TÜRK EDEBİYATI-EDEBİ AKIMLAR VE EDEBİ TÜRLER İÇİN TIKLAYINIZ

NOT: YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ

 

"Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri Türk kültürüyle ne çok dolu olursa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar güçlü olur."         K. Atatürk

 

ÇEŞİTLİ YÖNLERİYLE DİL

Bu bölüm,dilin tanımı ile birlikte bir dilin ulus yaşamındaki yerine ve dil kültür ilişkisi içinde Türkçe’nin tarihi gelişimine kısaca bir bakışı kapsamaktadır.

Filozof Konfüçyus’a sormuşlar;

“Sizi devletin en üst makamına getirseler,ne yaparsınız?”

Konfüçyus;

‘’Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar,dili gözden geçirmelerini isterdim’’, demiş.

Bu cevaba şaşıran insanlar;

‘’Sağlık,ekonomi,eğitim gibi sorunlar dururken neden dil?’’ diye sormuşlar.

Konfüçyus;

“Bir ulus dilini doğru bilmiyor ve kullanmıyor, kullanamıyorsa hiçbir kurum görevini yerine getiremez!...
Hasta derdini,öğretmen dersini anlatamaz, sanık koltuğunda oturan insan savunmasını yapamaz. İnsanlar birbirlerini anlamayınca da kargaşa doğar. Bunu önlemek için dili iyi öğretmeliyiz. Çünkü dil insanlar arasında anlaşmayı sağlar.”

Konfüçyus’un bu sözlerini düşünüp değerlendirmek lazım!

A- DİL NEDİR ? DİLİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Konfüçyus, dilin anlaşmayı sağlayan bir araç olduğunu belirtmekte fakat biz anlaşmayı sağlayan araçların hepsine birden DİL diyemeyiz.

Mutluluk içten bir gülüşle anlatılabilir. Kızgınlık, çatık kaşlarla ifade edilebilir fakat DİL, konuşmanın ötesinde yazı ile anlaşmayı sağladığı kadar geçmişi geleceğe de taşıyabildiği için samimi bir gülüşle çatık bir kaştan ayrılmaktadır.

Kendi aramızda şifrelerle anlaşmayı sağlayabiliriz. Bu tür bir anlaşma da dil değildir. Çünkü dilin kendine özgü kuralları vardır. Dil nasıl doğmuş, nerede doğmuştur ? Kuralları ne zaman kimler tarafından belirlenmiştir ? Bu tür soruların cevapları da hala kesin olarak bilinmiyor. Ancak kesin olarak bilinen bir gerçek şu ki, dil insanla birlikte var olmuştur.

İlk çağlarda taşları yontarak silah yapan insan, günümüzde uzaya uydular göndermektedir. Çağlar boyunca insanın gösterdiği gelişimi dil de kendi kurallarını geliştirerek göstermiştir. Bu kurallara bağlanarak gelişimini sürdüren ve sürdürmekte olan DİL insan gibi YAŞAYAN CANLI BİR VARLIKTIR.

Dil öncelikle toplumları birleştirerek ulus (millet) basamağına çıkartan ve bir ulusun kültürünü gelecek nesillere taşıyan bir köprüdür.

Kısaca DİL ; yazı ve konuşma ile insanların anlaşmasını sağlayan,ses işaretlerinden oluşan bir SİSTEM dir.


DİLİN ÖZELLİKLERİ

Dil, ses işaretleriyle insanlar arasında karşılıklı anlaşmayı sağlar.
Dil, toplumlara ulus (millet) olma bilincini vererek, o ulusun kültürünü gelecek nesillere taşır.
Dilin, kendine ait kuralları vardır; dil bu kurallar çerçevesinde gelişen canlı bir varlıktır.



B- DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ

Sabah erken kalktım sütü pişirdim
Sütün kaymağını yere taşırdım
Burçak tarlasında aklım şaşırdım

Ah ne yaman zormuş burçak yolması
Burçak tarlasında gelin olması

(Burçak Tarlası-anonim türkü)

Ana başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş

(Mani-anonim)

Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.

Dadaloğlu

Yukarıdaki dizeleri Türkleri hiç tanımayan, fakat Türkçe bilen bir yabancıya okutsak; Türklerin tarımla uğraştığını, kadınların tarlada çalıştığını, annenin Türk kültürü içinde çok önemli bir yerinin olduğunu belirterek, bir dönem padişahlıkla yönetildiğini söyleyebilir bize. Okuduğu şiirlerden bu sonuca ulaşması hiç de zor olmasa gerek.

Görülüyor ki, bir ulusun (millet) yaşam biçimini,dünya görüşünü, yaşadığı toplumsal çalkantılarını, özlemlerini gelenek ve göreneklerini DİL aracalığıyla meydana getirilen eserlerden öğrenebiliriz .

Bu da demektir ki ; DİL,TOPLUMUN AYNASIDIR.TOPLUMLAR KÜLTÜRLERİNİ ANCAK DİL İLE GELECEK NESİLLERE AKTARABİLİRLER.


C- DİLİN BİR ULUSUN (milletin) HAYATINDAKİ YERİ ve ÖNEMİ

Yabancı bir ülkede olduğumuzu düşünelim ve çevremizde de hiç anlamadığımız bir dille konuşan yığınla insan olduğunu. Kesinlikle yalnız, yapayalnız olduğunu düşünür herhalde insan. Hem de öyle bir yalnızlık ki ! Etrafınızda yüzlerce insan var fakat siz hiçbirisi ile konuşamıyor ve birisine olsun derdinizi anlatamıyorsunuz. Konuşamıyor, kendinizi ifade edemiyorsunuz. Sizi anlayabilecek hiçbir kimse yok. Bu bir felakettir herhalde!

İşte önce insanı boşlukta asılı kalakalmış gibi bir yalnızlıktan kurtaran ve gittikçe bir ulus (millet) olma haline getiren DİL’ in özellikle de ANADİL in önemi !

Anlaşılıyor ki ; toplumları ulus haline getiren en önemli öğedir DİL.

Dil ile meydana getirdiğimiz ninniler,şarkılar,türküler,fıkralar,masallar değil midir bizi birbirimize bağlayan? Ve yine ;

‘’Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Gençliğim eyvah!...’’

diyen o hüzünlü sesi, DİL değil midir geçmişten bize taşıyarak bizden de geleceğe götürecek olan ?

D- BAŞLICA DİL GRUPLARI ve TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
(Kısaca Bakış)


Dünyada 3000’e yakın DİL olduğu bilinmekte. Bu dillerin pek çoğunun da birbirine yakın, benzerlikler taşımakta olduğu.

Örneklemek gerekirse ; Türkçe-Kazakça-Özbekçe-Türkmence benzerliği gibi... Hatta bu benzerliğin Almanca Fransızca-İngilizce ve İtalyanca arasında da olduğu gözlemlenebilir.

Dil bilginleri, dillerin hangi özellikleriyle birbirlerine benzediğini araştırmışlar ve bu araştırmaların sonunda da dilleri ikiye ayırmışlar.

