteliklerini bildirirler.

Hareket Niteliğini Bildirenler ; Konuşan çocuk - Gülen bebek
Varlığın Kalıcı Niteliğini Bildirenler ; Çalışkan insan - Mavi kazak - Kısa yol

BELİRTME SIFATLARI

Nesneleri belirten sıfatlardır. Bu sıfatlar nesnenin ya da kavramın bünyesinde bulunan nitelikleri göstermez. İşlevlerine göre dörde ayrılır.

1- GÖSTERME (İşaret) SIFATLARI : Varlıkların, nesnelerin yerlerini göstermek suretiyle belirten sözcüklerdir. Bu sözcükler tek başlarına kullanıldığında İŞARET ZAMİRİ olur.

  Bu adam
  Şu çocuk
  O ev               gibi...

2- BELGİSİZ SIFATLAR : Varlıkları, kavramları kesin olarak değil de şöyle böyle belirten sıfatlardır.

  Hiçbir olay
  Herhangi sıra
  Birçok neden
  Bütün insanlar
  Başka örnek
  Bazı filmler
  Çok para
  Fazla iş



3- SAYI SIFATLARI : Sayı adlarının sıfat olarak kullanılmasıdır. İşlevlerine göre dörde ayrılır.

a) Asıl Sayı Sıfatları : Bir hariç diğer sayılar çokluk bildirdiği için bu sıfat tamlamalarında, tamlanan yani isim çoğul eki almaz.

  İki iş
  İki işler (yanlış)
  Dört çocuk
  Dört çocuklar (yanlış)

  NOT : Ancak kural dışı kullanımlar vardır.

   Beşevler
  Üç silahşörler

b) Sıra Sayı Sıfatları

   İlk çocuk
   Sonuncu ev
   İkinci sınıf

c) Üleştirme Sayı Sıfatları : Bu sıfatlar ; bölme, ayırma, paylaştırma anlamını verir.

  İkişer ev
  Birer milyon

d) Kesir Sayı Sıfatları :

  Yarım elma
  Yüzde altmış enflasyon
  Çeyrek ekmek
  Dörtte bir hisse

4- SORU SIFATLARI : Sıfatları bulmak amacıyla ada yönelttiğimiz sorulardır.

   Kaç
   Ne
   Kaçıncı          +          A d
   Nasıl
   Hangi
   Neredeki

SIFATLARDA KÜÇÜLTME

Sıfatlara -ce, -cik, -cık ekleri getirilerek yapılır. Büyükçe salon – İncecik tül vb. gibi

SIFATLARDA PEKİŞTİRME

A- ‘’m, p, r, s’’ sesleriyle yapılır ;

  mor – mosmor güz
  sarı – sapsarı yüz
  mavi – masmavi gökyüzü
  boş – bomboş ev
  temiz – tertemiz mutfak
  sağlam – sapasağlam televizyon



B- Tekrarlarla yapılan pekiştirme;

  Kara kara gözler
  Yüksek yüksek tepeler
  Deli deli taylar
  Diri diri balıklar

C- Soru eki ile yapılanlar;

  Küçük mü küçük oda
  Yeşil mi yeşil deniz

SIFATLARIN ADLAŞMASI

Sıfat tamlamalarında, tamlananın düşüp; tamlayanın isim çekim eki alması, ya da yalın durumda olmasıdır.

Yaralı adam – Yaralı
Genç insanlar – Gençler

BİLEŞİK SIFATLAR

İki sözcüğün birleşmesiyle oluşan sıfatlardır.


Ağırbaşlı çocuk
Yurtsever insan
Büyük boy elbise

Kurallı bileşik sıfatlar;

Uzun saç – Saçı uzun delikanlı
Mavi gömlek – Göleği mavi çocuk

Kimi zaman bir sıfat tamlaması bir başka adın sıfatı olur.
Bir sıfat tamlamasına ‘’-lı’’ eki getirilerek bu durum görülür.


Uzun saç – Uzun saçlı kız
Mavi gömlek – Mavi gömlekli çocuk

UNVAN SIFATLARI

İnsanların rütbe, derece ve sosyal seviyelerine göre adlarına takılan saygı ve tanıtım sözcükleridir. Kimi zaman
İnsan dışı özel isimlere de takılır.

Aziz İstanbul
Ebedi Şef Atatürk
Şehzade Mehmet
Doktor Ahmet
Ali Dayı
Hamdullah Efendi

SIFAT TAMLAMALARI

Sıfat veya sıfat öbeği       +       Ad
Niteleme, belirtme
x                                           y
Tamlayan                        Tamlanan

· Tamlayan, tamlanan adın niteliğini ya da niceliğini belirtir.
· Tamlama ekleri yoktur
· Sıfat tamlamalarında birden çok sıfat bir adı niteleyebilir.
  Yüksek, yalçın, geçit vermez, karlı dağ
      Nitelem sıfatları       Ad

· Sıfat tamlamalarında bir sıfat birden çok adı niteleyip belirtebilir.

  Özgür    toplumlar, bireyler, sanatçılar.......
   Sıfat       Ad    Ad    Ad

· Sıfat tamlamalarında kimi zaman niteleme veya belirtme görevli tamlayan kısmı, söz öbeğinden oluşabilir.

  AD + AD
  Milyonların sevgilisi / sanatçı
   (B.li Ad Tamlaması)       Ad

  Sıfat Öbeği
  Dünya güzeli / kız
  B.siz ad tamlaması       Ad

   Karma Tamlamalar

   Karma tamlamalar en az iki isim, bir sıfattan oluşur.
   Tamlama içinde bir başka tamlama bulunmaz
 
SÖZCÜK TÜRLERİ - 3. KONU  

 
Z A M İ R L E R ( ADILLAR)

• ZAMİRİN TANIMI
• ZAMİR ÇEŞİTLERİ

Z A M İ R

İsim olmadıkları halde ismin yerini tutan sözcüklerdir.

ÖZELLİKLERİ

1- Anlam kapsamı bakımından en geniş sözcüklerdir. Bu nedenle sayıları çok az olan zamirler, bütün kavramları ve varlıkları karşılayabilir.

2- Çekim sırasında kök değiştirebilir.

  Ben – Bana
  Sen – Sana


3- Adlar gibi çekimlenirler.

KİŞİ ZAMİRLERİ

Kişilerin adlarının yerine kullanılan sözcüklerdir.

Ben – Sözü söyleyen – I. Tekil kişi
Sen – Kendisine söz söylenen – II. Tekil kişi
O – Sözü edilen – III. Tekil kişi

Biz – I. Çoğul
Siz – II. Çoğul
Onlar – III. Çoğul

Dönüşlülük Zamirleri:

Kendi – öz

Bu kişi zamirleri; I. Tekil, II. Tekil, III. Tekil, I. Çoğul, II. Çoğul, III. Çoğul kişinin yerine kullanılabilir.

İŞARET ZAMİRLERİ

Nesnelerin adının yerini işaret yoluyla belirten sözcüklerdir. ‘’bu – şu – o’’ tek başlarına bir kavramın, nesnenin yerini tuttuğunda işaret zamiri olur. Bunlar, şunlar, onlar da, işaret zamiri olarak kullanılır.

BELGİSİZ ZAMİR

Yerlerini, tuttukları varlıkları kesinlik kazandırmaksızın belirten sözcüklerdir.

Herkes, biri, bazısı, birkaçı, şey, kimi, başkaları, başkası, çoğu...

NOT: Kimi belgisiz sıfatlar belgisiz zamire dönüşebilir.

Çoğu öğrenciler – çoğu
Kimi insanlar – kimi



SORU ZAMİRLERİ

Varlıkların yerini soru yoluyla tutan zamirlerdir. Kim, ne, hangisi, neler, kimler, kimin, neyin, hangisinin, nereye, kaçıncısı, nesi, neyi...

NOT: Karma sorulu cümlelerde ‘’’’ soru edatı varsa soru anlamını edat sağlar. Diğer soru anlamlı sözcükler soru fonksiyonunu kaybeder.

Nereye, kimin, nasıl gideceğini biliyor musun ?


EK BİÇİMİNDEKİ ZAMİRLER

İlgi Zamirleri : Kimi ad tamlamalarında tamlanan düşer, yerine ‘’ki’’ ilgi zamiri getirilir.

Benim arkadaşım gelmemiş, seninki gelmiş.

İyelik Zamiri: Ad tamlamalarında kişi adlarıyla kurulan tamlamalarda tamlanana gelen iyelik eklerini iyelik zamiri kabul edenler vardır.

Benim - ev – im
Senin – ev – in
Onun – ev – i
Bizim – ev – imiz
Sizin – ev – iniz
Onların – ev – leri


İŞARET SIFATLARI İLE İŞARET ZAMİRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
 

İŞARET SIFATLARI
İŞARET ZAMİRLERİ


* Varlıkların yerini işaret yoluyla gösterir
   Varlıkların adlarının yerini işaret yoluyla tutar.


* Tamlama biçimindedirler, addan önce gelirler   
   Niteleme durumu yoktur


* Çekim eki almamış sözcüklerdir
   Çekim eki alabilirler; kendilerinden sonra virgül kullanılabilir.


Bu – Bu adama güvenilmez
Yakına bulunan varlığı gösterir.
  Buna güvenilmez.


Şu – Şu adama güvenilmez
Biraz uzaktaki varlığı gösterir
   Şuna güvenilmez


O – O adama
Güvenilmez.
   Ona güvenilmez


Beriki – Beriki adama güvenilmez
   Berikilere güvenilmez.


Böyle – Böyle insanlara güvenilir mi?
   Böylelerine güvenilmez.


Öyle – Öyle insanlara güvenilir mi?
   Öylelerine güvenilir mi?



UYARI : Kimi durumlarda işaret zamirinden sonra çekim eki veya virgül kullanılmamış olabilir. Bu tür cümlelerde işaret sözcüğünün sıfat mı yoksa zamir mi olduğunu anlamak için şu yöntem kullanılabilir.



YÖNTEM
 



İşaret (ŞEY) + Ad
      Anlam bozulursa
      SIFAT

Sözcüğü KİŞİ
      Anlam bozulmazsa
      ZAMİR



‘’Bu kalemi ben aldım.’’ Cümlesini ‘’Bu ŞEY kalemi ben aldım.’’ Biçiminde okursak anlam bozulur. ‘’BU’’ sözcüğü burada İŞARET SIFATIDIR.

‘’Bu kalemdir diye mi aldın?’’ cümlesini ‘’Bu ŞEY kalemdir diye mi aldın?’’ biçiminde okursak anlam bozulmaz. ‘’BU’’ sözcüğü İŞARET ZAMİRİDİR.

Bu insanı iyi tanıyın.
  Bu kişi insanı iyi tanıyın. (İşaret sıfatı)

Bu insana güven vermiyor.
  Bu kişi insana güven vermiyor. (İşaret zamiri)



BELGİSİZ SIFATLA
BELGİSİZ ZAMİRİN KARŞILAŞTIRILMASI


BELGİSİZ SIFATLAR

• Varlıkların nitelik ve niceliklerinin belli belirsiz bildiren sıfatlardır.
• Tamlama kurup adı nitelerler.
 


BİR
   Bir insan önce dürüst olmalı.

HER
   Her insana güvenilmez.

ÇOK
   Çok soru çözmelisiniz.

AZ
   Az parayla olmuyor bu işler.

FAZLA
   Fazla kalemin var mı?

FALAN
   Falan insanla karşılaştım.

HİÇBİR
   Hiçbir insan mükemmel değildir.

BİRÇOK
   Birçok arkadaşıma rastladım.

BİRKAÇ
   Birkaç soruyu hiç yoktan kaçırdım.

BİRAZ
   Biraz zor bir soruydu.



BELGİSİZ ZAMİRLER

• Varlıkların adlarını yerini belli belirsiz tutan sözcüklerdir.
• Belgisiz zamirlerin niteleme görevi yoktur.
• Çekim eklerini alırlar.

Birini tanıyamadım.
Tümüne güvenimi yitirdim.
Çoğunu şimdi çözdüm.
Fazlası göz mü çıkarır.
Falancayla takışmış.
Hiçbiri mükemmel değildir.
Birçoğuyla ilişkimi estim.
Birkaçını hiç yoktan kaçırdım.
Birazıyla idare etmeye çalış.



SORU SIFATI, SORU ZARFI VE SORU ZAMİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

SORU SIFATI

Soru sözcüğü sıfat tamlaması oluşturur.
Soru sözcüğünün yanıtı da bir sıfat tamlamasıdır.

NASIL
HANGİ
NEREDEKİ + AD
KAÇINCI
KAÇTA KAÇ
NE KADAR

Nasıl bir kitap istiyorsun?
• İyi bir kitap.
Hangi evde oturuyorsun?
• Şu evde
Neredeki okulda okuyorsun?
• Karşıki okulda.
• ÖYS’de kaç Türkçe yaptın?
• Ellisekiz Türkçe

SORU ZARFI

Bir soru sözcüğünün soru zarfı sayılabilmesi için yanıtının da zarf veya zarf öbeği olması gerekir.
Soru sözcüğü eylem veya eylemsiyi niteler.

NASIL
NE ZAMAN
NE                + EYLEM

NEDEN
NİYE
NİÇİN

• Buraya nasıl geldin?
• Koşarak.
• Erzurum’a ne zaman gidiyorsun?
• Üç ay sonra.
Neden düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar.
• Yaşlandığım için.
Ne sırıtıp duruyorsun? (Niçin)
• İçimden öyle geldiği için.



SORU ZAMİRİ

Bir soru sözcüğünün zamir sayılabilmesi için yanıtının ad veya zamir olması gerekir.
Soru sözcüğü adın yerini tutar.

KİM
NE + Durum Ekleri

HANGİSİ
KAÇ + çekim eki

• Beni kim aradı?
• Ayşe (o)
• Çarşıdan ne aldın?
• Kalem
• Seni hangisi dövdü?
• Şu (bu, o, öteki)
• Bu saate kadar neredeydiniz?
• Dersanedeydik.
• Sınavı kaçınız kazandı?
• Üçümüz.

D İ K K A T

‘’Neden?’’ soru sözcüğünün yanıtı kimi zaman zamir, kimi zaman zarf olabilir.

Türü belirleyen verilen yanıttır.

Çocuklar neden korkarlar?
Çocuklar iğneden korkarlar. (Zamir)
Çocuklar yalnız kaldıkları için korkmuşlar. (Zarf)
 

B E L İ R T E Ç (ZARF)

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ya da görevce kendisine benzeyen sözcüklerin anlamını etkileyen, kimi zaman güçlendirip kimi zaman kısıtlayan sözcüklere denir.

Ö Z E L L İ K L E R İ

Sözcük, eylemi etkilediği zaman ‘’belirteç’’ olur.

   Böyle çalışmalısın (‘’böyle’’ belirteç olur.)

Bir adı etkilediği zaman ‘’sıfat’’ olur.

  Böyle insanlarla konuşmamalısın.

Bir adın yerine kullanıldığı zaman ‘’adıl’’ olur.

  O, her zaman böyledir.

Tek başına belirteç yoktur. Yalnız durumdadırlar. İsim çekim eki almazlar. Belirteçlere gelen isim çekim eki işlevini kaybeder.

YAPILARINA GÖRE BELİRTEÇLER

Basit Belirteçler :

  Kök halindeki belirteçlerdir.

  HEMEN – SABAH – DAHA – DÜN – GEÇ

Türemiş Belirteçler :

  Kök ya da gövdelerine ek getirilerek yapılan belirteçlerdir.

  - ce    Yiğitce seslendi.
  - leyin    Sabahleyin yola çıktı.
  - leri    Akşamları erken yatıyor.
  - e    Sabaha biter.
  - de    Sözde çalışıyor.
  - den    Erkenden gel.
  - lerde    Şimdilerde çok moda oldu.

Bileşik Belirteçler :

  Belirteç görevinde bulunan bileşik sözcüklerdir.

  Bugün gelir.
  Biraz ayır.
  İlk önce gitti.

Öbeklenmiş Belirteçler :

  Kimi sözcükler yan yana getirilerek belirteç öbekleri oluştururlar.

  Önce doğru git.
  Sabahtan beri bekliyor.
  Arada sırada uğrar.
  Şöyle böyle düzeldi.

GÖREV VE ANLAMLARINA GÖRE BELİRTEÇLER

Zaman Belirteçleri :

  Eylemin anlamını zaman ilgisiyle tamamlayan sözlerdir.

  Biraz önce gitti.
  Konuştukça açılıyor.
  Gittiğinden beri görmedim.
  Dün sözünü ettik.
  Bu gün aradı.
  Demincek buradaydı.
  Sonra söylerim.
  Yazın havalar ısınır.
  Şimdi gelir.


Yer yön belirteçleri :

  Eylemin yerini ve yönünü belirten belirteçlerdir.

  Ne ileri gidebiliyor ne de geri.
  İçeri girmeyiniz, dışarı çıkınız.
  Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık.

  NOT : Yalın durumda kullanılır. İsim çekime eki alırsa adlaşır.

  Dışarı-y-a .çıkınız

Durum Belirteçleri :

  Eylemin nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu belirten sözcüklerdir.

  Anlam ayrıntılarına göre başlıcaları :

  A- Niteleme Belirteçleri :

     Güzel düşün iyi hisset yanılma, aldanma.
     Bütün gün kapı kapı dolaştı.
     Yer yer kesintilere rastladı.
     Güle oynaya gittiler.
     Diyar diyar gezdik.
     Akşam ıpıssız bastırdı.
     Sımsıcak gülümsedi.

  B- Kesinlik belirteçleri :

     Elbette gelir.
     Mutlaka çalışmalısın.
     Asla arama.
     Hiç görünmedi.
     Ne olursa olsun ara.

  C- Yineleme Anlamlı Belirteçler :

  Gene uyudu.
  Tekrar düşünmelisin.
  Bir daha sormuş.
  İkide bir düşüyor.

  D- Diğer Durum Belirteçleri :

     Peki, evet, hay hay, artık, yalnız, ancak, bari....

Azlık – Çokluk Belirteçleri :

  Sıfatları, eylemleri ve kendi türünden sözcükleri azlık – çokluk bakımından kısan ya da güçlendiren belirteçlerdir.

   A- Eşitlik Belirteçleri :

      ‘’kadar’’
      Kuş kadar küçük beyin.
      Peri kadar güzel kız.
      Onun kadar düşüncesiz insan yoktur.

   B- Üstünlük Belirteçleri :

     ‘’daha’’
     Daha temiz ve güzel bir dünya.
      Daha rahat koltuklar.

   C- En Üstünlü Belirteci :

      ‘’en’’
      En sıcak günleri geride bıraktık.


   D- Aşırılık Belirteci :

      ‘’Çok, gayet, pek fazla’’
      Çok verimli topraklar göz alabildiğine uzanıyor.
      Pek şirin bir ev kiralamışlar.
      Günlerimiz gayet sakin geçiyor.
      Fazla şişman ve hareketsiz bir çocuktu.

   E- Öbeklenmiş Belirteçler :

      ‘’daha çok, en çok, daha fazla, en fazla, daha az, en az, çok az....’’

   F- Diğerleri :

      ‘’Çokça, fazla, ta, aşağı, yukarı’’

Soru Belirteçleri :

  Eylemleri, eylemsileri ya da cümlenin yüklemini soru yoluyla belirleyen sözcüklerdir.

  Ne bağırıp duruyorsun ?
  Nasıl konuşursun ?
  Niçin geciktin ?
  Hani gelecektin ?
  Ne kadar alacaksın ?
  Ne biçim boyadın ?
  Niye düşünüyorsun ?
 

 
EDAT – BAĞLAÇ – ÜNLEM

E D A T (İlgeç)

Görev ve anlamları daha çok , cümle içinde birlikte bulunduğu sözlerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan, anlamları ancak bu görevleriyle beliren sözcüklere denir.

Düzenli çalıştığı İÇİN sınavı kazandı.
Okulu İÇİN her şeye katlandı

‘’İÇİN’’ sözcüğü ilk cümlede ‘’-den dolayı’’ anlamındadır. İkinci cümlede ise ‘’uğruna’’
anlamını kazandırmıştır.

Tek başına belirgin anlamı olmayan edatların cümle içinde anlam kazandıklarını görmekteyiz.
Asıl görevleri ilişkide bulundukları sözcüklerle ilgi kurmak olan edatların cümle içindeki görevleri de kullanımları sırasında değişiklik göstermektedir.

Babası İLE okula gitti
Annesi İLE babası okula gitti.

Birinci cümlede ‘’birlikte’’ anlamıyla edat olan ‘’İLE’’, ikinci cümlede görevdeş öğeleri bağlamakta kullanılmış ; BAĞLAÇ olmuştur.

Ö Z E L L İ K L E R İ :

1-Sözcük türetmeye uygun değildir.
2-Ad, durum ve iyelik eklerini alamazlar. Alırlarsa isimleşirler.

ÖRNEK :

Temel gibisini zor bulurlar

3-Kalıplaşmış sözlerdir.

ÇOK KULLANILAN EDATLAR

İ Ç İ N

Örnek :

Kitabı çalışması İÇİN verdim. (‘’Amacıyla’’ anlamında kullanılmış.)
Araba bozulduğu İÇİN okula geç kalmış . (Neden-sonuç ilişkisi. )
Senin İÇİN hazırlık yapıyor. (‘’Özgü’’ anlamında.)
Onur İÇİN deli dolu diyorlar. (‘’Hakkında’’ anlamında.)
Disketi bir hafta İÇİN aldım. (‘’Süre’’ bildirmiş)

İÇİN edatının başka anlamlarda da kullanıldığı görülür.

G İ B İ

Benzetme ve karşılaştırma ilgisi kurar.

Örnek; Çiçek GİBİ çocuk. - ‘’benzer’’ anlamda
Sana insan GİBİ davrandık. – ‘e’ yakışır’’ anlamında kullanılmış.
Sınavı kendi kazanmış GİBİ seviniyor. – ‘’imişçesine’’ anlamında kullanılmış.

K A D A R

Karşılaştırma ilgisi kurar.

Örnek :

Kuş KADAR beyin.
Çalıştığı KADAR para.
Boyu KADAR çanta.

Belirsizlik bildirir.

Örnek :

Yüz KADAR çocuk.

GİBİ Anlamı katar.

Örnek :

Dayak yemiş KADAR oldum.

G Ö R E

Kurallara GÖRE kaydınız silindi. ‘’UYARINCA’’ – ‘’GEREĞİNCE’’ anlamında.
Sana GÖRE bu mantıklı mı ? ‘’CE’’ eki anlamında.

B A Ş K A

Benden BAŞKA kimsesi yok – ‘’DIŞINDA’’ anlamında.
Evinden BAŞKA arabası da var. ‘’AYRICA’’ anlamında.

A N C A K

Bu araba ANCAK yüz milyon eder. – ‘’EN FAZLA’’ anlamında.
ANCAK birinci sınıfı geçebildi. – ‘’GÜÇLÜKLE’’ anlamında.

D O Ğ R U

Okula DOĞRU gitti.
Kırkına DOĞRU dağıttı.
Sabaha DOĞRU geldi.

K A R Ş I

Sana KARŞI çok duyarlı davrandı.
Kente sabaha KARŞI girdik.

İ L E

Baltayla kesmiş.
Arkadaşlarıyla konuştum.
Arabayla geldi.
Onun karışmasıyla işler bozuldu.

M İ

Soru edatıdır.

Bu da yapılır MI – Şaşırma anlamında.
Köşede durur MU-sunuz? Rica anlamında.
Güzel Mİ güzel kız! Pekiştirme anlamında.
Mektubu okudun MU anlarsın.

Y A L N I Z

Bu soruyu YALNIZ Uğur çözebilir.

S A D E C E

Konuyu SADECE Öykü biliyor.

B İ L E

Sen BİLE şaşarsın.

B A Ğ A Ç

Anlamca ilgili cümleleri, görevdeş öğeleri bağlamaya yarayan sözcüklere BAĞLAÇ denir.