Yapı Bakımından Diller
Köken Bakımından Diller

Şimdi YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ e örnekle bakacak olursak ;

Örneğin; Türkçe ve İngilizce’de ayni anlama gelen iki fiil çekimine bakalım.

TÜRKÇE İNGİLİZCE
görmek to see

Şimdiki zamanda görüyor see
Di’li geçmiş zamanda gördü saw
Miş’li geçmiş zamanda görmüş seen


Türkçede GÖR kökü değişmedi sadece ek aldı. İngilizce’de ise see kökü değişerek saw ve seen şekline dönüştü.

- İngilizce’de olduğu gibi köklerden değişik şekillere girerek sözcük türeten dillere ÇEKİMLİ DİLLER
- Türkçe’de olduğu gibi köklere ekler getirilerek sözcük türeten dillere ise EKLEMELİ ya da BİTİŞKEN DİLLER
- Japonca’da olduğu gibi tek heceden oluşan sözcüklerin cümle içinde yerini değiştirerek yeni sözcükler türeten dillere ise TEK HECELİ DİLLERdenilmektedir.

Yukarıdaki örneği, YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ in daha iyi anlaşılması için verildiği malumunuzdur. Bu örneğin amacını kısaca açıkladıktan sonra, Yapısına Göre Dilleri sıralayabiliriz artık.

1-) YAPI BAKIMINDAN DİLLER

1-a) Çekimli Diller (İngilizce-Arapça vb.)
1-b) Eklemeli Diller (Türkçe vb.)
1-c) Tek Heceli Diller (Japonca vb)


Not : Türkçe’de ekler, sözcüğün sonuna geldiği için Türkçe Son Eklemeli bir dildir.



2-) KÖKEN BAKIMINDAN DİLLER

Kardeşine benzediğini düşünenler olduğu gibi hiç benzemediğini düşünenler varsa bile ağzının,gözünün ya da saçının olsun, bir yerlerinin benzediğini gizli gizli de olsa mutlaka düşünüyordur .

Örneğin; Ana Türkçe’den ayrılan Macarca ile bugünkü dilimiz arasında benzerlikler çok azdır. Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesinin ortak özelliği çok fazladır.

Yani Dünyada aynı kökten türeyen pek çok dil vardır. Bu nedenle dil bilimciler köken bakımından da dilleri sınıflandırmışlardır.

2-a) Sami Dil Ailesi
Hami-Sami-İbranice

2-b) Bantu Dil Ailesi
Afrika’nın güney bölgesinde ve Ümit Burnu çevresinde konuşulan diller

2-c) Ural-Altay Dil Ailesi
Türkçe-Macarca vb.

2-d) Çin-Tibet Dilleri

2-e) Hint-Avrupa Dil Ailesi
İngilizce-İtalyanca-Fransızca vb.


Görüldüğü gibi ve sanırım anlaşıldığı üzere,Türkçe son eklemeli bir dil olduğu gibi Ural-Altay Dil Ailesinin de bir üyesidir:

E- TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHİ GELİŞİMİ (KISA BİR BAKIŞLA)


Geçmişten günümüze,Türkçe pek çok aşamalardan geçmiş,pek çok lehçelere ayrılmıştır. Bunun en önemli nedeni ise Orta Asya Göçleridir.

Türklerin Orta Asya’da kullandıkları Türkçe, Eski Türkçe’dir. Göktürk Yazıtları ve Uygurca’dan kalan eserler bu döneme aittir.

Eski Türkçe bilinmeyen bir tarihten başlar ve 11.yy.a kadar sürer. 11.yüzyıldan sonra farklı coğrafyalarda yaşayan Türkler arasında,Türkçe’nin lehçelere ayrılmaya başladığı görülür. Bu döneme ‘’ORTA TÜRKÇE’’ denir. 11. yy’ dan 19. yy’ a kadar devam eden bu dönemde Türkçe, Kuzey Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olarak ikiye ayrılır.

19. yy’ da ise Modern Türkçe (Yeni yazı dilleri devresi) dediğimiz dönem başlar. Bu dönemlere de topluca bakacak olursak ;

1- ESKİ TÜRKÇE

Göktürkçe
Uygurca


2- ORTA TÜRKÇE (11. yy – 19. yy)

a) Kuzey – Doğu Türkçesi

Kuzey = Kıpçakça
Doğu = Hakaniye (11. yy – 15. yy) – Çağatayca (15. yy)

b) Batı Türkçesi
Azeri Türkçesi (Azerice)
Anadolu Türkçesi (Oğuzca-Osmanlıca –13. yy – 20. yy )
Türkiye Türkçesi (20. yy)

NOT : Modern Türkçe döneminde Türkçe 20 yazı diline ayrılmıştır. Bu yazı dillerinin hepsi burada gösterilmemiştir.

Karaçayca – Nogayca – Başkutça gibi.


F – TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER

Yukarıda dili tanımlarken,anlaşmayı sağladığını ve ses işaretlerinden meydana gelen bir sistem olduğunu vurgulamıştık.

ALFABE de,işte bu ses işaretlerinin yazıdaki şeklidir ve toplumlar yazıyı kullanırken değişik alfabeler de kullanmışlardır.

Türkler de tarih boyunca değişik alfabeler kullanmışlardır. İlk alfabenin GÖKTÜRK alfabesi olduğu bilinmektedir. Orhun Kitabeleri (Anıtları ya da Göktürk Yazıtları) bu alfabe ile yazılmıştır. Bu alfabe 38 harften meydana gelmiş,yukarıdan aşağıya doğru yazılarak kullanılmıştır.

Türklerin kullandığı ikinci alfabe ise 18 harften oluşan UYGUR Alfabesidir.

Türkler müslüman olduktan sonra 32 harften oluşan ARAP Alfabesini kullanmışlardır.

Cumhuriyet döneminde ise LATİN Alfabesine geçilmiştir. Bu alfabe bilindiği gibi 29 sesten oluşmuştur.

Toparlarsak ; Türkler tarih boyunca dört değişik alfabe kullanmışlardır.

Göktürk Alfabesi - 38 Harf
Uygur Alfabesi - 18 Harf
Arap Alfabesi - 32 Harf
Latin Alfabesi - 29 Harf


Sovyetler Birliği kurulduktan sonra, orada yaşayan Türkler KİRİL alfabesini kullanmışlardır. Ancak Türk boylarını birbirinden ayırmak için 20 değişik KİRİL Alfabesi hazırlanmıştır. Günümüzde,Türk Cumhuriyetlerinde de LATİN Alfabesine geçilmektedir.


G – DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ

Türk Dilini yani GÜZEL TÜRKÇEMİZİ doğru ve düzgün kullanmak onun cümle kuruluşunu,sözcük yapısını iyi ve doğru bilmek, tanımakla mümkündür.

Öyle ise ‘’Türkçemizi doğru ve güzel kullanmak için ne yapmalı nelere dikkat etmeliyiz?’’ ‘’Dilimizin cümle yapısı nedir,nasıldır?’’ gibi soruların cevabını araştıran bilim dalıdır da diyebiliriz DİLBİLGİSİ ne.