İŞLEVLERİ : Tamlayanları bağlar. ; Suyun ve elektriğin parasını ödedik.
Küçük ve şirin bir ev aldık

Tamlananları bağlar ; Güneşin sıcaklığı ve rengi insanı etkiler.
Kırık tabakları ve bardakları topladı.

Cümleleri bağlar ; Geldim, gördüm ve yendim.

Özneleri bağlar ; Şafak ve Özgür bize geldi.

Nesneleri bağlar ; Gökyüzünü ve yüreğinin atışını hissetmelisin.

BAŞLICA BAĞLAÇLAR

DE – DA

Sen DE itiraz ettin. (-DEN başka anlamında.)
Kitap DA aldık (- DEN başka anlamında.)
Zamanında gel DE yemeğini ye. (Azarlama.)
Büyümüş DE adam olmuş. (Alay etme)
Gitmem DE gitmem diye tutturdu. (Direnme.)
Glese DE konuşmam.
Aldı DA çalışmadı. (Ama, fakat)

V E

Sen VE ben koşuyoruz kırlarda.
Baktı ve kaçtı.

A M A

Yattım ; AMA uyuyamadım. (Buna rağmen, karşıtlık.)
Gidelim diyorsun, AMA hava yağmurlu. (Uyarı.)
Gelebilirsiniz; AMA bulaşık yıkarsanız. (Koşul.)

Y A L N I Z

Gidebilirsiniz ; YALNIZ erken gel. (Koşul.)

F A K A T

Aradım FAKAT sizi bulamadım.

Ü S T E L İ K

Dersler iyi ; ÜSTELİK spor da yapıyor.

Ç Ü N K Ü

İyileştim ; ÇÜNKÜ yemeklerimi düzenli yedim.

N E... N E.

Genellikle yüklemi olumlu cümlelere olumsuzluk anlamı katar.
NE aradı, NE sordu.

Y A...Y A...

Tercih etme anlamını katar.
YA annem YA ben!

H E M ..... H E M...

Her ikisi de anlamını katar.
HEM ağlarım HAM giderim.

K İ

Yargı bildiren öğeyi bağlar.
Gördüm Kİ herkes harıl harıl soru çözüyor.

İ L E

Görevdeş öğeleri bağlarsa bağlaç olur. Diğer kullanımlarda edat olarak kalır.
Öykü ile Uğur bu işi başarır.

Z İ R A

Geldim; ZİRA seni çok özlemiştim.


Y O K S A

Onlar iyi anlaşıyorlardı; YOKSA darıldılar mı?

H E L E

Havasına, suyuna HELE yemeklerine hiç doyum olmaz.

K A H ..... K A H .....

KAH eserim yeller gibi.
KAH tozarım beller gibi.

Ü N L E M L E R

Duygulanımların etkisiyle ortaya çıkan SEVİNÇ, KORKU, ACI, ŞAŞMA gibi durumları yansıtan sözcüklerdir.

A!...

A kuzum nerede kaldın?
Olur a! Kim karışabilir?
A... sen de mi geldin?

E!... Ne olacak bunun sonu?

Ha!;

Ha!Şimdi anladım.
Saçmalamaya başladın ha!

Ey!...

Ey! İstanbul

Ay!...

Ay bunu da sen mi yaptın?

Vay!...

Vay anam vay!...
 
E Y L E M L E R (FİİLLER)  

 
1-Eylemle, iş-kılış, duruş, durum ve oluş bildiren sözcüklerdir.

2-Bir sözcüğün eylem sayılabilmesi için, çekim ekleri atıldıktan sonra kalan bölüme ‘’mek-mak’’ ekinin getirilebilmesi gerekir.

3-Eylemde 3 temel öğe vardır. ;

-Hareket
-Kişi
-Zaman

H A R E K E T (Eylemin Anlamı)

A) İş ve Kılış Eylemleri ;

Bir nesneyi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen eylemlerdir.
Bilinçli yapılan eylemlerdir.
İnsanlara özgüdür. (Kırmak- Neyi KIRMAK-Bir şeyi KIRMAK-Çocuk camı kırdı)
İş ve kılış eylemleriyle kurulan cümlelerin eylemleri çatı bakımından GEÇİŞLİDİR.

‘’Silmek, dövmek, yırtmak, asmak, atmak, taşımak, bulmak, yazmak, sallamak...’’

eylemleri İŞ ve KILIŞ bildirir.

B) Durum Eylemleri;

Süreklilik gösterir.
Durağanlık vardır.
İnsanlara özgüdür; bilinçli veya bilinçsiz olabilir.
Nesneye bağlı değildir.
Sona ermesi için başka eylemler gereklidir.
Çatı bakımından eylemi GEÇİŞSİZDİR. (Uyumak-Neyi uyumak?-Ne uyumak?
YANITSIZDIR. Yatmak –Uzanmak – Bakmak – Dikilmek eylemleri durum bildirir.

C) Oluş Eylemleri;

Doğa eylemleridir.
Eylemi gerçekleştiren gizli bir güç vardır. Bu gizli güç, dilbilim açısından kişi sayılır.
Bilinç gerektirmez.
Kendi kendine olma anlamı vardır.
Nesneye bağlı olmadığı için eylemi çatı bakımından geçişsizdir.
Rüzgar esiyor
Çiçekler açtı
Güneş doğdu
Ağaçlar yeşerdi
Yapraklar sarardı

KİŞİ

Gel-di-m / Gel-di-k
Gel-di-n / Gel-di-niz
Gel-di / Gel-di-ler
Zaman ekinden sonra ulanır.

ZAMAN (Eylemlerde Kip)

Eylem bildiren sözcüklerin zaman ve kişi eki alarak biçimlenmesine KİP denir. Kipler
İkiye ayrılır.

D) BİLDİRME KİPLERİ (Haber kipleri)

1.-di’li geçmiş zaman;

-dı, -di, -du, -dü
-tı, -ti, -tu, -tü
(Görülen geçmiş zaman)
İş önce, söz sonra

2.-miş’li geçmiş zaman;

-miş, -mış, -muş, -müş
(Duyulan geçmiş zaman)
İş önce, söz sonra
Eylem, geçmişte yapılmıştır, eylemin yapıldığını başkasından duyma durumu vardır.

3.Şimdiki zaman; -yor

Bu kip, eylemin yapılmakta olduğunu bildirir. Eylem yapılırken kullanılır.
İş, söz ayni zamanda

4.Gelecek zaman; -ecek, -acak

Eylemin gelecekte yapılacağını anlatır.
Söz önce, iş sonra.

5.Geniş zaman; -r, (i)r

Eylemin her zaman yapılabileceğini bildirir.
Söz, iş her zaman

E) DİLEK KİPLERİ

Bu kiplerde zaman kavramından çok, eylemin yapılışıyla ilgili bir duygu, bir düşünce, bir istek, bir dilek anlamı vardır.

1.İstek kipi; -e, -a

Eylemin yapılması için istek bildiren kiptir.

2.Dilek – koşul kipi; -sa, -se
................................ + -sa, se .........dilek
Sınavı bir kazansa.......
Bu akşam bize gelseniz....
................................. + -sa, -se................ koşul

Çalışırsa kazanır.
Bu akşam bize gelseniz, seviniriz

3.Gereklik kipi; -malı, -meli

Eylemin yapılmasının gerekli, zorunlu olduğunu bildiren kiptir.

4.Buyruk (emir) kipi; Eylemin yapılmasını emir yoluyla ister. İnsan kendisine buyrukta bulunamayacağı için, yalnız ikinci, üçüncü ytekil ve çoğul kişiler için kullanılır.

BİLEŞİK ZAMANLI EYLEMLER

1.Hikaye (öyküleme) bileşik zamanı;

.............+I. Zaman + II. Zaman
Eylem      Diğer       - di
Kökü         Zaman
            Ekleri

Örnek ; Al-mış-tı

Duyulan geçmiş zamanın hikayesi biçiminde okunur.
Al-ır-dı       Al-a-y-dı
Al-acak-tı       Al-malı-y-dı
Al-(ı)-yor-du      Al-sa-y-dı

2.Rivayet bileşik zamanı;

...............+I. Zaman +II. Zaman
Eylem       Diğer       -miş
Kökü         Zaman
            Ekleri

Örnek ; Al-acak-mış, Al-ır-mış, Al-sa-y-mış
Geniş zamanın rivayeti biçiminde okunur.

3.Koşul bileşik zamanı;

................+I. Zaman +II. Zaman
Eylem       Diğer       - se
Kökü         Zaman
            Ekleri

Örnek; Al-malı-y-sa, Al-(ı)-yor-sa, Al-dı-y-sa
Şimdiki zamanın koşulu biçiminde okunur.

EYLEM KİPLERİNDE ANLAM (ZAMAN) KAYMASI

A) Şimdiki zaman

Yöntem; ‘’yor’’ ekini gördüğümüzde eyleme ŞU AN, ŞİMDİ’’ sözcüklerini getirip cümleyi okumalıyız. Anlamsız olursa zaman kayması vardır.
Yusuf, bütün zamanını televizyon seyretmekle geçiriyor.
Şimdi
Şu an
Yüklem ‘’geçirir’’ biçiminde olmalıydı.
‘’-yor’’ eki geniş zaman yerine kullanılmıştır.
    ; Yusuf, yarın İstanbul’a gidiyor.
    ; Şimdi
      Şu an
Yüklem ‘’gidecek’’ biçiminde olmalıydı. Gelecek zaman yerine kullanılmıştır
Onunla iddiaya giriyor, on dakika sonra kazanıyorum.
               Girdim                kazandım
- di’li geçmiş zaman yerine kullanılmıştır.
Cumartesi ölüyor, Pazar günü gömüyorlar
               Ölmüş                gömmüşler
-miş’li geçmiş zaman yerine kullanılmıştır.

B) Geniş Zaman

Yöntem; ‘’-r’’ ekini gördüğümüzde eyleme ‘’DEVAMLI,SÜREKLİ, HER ZAMAN’’
Sözcüklerini getirip cümleyi okuduğumuzda cümle anlamsızlaşırsa zaman kayması vardır. Çocuk, bakkala gider çikolata alır. (gitti ve gitmiş – aldı veya almış) olmalıdır.
Geçmiş zaman yerine kullanılmıştır. Çocuk, devamlı, sürekli, her zaman bakkala gidip çikolata alamaz. Dünya malı, dünyada kalır, öldüğün gün. Kalacak olmalıdır.
Güzel günler de gelir elbet. Gelecek olmalıdır.
Bunun hesabını onlardan sorarım. Soracağım olmalıdır.
Gelecek zaman yerine kullanılmıştır.

C) Gelecek Zaman;

Dün beni arayan arkadaşım olacak. (olmalı)
Şimdi kapıyı çalan Ayşe olacak ki ... (olmalı ki...)
-Bir gürültü duyar gibi oldum.
-Üst kattaki adam olacak.. (olmalı...)
Gereklilik kipi yerine kullanılmıştır. Başın derde düştüğünde beni arayacaksın. (Ara)
İstanbul’a varır varmaz beni arayacaksın.(Ara)
Bu cümlelerde de görüldüğü gibi emir kipi yerine kullanılmıştır.

EK – EYLEM

Ad soylu sözcüklere eklenerek onları yüklem görevine sokan, basit zamanlı eylemlere ulanarak onları bileşik zamanlı eylem durumuna getiren eklere EK-EYLEM denir.
‘’idi, imiş, ise’’ sözcükleri,
‘’-im, -sin, -dir’’; -iz, -siniz, -dirler’’ ekleri

EK EYLEMLERDE ZAMANLAR

1.Geniş Zaman

Ben yeni öğretmen-im.
Sen yeni öğretmen-sin.
O yeni öğretmen-dir.
Biz yeni öğretmen-iz.
Siz yeni öğretmen-siniz.
Onlar yeni öğretmen-dirler.

Anlamı;

a)Ad soylu sözcükleri geniş zaman anlamıyla yüklem yapar.

b)Cümleye kesinlik ve gereklilik anlamı katar.
Sınav süresi bitmiştir.
Her canlı ölümü tadacaktır.
Kazanmak için çalışılmalıdır.

c)Cümleye olasılık anlamı katar.
O, şimdi beni düşünüyordur.

2.Ek-Eylemin Hikayesi;

Okuldaki en yakın arkadaşımdı.
Çocukken daha mutluyduk.

3.Ek-Eylemin Rivayeti;

Onların evleri Adana’daymış.
Mevsimlerin en güzeli sonbaharmış.

4.Ek-Eylemin Koşulu;

O, ONURLU BİR İNSANSA SUSSUN.
Hastaysa hemen doktara gitsin.
(Ek eylemlere olumsuzluk anlamını ‘’değil’’ sözcüğü katar.)
Çocuk çok güzeldi. (Olumlu)
Çocuk çok güzel değildi. (Olumsuz)

YAPILARINA GÖRE EYLEMLER

Yapılarına göre eylemler üçe ayrılır.

1-Basit (Yalın) Eylemler
2-Türemiş Eylemler
3-Bileşik Eylemler

1-BASİT (Yalın) EYLEMLER

Kök biçimindeki eylemlerdir. Gel-di / Koş-muş / Al-acak-lar-mış
Yukarıdaki eylemlerde bulunan çekim eklerini çıkarıp eylemi okuduğumuzda yapım eki almadığını görürüz. Kaç-mış-lar- ------

-Basit / Kaç-ır-mış-lar------Türemiş

2.TÜREMİŞ EYLEMLER

Bir addan ya da eylemden yapım eki yardımıyla türetilmiş eylemlerdir.
Baş-la-dı------Addan eylem
Gör-ün-dü-----Eylemden eylem

3.BİLEŞİK EYLEMLER

Özellikleri;

YAZIM AÇISINDAN

1.Ad bileşiklerinde, bileşiği oluşturan sözcükler,her zaman bitişik yazılırken; eylem bileşiklerinin kimi bitişik kimi de ayrı yazılır.
Hanımeli
Zeytinyağı
Gecekondu
Uyurgezer
Mutlu olmak
Rica etmek
Hissetmek
Sabretmek

Yapısal Açıdan

a.Bir ad +Bir yardımcı eylem

hasta ol-mak
hisset-möek

b.İki eylem

ölebil-mek
giriver-mek
bakakal-mak
düşeyaz-mak

c.Bir eylem + Bir eylemsi

göreceği gel-mek
gideceği tut-mak

d.Bir eylemsi + Bir yardımcı eylem

anlatacak ol-mak
dinlemez ol-mak

e.Deyimleşme

Bir ad + Bir eylem
Kafa tut-mak
Göze gir-mek

f.Deyimleşme

Birden fazla ad + Eylem
Etekleri zil çal-mak
Ağzının payını ver-mek

Anlam Açısından

a.Gerçek + Gerçek

Hasta olmak, rica etmek, sabretmek,
Mutlu olmak, kabul etmek, affetmek

b.Mecaz + Mecaz (Deyimleşme)

Kulak asmamak
Küplere binmek

ANLAMCA KAYNAŞMIŞ BİLEŞİK EYLEMLER

Sonu eylemle biten deyimler, anlamca kaynaşmış bileşik eylem sayılır.
YAPI
Ad + Eylem
Bileğine güvenmek
Gözünü korkutmak
Ad (Bazen birden çok) + Eylem
Etekleri zil çalmak
Kırkından sonra saz çalmak
Ağzının payını vermek
ANLAM
Mecaz + Gerçek
Bileğine güvenmek
Gözünü korkutmak
Gerçek + Mecaz
Deniz tutmak
Derdine yanmak
Mecaz + Mecaz
Burnundan solumak
Ağzını bozmak
Gözden düşmek
Göze girmek
İkiden fazla sözcükle kurulan deyimlerde tüm sözcükler mecaz anlamlıdır.
Etekleri zil çalmak
Ağzının payını vermek
Kulağına küpe olmak

KURALLI BİLEŞİK EYLEMLER

1.Eylem + Eylem
(Değişken) (Ayni)

1.Yeterlilik Eylemi

Yöntem
Eylem kökü + (-e)(-a) bil - mek
Cümleye kazandırdığı anlamlar

Gücü yetme

-Başarma anlamı


İnsanlarla iletişim kurabiliyorum

-Olasılık anlamı

Seni bir daha görebilirim + (olumlu)
Seni bir daha gör-me-y-e-bilirim (olumsuz)

Geniş zaman kipinin soru biçimi belli bir istekle ilgili rica bildirir.

Kitabınızı ödünç alabilir miyim?

Yeterlik Eyleminin Olumsuzu

Eylem kökü + (-e)(-a) + (-me)(-ma)

2.Tezlik Eylemi

Eylem kökü + -i ver –mek

Cümleye kazandırdığı anlamlar

Tezlik

Öğretmen zili çaldığı anda içeri giriverdi.
Hakemin düdüğüyle maç başlayıverdi.

Beklenmezlik

Koca ağaç tepemize yıkılıverdi.

Önemsemezlik

Çocukları yalınayak dışarı salıvermişler.
Saçını, sakalını gelişigüzel bırakıvermiş.

Kolaylık + Tezlik

Soruları on dakikada çözüverdim.
Problemi, kalem kullanmadan çözüverdi.

Olumsuzu

Fiil kökü + (-me)(-ma) + i (-maz)(mez)

Gitmeyiver
Almayıver
Görmeyiver

Eylem kökü + i + ver + (-maz)(-mez)

Bakı-ver-mez-sin

3.Sürerlik Eylemi

Sen düşünedur...
Sen şu çocuğa bakadur, ben geliyorum.
Fiyatları görünce donakaldı.
Boğaz Köprüsü’nde intihar girişimi alışılageldi.

Olumsuzu kullanılmaz.

Bazı ikilemeler cümleye sürerlik anlamı katar.
Pop müziğini oldum olası sevemedim.
O takım, bildim bileli ikinci ligdedir.
Bu kente, oldu bitti ısınamadım.

4.Yaklaşma Eylemi

‘’Neredeyse, az kalsın’’ anlamını verir.

Bileğim burkuldu, düşeyazdım.
ÖSS sonuçlarına bakarken heyecandan öleyazdım.

Olumsuzu kullanılmaz.

ÇOCUK DÜŞEYAZDI.

Düştü düşecekti / neredeyse / az kalsın düşecekti. Biçimleri kullanılır.

Eylemsilerin Eylemlerle Oluşturduğu Bileşik Eylemler

1- İsteklenme Eylemi ; Çocuğun annesini göreceği geldi

2- Beklenmezlik Eylemi; Sinirleneceğim tuttu.

Eylemlerin Yardımcı Eylemlerle Oluşturduğu Bileşik Eylemler

Başlama Eylemi; Biz, bu yerden gider olduk
Bitirme Eylemi; İstemezdim ama bağırmış oldum
Yeltenme (Davranma)Anlamı; Sorulara matematikten başlayacak oldu ama....
Sanma (Olasılık) Anlamı; Şu anda sınavda terliyor olmalı.

YARDIMCI EYLEMLİ BİLEŞİK EYLEMLER

Ad                   ol – mak
                     et - mek
Ses artması VARSA ------ Bitişik yazılır
Ses düşmesi YOKSA------ Ayrı yazılır

Örnekler ;

Ünlü düşmesiyle bitişenler ; Hapis-ol-mak / Hapsolmak
Ünsüz türemesiyle bitişenler ; His etmek / Hissetmek
Ayrı yazılanlar ; Orada olmak / Kızı olmak / Ayağına oldu / Alay etmek

E Y L E M S İ

Eylemsiler, eylemden türeyen ancak eylemin tüm özelliklerini göstermeyen sözcüklerdir. Eylem gibi çekimleri yapılmadığı için eylemden ayrılırlar.

Gel – di – m / Gel – ip / Gel – iş

Uyarı ; ‘’Mavimsi’’ derken rengin tam mavi olmadığını maviye yakın olduğunu anlatmak isteriz. ‘’Eylemsi’’ derken de sözcüğün tam eylem olmadığını, eyleme yakın olduğunu söylemek isteriz.

O R T A Ç (Sıfat Fiil)

1      2      3      4       5       6       7
AN ASI MEZ AR DİK ECEK MİŞ
Gerçek ortaç          Zaman anlamlı ortaç

U L A Ç (zarf fiil)

1.-ıp          Işıklar sön- üp film başladı. Bağ eylem
2.-ken       Söner-ken ‘’ ‘’ Zaman ulacı
3.-ınca       Sön-ünce ‘’ ‘’ Zaman ulacı
4.-eli          Sön-eli ‘’ ‘’ ‘’ ‘’
5.-r, -mez    Sön-er ‘’ ‘’ ‘’ ‘’
                  sön-mez
6.-diğinde          Zaman ulacı
7.-meden          Durum ulacı
8.-erek          ‘’ ‘’
9.-cesine          ‘’ ‘’
10.-meksizin          ‘’ ‘’
11.-e, -e          ‘’ ‘’
12.-dıkça          ‘’ ‘’

AD EYLEM

-ma, -me
-mak, -mek
-ış, -iş, -üş
Eylemsiler bileşik cümlelerde ‘’Yan Cümle’’ kurabilirler.
Konuşmaya / başladı.
Yan cümle    Temel cümle



1- Şimdi, ORTAÇ (sıfat fiil) eklere niçin ‘’ortaç’’ denildiğini açıklayalım.

   Tanı          (-dık)       adam
   Eylem    ORTA+Ç    Ad
Eylemle adın ortasına gelerek eylemi sıfat yapar. Tanıdık adam sıfat tamlamasıdır.

ORTAÇ EKİ

- dık
Tanıdık adam
Çalmadık kapı
Beklenmedik misafir
-ecek
Akacak kan
Gelecek yıl
Okunacak şiir
-miş
Susamış çocuk
Küflenmiş peynir
Sararmış yaprak
-ar, -er
Güler yüz
Koşar adım
Okur yazar adam
-mez, -maz
Utanmaz adam
Bitmez iş
Okunmaz yazı
** Adı niteler, tamlama kurar.
** Yapım ekidir.

ZAMAN EKİ
Adamı tanıdık
Kapıyı çalmadık
Misafir beklemedik
Çok kan akacak
Yıllar sonra gelecek
Şiir okunacak
Çocuk susamış
Peynir küflenmiş
Yapraklar sararmış
Onun yüzü hep güler
Hızlı adımlarla koşar
O sürekli okur ve yazar
O adam hiç utanmaz
Onun işi bitmez
Onun yazısı okunmaz
** Cümlenin yükleminde bulunur
** Çekim ekidir.

2- ULAÇ (Zarf fiil)

Bu eklere niçin ‘’Ulaç’’ denildiğini açıklayalım.

Sev       (+erek)    çalıştı
Eylem    ULA+Ç    Eylem

Birinci eyleme ulanan (eklenen) ‘’-erek’’ eki eylemi zarf yapmıştır.

Severek    çalıştı
Zarf       Yüklem (Nasıl çalıştı?)
Tümleci

Ulaçlar, çekim eki almazlar. Bu nedenle, cümlenin her zaman zarf tümlecidir.
Ulaçların olumsuzu ‘’-me’’ ile yapılır; Sınavı kazanamayınca çok üzüldü.

3.ADEYLEMLER (İsimfiiller)

Eylem tabanlarına getirilen ‘’-mak, -me, -iş’’ ekleriyle türetilir. ; Gitmek, gitme, gidiş.

A-‘’mek’’ Yapılı Adeylemler

Eylemin adı olma dışında somut ya da soyut varlık adı olamaz.

Sigara içen çakmak taşır. (Somut ad)
Duvarlara çivi çakmak yasaktır.(Ad eylem)
Eve ekmek almayı unutma.(Somut ad)
Bu bahçeye çiçek ekmek gerekiyor.(Somut ad)

Adın ‘’-de’’ ve ‘’-den’’ durumlarına girebilir.

Çalışmaktan kimseye zarar gelmez.
Ne varsa çalışmakta var.

B-‘’-me’’ Yapılı Adeylemler

Elindeki kazmayla toprağı kazmaya başladı.
         Somut ad          adeylem

Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
            Somut ad
Ben yarimden ayrılmam
Götürseler asmaya
            Adeylem

Adın durumlarına girebilir; Çocuk, okumaya başladı.
Okumayı bilmiyor
Kitabı okumadan derse girmeyin
               Ulaç eki
Bu örnekte adeylem söz konusu değildir.