Daha derli toplu tanımlamak gerekirse ;

DİLİN YAZMADA ve KONUŞMADA UYULMASI GEREKEN KURALLARINI ARAŞTIRAN, ÖĞRETEN BİLİM DALINA DİLBİLGİSİ DENİR.

DİLBİLGİSİNİN AMACI ; Bir ulusu ulus yapan temel öğelerden biri olan DİL KURALLARINI gelecek nesillere de taşınacak biçimde öğreterek, güzel ve doğru kullanımını sağlamaktır.

DİLBİLGİSİ dilin kurallarını araştırırken çeşitli bölümlere ayrılır. Biz bunu TÜRKİYE TÜRKÇESİ kısmında Bölüm bölüm ele alarak haftalık periyodlarla işleyeceğiz.

Bu bölümü, DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ ile şimdilik sonlayacağız.


DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ

1- SES BİLGİSİ - Fonetik
Dilin ses özelliklerini ve sesle ilgili kurallarını inceler. Türkçe de 8 ünlü,21 ünsüz vardır.

2- SÖZ DİZİMİ - Sentaks
Dilin cümle kuruluşu ile ilgili kurallarını,sözcük gruplarını bir araya getiren kalıpları araştırır. Cümlenin öğeleri gibi

3- YAPI BİLGİSİ - Morfoloji
Dilin sözcük türetme yollarını inceler. Yapısına göre sözcükler gibi.

4- ANLAM BİLİM - Semantik
Sözcüklerin anlam özelliklerini inceler. Deyim,mecaz gibi.

5- KÖKEN BİLİM - Etimoloji
Sözcüklerin kökünü araştıran bilim dalıdır.


 
SÖZCÜKTE ANLAM


SÖZCÜKLERİN ANLAM ÇEŞİTLERİ

a) GERÇEK ANLAM


Sözcüğün tek başına ele alındığında düşündürdüğü anlam, uyandırdığı izlenim, o sözcüğün gerçek anlamıdır.
Kimi sözcüklerde tek bir gerçek anlam varken kimilerinin birden fazla gerçek anlamı vardır. Bu özellik nedeni ile GERÇEK anlam, TEMEL ve YAN ANLAM olmak üzere ikiye ayrılır.

Duyunca köpürmek
Boş yere incitmek
Keskin bir bakış atmak
Kirli düşüncelerden kurtulamamak
Elleri uyuşmak

a-1) TEMEL ANLAM


Sözcüğün belirttiği ilk ve asıl anlamdır. Çekirdek anlam, asıl anlam adı da verilir. Sözcüklerde, sözcük açıklanırken birinci sırada verilen anlamdır.

Boğaz : Boynun ön kısmı
Diş : Çene kemiklerine dizilmiş çiğnemeye yarayan beyaz sert organlardan her biri

Adamcağız çok acı çekti
Söylediği sözler çok acı verdi
Düştüğü durum çok acıydı
Acı günlerini geride bırakmak istiyordu
Biberin tadı diğerlerine göre acı

a-2) YAN ANLAM


Sözcüğün temel anlamına bağlı olarak uyandırdığı izlenimlerin her biridir. Kullanılış anlamı da denilir. Anlamı bir kavramlar zincirine benzetecek olursak, ilk halka temel, diğer halkalar yan anlamdır.

Boğaz; Bazı nesnelerin ağzına yakın dar kısmı
Diş ; Çark, testere gibi nesnelerdeki çıkıntılardan her biri

Uzun zamandır orada durmak
Kapının önünde durmak
Söylenen yerde durmak
Saatlerdir lokanta önünde durmak
Gittiği yerde çok durmak

b) MECAZ ANLAM


Sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak, başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlamdır.

Boğaz tokluğuna çalışmak
Nedensiz diş bilemek


b) TERİMSEL ANLAM


Sözcüklerin bir bilim, meslek, spor ve sanat dalında özel ve belirli bir kavramı karşılayan anlamlarıdır.

Faul-ofsayt-penaltı (spor)
Çıkarma-üçgen-açıortay (matematik)

c) ARGO ANLAM


Aynı meslek veya topluluktan kişilerin kullandığı, özel anlamlar kazanmış sözcüklerin oluşturduğu dildir.


Sakız ; Yapışkan
Matiz Olmak ; Sarhoş olmak

d) ANLAMDAŞ SÖZCÜKLER


Anlam yönünden birbirinin yerini tutabilecek sözcüklerdir.

Hür-özgür/misafir-konuk/misal-örnek/bina-yapı/taviz-ödün

NOT. Gerçek anlamdaşı olan bazı sözcükler aynı cümlede birbirlerinin yerine kullanılmayabilir.

Gür ve siyah/kara saçları vardı.
Ak/beyaz saçlar yaşlılığın kanıtı mıdır
Alnı ak/beyaz neden utansın

e) SESTEŞ SÖZCÜKLER


Anlamları farklı, sesleri aynı olan sözcüklerdir. Sesteş sözcükler yalnızca ad anlamlı olabilecekleri gibi hem ad, hem de eylem anlamlı olabilir.

Gül : Çiçek adı
Gül : Eylem
Dik : Yatık veya eğik olmayan
Dik : Eylem
Ak : Renk adı
Ak : Eylem

f) KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLER


Anlamca birbirinin tam tersi kavramları anlatan sözcüklerdir.

Dost-düşman/İyi-kötü/Uzak-yakın/Karanlık-aydınlık

NOT . Anlamca ters yönde olup da karşıt olmayan sözcükler uzak anlamlıdır.

Zayıf sözcüğünün karşıt anlamlısı şişman sözcüğüdür. Dolgun sözcüğü ise zayıf sözcüğünün uzak anlamlısıdır.

g) SOYUT ve SOMUT ANLAMLI SÖZCÜKLER


Duyu organlarının en az biriyle algılanabilen, zihinde belli bir imgeyi kesin olarak canlandıran kavramları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır. Varlığı kabul edilen ancak duyu organlarıyla algılanamayan kavramları karşılayan sözcükler ise soyut anlamlıdır.

Ses-ışık-kitap-uçak somut anlamlı
Dostluk-Özgürlük-Aşk-Özlem soyut anlamlıdır.

h) DOLAYLAMA


Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır.

Derya kuzuları taze mi / Yazarın romanı beyaz perdeye aktarıldı. / Kaleci meşin yuvarlağı son anda yakalar.

I DEĞİŞMECE – Mecaz-ı Mürsel


Bir kavramın, benzetme amacı güdülmeden, bağıntılı, ilgili olduğu başka bir kavramı karşılayan sözcükle anlatılmasıdır. Bu duruma AD AKTARIMI da denir ve kavramlar arasında çeşitli ilişkilere dayanır.

* PARÇA – BÜTÜN İLİŞKİSİ


Saçlarını kestirince gözlerinin ortaya çıkması (Bir bölümünü)
Atalarımız canlarını hilal uğruna feda ettiler. ( Bayrak)

* İÇ – DIŞ İLİŞKİSİ


Reçeli dolaba koymayı unutmuş (Reçel kavanozunu)
Tencereyi çöpe dökmelisin (Tenceredeki yemeği)

* NEDEN – SONUÇ İLŞKİSİ


Bereketin yağması köylüyü güldürdü (Yağmur)
Tatilin yağmasına hepimiz sevindik (Kar)

* SANATÇI – YAPIT İLİŞKİSİ


Orhan PAMUK’ u daha evvel okudum (Romanlarını)
Mozart’ ı dinlerken kendimden geçiyorum. (Bestelerini)

* SOYUT – SOMUT İLİŞKİSİ


Bu konu kafamda netleşince söylerim. (Zihnimde)
Türk gençliği ilkelerinden ödün vermez (Genç insanlar)

i) YAKIŞTIRMA

Öz adı olmayan ya da bilinmeyen varlıkların, çeşitli yönlerden yakışan sözcüklerle adlandırılmasıdır. Sözcüklerin yan anlam kazanması bu yolla gerçekleşir.

Uçağın kanadı kuleye çarptı
Masanın ayağı kırılmış
Makinenin kolunu hızlı çevirmeli

j) EYLEM ve DUYU AKTARIMI


Bir varlığa ilişkin bir eylemin,başka bir varlığa; duyuya ilişkin kavramın,başka bir duyuya aktarılmasıdır.

Tatlı sözleri ile gönlümüzü kazandı. (Tatmadan işitmeye)
Soğuk bakışları sorun olduğunu anlatıyordu. (Dokunmadan görmeye)
Buraya gelmek aklına nereden esti (Eylem aktarımı)
Onurumu kimsenin ayakları altına sermem (Eylem aktarımı)

k) GÜZEL ADLANDIRMA


Söylenmesi sakıncalı, ürkütücü ya da hoş olmayan sözcüklerin yerine onlardan daha güzel olduğu varsayılan sözcüklerin kullanılmasıdır.

Korkunç bir kazada yaşamını yitirdi. (Öldü)
Gelecekte kötü hastalığın çaresinin bulunacağına inanıyorum. (Kanser)
İki gün sonra toprağa verilecek. (Gömülecek)


l) GENEL ANLAM ve ÖZELLİKLERİ


Nesneler sınıfının tüm özeliklerini yansıtan kavramlar, genel; tek bir nesnenin özelliklerini yansıtan kavramlar özel anlamlıdır. Ancak sözcüğün genel bir anlam mı, özel bir anlam mı taşıdığı cümledeki kullanımıyla belirlenir.

Bütün canlıları, hayvanları, köpekleri çok severim. (Genelden özele)
Menekşeye, çiçeklere, bütün bitkilere ışık ve su hayat verir. (Özelden genele)
Dağa tırmanmayı seviyor. (Genel)
Bizim köyün yolunu kısaltmak için dağa tünel yapılacak. (Özel)

m) SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK


Bir sözcüğün temel anlamını yitirmeden, temel anlamıyla ilgili yeni kavramları anlatacak biçimde kullanılmasıdır. Çok anlamlılık, soyut kavramları anlatan sözcüklerde görülür. Yan anlamları olan bütün sözcüklerde çok anlamlılık vardır.

Göz
Temel anlamı ; Görme organı
Yan anlamları ; Suyun gözü (Kaynak), İğnenin gözü (Delik), Masanın gözü (Çekmece)

n) BENZETME


Bir varlığın herhangi bir niteliğini belirginleştirmek amacıyla başka bir varlığın örnek gösterilmesidir. Varlıklar arasında ortak yön ilişkisiyle söz, etkili ve güçlü kılınır.

Nefret, kezzap gibidir. Ondan uzak durmalısın.
Oturduğu ev sanki mağaraydı.

o) EĞRETİLEME


Bir sözcüğün benzetme ilişkisiyle başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.

Babam yine kükrüyor (Aslan gibi)
Haberi duyunca uçarak geldim (Kuş gibi)
Meşin eldivenlerimiz üç madalya kazandı (Boksörlerimiz)


ö) ABARTMA


Bir sözcüğün etkisini güçlendirmek amacıyla ya olmayacağı biçimde, ya da olduğundan az veya çok gösterilmesidir.

Bu işin de üstesinden gelir, gözünü budaktan sakınmaz.
Sesleri duyunca yüreğim ağzıma geldi.

p) DEĞİNMECE - DEĞİŞMECE


Bir sözcüğün hem gerçek, hem de değişmece anlamını çağrıştıracak biçimde kullanılmasıdır.

Bir günde dört kapı yaptı. - (Dört kapı imal etti, gerçek anlamı
(Dört yere gitti – Değişmece)

Adamın yüzü kızardı. – (Yüzünün rengi değişti , gerçek anlamı)
(Utandı – Değişmece anlamı)


q) YANSIMA SÖZCÜKLER


Ses taklidi yoluyla doğadaki seslerden türetilen sözcüklerdir.

Horultu – mırıltı – cızırtı – fısıltı

q) İKİLEMELER


Anlatımın gücünü arttırmak, anlamı pekiştirmek amacıyla aynı sözcüğün yinelenmesi, aralarında ses veya anlam ilgisi bulunan iki sözcüğün yan yana kullanılmasıdır. İkilemeyi oluşturan sözcükler arasında çeşitli ilgiler vardır.

* Ayni sözcüğün yinelenmesiyle
Buzlu buzlu sulardan doya doya içti

* Anlamdaşı sözcüklerin kullanılmasıyla
Herkeslerden köşe bucak kaçıyor

* Yakın anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
İlacı içince ağrı sızı kalmadı

* Karşıt anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla
Onunla iyi kötü günler yaşadık

* Bir sözcüğü anlamlı olan ikilemeler
Eski püskü arabayla oraya gidemezsiniz

* İki sözcüğü de tek başına anlamlı olmayan ikilemeler
Bunun da ıcığını cıcığını çıkardın

r) DEYİMLER


En az iki sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak bir varlığı, bir durumu daha etkili ve güçlü biçimde anlatmasını sağlayan kalıplaşmış sözlerdir.

Deyimlerin biçimsel ve anlamsal özellikleri vardır. Bu özellikler onların diğer kalıplaşmış sözlerle karşılaştırılmasını engeller.

Kısa ve öz anlatımlıdırlar. Yol gösterici veya öğüt verici özellikleri yoktur.
GÖZE GELMEK

Deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez, sözcükler anlamdaşlarıyla yer değiştiremez.
Kafa tutmak – Baş tutmak olmaz.

Deyimler çoğunlukla mastar halinde bulunur. Zaman ekleriyle kişilere göre çekimlenebilirler.
Dönmesini dört gözle bekliyorum.

Deyimi oluşturan sözcükler az veya çok gerçek anlamlarından sıyrılmıştır.
Bu iş gerçekleşirse köşeyi döneriz.

s) ATASÖZLERİ


Uzun denemeler ve gözlemler sonucu söylenmiş, toplumun malı olmuş, söyleyeni belli olmayan, genel kural niteliği taşıyan, kalıplaşmış sözlerdir.