Tamlamalarda tamlayan veya tamlanan olabilirler;
Çocuğun ağlaması.
Çalışmanın faydası
Okumanın yararı

Sıfat göreviyle kullanılan adlar, adeylem değildir.
Asma köprü
Burma bıyık
Çoğul eki alabilir;
Konuşmazlar, gülüşmezler...

C.’’-iş’’ Yapılı Adeylemler

Görüş bildirmek de bir sorumluluktur.
   Ad

Bakış açısı çok farklıydı.
   Ad

Ortalığa sıcak bakışı bizi sevindirdi.
               Adeylem

Görüş farkı, olması gereken bir tavırdır.
Ad

Onun gülüşünü unutamıyorum.
         Adeylem

Bu eki alan eylemler, ad anlamlarını yitirmemişlerse, adeylem olarak, eylem anlamlarını
yitirmişlerse doğrudan doğruya ad olarak kullanılabilir.

Dolma (biber)
Dikiş (dikme) AD
Yemek (yemek)

EYLEMİN ÇATISI

Eylemler, cümle içinde yüklem görevinde bulunurlar. Yüklem görevindeki eylemler, öznelerine ve nesnelerine göre bazı özellikler gösterirler.

İşte bu özelliklere ‘’EYLEM ÇATISI’’ denir.

ÖZNELERİNE GÖRE EYLEMLER

1.Etken Eylemler

Eylem cümlelerinde yüklemin bildirdiği işi yapan (özne) belliyse, bu tür eylemlere ETKEN EYLEM denir. Yani öznesi bilinen eylemlerdir.

Türkçedeki tüm eylemler, ilk biçimleriyle etken eylemdir.

Gizli özne, gerçek öznedir.

Çocuk , ağladı. (Ağlama işini yapan ‘’Çocuk’’ tur. Gerçek özne.)
Ağladı. (Ağlama işi yapan ‘’O’’ dur. Gerçek özne)

Düşündü, yazdı. (O)
Etken eylem.

Şair düşündü, yazdı.
Etken eylem.

2.Edilgen Eylemler:

Gerçek öznesi belli olmayan eylemlerdir. Bu eylemlerde özne, ya bilinmediği ya da söylenmek istenilmediği için söylenmez. Edilgen eylemlerde özneyi bulmak için sorulan ‘’ne’’, ‘’kim’’ sorularına yanıt veren sözcük ya da sözcük öbeklerine SÖZDE ÖZNE denir. Sözde öznenin asıl görevi nesnedir.

Özge, kitap okudu------Etken
Kitap okudu.------Etken
Kitap oku-n-du.-----Edilgen
Sözde özne
B.siz nesne.

Asker kolundan vuruldu
Sözde özne
B.siz nesne

3.Dönüşlü Eylemler:

Yüklemin bildirdiği eylemi özne yapar ve yaptığı işten yine özne etkilenir.

Edilgen eylemler ‘’L’’, ‘’N’’
Kahve, silahlı kişilerce tarandı.
Önemli evraklar saklandı
Kuralar dün çekildi.
Kurbanlıklar süslendi.
Odunlar kömürlüğe çekildi.
Eşyalar, odaya taşındı.
Ölü yıkandı.

Eylemleri yapan özneler belli değildir.

Dönüşlü Eylemler ‘’L’’, ‘’N’’

Ayşe, sokağa çıkmadan tarandı.(Kendisini taradı)

Çocuk, bir köşeye saklandı. (Kendisini sakladı)
Genç kız, süslendi. (Kendisini süsledi.)
Düşman, cephe gerisine çekildi.

4.İşteş Eylemler:

Eylemin gösterdiği işi birden çok özne (öznedeki birden çok kişi) ortaklaşa ya da karşılıklı
Yapıyorsa, bu tür eylemlere işteş eylem denir.

UYARILAR

Bazı sözcükler, kendiliğinden işteştir. ; Savaş, barış, yarış, güreş....
Öznedeki kişi tek olduğu zaman eylemde işteşlik aranmaz.;

Ayhan, kavgaya tutuştu.
Yaşlı adam, ağlayınca sakinleşti.
Kadın, trene zor yetişti.

Karşılıklı işteşlik;

Şairler, ara sıra dövüşür.
Çok geçmeden barışırlar.
Eleştirmenler, boşuna tartışır.

Birlikte işteşlik;

Düşman askerleri kaçıştı.
(Karşılıklı kaçışılmaz)
Gecenin karanlığına karıştılar.
(Karşılıklı karışılmaz)

NESNELERİNE GÖRE EYLEMLER

1-GEÇİŞLİ EYLEMLER; Nesne alan,nesneyle kullanılan eylemlerdir. İş ve kılış eylemleri
geçişlidir. ; Pencereyi açtı. Sözünü dinlemedi. Vb.

UYARI: İş-kılış eylemleriyle kurulan cümleler nesne almasa da geçişli sayılır.

2-GEÇİŞSİZ EYLEMLER; Nesne almayan, nesneyle kullanılamayan eylemlerdir.

Durum ve oluş eylemleri geçişsizdir.

Oldurgan Eylemler

-r, -t, -dır.

Geçişsiz eylemlerin geçişli yapılmasına oldurgan eylem denir.

Çocuk uyudu. -----Geçişsiz
Çocuğu uyuttu.-----+Geçişli
Herkes güldü.
Herkesi güldürdü.+


Geçişsiz eylemlerde özne olan sözcük, geçişli eylemlerde nesne olmuştur.

Ettirgen Eylemler

-r, -t, -dır

Geçiş dereceleri artırılmış eylemlere ettirgen eylem denir. Burada ÖZNE, işi yapan değil
İŞİ YAPTIRANDIR.

Kapıyı açtı
Kapıyı açtırdı
Kapıyı açtırttı
Kapıyı açtırttırdı

Öznenin yapılmasını istediği işi bir başkası veya başkaları yapar.

Çiçeği suladı.
Çiçeği sulattı.
Çiçeği sulattırdı
Çiçeği sulattırttı

Parayı bozdu
dereceden geçişli.

Parayı boz-dur-du.
dereceden geçişli

Parayı boz-dur-t-tu.
dereceden geçişli

Parayı boz-dur-t-tur-du.
dereceden geçişlilik pek kullanılmaz.

UYARI; Ettirgen eylemler etken ve geçişlidir.

 

 
SÖZCÜĞÜN YAPISI  

 
      * KÖKLER
      * YAPIM EKLERİ
      * ÇEKİM EKLERİ
      * YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER


K Ö K L E R

Kök, sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan daha küçük ayrılamayan bölümüdür. Bir başka deyişle kök, sözcüğün bölünemeyen, anlamlı en küçük birimidir. ‘’Kök’ ten tek bir ses çıkarılamaz, çıkarılırsa anlam kaybolur.

Kökler, önceden var olan söz birlikleridir.
Kökler, türleri açısından ikiye ayrılır.

1- AD KÖKLER
EYLEM KÖKLERİ


Ortak kök (İKİLİ KÖK) ; Hem ad, hem eylem olarak kullanılabilen, sınırlı sayıda sözcük kökleridir.

AD KÖKLERİ

Varlıkların, kavramların adı olan köklere AD KÖKÜ denir. Ad, zamir, sıfat, zarf, edat, bağlaç, ünlem gibi sözcükler sözcük türetmede AD köküne girer. Kalem, biz, güzel, gibi, fakat,vah....

EYLEM KÖKLERİ

Varlıkların hareketlerini (iş, kılış, durum, oluş) tanıtan sözcüklere EYLEM KÖKÜ denir. Ad kökü tek başına bir varlığı,bir kavramı düşündürebilir; ancak eylem kökleri bir varlığa bağlanmadan, tek başlarına düşünülemezler; Oku, çöz, gel.....

ORTAK KÖK (İKİLİ KÖK)

Kimi sözcükler dilimizde hem AD, hem de EYLEM KÖKÜ olarak kullanılır; Güreş, güreş...

DİKKAT; Ortak kökte anlam ilgisi mutlaka bulunmalıdır.
 

 
Boya Boya su istiyor. Duvarı boyadık.

 
Kuru Kuru odunları yak. Çamaşır kurumuş mu?

 
Eski Eski giyisiyi yama. Giyisiler eskiyecek.

 
Güven Sana güveni yok. Sana güvenmez.

 
 
AD KÖKÜ
EYLEM KÖKÜ



Anlam İlgisi ; KÖKTEŞLİK

Koyu yazılan sözcüklerden ilk cümlelerdekiler ad soylu (ad veya sıfat), ikinci cümlelerdekiler ise eylemdir ve aralarında anlam ilgisi vardır.

Sesteş sözcükler ortak kök sayılmaz. Ortak kökle sesteş sözcükleri birbirine karıştırmamalı.

EK ; Sözcüklerin kök ya da gövdelerine eklenen anlamsız parçacıklara EK denir.
Dilimizde tüm ekler sona eklenir. Öne eklenen yalnızca pekiştirme ekleridir.

Ekler, eklendikleri sözcüklere ya yeni anlamlar katar ya da onların anlamını değiştirmeden cümledeki görevlerini belirler.

Tanımlardan ve açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ekler genel olarak ikiye ayrılır.

      1- YAPIM EKLERİ
      2- ÇEKİM EKLERİ

YAPIM EKLERİ

Eklendikleri sözcüklerin anlamlarını, bazı durumlarda da türlerini değiştiren eklerdir. Köklere eklenen yapım ekleri türemiş sözcükler oluşturur. Bu yolla oluşmuş sözcüklere GÖVDE denir ve yapım ekleri de bazı çeşitlere ayrılır.

A) Addan ad yapanlar

-lik (yol-luk)
-ci (iş-çi)
-li (can-lı)
-siz (aman-sız)
-daş (arka-daş)
-aş (ad-aş)
-cil (balık-çıl)
-ce (Türk-çe)
-il (ad-ıl)
-cik (bağ-cık)

B) Addan eylem yapanlar

-e (dil-e)
-el (yön-el)
-le (diş-le)
-len (dış-lan)

C) Eylemden ad yapanlar

-me (kaz-ma)
-mek (ağla-mak)
-iş (uç-uş)
-gi (sev-gi)
-k (tara-k)

D) Eylemden eylem yapanlar

-n ((koru-n)
-l (saç-ı-l)
-t (yürü-t)
-ş (vur-u-ş)

ÇEKİM EKLERİ

Sözcük kök ve gövdelerine eklenerek onlara yeni bir biçim kazandıran eklerdir. Çekim ekleri sözcüklerin ne anlamlarını ne de türlerini değiştirmezler. Yalnızca cümledeki görevlerini belirlerler.

T Ü R L E R

1-Ad (isim) Durum (hal) Ekleri ;

Bu ekler adın yalın durumunun dışındaki durumlarının ekleridir.

 


-i (-ı, -u, -ü)
: yol – u

-e(-a)
: yol – a

-de (-da)
: yol – da

-den (-dan)
: yol – dan



2-Çoğul Ekleri

Dilimizdeki tek çoğul eki ‘’-ler’’ dir. Görevi, sözcükleri çoğullamaktır.

Öğrenci – ler, okul – lar (Yapım eklerinden sonra diğer kullanımlarına da değinilecektir.

3-Belirten (tamlayan) Eki;

Arkalarına eklendikleri sözcükleri belirten ya da tamlayan durumuna sokan eklerdir. Bunlar ‘’-im, -in’’ ekleridir.

-im ; Ben-im kalemim, biz-im evimiz.
-in ; Sınıf-ın kapısı, siz-in fikriniz.

4-Belirtilen (tamlanan, iyelik) Eki;

Eklendikleri sözcüklerin karşıladıkları nesnelerin kime ait olduğunu gösteren eklerdir. Bunlar kişilere göre ‘’-(i)m, -(i)n, -i, -(i)miz, -(i)niz, -leri’’ olarak eklenir. Ünsüzle biten sözcüğe getirilirken, ayraç içindeki ‘’i’’ yle kullanılır.

Silgi-m, akl-ın, dil-i, top-umuz, ev-iniz, arazi-ler.