Derdini söylemeyen derman bulamaz.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Kardeş kardeşi atar, yar başında tutar.

* Atasözlerinin biçimsel ve anlamsal özellikleri, onların – özellikle – deyimlerle karıştırılmasını önler.
* Deyimler gibi kalıplaşmış sözlerdir.
* Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, hiçbir sözcüğün yerine anlamdaşı kullanılmaz.
* Kısa ve özlü sözlerdir.
* Yol gösterici, öğüt verici; gelenekleri, inançları, doğa olaylarını anlatan, genel kural özelliği taşıyan sözlerdir. Deyimler gibi anlık değildir.
* Deyimlerde olduğu gibi sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmazlar. Ancak çok az sayıdaki atasözünün kalıplaşmış anlamı sözcüklerin gerçek anlamıyla aynı doğrultudadır.


ANLAM ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ TAMAMLAYICI BİLGİLER


* Anlam Daralması

Sözcüğün önceden pek çok kavramı karşılarken zamanla birini karşılayacak şekilde kullanılmasıdır.

YEMİŞ ; Bütün meyveler – Geniş
İNCİR ; Dar anlamlı

* Anlam Genişlemesi

Sözcüğün zamanla yeni anlamlar kazanmasıdır.

ÖDÜL ; Güreşçilere verilen armağanlar – Dar –
Özendirici bütün armağanlar – Geniş –

* Anlam Kayması

Yeni bir kavramı karşılayacak şekilde sözcüklerin gerçek anlamlarından sıyrılarak kalıplaşmasıdır. Bileşik sözcüklerde genellikle bu özellikler vardır.

İmambayıldı ; Sözcükler gerçek anlamlarından sıyrılmış bir yemeğin adı olmuştur.

* Öznel ve Nesnel Anlam

Sözcüğün anlamları kişiden kişiye değişiyorsa, öznel; değişmiyorsa, nesneldir.

Çekiç ; nesnel / Utanç ; öznel

 
SES BİLGİSİ ve YAZIM KURALLARI

A) Ünlü Uyumları
B) Ünsüz Değişmeleri
C) Ses Olayları
D) Yazım Kuralları

Bir dilin seslerini ve seslerle ilgili özelliklerini inceleyen dilbilgisi dalına SES BİLGİSİ (Fonetik) denir.
Dilimizde sesleri karşılayan 8 ünlü (sesli), 21 ünsüz (sessiz) harf vardır. Sesler heceleri, heceler de sözcükleri oluşturur. Ünlülerin hece değeri vardır. Ünsüzlerin hece değeri yoktur. Sözcükteki ünlü sayısı hece sayısını belirler.
 

 

ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ


 
 

DÜZ

YUVARLAK

 

Geniş

Dar

Geniş

Dar

KALIN

a

ı

o

u

_0 NCE

e

i

ö

ü


 



 


 

ÜNSÜZLERİN ÖZELLİKLERİ

 

SERT

YUMUŞAK

SÜREKLİ

f, h, s, ş

ğ, j , l , m , n , r , v , y , z

SÜREKSİZ

ç, k, p, t

b , c , d , g



ÜNLÜ UYUMLARI

1- Büyük Ünlü Uyumu : Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde ince ünlü varsa, diğer hecelerinde de ince; kalın ünlü varsa, diğer hecelerinde de kalın ünlü bulunmasıdır.

İlk Hece Sonraki Hece

Kalın Kalın
(a, ı, o, u) (a, ı, u)

İnce İnce
(e, i, ö, ü) (e, i, ü)

2- Küçük Ünlü Uyumu : Türkçe sözcüklerde, her düz ünlüyü düz ünlüler; yuvarlak ünlüleri de ya düz geniş (a, e) ya da dar yuvarlak (u, ü) ünlüler izler. Küçük ünlü uyumuna ‘’Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu’’ da denebilir.

İlk Hece Sonraki Hece

Düz Düz
(a, e, ı, i) (a, e, ı, i)

Yuvarlak Dar-Yuvarlak, Düz-Geniş
(o, ö, u, ü) (a, e, u, ü)



* ‘’O, ö’’ sesi yalnızca ilk hecede bulunur; sonraki hecelerde bulunmaz.

* ‘’-yor’’ ekindeki ‘’o’’ sesi bu kuralı bozar. (Bilmiyor – Gülmüyor...)

* Kamyon , radyo, doktor, horoz, motor, sözcükleri Türkçe değildir.

* Çamur, yağmur, tavuk, kabuk, kavun, gibi sözcükler Türkçe olmalarına karşın küçük ünlü kuralına uymaz.

DİKKAT ; Bileşik sözcüklerde ünlü uyumu aranmaz; gerekirse her sözcükte ayrı ayrı aranır.

* Ünlü Uyumları Türkçe Sözcüklerde Aranır.
‘’ Kalem, cihan, adalet, şükran, insan, mecmua....’’ sözcükleri yabancı kökenli olduğu için bu kuralın dışındadır.

* Anne, elma, kardeş, hangi sözcükleri (ana-alma-kardaş-kangı) gerçek biçimlerinden uzaklaştıkları için büyük ünlü uyumuna aykırı gibi görünürler. Bu sözcükler Türkçedir.

BÜYÜK ÜNLÜ UYUMUNA UYMAYAN EKLER

- yor = geliyor, seviyor, gülüyor
- ken = koşarken, ağlarken, bakarken
- ki = yukarıdaki, ondaki, dosyadaki
- leyin= akşamleyin, sabahleyin
- imtrak=yeşilimtrak, ekşimtrak
- daş = gönüldaş, ülküdaş

ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ

1- Ünsüz Yumuşaması : Sözcüğün sonundaki p, ç, t, k, ünsüzlerinin, ünlü ile başlayan ek aldıklarında b, c, d, g, ğ ünsüzlerine dönüşmesidir.

Kürek + i = Küreği Umut + u = umudu
Çorap + ı = Çorabı Sevinç + i = Sevinci

* Tek hecelilerin ve –t ekiyle türemiş sözcüklerin çoğu bu kurala uymaz.

Sırt + ı = Sırtı Sap + ı = Sapı
Anıt + a = Anıta Yakıt + ın = Yakıtın

* Yabancı sözcüklerin çoğunda da aynı durum vardır.

Millet + in = Milletin Saat + e = Saate

1- Ünsüz Sertleşmesi : Dilimizdeki ; c, d, g, ünsüzleriyle başlayan eklerin sert ünsüzlerle biten sözcüklere eklendiklerinde ; ç, t, k ünsüzlerine dönüşmesidir.

çiçek + ci = çiçekçi sert + ce = sertçe
beş + de = beşte sus + gun = suskun
hafif + dir = hafiftir dolap + dan = dolaptan
ağaç + da = ağaçta külah + cı = külahçı

* Bileşik sözcüklerde diğer kuralların yanı sıra bu kuralın da aranmaması gerekir ; Akdeniz, üçgen, akciğer



SES DÜŞMESİ

1- Ünlü Düşmesi : İki heceli olup ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü) bulunan sözcüklere ünlüyle başlayan


A- Akıl-ı = Aklı
Şehir-i = Şehri
Beyin-imiz = Beynimiz

B- Sızı-la-mak = Sızlamak
Koku-la-mak = Kokmak
Yumurta-la-mak = Yumurtlamak

C- Sarı-ar-mak = Sararmak
Yeşil-er-mek = Yeşermek
Kara-ar-mak = Kararmak

D- Kimi eylemlerden ad yapılırken ünlü düşmesi görülebilir ;

Ayır-mak = Ayrım
Kıvır-mak = Kıvrım
Sıyır-mak = Sıyrık

E- Söyleyiş kolaylığından kaynaklanan ünlü düşmesi görülebilir.

Orada = Orda
Burada = Burda
Şurada = Şurda

F- Kimi bitişik yazılan bileşik eylemlerde ünlü düşmesi görülebilir.

Kayıp-olmak = Kaybolmak
Zehir-olmak = Zehrolmak
Hapis-etmek = Hapsetmek

2. Ünsüz Düşmesi

Bazı sözcüklerin yapım eki alırken sonlarındaki ‘’k’’ sesini kullanmamalarıdır.

Alçak-al-mak = alçalmak
Ufak-cık = ufacık

SES AŞINMASI

Bileşik sözcüklerde ilk sözcüğün son hecesi ile ikinci sözcüğün ilk hecesindeki ses benzerliğinin kaynaşması sonucu oluşur.

Pazar-ertesi = Pazartesi
Ne-için = niçin
Ne-asıl = nasıl
Bu-ara = bura

Bazı sözcüklerin de başındaki veya sonundaki ses zamanla aşınmıştır.

Isıcak = sıcak
Isıtma = sıtma
Kışlak = kışla
Kadıköyü = kadıköy



SES TÜREMESİ (Ünlü türemesi)

Bazı sözcüklerde sözcük yapım eki alırken,pekiştirilirken veya bileşik sözcük oluşturulurken bir, ya da
Birden fazla sesin türemesidir.

Genç+cik = gencecik
Düp+düz = düpedüz
Bir+cik = biricik
Sırsıklam = sırılsıklam

ÜNSÜZ TÜREMESİ

Bitişik yazılan bileşik eylemlerde görülür.

Af etmek = affetmek
His etmek = hissetmek
Hal etmek = halletmek
Zan etmek = zannetmek
Ret etmek = reddetmek
Haz etmek = hazzetmek

ÜNLÜ DARALMASI

A ve E ünlüleri ile biten eylemlere şimdiki zaman eki ‘’-yor’’ getirildiğinde eylemin ünlüsü ‘’ı, i, u, ü’’ ye
Dönüşür.

Bekle-yor = bekliyor
Özle-yor = özlüyor
Kokla-yor = kokluyor

* Kaynaştırma harfi ‘’y’’ nin daraltıcı özelliği yoktur.

Söyle-ecek = söyleyecek
Gözle-en = gözleyen


U L A M A

Ünsüzle biten sözcükten sonra ünlüyle başlayan sözcük geldiğinde sözcüklerin birbirlerine eklenerek
Söylenmeleridir.

Sizden + aldığım + elmalar + ekşiymiş

Sözcükler arasında noktalama işareti varsa eklenerek okunmaz, yani ulama yapılmaz. ;

Annem, onu hiç beğenmemiş.

KAYNAŞMA

Ünlüyle biten sözcük ünlüyle başlayan bir ek aldığında arada ‘’y, ş, s ,n’’ ünsüzlerinden birinin kullanılmasıdır.

Sevgi + in = sevginin
Etki + i = etkisi
Başla + an = başlayan
İki + er = ikişer



* Ünlüyle biten bazı sözcüklere ‘’-de, den’’ eki getirildiğinde de kaynaştırma harfi kullanılır.

O + da = onda
Bu + dan = bundan

* ‘’İle’’ sözcüğü, ünlüyle biten sözcüğe ulandığında ‘’i’’ sesi ‘’y’’ sesine dönüşür

ünlü ile = ünlüyle
babası ile = babasıyla


BÜYÜK HARFLERİN KULLANILMASI

1- Cümlelerin ilk sözcüğünün başında kullanılır
2- Dizelerin ilk sözcüğü de büyük harfle başlar.
3- Her türlü özel adın başında kullanılır
4- Özel adlarla kullanılan lakaplar ve unvanlar, büyük harfle başlar
5- Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar
6- Ulusal ve dinsel bayramlarda, bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar
7- Dünya,güneş,ay sözcükleriyle gezegen adları gökbilim ve coğrafya terimi olarak kullanıldıklarında büyük harfle başlar.
8- Gazete,dergi,kitap adlarının ve yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar
9- Yazışmalarda hitaplar ve adresler büyük harfle başlar
10- Yön bildiren adlar ve ‘’aşağı, orta, uzak, iç, eski’’ gibi sözcükler özel adlarla kullanıldıklarında büyük harfle başlar. Orta Anadolu / Güney Avrupa / Aşağı Ayrancı / Küçük Menderes / Eski Kızılelma
11- Levhalar ve açıklama yazıları
12- Özel adlardan türetilen sözcükler
13- Bir tür adıyla oluşan özel adların ilk harfi büyük olur. Lozan Anlaşması / Kurtuluş Savaşı gibi.

ÖZEL ADLARIN YAZIMI

* Özel adlar büyük harfle başlar ve çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılarak yazılır
Belediye Atatkule’yi satacakmış.

* Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.
On bir yıldan sonra artık Ankaralı sayılmalıyım.

* Eklendiği sözcüğe ulus veya aile anlamı katan ‘’-ler’’ eki kesme işaretiyle ayrılmaz.
İngilizler 1. Dünya Savaşı’nda gerçek yüzlerini gösterdiler.
Leylalar yarın dönecek mi?

BİLEŞİK EYLEMLERİN YAZIMI

1. Yardımcı eylemle bir ad soylu sözcükten kurulan bileşik eylemler bazen bitişik, bazen de ayrı yazılır.
Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olursa, bitişik yazılır.

Kendini günlerce eve (hapsetti)
Onu görünce sevineceğini (zannediyorum)

Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olmazsa, ayrı yazılır.

Hiçbir şey onu (teselli etmedi)
Herkes bu olaydan (söz ediyor)

2. İki eylemden oluşan özel bileşik eylemler bitişik yazılır ;

Yazabilmek – uyuyakalmak – yıkayıvermek – süregelmek – bayılayazmak





EKEYLEMLERİN YAZIMI

* Ekeylemler bitişik veya ayrı yazılabilir. Genel eğilim bitişik yazma yönündedir.
* Ünsüzle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ünlü düşer.

Tuzsuz idi tuzsuzdu
Islak imiş ıslaktı
Açık ise açıktı

* Ünlüyle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür.