5-İlgi Zamiri

Eklendikleri sözcüklerin hangi kişi veya varlıkla ilgili olduğunu bildiren ‘’-ki’’ ekidir ve ‘’-im -in’’ i izler.
Serap’ın-ki (resim) güzel olmuş.
Bizim-ki (düşüncemiz) kuruntu galiba.

6-Eylemlerde Kip ve Kişi Ekleri;

Eylemlere zaman ve kişi kavramı kazandıran eklerdir. Eylemleri çekimlemek için kullandığımız tüm kip ve kişi ekleri, eylem çekim ekleridir.

Ağla – dı - m
      Kip eki kişi eki
Koş – malı - sınız

7-Olumsuzluk Eki ;

Eylemlere getirilerek onların yapılmadığını, olmadığını anlatan ‘’-me’’ ekidir.

8-Soru Eki

Sözcüklerden sürekli ayrı yazılan bu ek, ad ve eylem cümlelerini soru cümlesi biçimine dönüştürür.

Bu gün kursa geldin mi?
O kız dediğin kadar güzel mi?

      * Bu ek, diğer kullanımlarda da ayrı yazılır : Kış geldi mi giyersin onu.
      * Cümlelere şaşma, alay anlamları da katar. ; Bu mu iyi dediğin ?

9-Ek Eylemler (Ek Fiiller)

Adlara ve ad soylu sözcüklere eklenerek onları eylem gibi (yüklem olarak) kullanmamızı sağlayan eklerdir. Ek eylemin geniş zaman, hikaye, rivayet, şart (koşul) çekimleri vardır.

Geniş Zamanın Ekleri ; -im, -sin, -dir, -iz, -siniz, -dirler, ; mimar – ım
Hikaye Eki ; -di ; Pazar – dı, hazır-dık, dostum-dun
Rivayet Ekleri ; -miş ; serin – miş, iyi-y-mişsiniz, camdan – mış
Şart (Koşul) Eki ; -se; sıcak – sa, dayım – sınız, yakın – sak

BAŞLICA YAPIM EKLERİ

Ad Soyludan Ad Soylu Türetenler

-lik
-daş
-ce
-ci
-cik
-li
-siz
-den
-(i)nç ; ilgi-nç
-ki
-lik
-cil
-cesine
-cek
-in
-leyin

Ad Soyludan Eylem Türetenler

-el
-le
-e
-len
-er
-leş
-se
-de
-kir
-(i)r ; deli-r - üf-ür
-ik

Eylemden Ad Soylu Türetenler

-me
-mek
-iş
-ge
-geç
-i
-im
-in
-it
-inç
-(e)k ; ele–k, barın-ak
-ik
-inti
-gin
-amak
-inci
-ti
-enek
-gen
-gi
-e
-en
-miş
-(i)r ; gel-ir, gül-er (yüz)
-ecek
-esi
-(i)li ; dik-ili, az-ılı
-(e)meç ; dön-emeç, yırt-maç
-mece

Eylemden Eylem Türetenler

-(i)l ; aç-ıl, as-ıl
-(i)n ; tap-ın, böl-ün
-(i)ş ; yat-ış, bak-ış
-iştir
-dir
-(i)t ; yürü-t, ara-t
-ele
-ikle ; dürt-ükle, çent-ikle
-i

ÇOĞUL EKİNİN KULLANIM ÖZELLİKLERİ

Sözcüklerin birden çok olduğunu anlatan yani onları çoğullayan ‘’-ler’’ ekinin değişik kullanımları vardır.

1-Ayni adı taşıyanları bir arada söylemek için kullanılır. ; Sınıftaki Ali’ler gelsinler.
2-Özel adların arkasına gelerek onlara benzerleri anlamını katar.
3-Eklendikleri adların değil de sahiplerinin çokluğunu anlatır. ; Tek evlerini de sattılar.
4-Eklendiği sözcüğe aile, ulus anlamı katar.; Seraplar bize gelecek.
5-Eklendiği sözcüğe çokluk, abartma anlamı katar. : Çocuk ateşler içinde yatıyor.
6-Tekil öznenin yükleminde saygı amacıyla kullanılır.: Cumhurbaşkanı fabrikayı açtılar.
7-Tekil öznenin yükleminde alay amacıyla kullanılır.: Çalışkan öğrencimiz soruyu bir saatte çözdüler.
8-Eklendiği sözcüklere aşağı-yukarı, ona yakın anlamı katar. : Bu günlerde gelir.
9-Eklendiği sözcüğe ‘’her’’ anlamı katar. : Yazları Akçay’ a gidip iki ay kalır.

YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

Türkçede sözcükler yapılarına göre üçe ayrılır.

      1- Basit sözcükler
      2- Türemiş cözcükler
      3- Bileşik sözcükler

BASİT SÖZCÜKLER (KÖK)

Yapım eki almamış, bir başka deyişle kök anlamı değişikliğe uğramamış sözcüklere denir. Bu tür sözcüklere KÖK de denir. : Ağaç, taş, çiçek, oku, kadar....
Türkçe yapım eki almamış yabancı sözcüklerde basit sözcüklerdendir. ; Hürriyet, asayiş, medeniyet.




TÜREMİŞ SÖZCÜKLER (Gövde)

Kök durumundaki sözcüklerin yapım ekleri alarak yeni anlamlar kazanmış biçimidir. Türeyen sözcüğün anlamının yanı sıra türü de değişebilir.

Söz – lük
Top – çu
Kay – gan

Dilimizde bir kökten türetilen yeni anlamdaki sözcüklere, o kökün türevleri denir.

Yaz
Yaz-ı
Yaz-man
Yaz-ar
Yaz-ışma

Bir kökten türemiş sözcüklere gövde denir. Kökten gövde türetildiği gibi gövdeden de türetilebilir.

Bil – gi (Kökten türedi)
Bilgi-siz (Gövdeden türedi)
Bilgisiz-lik (Gövdeden türedi)

Dilimizde sözcük türetmesi genel olarak dört yolla yapılır.

      1- Addan ad türetme ; su-cu, göz-lük, aş-çı
      2- Addan eylem türetme ; söz-leş, su-la, yaş-a
      3- Eylemden ad türetme ; say-gı, dal-gıç, gez-gin
      4- Eylemden eylem türetme ; aç-ıl, söyle-t, bil-dir

BİLEŞİK SÖZCÜKLER (Gövde)

İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir anlamı karşılamak için birleşip kaynaşmasıyla oluşan sözcüklerdir. Bileşik sözcükler de gövdedir.

Cumartesi – bakakalmak – boşboğaz.....

Bileşik sözcükleri oluşturan sözcükler iyice kaynaşmış (bitişik) olabilecekleri gibi gereği kadar kaynaşmamış (ayrı) da olabilir.

Göz-at, mutlu-ol, göç-et


YAPILIŞLARI YÖNÜNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcükler oluşturulurken değişik sözcük türleri kullanılır. Bileşik adları buna göre inceleyelim.

İki yalın addan yapılanlar ; anneanne, anayurt, demirbaş
Belirtisiz ad tamlaması biçiminde yapılanlar ; hanımeli, aslanağzı
Sıfat tamlaması biçiminde yapılanlar ; Kızılırmak, karaciğer
İki eylemden yapılanlar ; gelgit, uyurgezer
Bir adla bir eylemden yapılanlar ; söz vermek , adam olmak
İki sıfattan yapılanlar ; uzun boylu, tok gözlü
Bir adla bir çekimli eylemden yapılanlar ; (cümle biçiminde) güngörmüş, ayakbastı
Deyim biçiminde yapılanlar ; gözü dönmüş, eli uzun
Ses değişikliği ile yapılanlar ; emretmek, hissetmek
Bir adla bir eylemsiden yapılanlar ; başbakan, cankurtaran

ANLAMSAL YÖNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcük oluşturulurken kullanılan sözcük her zaman gerçek anlamını korumaz. Çoğu zaman sözcükler anlamlarını yitirirler. Böylece anlamlarında bir kayma da oluşabilir.

Anlamsal yönden bileşik sözcükler dört biçimde oluşur.

      1- İki sözcüğün de anlamını yitirmesi ; demirbaş, hanımeli
      2- İki sözcüğün de anlamını koruması ; dilpeyniri, kolsaati
      3- Birinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; ateş böceği, deve kuşu
      4- İkinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; cezaevi, düzayak

Türleri yönünden bileşik sözcüklere baktığımızda değişik türlerle karşılaşırız.

 


Onbaşı
      Ad

Boşboğaz
      Sıfat

Birdenbire
      Zarf

Veya
      Bağlaç

Eyvah
      Ünlem

Bakakalmak
      Eylem



Bileşik sözcükler genellikle ses kurallarına uymaz. Özellikle büyük ve küçük ünlü uyumu bu yüzden bileşik sözcüklerde aranmaz.

Ceylanpınar
Otlukbeli
 

CÜMLENİN ÖĞELERİ  

 
ÖĞE : Sözcüklerin cümlede tek başlarına veya öbekleşerek eleman olarak yaptıkları göreve öğe denir. Öğeler ikiye ayrılır ;

   1- Temel Öğeler
      a) Yüklem
      b) Özne

   2- Yardımcı Öğeler
      a) Düz tümleç (Belirtili ve Belirtisiz Nesne)
      b) Dolaylı Tümleç
      c) Zarf Tümleci
      d) Edat Tümleci

Y Ü K L E M

Yargı bildiren sözcük veya söz öbeklerine yüklem denir. Yüklemsiz cümle olmaz. Yüklem cümlenin temel öğesidir. Cümlenin tümüne ‘’yapılan ne, olan ne’’sorularının yöneltilmesi bize cevap olarak yüklemi verir.

Örnek ; Güzel günler bizi bekliyor.

Yüklem, daima cümlenin sonundadır ve çekimlenmiş eylemler, ek eylem almış ad soylu sözcükler ve söz öbekleri yüklem görevi üstlenirler.

Babadan kalma mirası har vurup harman savurdu
Üzgün arkadaşını saatlerce teselli etti
Benim sadık yarim kara topraktır.
Bu belge suçsuzluğumun kanıtıdır.
Burada sözü en çok dinlenen kişi odur.
Mavi, en çok sevdiğim renktir.
O her zaman mutsuz ve yalnızdır.

Ö Z N E

Yüklemin bildirdiği eylemi yapan veya kendisiyle ilgili bir durumu üzerine alan öğeye özne denir. Özne, cümlenin ikinci temel öğesidir. Yükleme sorulan ‘’Yapan kim, olan ne’’ sorularının yanıtı öznedir. Özne görevindeki sözcük ad durum eklerinin hiçbirini almaz. Adların aldığı diğer çekim eklerini alabilir.

Handan Salı günleri çok yoruluyor.
Yağmur üç gündür yağıyor.
Aklından geçenler beni korkuttu.
Türkçe dillerin en güzelidir.


Özne cümlede bulunabilir.

Sen, olayın önemini kavrayamadın
Sigara sağlığa zararlıdır.

Yüklemdeki kişi ekiyle belirlenen, cümlede sözcük olarak bulunmayan özne, gizli öznedir.

Herkese farklı davranıyor. (O- Gizli özne)
Gecikmeden sorumlu değilim. (Ben- Gizli özne)

Edilgen çatılı cümlelerde, aslında nesne olup, özne görevini üstlenmiş sözcük sözde öznedir.

Bu konu uzun süre tartışılacaktır.
Ben de oyuna getirildim.

Birden çok yüklemin bağlandığı özne, ortak öznedir. Sıralı ve bağlı cümlelerde bulunur.

Şafak, olayı duymuş; bize söyledi.
Kitap, kafaları aydınlatır ve yarınları güzelleştirir.

Özneyle beraber dönüşlülük zamirinin kullanılmasıyla oluşan özneye, pekiştirilmiş özne denir.

Evimi ben kendim temizledim.
Paranın hesabını sen kendin tutmalısın.

Edilgen çatılı cümlelere bazı ek ve sözcüklerle katılan öznelere örtülü özne denir.

Bakanlığımızca bu olayın detayları araştırılıyor.
Çiçekler, dershane tarafından gönderilmiş.

Cümledeki ara söz özneye yönelikse buna açıklamalı özne denir.

Annem, evimizin direği, babamın yokluğuna dayanamadı.
O adam, demin konuştuğum, babamın eski bir dostudur.