Silgi idi silgiydi
Ekşi imiş ekşiymiş
Sarı ise sarıysa

* Sert ünsüzle biten bir sözcüğe eklenen ‘’idi’’ ekeyleminin ünlüsü düşerken ünsüzü de sertleştirir ;

Çocuk idi çocuktu
Boş idi boştu

PEKİŞTİRİLMİŞ VE BİLEŞİK SÖZCÜKLERİN, İKİLEMELERİN YAZIMI

1- Dilimizdeki bütün ikilemeler ayrı yazılır, aralarında noktalama işareti kullanılmaz ;

Konuşa konuşa / allak bullak / el ele / boşu boşuna / karış karış / konu komşu

2- Anlam kayması veya ses düşmesi yoluyla oluşan bileşik sözcükler bitişik yazılır.

Sütlü aş sütlaç
Ne için niçin
Katırtırnağı/devetabanı/danaburnu

* Terim olan bileşik sözcükler anlam kayması olmasa da bileşik yazılır.

Buzdağı / bezdoku / takımada / çanak yapraklılar

* Terimlerde niteleyici, belirtici sözcükler ayrı yazılır.

Doğru orantı / sabit çarpan / içbükey ayna / en küçük ortak kat

* Pekiştirilmiş sözcükler her zaman bitişik yazılır ;

Paramparça / yemyeşil / kupkuru / apaçık

‘’İ L E’’ SÖZCÜĞÜNÜN EK OLARAK YAZIMI

İle sözcüğü, sözcüklerden ayrı veya sözcüklere bitişik yazılabilir.

* Ünsüzle biten sözcüğe ek olarak getirildiğinde başındaki ünlü düşer, büyük ünlü uyumuna uyar ;

Çiçek ile çiçekle
Uçak ile uçakla

* Ünlüyle biten sözcüklere eklendiğinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür;

Sevgi ile sevgiyle
Tatlı ile tatlıyla


‘’ K İ’’ BAĞLACININ ve ‘’K İ’’ EKİNİN YAZIMI

1- Bağlaç olan ‘’Kİ’’ , ayrı yazılır ; Ağır git ki yol alasın
Ki bağlacı birkaç sözcükte kalıplaşmış olarak bitişik yazılır ; mademki / sanki / halbuki / oysaki

2- -Ki eki sözcüğe bitişik yazılır ve ünlü uyumlarına uymaz

Geçmişteki hatalardan ders almalıyız.
Onunki buluttan nem kapmak

* Birkaç sözcükte –ki eki küçük ünlü uyumuna uyar ;

O günkü , dünkü , öbürkü


‘’DE’’ BAĞLACININ VE ‘’-DE’’ EKİNİN YAZIMI

1- Bağlaç olan DE, ayrı yazılır; kendinden önceki sözcüğün son ünlüsüne göre büyük ünlü uyumuna uyar.

Geleceğimi biliyordu da beklememiş.
Çiçek de çocuk gibidir.

2- Ek olan –de, sözcüğe bitişik yazılır; büyük ünlü uyumuna uyar.

Sobada pişirilen güvecin tadına doyum olmaz.
Törende konuşmak istemiyormuş

* Sert ünsüzle biten sözcüklere eklenen –de ekinin ünsüzü sertleşir.

Bu saatte kimseyi bulamayız
Güneşte fazla kalınca bayılmış.

‘’Mİ’’ NİN YAZIMI

* Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılan ‘’mi’’, büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyar.

Annenin söylediklerini duydun mu ?
Gazete aldın mı ?
İlaçlarını içtin mi?

* Cümleye soru anlamı katılmadığında da Mİ , kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılmaz; cümlenin sonuna da soru işareti konulmaz.

Bebek annesini gördü mü gülüyor.
İnsan direndi mi her güçlüğü yener.

KISALTMALARIN YAZIMI

1- Kurum ve kuruluş adları, her sözcüğün ilk harfi alınarak ve büyük yazılarak kısaltılır.

Türk Dil Kurumu / TDK Devlet Su İşleri / DSİ

Bu kısaltmaların sonuna nokta koymak yanlıştır.
Kısaltmaya getirilen ek, son harfle uyumludur ve kesme işareti ile ayrılır.

Sonunda ODTÜ’yü kazandı


2- Bileşik sözcükler, ilk sözcüğün ilk üç harfiyle ikinci sözcüğün ilk harfi alınarak ve sonuna nokta konularak
kısaltılır.

Anlambilim = anlb.
Dilbilim = dilb.

3- Diğer sözcükler, ilk harfleri, ilk iki veya ilk üç harfleri alınarak ve sonuna nokta konularak kısaltılır. Özel adların kısaltması büyük harfle başlar.

Cilt = c. Sayfa = s. İstanbul = İst. Ankara = Ank.

* Makam ve san bildiren sözcüklerin kısaltmaları da büyük harfle başlar.

Dr. Ayhan DEMİR
Binb. Yücel ÖZDEN

SAYILARIN YAZIMI

Sayılar yazıyla ya da rakamla yazılır. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla yazılacağı, uygulamadaki ilkelerle belirlenmiştir.

* Bilimsel olmayan, kesinlik aranmayan yazılarda sayılar yazıyla gösterilir.

Ayni okulda iki yıl birlikte çalıştık.

* İki ya da daha çok rakamlı sayılar yazıyla gösterildiklerinde birbirinden ayrı yazılır.

Yemeğe on beş kişi katıldık.

* Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan konularda sayılar rakamlarla yazılır.

Ankara-İstanbul arası 486 Km.dir.

* Rakamlarla yazılan sayılardan sonra gelen ekler, kesme işaretiyle ayrılır.

Ankara’ya 1980’de geldi.

* Çok basamaklı büyük sayıların ana basamaktan sonraki basamakları sayıyla gösterilebilir.

Bu evler 5 Milyara satılıyor.

* Parayla ilgili işlemlerde – araya ekleme yapılmasını önlemek amacıyla – sayılar, yazıyla yazılırken bütün basamakların bitişik yazılması yaygın bir kuraldır.

Beşyüzbin – üçyüzellimilyon

TARİHLERİN YAZIMI

Yıl bildiren sayılarda yalnızca Arap rakamları kullanılır. Ayları göstermede Arap veya Romen rakamları kullanılır.
Günlerde yalnızca Arap rakamları kullanılır. Gün, ay, yıl bildiren rakamların arasında nokta kullanılır.

20. 12. 1995 / 27. VI. 1984

* Aylar yazı ile de gösterilebilir. Böyle yazılan tarihlerde gün, ay, yıl arasında nokta kullanılmaz.

27 Mart 1996

* Tarihlere gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.

Arabası 20 Nisan 1996’da teslim edilecek.


YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZIMI

* Yabancı sözcükler, Türkçede söylendikleri gibi yazılır. Ancak şu özelliklere dikkat edilir.

1- Başında iki ünsüz bulunan yabancı sözcüklerin ya da sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin yazımında ünsüzlerin arasına ünlü konulmaz. ; fren, kristal, program, staj, lüks, film, militarizm, şart, mest

* Sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin bu ünsüzleri arasında ünlü vardır.

Ritim, cisim, ilim

2- Yabancı sözcüklerin iç sesindeki ‘’g’’ ler, ‘’ğ’’ ye çevrilmez; biyografi, daktilografi, dogmatizm, diyagram, kardiyografi , magma, paragraf, program, (Proğram değil)

Bununla birlikte yerleşmiş kimi eski sözcüklerde iç sesteki g’lerin ğ’ye dönüştüğü görülür. Coğrafya, fotoğraf gibi.

* Yabancı sözcüklerin sonunda bulunan ‘’g’’ ler de , yukarıdaki örneklerde olduğu gibi korunur.

Arkeolog, biyolog, diyalog, katalog, jeolog, pedagog, Türkolog

3- Yabancı sözcüklerde, yan yana bulunan ünlüler arasına genellikle, v, y, ünsüzleri girmez; Arkeolog, ideal, realizm, jeolog, meteoroloji...

YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI

* Özel adların, kendilerine özgü yazılımlarını korumak gerekir. Ancak, bütün dünya ayni yazıyı kullanmadığı için , her ulusun dilinde geçen özel adları kendi abcmizle yazma olanağı yoktur.

1- Latin abecesi kullanan uluslarla ilgili özel adların özgün yazımları, gerekli görülen durumlarda korunur.

Shakespeare, New Orleans, Newton, Edward, Chateaubriand, Greenwich, Bordeaux, Descartes, Mary...

* Yabancı adların yazımında harfler üzerindeki işaretler, olanaklar ölçüsünde korunur. ; Moliere, Merimiee

* Ancak, bu özel adların okunuşları, metinde geçtiği ilk yerde ayraç içinde gösterilir. Shakespeare (Şekspir) gibi. Bu harflerin okunuşlarını gösteren sözcüklerin baş harfleri de büyük yazılır.

2- Latin harfleri kullanan ülkelerden dilimize, asıllarından başka türlü söylenişle girmiş olan özel adlar,bu söylenişe göre yazılır. Marsilya (aslı Marseille) Londra (aslı London)

3- Latin abecesinden başka bir abece kullanan uluslardan alınan özel adlar Türkçede söylendiği gibi yazılır. Konfüçyus, Bağdat, Rimski, Korsakof, Tolstoy, Pekin....

4- Yabancı adlardan gelip anlamca genelleşerek terim niteliği kazanmış adlar, Türkçede söylendiği gibi ve küçük harflerle yazılır. Amper, giyotin, volt, vat, kolonyo, röntgen, jilet, kanarya....

BİLEŞİK YA DA BİRKAÇ SÖZCÜKLÜ ÖZEL ADLARIN YAZIMI

1- Birkaç sözcükten oluşan adlar ve soyadları bitişik yazılır.

Adlar ; Gündoğdu -Gültekin – Hüdaverdi – İlknur – Yurdanur
Soyadlar ; Berker – Çetinkaya – Enginar – Ulucan – Karafakıoğlu

Ad ve soyadları ayrı yazılır. Adların ve soyadların yazımı nüfus cüzdanındaki biçimlerine bağlıdır.

2- İl, ilçe, bucak ve köy adlarının yazımında, devletçe belirlenmiş biçimlere uyulur. Bunlarda da uygulanan yöntem, birkaç sözcükten oluşan adların bitişik yazılması yöntemidir.

Acıpayam – Eskişehir – Gaziantep – Akdağmadeni – Kocamustafapaşa – Kadınhanı – Eskipazar

3- Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak bir tür adı ile tamamlanan özel yer adlarından tür adı ayrı olmak üzere, her iki sözcük de büyük harfle başlatılır.

Ağrı Dağı – Eğridir Gölü – Van Gölü – Gülek Geçidi – Konya Ovası – Manavgat Çayı

4- Bunlar gibi, deniz, dağ, köy, göl, su, ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve ileriden beri bitişik yazılagelmiş özel yer adları da vardır.

Akdeniz – Karadeniz – Kızılırmak – Göksu – Uludağ – Kavaklıdere – Halıdere – Pamukova – Sivrihisar

5- Bir tür adı ile oluşan tarihsel olay adlarının her sözcüğü ayrı yazılır ve her sözcük büyük harfle başlatılır.

Kurtuluş Savaşı – Lozan Antlaşması – Başkumandanlık Meydan Savaşı – Kavimler Göçü - Haçlı Seferleri

6- Bir özel adla tür adından kurulan devlet, kurum adları da ayrı yazılır ve her sözcüğü büyük harfle başlatılır.

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Barajı , Osmanlı İmparatorluğu

7- Bir özel ad ve bir tür adı ile yapılmış olan tür adlarında, tür gösteren ikinci sözcük küçük harfle yazılır.

Ankara keçisi – Van kedisi – Amasya elması – Oltu taşı – Mustafabey Armudu

8- Bir olayı, bir kişiyi yaşatmak için bir yere , kuruma verilmiş olan özel adlar , aslına uygun olarak ve büyük
Harflerle başlatılarak yazılır.

Namık Kemal Okulu – Gazi Osman Paşa Mahallesi – Şehit Adem Yavuz Sokağı – İsmet İnönü Meydanı

NOKTALAMA İŞARETLERİ
 

N O K T A


1- Bitmiş cümlelerin sonunda kullanılır ; Oyuncu uzun süre alkışlandı.

* Cümle değerindeki sözcüklerden sonra da kullanılır.

- Kitabı okudun mu ?
- Hayır.

2- Tarihlerde, gün-ay ve ay-yıl bildiren rakamların arasında kullanılır.

11.12.1996 - 06.X.1999

3- Saatlerde, saat ve dakika bildiren rakamların arasında kullanılır.

21.30’da gelecekmiş.
Film 00.25’te başlayacak.

4- ‘’-İnci’’ sıra, sayı, sıfat eki yerine rakamların sonunda kullanılır ;

Olaylar 17. Yüzyılda geçiyor.

5- Kısaltmalarda kullanılır ;

vb. (ve benzerleri / ve bunun gibi)
çev. (çeviren)

6- Bölümleri belirten harf ve rakamlardan sonra kullanılır ;

Sıfatlar ikiye ayrılır ;

1. Niteleme sıfatları
2. Belirtme sıfatları

7- Sayı basamaklarını ayırmada kullanılır ;

İlçenin nüfusu yazın 100.000’i aşıyor.

8- Rakamların arasında çarpı işareti yerine kullanılır;

15.15 = 225

V İ R G Ü L


1- Görevdeş öğelerin arasında kullanılır ; Sözlerine, ses tonuna dikkat etmelisin.

2- Ayrı sözlerin veya ara cümlelerin başında ve sonunda kullanılır. ;

Sözümüm, yemekle ilgili olanı, yanlış anlamış.
(ara cümle)
Leyla gelince, geleceğini sanmam, ona söyle.
(ara cümle)

3- Yazışmalarda hitaptan sonra kullanılır ; Sevgili kardeşim Ceyhun,

4- Yüklemden uzak kalmış özneden sonra kullanılır ; Okullar, geçenlerde duyurulan tarihten bir hafta önce açılacakmış.

5- Tırnak içine alınmamış alıntıların sonunda kullanılır ; Verdiğim sözü mutlaka tutarım