DÜZ TÜMLEÇ (NESNE)

Yüklemin bildirdiği, öznenin gerçekleştirdiği eylemden etkilenen varlık nesnedir. Cümlede gerçek anlamda nesnenin olabilmesi için öznenin bulunması gerekir. Yüklemdeki işi gerçekleştiren gerçek öznenin bulunmadığı cümlelerde nesne bulunmaz.

Günlerce su içmedi.
Üç çeşit yemeği bir saatte pişirdi.
Ona güvendiğim için istediği parayı verdim.

Yalın durumdaki, belirsiz, genel bir varlığı veya kavramı gösteren nesne belirtisiz nesnedir.Yüklemle özneye, ikisine birlikte, sorulan ‘’ne’’ sorusunun yanıtıdır.

Yazar, üç yılda beş kitap yazdı.
Her gün gazete okur musunuz?

Eylemden etkilenen nesne, bilinen bir varlığı veya kavramı anlattığında belirtili nesnedir. Bu durumdaki nesne ‘’-i’’ durum ekini alır. Yükleme sorulan ‘’neyi, kimi’’ sorularının yanıtıdır.

DİKKAT; Sözcüğün sonundaki ‘’-i’’ ekinin belirtme durum eki olması gerekir. Eğer ‘’-i’’ eki III. Tekil iyelik eki görevindeyse sözcük veya sözcük grubu ÖZNE olur.

Bu diziyi herkes seviyormuş.
Yaptıklarını biliyoruz, destekliyoruz.


Özel adlar ve kişi zamirleri, belirtili nesne görevinde kullanılır; belirtisiz nesne olmaz.

Ömer’i her yerde aradık.
Annen seni bekliyordu.



DOLAYLI TÜMLEÇ

Adın yönelme, bulunma ve ayrılma durumlarındaki sözcüklerin üstlendiği görevdir. Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, ayrıldığı kavramı, varlığı veya yeri anlatır.

Hepinize selam gönderdi.
Akşam evde yoktu.
Ankara’dan bir haftalığına ayrıldım.

Yüklemin ‘’kime, neye, nereye’’ yöneldiğini anlatan dolaylı tümleç ‘’-e’’ durum ekini alır.

Çiçekleri eve götürdüm.
Bu sonucu sana borçluyum
Kötü günlerin geçtiğine inanıyorum.

Yönelme durum ekini alan sözcük zaman anlatıyorsa, zarf tümleci görevini üstlenir.

Sabaha sizi ararız.
Modül yarına yetiştirilecek.

Yüklemin ‘’nerede-kimde,nede’’ olduğunu anlatan dolaylı tümleç ‘’-de’’ durum ekini alır.

Dostlukta yalana yer yoktur.
İstediğin kitabı, kitapçılarda bulamadım.
Handan’ da gömleğim kalmış.

Bulunma durum ekini alan sözcük, zaman anlatıyorsa, zarf tümleci görevindedir.

Bayramda seni bekliyorum.

Yüklemin ‘’nerede, kimden, neden’’ uzaklaştığını, ayrıldığını anlatan dolaylı tümleç ‘’-den’’durum ekini alır.

Yalandan nefret ederim
Sizden bunu beklemezdim.
Didim’ den bir hafta önce geldim.

Ayrılma durum ekini alan sözcük de zaman anlattığında zarf tümleci görevindedir.




ZARF (BELİRTEÇ) TÜMLECİ

Yüklemi çeşitli yönlerden tamamlayan ve genellikle zarf görevli sözcüklerin üstlendiği öğe özelliğidir. Yükleme sorulan ‘’nasıl’’, ‘’ne zaman’’, ‘’ne yöne’’, ‘’ne kadar’’ sorularına yanıt verir.

Kitabı bu gün bitirmeliyim.
Arkadaşlarından ağlaya ağlaya ayrıldı.
Seni görünce içeri gelmedi
İstanbul’da fazla kalmam.

Yer yön anlamlı sözcükler ad durum eklerini aldıklarında zarf tümleci görevinde olmaz. Yer-durum zarfı olmaları için yalın durumda olmaları gerekir.

Saatlerce dışarıya baktı.
İşlerimi bitirince aşağı inerim.
İçeriyi sonra temizlerim.



EDAT (İLGEÇ) TÜMLECİ

Yüklemi ‘’ile, için, gibi’’ edatlarıyla birleşerek araç, neden, birliktelik, benzerlik yönlerinden tamamlayan söz öbekleridir.

İzmir’e uçakla bir saatte gidebilirsin.
Sinemaya Handan’ la gitmedim.
Bu şiiri oğlu için yazmış.

UYARI ; ‘’Gibi’’ edatı eylemi nitelerse cümlenin zarf tümleci olur.

İyileştikten sonra çocuk gibi yürüyordu.

Fiil cümlelerinde, yüklemden önceki öğe, vurgulanan öğedir.

ÖZNE – YÜKLEM UYGUNLUĞU

Yüklemle özne arasında iki yönden uygunluk aranır.

1-Tekillik Çoğulluk Yönünden Uygunluk

a)Organ, eylem, cansız varlık, bitki, hayvan, topluluk adı, soyut ad ve zaman adları özne olduklarında tekil de olsalar çoğul da olsalar yüklem tekil olur.

Saçları aklaşmış, dişleri dökülmüş.
Sular mı yandı
Sallanıyor yapraklar ağaçlarda.
Köpekler kedinin etrafını sardı
Umut çiçekleri açacak bahçemizde.
Gençlerin düşünceleri değişiyor.
Kalabalık bir türlü dağılmıyordu.
Saatler geçmek bilmiyor.

b)Sayılar ve belgisiz sözcüklerle kurulmuş öznelerin yüklemleri genellikle tekil olur.

Sınavda yüz öğrenci ter döktü.
Herkes işlerin ters gittiğini biliyordu.
Pek çok anne ayni konudan yakınıyor.

c)Özne çoğul insan da olsa ‘’var’’, ‘’yok’’ sözcükleri yüklem olduğunda tekil kullanılır.

Evde kimseler yoktu.

d)Özne insan olduğunda çoğulsa yüklem de çoğul, tekilse yüklem de tekil olur.

Çocuklar güle oynaya geliyorlar.
Doktorlar ameliyat için hazırlanıyorlar.
Bebek yatağında mışıl mışıl uyuyor.
Çoğul öznelerin kişileri bir bütün olarak düşündürülmek istendiğinde yüklem tekil olur.
Bakanlar, Gümrük Birliğini görüşüyor.

İnsan dışındaki çoğul özneler teker teker düşündürülmek istendiğinde yüklem çoğul kullanılabilir.

Sazlar gizli figanlarla titreştiler.

2-Kişi Yönünden Uygunluk

a)Cümlede tek özne varsa yüklemdeki kişi eki ona uygundur.

Biz sizin düşüncelerinize katılmıyoruz.
Siz çalışacaksınız, onlar dinlenecekler.

b)Cümlede birden fazla özne varsa;

Öznelerden biri birinci tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem birinci çoğul
kişi zamiri olur.


Handan, ben ve Ayşe tiyatroya gideceğiz.
Mehtap ve ben öyle düşünmüyoruz.

Öznelerden biri ikinci tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem ikinci çoğul kişi olur.

İnan’ la sen yaramazlık yapmayacaksınız.
Avukatla siz erkenden geleceksiniz.

Öznelerden biri üçüncü tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem üçüncü çoğul kişi olur.

Emre, Özlem ve o seni bekliyorlar.
Teyzem ve onlar evi beğenmediler.

Kimi, bazı .... gibi belgisiz zamirler, birinci çoğul kişi ekini alıp özne olduklarında yüklem üçüncü tekil kişi olabilir.

Bazılarımız ona hiçbir zaman güvenmedi.
 
CÜMLEDE ANLAM  

 
CÜMLE : Bir duyguyu,bir düşünceyi, isteği, durumu, olayı anlatan-yargı değeri taşıyan- sözcük veya sözcük dizisidir. Cümleler, amacın anlatılmasında en önemli yapı taşlarıdır. Cümlelerin anlamı, yüklemin bildirdiği özelliğe bağlıdır. Yüklemlerin bildiriş farklılıkları Cümlenin amacını yansıtır.

Cümlenin amacı bazen bir işin yapılması, bazen de yapılmaması yönündedir; bir durum ya da olayı soru yoluyla öğrenmek, kimi kez de duyguları dile getirmek ya da bir isteği belirtmektir. Bu özellikler cümlenin taşıdığı anlamı belirler.

OLUMLU CÜMLE

Eylemin gerçekleştiğini veya gerçekleşeceğini, yargının doğruluğunu anlatan; içinde ‘’-me’’ ‘’siz’’, ‘’yok’’, ‘’değil’’ ek veya sözcüklerinden herhangi birinin bulunmadığı cümlelerin anlam özelliğidir.

Yazdığım öyküler insanları etkilediğinde mutlu oluyorum. (Olumlu)
Okuma ile düşünme arasında doğal ve çok sıkı bir bağ vardır. (Olumlu)
Günümüz insanı, dünyayı ve yaşamı iletişim araçlarıyla algılamaktadır. (Olumlu)

OLUMSUZ CÜMLE

Eylemin gerçekleşmediğini veya gerçekleşemeyeceğini, yargının doğru olmadığını anlatan; içinde ‘’-me’’, ‘’-siz’’, ‘’yok’’, ‘’değil’’ ek veya sözcüklerinden herhangi birinin bulunduğu cümlenin anlam özelliğidir.

Davranışlarıyla düşünceleri birbirini tutmuyor. (Olumsuz)
Bu olaydan haberi yokmuş.(Olumsuz)
Söylemek istediğim bu değildi.(Olumsuz)

BİÇİMCE OLUMSUZ, ANLAMCA OLUMLU CÜMLELER

Bazı cümleler olumsuz yapıda olmalarına karşın anlamca olumlu özelliktedir. Cümlede birden fazla olumsuzluk taşıyan ek veya sözcük varsa cümlenin anlamı olumluya kayar.

Olumsuzluk eki almış eylemden sonra ‘’değil’’ sözcüğü kullanılarak;
  - Onun durumunu anlamıyor değilim.(Anlıyorum)

‘’Yok’’ sözcüğünden sonra ‘’değil’’ sözcüğü kullanılarak ;
  - Evde kimse yok değildi.(Vardır)

Olumsuzluk eki almış iki eylem kullanılarak;
  - Sizinle gelmem demedim. (Gelirim)

Olumsuzluk taşıyan bazı soru cümleleri de anlamca olumludur.
  - Onun ne dolaplar çevirdiğini anlamaz mıyım? (Anlarım)
  - Bize ayıracak zamanı mı yok? (Var)


‘’Yok’’ sözcüğü üst üste kullanılarak ;
  - Bu mağazada yok yok. (Her şey var)

BİÇİMCE OLUMLU ANLAMCA OLUMSUZ CÜMLELER

Kimi cümleler olumlu yapıda olmalarına karşın -cümlede olumsuzluk yaratan ek veya sözcük yokken- anlamca olumsuz özelliktedir.

Yüklemi olumlu cümlelere ‘’ne....ne’’ bağlacı getirilerek..
  - Ne beni ne de babasını aradı.(Aramadı)
  - Ne parası vardı ne de gidecek yeri.(Yoktu)

‘’mez’’ ekiyle türetilmiş ortaçlardan sonra olmak eylemi kullanılarak;
  - Eve barka uğramaz oldu. (Uğramıyor)
  - Hareketlerini kontrol edemez oldu. (Edemiyor)

Ayni eylemin hem koşul, hem yeterlilik biçiminde emirle kullanılmasıyla;
  - Gece tek başına sokağa çıkabilirsen çık. (Çıkamazsın)

Cümleye ‘’de’’ bağlacının getirilmesiyle.;
  - Tüm olanlardan sonra gel de ona inan.(İnanamazsın)

Emir kipiyle çekimlenmiş bazı olumlu cümleler, anlamca olumsuzdur.
  - Cesaretin varsa gel! (Gelemezsin)

Dilek kipiyle çekimlenmiş ve ‘’e’’ ünlemini almış bazı cümleler de biçimce olumlu, anlamca olumsuzdur.
  - Kendine güveniyorsan konuşsana! (Konuşamazsın)

Bazı olumlu soru cümleleri de anlamca olumsuzdur.
  - İnsan dostlarına kötülük eder mi? (Etmez)
  - Olayları saklamam iyi mi oldu? (Olmadı)

SORU CÜMLELERİ

Bilgi almayı, bir kuşkuyu gidermeyi, eylemin veya yargının gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmeyi amaçlayan cümlelerin anlam özelliğidir. Soru cümleleri ‘’mi’’ veya soru anlamlı sözcüklerle kurulur. Soru sözcükleriyle kurulan cümlelerde, soru sözcüğü hangi öğenin yerine geçmişse onun yanıtı; ‘’mi’’ ile kurulan soru cümlelerinde ise ‘’mi’’ den önceki öğenin yanıtı isteniyor demektir.

Yarınki toplantıya sen mi katılacaksın ?
Bu romanı kim yazmış ? (Özneyle ilgili)

İçeride kitap mı okuyor?
Sana ne getirmiş ? (Nesneyle ilgili)

Planlarını ona anlattın mı ?
Akşamki yemek nasılsı (Yüklemle ilgili)

Tatilde Kuşadası’na mı gideceksin?
Yarın nerede buluşacağız? (Dolaylı tümleçle ilgili)

Ankara’ya yarın mı dönecek?
Onu ne zaman gördün? (Zarf tümleciyle ilgili)

İçinde ‘’mi’’ bulunan her cümle, soru anlamı taşımaz.

Kış bastırdı mı bu yollar kapanır. (Zaman anlamı)
Soğuk mu soğuk bir su istiyorum. (Pekiştirme anlamı)

Yanıt gerektirmeyen soru cümleleri biçimce soru cümlesidir. Böyle cümleler pek çok anlam özelliği taşır.

Bu işin başka çözümü var mıydı? (Onaylatma)
Bunların sorumlusu ben miyim? (Yalanlatma)
Beni de ara mı ki? (Olasılık)
Sen de mi gidiyorsun? (Beklenmezlik)
Buraların eski tadı mı kaldı? (Özlem)
Üç saat önce gelmeyecek miydin? (Sitem)
Var mı bize karşı gelen? (Böbürlenme)
Sizi tanımaz olur muyum? (Kesinlik)
Artık sözlerinizi bitirir misiniz? (Buyruk)

ÜNLEM CÜMLELERİ

Duyguları ve coşkuları anlatan, ünlemlerle kurulan cümlelerdir. Ünlem cümlelerinde amaç duyguların vurgulanmasıdır. Yüklemi olmayan ünlem cümlelerine;Yargısız Ünlem Cümlesi denir. Ünlem cümleleri – yargılı veya yargısız- beğenme, korkma, üzülme, sevinç, pişmanlık, tiksinme gibi çeşitli duyguları anlatır.

Senin için yaptıklarımıza yazıklar olsun! (Pişmanlık)
Ne garip bir yer! (Şaşkınlık)
Ah, ne günlere kaldık! (Üzüntü)
Öf, ne kötü koku! (Tiksinme)
Doğrusu sesi harikaydı! (Beğenme)
Eyvah, perdeler tutuşacak! (Korku)
Hey, buraya gel! (Seslenme)

BUYRUK CÜMLESİ

Eylemin gerçekleştirilmesini veya gerçekleştirilememesini buyruk biçiminde yargıya bağlayan cümlelerin anlam özelliğidir. Buyruk cümlelerinin yüklemi genellikle buyruk kipiyle çekimlenmiş bir eylemdir.

Beni yalnız bırakın
Kitaplarıma dokunma



Bazı cümleler, yüklemi buyruk kipiyle çekimlenmediği halde buyruk anlamı taşıyabilir.

Hemen yatağına yatacaksın. (Yat)
Bunun açıklamasını sen yaparsın. (Yap)

Buyruk cümleleri bazen rica, ilenme, uyarı, öğüt gibi anlamlar taşır.

Bu konuyu bir daha açma. (Uyarı)
Artık sus, onu dinle. (Azar)
İşiniz bitince beni arayın. (Rica)
Beslenmene ve uykuna dikkat et. (Öğüt)

DİLEK CÜMLELERİ

İstekleri, özlemleri dile getiren cümlelerdir. Dilek cümleleri, dilek, koşul, istek ve bunların Bileşik zamanlarıyla çekimlenmiş eylemlerden kurulur. Dilek cümleleri de sevinç, üzüntü, Kuşku, umutsuzluk gibi anlam özellikleri taşır.

Bir martı olsam Akdeniz’de
Ya zamanında gelmezse.
Onu görmeye ben de gideyim.
Bu sorunla sen ilgilenirsin.

KOŞULLU CÜMLELER

Bir eylemin gerçekleşmesinin, bir yargının doğruluğunun başka bir eyleme veya yargıya bağlı Olduğunu bildiren cümlelerdir. Bu cümleler, ‘’mi’’ koşul ekleri ve kimi bağlaçlarla kurulur.

Soğuk su içmezse hasta olmaz.
Akıllı davranırsa başarılı olur.
Kendi evine taşındın mı oturmaya geliriz.
İyilik et ki iyilik görebilesin.
Yemeğini ye de bulaşıkları yıkayabileyim.

GEREKLİLİK CÜMLESİ

Eylemin yapılmasının veya yapılmamasının gerekli olduğunu bildiren cümlelerdir. Gereklik cümleleri, gereklik kipiyle, ‘’gerek’’ veya ‘’lazım’’ sözcükleriyle kurulur.

Meclis, bu konuyu karara bağlamalı.
Kimsesiz çocuklara yardım etmemiz gerek.

CÜMLEDEN YARGI ÇIKARMA

Kimi cümleler tek yargı içerirken kimileri birden fazla yargı içerir. Bu cümle kalıbı içindeki birden fazla yargı birbirine çeşitli anlam ilişkileriyle bağlıdır.

Özlemlerini şiirlerinde dile getiriyor. (Tek yargı)
Birazdan gelecek adam, dün kaybettiğim cüzdanı getirecekmiş.(Üç yargı taşıyor) Bir cüzdan kaybetmiş, bir adam gelecek, bir cüzdan getirecek.

CÜMLEYİ TAMAMLAMA

Cümlenin anlamına ve bildirdiği yargıya göre bir bölümü boş bırakılmış veya tamamlanmamış cümleye uygun sözcüklerin eklenmesidir. Cümleyi tamamlayacak sözler öznel veya nesnel olabileceği gibi mecaz anlamlı kalıp sözler de olabilir.

Olayı duyunca öyle sinirlendi, öyle sinilendi ki....
Küplere bindi. (Mecaz anlamı)
Karşılaştığı herkese bağırdı, çağırdı. (Nesnel anlamı),

KARŞIT ANLAMLI CÜMLELER

İçerdiği düşünce yönünden birbirine zıt olan cümlelerin anlam özelliğidir.

KESİN ANLAMLI CÜMLELER

Farklı yorumlamaların yapılamadığı, iletilen yargının kuşku yaratamadığı cümlelerdir. Cümle ‘’kesinlik’’ anlamı taşır. Bu özellik ‘’-dır’’ eki, buyruk ve gereklilik kipi, ‘’mi’’ ve ‘’değil mi’ sözcüklerinin kullanımıyla sağlanır.

Benim için konu kapanmıştır.
Bu çiçeği her gün sulamalısın.

ANLAMDAŞ CÜMLELER

Ayni anlamı içeren, ayni yargıyı taşıyan birden fazla cümlenin arasındaki anlam ilişkisidir.
Anlamdaş cümlelerde biçimsel özellikler belirleyici değildir. Cümlelerin taşıdığı anlam özellikleri belirleyicidir. Yakın anlamlı cümleler de anlamdaş cümle kapsamındadır.

Evimi mavi ve siyah eşya ile döşedim. (Evimi döşerken sadece mavi ve siyah eşya kullandım)
Bursa’ya her zaman yalnız giderim.(Bursa’ya giderken kimseyi götürmem.)
 
ANLATIM YÖNTEMLERİ VE ÖZELLİKLERİ  

 
T A N I M L A M A

Bir varlığı, bir olayı veya bir kavramı temel ve ayrıca özellikleriyle tanıtmaktır. Düşünceleri doğrudan aktarabilmenin bir yoludur. Yalın bir anlatımla ve ayrıntılara inilmeden, düşünce doğrudan ortaya konur.
Tanımlama “Su nedir?”’ sorusunun yanıtıdır.

TANIMLAMA ÖRNEĞİ

Bir toplumda herkesçe kullanılan dilden ayrı olarak belirli kesimlerce kullanılan, ancak genel dilin içinde yer alan ve ondan türemiş olan özel dile “argo” denir. Kaba, teklifsiz, senli benli konuşma biçimlerini içeren argo, genellikle eğretilemelerden oluşur; kendine özgü sözcük ve deyimler üzerine kurulur. Belirli çevrelerde kullanılır.
Hırsız argosu, öğrenci argosu, şoför argosu....

Ö R N E K L E M E

Soyut kavramların anlaşılmasını kolaylaştırmak ve düşünceye inandırıcılık kazandırmaktır. Örnekleme, düşünceye sorumluluk kazandırarak okuyucunun belleğinde canlanmasını, belirginleşmesini sağlar.
Örnek, okuyucuyu doğrudan savunulan düşünceye ulaştırır.

ÖRNEKLEME ÖRNEĞİ

Kuşkusuz her insanın belli bir işi, uğraşısı yanında yapması gereken başka işleri de vardır. Önemli olan; kişinin hem mesleğini, hem de diğer işlerini yapmasıdır. Söz gelimi bir doktor hastalarıyla uğraşmasının yanı sıra bir mektubu zamanında yanıtlayabilmeli, günlük gazeteleri zamanında okuyabilmelidir. Böyle davranmazsa belki yarın daha önemli bir işle uğraşacak, bu günkü işlerini yapmaya zaman bulamayacaktır.


TANIK GÖSTERME

Savunulan görüşle ilgili olarak, o alanda yetkin bir kişinin sözlerini alıntılayarak kullanmaktır. Düşünceyi pekiştirmek, başkalarının düşünceleriyle desteklemek amacına yönelik bir yoldur. Sözlerine tanık olarak başvurulan kişinin işlenen konuda tanınmış ve güvenilir olması gerekir. Sıradan tanıklar, düşünceyi pekiştirmede ve inandırıcı kılmada etkili olamazlar.


TANIK GÖSTERME ÖRNEĞİ

Yeryüzünde salt doğru yoktur. Doğru bilinenlerin hepsi de aklın ışığında yeniden denenmelidir. Belki de en doğru olanı; deney sonucu bulgulara varmak, neden sonuç arasındaki bağı ortaya koymaktır. Bu da bizi tek güvenilecek doğrunun, sonuçları tartışmaya açık da olsa bilim olduğu sonucuna götürür. Atatürk boşuna ‚’Hayatta en hakiki mürşid ilimdir, fendir.’’ Dememiş.


K A R Ş I L A Ş T I R M A

İki varlık veya nesnenin benzerlik ve karşıtlarını ortaya koyarak düşüncenin geliştirilmesidir. Karşılaştırmayla düşünce, daha net olarak ortaya konmuş olur. Böylece okuyucunun belleğinde kolayca yer edinir. Oysa, ise, oysaki, ne var ki, ise gibi karşılaştırma bağlaçları çokça kullanılır.

KARŞILAŞTIRMA ÖRNEĞİ

Günlük de anı gibi bir kişinin yaşamından beslenen bir yazı türüdür. Anılardan ayrılan yanı, günlüklerin yaşarken yazılmış olmasıdır. Oysa anıları yazanlar gözlerini geçmişe çevirirler. Günlükler, günü gününe tutulduğu halde, anılar genellikle yaşlılık döneminin ürünleridir.

B E N Z E T M E

Düşünceyi somutlaştırmak, ona açıklık kazandırmak için herhangi bir yönü güçlü olanla, zayıf olanı bir arada vermektir. Benzetmede; gibi, sanki, kadar, tıpkı gibi sözcüklerden yararlanılır.


BENZETME ÖRNEĞİ